nar 21. yüzyıl türkiye sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen ümit ünal imzası taşıyan etkileyici bir dram/gerilim filmidir. metaforik anlatım dilinin filmin adından da belli olacağı üzere oldukça baskın olduğu bir senaryoya sahip filmde bir kadının kendi adaletinin peşine düşmesini belki de düşmek zorunda kalışını aynı evde bir arada olduğu dört birbirinden farklı insanla olan katmanlı hikayesi ile paralel bir kurguda izliyoruz.
uluslararası ankara film festivali 2012 - en iyi sanat yönetmeni
antalya altın portakal film festivali 2011 - en iyi film
antalya altın portakal film festivali 2011 - en iyi film
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "edür" tarafından 23.12.2021 10:20 tarihinde açılmıştır.
1.
ümit ünal'ın hayranıyım ve nar filmini de beğendim. metaforik ve sembolik bir şeyler izleyeceğimiz zaten filmin afişinden belliydi. en sevdiğim ünal filmlerinden biri olmadı bu ve bazıları gibi defalarca izleme isteği uyandırmadı bende ama doyurucu bir sinema deneyimi yaşattı diyebilirim.
devamını gör...
2.
ümit ünal'ın 2011 yapımı filmi. benim izlediğim de 4. filmi galiba. daha önce dokuz (film) hakkında bi şeyler yazmıştım. sonra ara (film)'yı izledim. şimdi baktım sofra sırları da onunmuş.
az veya tek mekan kullanmayı seviyor galiba ümit ünal. oyuncu kadrosu da çok kalabalık olmuyor. filmleri anlatılar ve geriye dönüşler üzerinden ilerliyor, sinemada bilinç akışı gibi diyesim geldi. çok karşılıyor mu üslubunu ona da emin olamadım, edebiyat da sinema da uzmanlık alanım değil.
içlerinde en sevdiğim nar oldu izlediklerimden. kızının hayatını kurtarmak adına harekete geçen cinlere karışmış bi anne var filmde. evet böyle söyleyince oldukça absürd. filmi izlerken daha absürd hissediyorsunuz zaten çünkü gerilimin tırmandığı ve düştüğü yerler olsa da aslında hiçbir şekilde korku filmi olarak niteleyemem. korku/ gerilim havasında dram ve eleştiri. hem toplumsal ve sınıfsal düzene hem de kadın olma hallerine.
tez izlene.
az veya tek mekan kullanmayı seviyor galiba ümit ünal. oyuncu kadrosu da çok kalabalık olmuyor. filmleri anlatılar ve geriye dönüşler üzerinden ilerliyor, sinemada bilinç akışı gibi diyesim geldi. çok karşılıyor mu üslubunu ona da emin olamadım, edebiyat da sinema da uzmanlık alanım değil.
içlerinde en sevdiğim nar oldu izlediklerimden. kızının hayatını kurtarmak adına harekete geçen cinlere karışmış bi anne var filmde. evet böyle söyleyince oldukça absürd. filmi izlerken daha absürd hissediyorsunuz zaten çünkü gerilimin tırmandığı ve düştüğü yerler olsa da aslında hiçbir şekilde korku filmi olarak niteleyemem. korku/ gerilim havasında dram ve eleştiri. hem toplumsal ve sınıfsal düzene hem de kadın olma hallerine.
tez izlene.
devamını gör...
3.
mannak noni mannak noni
aklımdan çıkmayacak bu anlamsız gözüken ama izleyince anlayacağınız ve içinize oturan söz öbeğiyle hafızama sümer tabletleri gibi kazınmış film. bu köylerde ve kırsalda deli kadınların sürekli tecavüze uğraması, bütün köyün buna göz yumması ve kadınların kocalarını, oğullarını değil de yine deli kadını suçlaması ülkemizde kanayan bir yara. off ama filmin çoğunluğu bunu anlatmıyor ama ben yine de içimi dökeyim dedim. bu çok küçük bir kısmı.
sofra sırları izleyip hayran olduğum bir filmdi. baktım nar da aynı yönetmene aitmiş. ümit ünal'ın şimdi tüm filmlerini izlemek farz oldu.
2011 yapımı film insanların çıkarları için neler yapabileceğini ve acılı bir annenin hak arayışını anlatıyor. toplumun sınıfsal farklılıkları, her sınıfın kendinden alttakini ezmek için hiçbir fırsatı kaçırmamasını izliyoruz. şu kadarcık hayatın var sözü de çok can acıtıyor film boyunca. doktor oyuncuya, oyuncu falcı kadına, herkes birini küçümseme derdinde. en üsttekiler de aslında karakter olarak küçümsenecek düzeyde ama onlar bunun farkında değil.
