#ödüllü filmler
ünlü meksikalı yönetmen ve ispanyolca sinemanın olduğu kadar fantastik dünya sinemasının en önde gelen isimlerinden biri olarak anılan guillermo del toro imzası taşıyan ve orijinal adı el laberinto del fauno olan yapım 2006 yapımı. bu çarpıcı anlatı ofelia adında bir küçük kızın evinin arka bahçesinde zorba babasından ve baskıcı yönetimden kaçmak için "sığınmasını" konu alıyor. gizemli labirentte pan ile tanışan ofelia'nın gözünden hem hayal dünyasını hem de tüm gerçekliği ile savaşın vahşetini izliyoruz.
yönetmen: guillermo del toro
oyuncular:
ıvana baquero
ariadna gil
sergi lópez
maribel verdú
doug jones
álex angulo
oyuncular:
ıvana baquero
ariadna gil
sergi lópez
maribel verdú
doug jones
álex angulo
akademi ödülleri 2007 - en iyi sinematografi, en iyi sanat yönetimi, en iyi makyaj
bafta 2007 - en iyi yabancı dilde film, en iyi kostüm tasarımı, en iyi saç & makyaj
las vegas film eleştirmenleri ödülleri 2006 - en iyi yabancı dilde film
san francisco film eleştirmenleri ödülleri 2006 - en iyi yabancı dilde film
siyad 2007 - en iyi yabancı dilde film
bafta 2007 - en iyi yabancı dilde film, en iyi kostüm tasarımı, en iyi saç & makyaj
las vegas film eleştirmenleri ödülleri 2006 - en iyi yabancı dilde film
san francisco film eleştirmenleri ödülleri 2006 - en iyi yabancı dilde film
siyad 2007 - en iyi yabancı dilde film
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "ateist kaplumbağa" tarafından 14.01.2021 16:03 tarihinde açılmıştır.
1.
2006 yapımı guillermo del toro filmi. ispanyol sinemasının zirve noktasıdır..
10 yaşındaki bir çocuğun yaşadığı veya kafasında kurguladığı fantastik dünyayı, ispanya iç savaşını arka plana olarak anlatan film, en iyi yabancı film dahil 3 dalda oscar almıştır.
10 yaşındaki bir çocuğun yaşadığı veya kafasında kurguladığı fantastik dünyayı, ispanya iç savaşını arka plana olarak anlatan film, en iyi yabancı film dahil 3 dalda oscar almıştır.
devamını gör...
2.
pan’ın labirenti, fantastik bir dünyaya kaçan küçük bir kızın hikayesini anlatıyor. ofelia, sadist eğilimleri olan babasının etrafındakilere yaptığı tüm eziyetleri bizzat gözlemlemektedir. bu küçük kız çocuğunun gerçeklikten kaçabileceği tek yer kendi hayal gücüdür. ofelia, gerçeklikte bulamadığı huzuru, hayallerinde aramaya başlayacaktır.
film, alegorik anlatımın zirvesidir.
pan’ın labirenti, cannes film festivalindeki gösteriminin ardından 22 dakika aralıksız ayakta alkışlanmış.
film, alegorik anlatımın zirvesidir.
pan’ın labirenti, cannes film festivalindeki gösteriminin ardından 22 dakika aralıksız ayakta alkışlanmış.
devamını gör...
3.
guillermo del toro'nun 2006 yılında gösterime giren, ''büyülü gerçeklik'' tarzının başyapıtlarından birisi olan filminin türkçe adı.
orjinal adı ise''el laberinto del fauno''...
film ispanya iç savaşının henüz yeni bittiği ve franco rejiminin ispanyol halkının tepesine kabus gibi çöktüğü bir dönemi, küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatıyor. bunu öyle bir şekilde yapıyor ki, bir yandan ''ay carmelo''nun tüm melodisi kulaklarınızın içerisinde dans ederken, öte yandan ''küçük prens''in gözünden yıldızlara bakıp, yine onun gözünden yıldızların çiçek açtığını görüyorsunuz.
fantastik bir dünyayı baz alarak, gerçek bir dünyanın politik taşlaması nasıl yapılır sorusunun beyaz perdedeki yanıtı tartışmasız ''pan'ın labirenti''dir.
filmi izlemeyenler de olduğunu düşünerek, mümkün mertebe ipucu vermekten uzak durmak iyi olacak. o yüzden karakterleri ve karakterlerin kimi/neyi temsil ettiği kısmına hiç girmeyeceğim.
