öz kızını istismar eden adamın beraat etmesi
başlık "kafasızyazar" tarafından 13.03.2026 07:33 tarihinde açılmıştır.
1.
diyarbakır'da öz kızını yıllarca istismar eden ve jandarma tarafından istismar sırasında suçüstü yakalanan erdoğan esmer, "kızın rızası vardı" denilerek hakkında açılan davadan beraat etti. babasının cinsel istismarına maruz kalan nilay esmer ise kamuoyuna seslenerek "bana sahip çıkın" dedi.buradan
kız tehdit edilmiş, şikayetini geri çekmiş. benim anlamadığım mesela yasal olarak öz annenle babanla evlenemiyorsan, bu yasaksa, böyle bir durumda sizin rızanız yetmez diyip yasa genede suç saymıyor mu. bence öyle olmalı.
bu olay için demiyorum sadece. isteyerek olmasına ihtimal vermesek de, mesela gerçekten isteyerek böyle ilişki yaşayan olursa devlet buna da müdahale etmeli. aile bakanlığı niye var. noldu toplumsal ahlak bilmem neye. ayrıca böyle bir birliktelikten olan çocuğun sakat olma ihtimali daha yüksektir herhalde bilimsel olarak. o çocuğa devlet bakmak zorunda oluyor. bakıyorsa karışır mantığı gibi birşeylerle engel olunmalı.
bence akraba evliliği de yasaklanmalı zaten diyeceğim de memleketteki evliliklerin yarısı akraba evliliği. onu yapmaya kimsenin maçası yemez bu ülkede.
kız tehdit edilmiş, şikayetini geri çekmiş. benim anlamadığım mesela yasal olarak öz annenle babanla evlenemiyorsan, bu yasaksa, böyle bir durumda sizin rızanız yetmez diyip yasa genede suç saymıyor mu. bence öyle olmalı.
bu olay için demiyorum sadece. isteyerek olmasına ihtimal vermesek de, mesela gerçekten isteyerek böyle ilişki yaşayan olursa devlet buna da müdahale etmeli. aile bakanlığı niye var. noldu toplumsal ahlak bilmem neye. ayrıca böyle bir birliktelikten olan çocuğun sakat olma ihtimali daha yüksektir herhalde bilimsel olarak. o çocuğa devlet bakmak zorunda oluyor. bakıyorsa karışır mantığı gibi birşeylerle engel olunmalı.
bence akraba evliliği de yasaklanmalı zaten diyeceğim de memleketteki evliliklerin yarısı akraba evliliği. onu yapmaya kimsenin maçası yemez bu ülkede.
devamını gör...
2.
adalet sistemimiz yine şaşırtmıyor.
o yüzden bu tip durumlarda 2 çözüm var. hiç hümanist olamam. çünkü bu akılalmaz bir sapkınlık ve pedofili!
1- çin işkenceleri gibi ağır işkencelerle uzun ve acı vererek bir ölüm sekansı.
2- direkt kimyasal ve fiziksel hadım edilip, kesilen organın kendisine kargolanarak verilmesi ve topluma bunun açık açık duyurulması.
çünkü bu tip durumlar kadınlarda ve kız çocuklarımızda psikolojik travmalara yol açıyor. o yüzden, bu sapıklara da psikolojik şiddet misliyle net şekilde iade edilmesi ve topluma, bu zihniyette olanlara "caydırıcılık" imajı dibine kadar verilmesi.
çünkü insan, caydırıcılık olmazsa cesaretlenir ve bazı sapkın zihniyetler içindeki sapkınlığı hoyratça ortaya işte böyle çıkarır.
keşke ülkeyi ben yönetseydim hiçbir çocuğun başına bunlar gelmezdi.
o yüzden bu tip durumlarda 2 çözüm var. hiç hümanist olamam. çünkü bu akılalmaz bir sapkınlık ve pedofili!
1- çin işkenceleri gibi ağır işkencelerle uzun ve acı vererek bir ölüm sekansı.
2- direkt kimyasal ve fiziksel hadım edilip, kesilen organın kendisine kargolanarak verilmesi ve topluma bunun açık açık duyurulması.
çünkü bu tip durumlar kadınlarda ve kız çocuklarımızda psikolojik travmalara yol açıyor. o yüzden, bu sapıklara da psikolojik şiddet misliyle net şekilde iade edilmesi ve topluma, bu zihniyette olanlara "caydırıcılık" imajı dibine kadar verilmesi.
çünkü insan, caydırıcılık olmazsa cesaretlenir ve bazı sapkın zihniyetler içindeki sapkınlığı hoyratça ortaya işte böyle çıkarır.
keşke ülkeyi ben yönetseydim hiçbir çocuğun başına bunlar gelmezdi.
devamını gör...