üzücü, etkileyici, az ile çoğu anlatmanın yolunu bulmuş çok iyi bir film. mutlaka izleyin.
aklımdan çıkmayacak bu anlamsız gözüken ama izleyince anlayacağınız ve içinize oturan söz öbeğiyle hafızama sümer tabletleri gibi kazınmış film. bu köylerde ve kırsalda deli kadınların sürekli tecavüze uğraması, bütün köyün buna göz yumması ve kadınların kocalarını, oğullarını değil de yine deli kadını suçlaması ülkemizde kanayan bir yara. off ama filmin çoğunluğu bunu anlatmıyor ama ben yine de içimi dökeyim dedim. bu çok küçük bir kısmı.
sofra sırları izleyip hayran olduğum bir filmdi. baktım nar da aynı yönetmene aitmiş. ümit ünal'ın şimdi tüm filmlerini izlemek farz oldu.
2011 yapımı film insanların çıkarları için neler yapabileceğini ve acılı bir annenin hak arayışını anlatıyor. toplumun sınıfsal farklılıkları, her sınıfın kendinden alttakini ezmek için hiçbir fırsatı kaçırmamasını izliyoruz. şu kadarcık hayatın var sözü de çok can acıtıyor film boyunca. doktor oyuncuya, oyuncu falcı kadına, herkes birini küçümseme derdinde. en üsttekiler de aslında karakter olarak küçümsenecek düzeyde ama onlar bunun farkında değil.
üzücü, etkileyici, az ile çoğu anlatmanın yolunu bulmuş çok iyi bir film. mutlaka izleyin.
devamını gör...
4.
bir ümit ünal filmidir.

filmin senaryosunu da yönetmen ümit ünal yazmıştır. film çeşitli film festivallerinde ödüller ve adaylıklar kazanmıştır.
filmde birçok iyi filmde başarılı performanslar sergilemiş olan serra yılmaz, irem altuğ, idil fırat ve her zaman çok beğendiğim, canlı izleme şansı da yakaladığım erdem akakçe rol almıştır.
ümit ünal tek mekanda geçen filmler konusunda hem çok takıntılı hem de çok başarılı bir yönetmendir. sanırım mekanın dikkat dağıtıcılığı olmadığı zaman karakterlerin ruh haline odaklanmak daha derin bir konsantrasyon ile sağlanabildiği için böyle bir tercihi var yönetmenin.
anlatılan hikaye üzerimizde beyaz gömlek olmasına aldırmadan içimizdeki narı dürten bir hikaye. sevgilisinin evinde güzel bir sabaha uyandığını düşünen bir kadın randevusu olduğunu söyleyerek gelen bir falcıyı eve alır. bu falcının hem özel bir yeteneği hem de içinde kanayan bir yarası vardır.
filmde bana ilginç gelen anlardan bir tanesi önce oyuncu olan karakterin falcının küçücük dünyasına hapsolduğunu söylemesi, sonra doktor olan karakterin aynı tespiti oyuncu olan için yapması idi.
insan psikolojisini, insanın kendi rahatı için yapabileceklerini, herkesin başka insanların hayatına ne kadar uzaktan baktığını nefis bir şekilde anlatan güzel bir filmdi.

filmin senaryosunu da yönetmen ümit ünal yazmıştır. film çeşitli film festivallerinde ödüller ve adaylıklar kazanmıştır.
filmde birçok iyi filmde başarılı performanslar sergilemiş olan serra yılmaz, irem altuğ, idil fırat ve her zaman çok beğendiğim, canlı izleme şansı da yakaladığım erdem akakçe rol almıştır.
ümit ünal tek mekanda geçen filmler konusunda hem çok takıntılı hem de çok başarılı bir yönetmendir. sanırım mekanın dikkat dağıtıcılığı olmadığı zaman karakterlerin ruh haline odaklanmak daha derin bir konsantrasyon ile sağlanabildiği için böyle bir tercihi var yönetmenin.
anlatılan hikaye üzerimizde beyaz gömlek olmasına aldırmadan içimizdeki narı dürten bir hikaye. sevgilisinin evinde güzel bir sabaha uyandığını düşünen bir kadın randevusu olduğunu söyleyerek gelen bir falcıyı eve alır. bu falcının hem özel bir yeteneği hem de içinde kanayan bir yarası vardır.
filmde bana ilginç gelen anlardan bir tanesi önce oyuncu olan karakterin falcının küçücük dünyasına hapsolduğunu söylemesi, sonra doktor olan karakterin aynı tespiti oyuncu olan için yapması idi.
insan psikolojisini, insanın kendi rahatı için yapabileceklerini, herkesin başka insanların hayatına ne kadar uzaktan baktığını nefis bir şekilde anlatan güzel bir filmdi.
devamını gör...