zira herkes, kendi dünya penceresinden bakıp, gerekli eşleştirmeleri yapacaktır diye düşünüyorum.
onun yerine filmle ilgili bir kaç anekdot aktarmak daha isabetli olacaktır sanırım.
filmin ismiyle başlayalım. yönetmen'in de altını çizdiği üzere filmin adının, ingilizce ''pan’s labyrinth'' olarak çevrilmesi aslında bir çeviri hatası.
filmin orjinal isminde geçen ''fauno'' esasen roma mitolojisindeki ''faun''. pan ile benzerlikleri olsa da, onu yunan mitolojisinde karşılayan karakter ''satir''ler. filmi izlerken bu nokta göz önünde bulundurulmalı zira filmi ilk izleyişimde ben de aynı yanılgıya düşmüştüm ve bu durumu filmdeki bir açık olarak değerlendirmiştim. tabi baltayı taşa vurduğumuzu sonrasında öğrenmiş olduk. ***
filmin müziklerini javier navarrete yapmış ki, filmden sonra dinlediğinizde bile sizi farklı diyarlara götürüyor.
''pan'ın labirenti''ni izlediyseniz, ''şeytan'ın belkemiği''ni de izlemenizde fayda olacaktır. her iki filmi izlememiş olanlar içinse mantıklı olan önce ''şeytan'ın belkemiği''ni izlemek olacaktır. böylece hem ''pan'ın labirenti'' hakkında bir sürü teori üretebilme fırsatı elinize geçecek, hem de dost meclislerinde tartışacak güzel bir mevzunuz olacaktır.
şu güzel görseli de ekler kaçarım... herkese iyi seyirler **
orjinal adı ise''el laberinto del fauno''...
film ispanya iç savaşının henüz yeni bittiği ve franco rejiminin ispanyol halkının tepesine kabus gibi çöktüğü bir dönemi, küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatıyor. bunu öyle bir şekilde yapıyor ki, bir yandan ''ay carmelo''nun tüm melodisi kulaklarınızın içerisinde dans ederken, öte yandan ''küçük prens''in gözünden yıldızlara bakıp, yine onun gözünden yıldızların çiçek açtığını görüyorsunuz.
fantastik bir dünyayı baz alarak, gerçek bir dünyanın politik taşlaması nasıl yapılır sorusunun beyaz perdedeki yanıtı tartışmasız ''pan'ın labirenti''dir.
filmi izlemeyenler de olduğunu düşünerek, mümkün mertebe ipucu vermekten uzak durmak iyi olacak. o yüzden karakterleri ve karakterlerin kimi/neyi temsil ettiği kısmına hiç girmeyeceğim.
zira herkes, kendi dünya penceresinden bakıp, gerekli eşleştirmeleri yapacaktır diye düşünüyorum.
onun yerine filmle ilgili bir kaç anekdot aktarmak daha isabetli olacaktır sanırım.
filmin ismiyle başlayalım. yönetmen'in de altını çizdiği üzere filmin adının, ingilizce ''pan’s labyrinth'' olarak çevrilmesi aslında bir çeviri hatası.
filmin orjinal isminde geçen ''fauno'' esasen roma mitolojisindeki ''faun''. pan ile benzerlikleri olsa da, onu yunan mitolojisinde karşılayan karakter ''satir''ler. filmi izlerken bu nokta göz önünde bulundurulmalı zira filmi ilk izleyişimde ben de aynı yanılgıya düşmüştüm ve bu durumu filmdeki bir açık olarak değerlendirmiştim. tabi baltayı taşa vurduğumuzu sonrasında öğrenmiş olduk. ***
filmin müziklerini javier navarrete yapmış ki, filmden sonra dinlediğinizde bile sizi farklı diyarlara götürüyor.
''pan'ın labirenti''ni izlediyseniz, ''şeytan'ın belkemiği''ni de izlemenizde fayda olacaktır. her iki filmi izlememiş olanlar içinse mantıklı olan önce ''şeytan'ın belkemiği''ni izlemek olacaktır. böylece hem ''pan'ın labirenti'' hakkında bir sürü teori üretebilme fırsatı elinize geçecek, hem de dost meclislerinde tartışacak güzel bir mevzunuz olacaktır.