3.
bu olayda rıza arayan ve daha da vahimi “rızayı bulan” birileri ve bir sistem var neticede.. doğru mu?
işte bu ülkenin sorunu tam olarak bu..
makas atarken beş kişiyi öldüren o.ç.nin, okul hayatı etkilenmesin diye tutuksuz yargılanmasının nedeni de aynı. koca ormanı söndürmeye çalışırken iki işçi öldükten sonra birilerine “hanım kardeşimiz çay yaparken olaya sebebiyet vermiş” açıklamasının nedeni de, birilerinin 50 metre genişliğindeki nehirleri simsiyah akıtacak kadar zehir boşaltabilmesinin de..
işin özü: bir suç toplumda derin bir mağduriyet, güvensizlik, infial veya üzüntüye sebep oluyorsa sanık lehine olan hükümlerin işletilmesi askıya alınabilmeli.
trafikte 5 kişiyi öldürmen aileleriyle birlikte 20-25 kişiyi kedere ve mağduriyete mi sürüklüyor, ceza hukuku “bilmem ne yaparım senin gibi suçlunun insan haklarını” diyebilmeli..
işte bu ülkenin sorunu tam olarak bu..
makas atarken beş kişiyi öldüren o.ç.nin, okul hayatı etkilenmesin diye tutuksuz yargılanmasının nedeni de aynı. koca ormanı söndürmeye çalışırken iki işçi öldükten sonra birilerine “hanım kardeşimiz çay yaparken olaya sebebiyet vermiş” açıklamasının nedeni de, birilerinin 50 metre genişliğindeki nehirleri simsiyah akıtacak kadar zehir boşaltabilmesinin de..
işin özü: bir suç toplumda derin bir mağduriyet, güvensizlik, infial veya üzüntüye sebep oluyorsa sanık lehine olan hükümlerin işletilmesi askıya alınabilmeli.
trafikte 5 kişiyi öldürmen aileleriyle birlikte 20-25 kişiyi kedere ve mağduriyete mi sürüklüyor, ceza hukuku “bilmem ne yaparım senin gibi suçlunun insan haklarını” diyebilmeli..
devamını gör...
4.
işte en ufak şeyden etkilenen türk aile yapısı. aile yılı falan filan. arabada basıyor jandarma, kız beni kurtarın diyor ve hakim amca diyor ki rızan varmış sen de kuyruk sallamasaydın. baba lan bu baba. siz ne yaşıyorsunuz? kıza resmen kendi rızanla yapmışsın diyerek sepetlemişler. adamın elinde silahlı poz var korkudan geri çekmiş şikayeti belli ki. hiç mi bakmadınız zorlama var mı yok mu diye? başınıza gelsin.
devamını gör...
5.
eğer ensest ilişkiye girenler reşitse ve rızaları varsa sadece hayasızca davranma suçundan yargılanırlar.
peki hayasızca davranmanın cezası nedir?
1 yıla kadar hapis istemi.
yani ceza meza yok.
tck’ya göre böyle.
öz yeğeniyle ensestten yargılanan murat başoğlu isimli ünlüyü hatırlayın, araştırın
peki hayasızca davranmanın cezası nedir?
1 yıla kadar hapis istemi.
yani ceza meza yok.
tck’ya göre böyle.
öz yeğeniyle ensestten yargılanan murat başoğlu isimli ünlüyü hatırlayın, araştırın
devamını gör...
6.
kıza mı üzüleyim adalat sistemine mi anlamadım. yakında herkes kendi adaletini sağlayacak bu gidişle.
devamını gör...
7.
ben razıyım bir taş düşsün hepimiz ölek, çok da bi yaşanacağı kalmadı bu şekil!
devamını gör...
8.
bu haberi okuduktan sonra perişan bir şekilde ekrana bakakaldım, insanın vicdanını yaralayan ve gerçekten hukuka güveni yok edebilecek bir karar. haberlere baktıktan sonra birkaç bilgi edindim olayı detaylıca anlayabilmek ve "nasıl böyle bir karar verildi?" bunu görmek adına çünkü bu kararların ve mağduriyetlerin nasıl önüne geçilebileceğini görebilmemiz için ilk önce hukuken böyle bir karar verilmesine nasıl imkan tanındığını, bunun neden tartışma yaratan bir durum olduğunu ve neyden kaynaklandığını anlatacağım. bu nedenle de haliyle yazım biraz uzun olacak.