şu güzel görseli de ekler kaçarım... herkese iyi seyirler **
devamını gör...
4.
film fantastik öğeleri ön planda olan bir film gibi gözükse de aslında fantastik dünya filmin arka planını oluşturmakta. filmin ana teması fantastik öğeler üzerinden ilerleyen bir savaş filmi olmasıdır.
filmde kullanılan renkler, mekanlar orman dünyasına göndermeler içerir. filmin açılış sahnesinde ofelia'nın montundaki yeşil ve kahverengi renkler, pan'ın yer altı dünyasının gece mavisi ve yeşilin tüm tonları bunlara örnek olarak verilebilir. hayatımızın bir parçası olan yaşam ve ölüm arasındaki seçim de filmde irdelenmiştir. filmin başında kaptan'ın ofelia'nın kolunu sıkarak zedelemesi sonucunda ofelia'nın yaşamın değerini anlamasını örnek olarak verebiliriz.
filmde kullanılan renkler, mekanlar orman dünyasına göndermeler içerir. filmin açılış sahnesinde ofelia'nın montundaki yeşil ve kahverengi renkler, pan'ın yer altı dünyasının gece mavisi ve yeşilin tüm tonları bunlara örnek olarak verilebilir. hayatımızın bir parçası olan yaşam ve ölüm arasındaki seçim de filmde irdelenmiştir. filmin başında kaptan'ın ofelia'nın kolunu sıkarak zedelemesi sonucunda ofelia'nın yaşamın değerini anlamasını örnek olarak verebiliriz.
devamını gör...
5.
ilk defa askerdeyken izlemiştim. askeri gazinoda arabesk, dansözlü klipler, bol ağlamalı şarkılar falan dinlenir. yine böyle bir gün, bir müzik kanalında, alt bantta "aktif olanlar arasın 054..... , pasifler arasın 0538.... " tarzı yazılar akan kanaldan müthiş bir biçimde midem bulanarak kumandayı kaptım. gazinoda hepi topu 10 askerdik. "ağabey aç yaağğğ, müzük dinliyücük" bağırışlarına aldırış etmeden digitürk'ün yabancı sinema kanalına girdim. aaa bir baktım bu film oynuyor. daha önce adını duymuştum. herkes izleyecek lan! diye bağırdım. tabi filmin başında tinkerbell falan çıkınca bizim homo erectus'larda tekrar bir homurdanmalar oldu. emrim kesindi. film izlenecekti.
uzun lafın kısası film izlendi. gazinoda ışıklar açıldığında 10 neandarthal'den* 6'sının gözlerindeki tomurcuk yaşlar dikkatlerden kaçmadı. ağlamış çocuklar. arkadan bir ses duyuldu: "abey sen nittiñ? cigerimizi s..tin vallaha"
uzun lafın kısası film izlendi. gazinoda ışıklar açıldığında 10 neandarthal'den* 6'sının gözlerindeki tomurcuk yaşlar dikkatlerden kaçmadı. ağlamış çocuklar. arkadan bir ses duyuldu: "abey sen nittiñ? cigerimizi s..tin vallaha"
devamını gör...
6.
ilk defa ne zaman izlediğimi bile hatırlamadığım, çocukken izleyip çok etkilendiğim bir filmdir. ara sıra durup eskileri yad etmek için izler her seferinde ağlarım
devamını gör...
7.
bana ablam anlatmıştı çok fazla metafor varmış aslında. mesela o ağaç sahnesinde o ağaç bir rahimmiş. sonunu hep gerçekten var mı yoksa sadece kız mı hayal etti diye ara ara düşünürüm.
devamını gör...
8.
ispanya iç savaşı döneminde büyüyen bir çocuğun hayal dünyasını anlatan film. savaşın bir çocuğun hayal dünyasını ne hale getirebileceğini çok net gözler önüne serer yönetmenimiz del toro. ayrıca kötü yüzbaşıyı oynayan sergi lópez’in muhteşem oyunculuğunu görebilirsiniz.
devamını gör...
9.
uuth nickli yazarımızın ukdesidir. dolduralım hemen:
filmin senaryosu ve yönetmenliğini, guillermo del toro üstlendi ve bu film onun tartışmasız en iyi filmidir benim gözümde.
2006 yılında sinema severlerle buluşan film ispanya sinemasını çok üst seviyelere çıkarmıştır.