öncelikle okuduğum kadarıyla olay arabada zabıta tarafından "suçüstü yakalama" şeklinde gerçekleşiyor ve cinsel istismar olarak süreç başlatılmış. bu durumda haberlerde çok bir detay göremediğim için en olası durumu size söyleyeceğim, buradaki çocuğun 15 yaşından büyük olması ve cinsel ilişki durumunun yaşanmamış olması. yani öncelikle çocuğun 15 yaşından küçük olduğu veya cinsel ilişkinin gerçekleştirilmesi haline "çocuğun rızası" doğrudan veya dolaylı olarak beraate neden olamaz çünkü bu iki halde de hukuken rıza geçerli değildir.
şimdi olaya gelecek olursak, cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi durumunda "tck 104 reşit olmayanla cinsel ilişki" hükmüne gidilemiyor bu nedenle "tck 103 çocukların cinsel istismarı" konusuna gelelim.
tck 103
çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.
cinsel istismar deyiminden;
a. on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b. diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.
bu maddeye göre 15 yaşını geçmiş ve algılama yeteneği gelişmiş olan çocuklar bakımından "cinsel istismar" suçunun gerçekleşebilmesi için mecburen "cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden" aranması gerekiyor ve işler burada aslında olay çığırından çıkıyor. burada mağdurun irade beyanı önem kazanıyor işte. ama çok önemli bir mesele var sorgulanması gereken "mağdurun iradesi gerçekten özgür mü?"
somut olayda fail, mağdurun babası. tck madde 103/3 c bendi cinsel istismar suçunun nitelikli halini düzenler ve suçun üstsoy tarafından işlenmesi halinde cezanın artırılacağını belirtir. ancak hukuken bir suçun temel şekli oluşmadan nitelikli halinin oluşması mümkün değildir. bu durumda yine dönüp dolaşıp cinsel istismarın "cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden" ile gerçekleşmesini aramak zorunda kalıyoruz ve irade önem kazanıyor dediğim gibi. ancak çok önemli bir nokta var burada, üstsoy–çocuk ilişkisi yalnızca cezanın artırılması bakımından değil, aynı zamanda mağdurun iradesinin değerlendirilmesi bakımından da gözetilmesi gereken bir durum çünkü ebeveyn–çocuk ilişkisinde otorite, tehdit, psikolojik baskı, bağımlılık ilişkisi olması çok olası. bu nedenle böyle durumlarda, ileri sürülmüş olsa dahi çocuğun üstün yararının korunabilmesi için rızanın gerçek anlamda özgür olup olmadığı ciddi biçimde tartışmalı. özellikle de mağdur ilk aşamada rızasının bulunmadığını belirtip daha sonra ise rızasının bulunduğunu ifade ediyorsa. aile içi cinsel suçlarda mağdurun sonradan ifade değiştirmesi sıklıkla görülebildiğinden uygulamada mağdurun sonradan verdiği rıza beyanının tek başına belirleyici kabul edilmemesi gerektiği yönünde birçok değerlendirme var.
bu olaylar bakımından pratikte genelde gerçekleşen durum şu; mağdur "iradesinin olduğu" yönünde beyanda bulunduktan sonra mahkeme de cebir veya iradeyi etkileyen başka bir nedenin kesin deliller ile şüpheye yer olmayacak biçimde kanıtlanamadığı kanaatine varıp beraat kararı veriyor ve bu durumu da ceza hukukunun temel ilkesi olan şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesine dayandırıyor. ancak delil gerçekten yetersiz miydi, yoksa olayın aydınlatılması için gerekli araştırmalar yapılmadı mı? örneğin suçüstü durumu olduğu için jandarma gördüğünde tam olarak nasıl bir durum vardı, tanık beyanları yeterince incelendi mi, çocuk başta rızam yok demiş ancak sonradan rızasının olduğunu söylemişse tehdit edilmiş olabileceği konusunda bir araştırma yapıldı mı gibi daha birçok şeyin değerlendirilmesi gerekir.
sonuç olarak, 15 yaşını geçenler açısından burada hukuken normatif bir boşluk var mı? evet kesinlikle var ve genel olarak cinsel suçlar bakımından ciddi düzenlemeler yapılması da şart. ama bu durumda mahkemenin direkt olarak "şüpheden sanık yararlanır" diyerek beraat vermesi de çocuğun üstün yararını ve devletin koruma yükümlülüklerini ihlal etmesi anlamına geliyor. ayrıca şuna da değinmekte fayda var, ensestlik türkiye'de bu kadar yaygın görülüyorken ancak "belirli suçlar içine sıkıştırılarak" cezalandırılması da çok büyük bir sorun. ancak tüm bunlar yaşanırken çocukları ve kadınları koruyamayanlar, aile yılı ilan etmekle meşgul.
öncelikle okuduğum kadarıyla olay arabada zabıta tarafından "suçüstü yakalama" şeklinde gerçekleşiyor ve cinsel istismar olarak süreç başlatılmış. bu durumda haberlerde çok bir detay göremediğim için en olası durumu size söyleyeceğim, buradaki çocuğun 15 yaşından büyük olması ve cinsel ilişki durumunun yaşanmamış olması. yani öncelikle çocuğun 15 yaşından küçük olduğu veya cinsel ilişkinin gerçekleştirilmesi haline "çocuğun rızası" doğrudan veya dolaylı olarak beraate neden olamaz çünkü bu iki halde de hukuken rıza geçerli değildir.
şimdi olaya gelecek olursak, cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi durumunda "tck 104 reşit olmayanla cinsel ilişki" hükmüne gidilemiyor bu nedenle "tck 103 çocukların cinsel istismarı" konusuna gelelim.
tck 103
çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.
cinsel istismar deyiminden;
a. on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b. diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.
bu maddeye göre 15 yaşını geçmiş ve algılama yeteneği gelişmiş olan çocuklar bakımından "cinsel istismar" suçunun gerçekleşebilmesi için mecburen "cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden" aranması gerekiyor ve işler burada aslında olay çığırından çıkıyor. burada mağdurun irade beyanı önem kazanıyor işte. ama çok önemli bir mesele var sorgulanması gereken "mağdurun iradesi gerçekten özgür mü?"
somut olayda fail, mağdurun babası. tck madde 103/3 c bendi cinsel istismar suçunun nitelikli halini düzenler ve suçun üstsoy tarafından işlenmesi halinde cezanın artırılacağını belirtir. ancak hukuken bir suçun temel şekli oluşmadan nitelikli halinin oluşması mümkün değildir. bu durumda yine dönüp dolaşıp cinsel istismarın "cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden" ile gerçekleşmesini aramak zorunda kalıyoruz ve irade önem kazanıyor dediğim gibi. ancak çok önemli bir nokta var burada, üstsoy–çocuk ilişkisi yalnızca cezanın artırılması bakımından değil, aynı zamanda mağdurun iradesinin değerlendirilmesi bakımından da gözetilmesi gereken bir durum çünkü ebeveyn–çocuk ilişkisinde otorite, tehdit, psikolojik baskı, bağımlılık ilişkisi olması çok olası. bu nedenle böyle durumlarda, ileri sürülmüş olsa dahi çocuğun üstün yararının korunabilmesi için rızanın gerçek anlamda özgür olup olmadığı ciddi biçimde tartışmalı. özellikle de mağdur ilk aşamada rızasının bulunmadığını belirtip daha sonra ise rızasının bulunduğunu ifade ediyorsa. aile içi cinsel suçlarda mağdurun sonradan ifade değiştirmesi sıklıkla görülebildiğinden uygulamada mağdurun sonradan verdiği rıza beyanının tek başına belirleyici kabul edilmemesi gerektiği yönünde birçok değerlendirme var.
bu olaylar bakımından pratikte genelde gerçekleşen durum şu; mağdur "iradesinin olduğu" yönünde beyanda bulunduktan sonra mahkeme de cebir veya iradeyi etkileyen başka bir nedenin kesin deliller ile şüpheye yer olmayacak biçimde kanıtlanamadığı kanaatine varıp beraat kararı veriyor ve bu durumu da ceza hukukunun temel ilkesi olan şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesine dayandırıyor. ancak delil gerçekten yetersiz miydi, yoksa olayın aydınlatılması için gerekli araştırmalar yapılmadı mı? örneğin suçüstü durumu olduğu için jandarma gördüğünde tam olarak nasıl bir durum vardı, tanık beyanları yeterince incelendi mi, çocuk başta rızam yok demiş ancak sonradan rızasının olduğunu söylemişse tehdit edilmiş olabileceği konusunda bir araştırma yapıldı mı gibi daha birçok şeyin değerlendirilmesi gerekir.
sonuç olarak, 15 yaşını geçenler açısından burada hukuken normatif bir boşluk var mı? evet kesinlikle var ve genel olarak cinsel suçlar bakımından ciddi düzenlemeler yapılması da şart. ama bu durumda mahkemenin direkt olarak "şüpheden sanık yararlanır" diyerek beraat vermesi de çocuğun üstün yararını ve devletin koruma yükümlülüklerini ihlal etmesi anlamına geliyor. ayrıca şuna da değinmekte fayda var, ensestlik türkiye'de bu kadar yaygın görülüyorken ancak "belirli suçlar içine sıkıştırılarak" cezalandırılması da çok büyük bir sorun. ancak tüm bunlar yaşanırken çocukları ve kadınları koruyamayanlar, aile yılı ilan etmekle meşgul.
devamını gör...
9.
kanunlardan bir fayda yok işimiz milletin vicdanına kaldı.
devamını gör...
10.
pirinç boğanın içine konulup yakılarak öldürülmesi gerekilen birinin yaptığıdır.
devamını gör...