5 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi bu film. filmin içine daha çok girmek istiyorsanız, izlemeden önce ispanya iç savaşıyla alakalı birkaç araştırma yapmanızı ve konuyla alakalı kitaplar okumanızı öneririm.
filmin o enfes müzikleri, javier navarrete imzası taşıyor. onlar nasıl müzikler öyle.
filmi izlerken hangisi gerçekti hangisi masal gibi ikilemlere düşebilirsiniz.
filmin görüntü yönetmeninden tutun da makyaj ekibine kadar hepsi harika işler çıkarmışlar ki sayısız ödüle layık görüldü bu film:
- en iyi yapım tasarımı oscar'ı:
2007 eugenio caballero, pilar revuelta
- goya en iyi çıkış yapan kadın oyuncu ödülü
- 2007 ıvana baquero
- bafta en iyi yabancı dilde film ödülü 2007 guillermo del toro, alfonso cuarón...
- en iyi görüntü yönetimi oscar'ı
2007 guillermo navarro
- goya en iyi görüntü yönetimi ödülü 2007 guillermo navarro
- goya en iyi özel efekt ödülü 2007 edward ırastorza, reyes abades, david ...
- en iyi makyaj ve saç tasarımı oscar'ı 2007 montse ribé, david martí
- goya en iyi özgün senaryo ödülü 2007 guillermo del toro. ve daha niceleri.
fantastik kurgu sevenler kaçırmasın diyorum, sevmeyenler de kaçırmasın. izleyin, izlettirin efendim.
filmin senaryosu ve yönetmenliğini, guillermo del toro üstlendi ve bu film onun tartışmasız en iyi filmidir benim gözümde.
2006 yılında sinema severlerle buluşan film ispanya sinemasını çok üst seviyelere çıkarmıştır.
5 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi bu film. filmin içine daha çok girmek istiyorsanız, izlemeden önce ispanya iç savaşıyla alakalı birkaç araştırma yapmanızı ve konuyla alakalı kitaplar okumanızı öneririm.
filmin o enfes müzikleri, javier navarrete imzası taşıyor. onlar nasıl müzikler öyle.
filmi izlerken hangisi gerçekti hangisi masal gibi ikilemlere düşebilirsiniz.
filmin görüntü yönetmeninden tutun da makyaj ekibine kadar hepsi harika işler çıkarmışlar ki sayısız ödüle layık görüldü bu film:
- en iyi yapım tasarımı oscar'ı:
2007 eugenio caballero, pilar revuelta
- goya en iyi çıkış yapan kadın oyuncu ödülü
- 2007 ıvana baquero
- bafta en iyi yabancı dilde film ödülü 2007 guillermo del toro, alfonso cuarón...
- en iyi görüntü yönetimi oscar'ı
2007 guillermo navarro
- goya en iyi görüntü yönetimi ödülü 2007 guillermo navarro
- goya en iyi özel efekt ödülü 2007 edward ırastorza, reyes abades, david ...
- en iyi makyaj ve saç tasarımı oscar'ı 2007 montse ribé, david martí
- goya en iyi özgün senaryo ödülü 2007 guillermo del toro. ve daha niceleri.
fantastik kurgu sevenler kaçırmasın diyorum, sevmeyenler de kaçırmasın. izleyin, izlettirin efendim.
devamını gör...
10.
orjinal ismi el laberinto del fauno olan 2006 yapımı filmdir. guillermo del toro yönetmenliğini yapmış ve oyunculuklarını ise ıvana baquero, sergi lópez, doug jone üstlenmiş efem...
spoi takıntısı olanlar, bana bir iyilik yapıp bundan sonrasını okumasın lütfen.
sihirbazlar, canavarlar büyücülerle kaplı filmleri pek sevmediğimden izlemeyi az önceye kadar ertelediğim film. hary potter, yüzüklerin efendisi gibi beni hiç sarmayan bir film beklerken; ispanya iç savaşının anlatıldığı oldukça sert bir filmle karşılaştım.
şoku atlatmam zaman alacak...
tüm avrupa'yı etkisi alan faşizm ispanya'yı da sarsmış, 1936-1939 yılları arasında iç savaş sonucunda askeri güçler ve anti-komünistlerden oluşan muhafazakarlar bu iç savaşı kazanmıştır. iç savaştan yeni çıkmış, harabeye dönmüş, viran olmuş yoksul bir ispanya karşımızda...
(bkz: franco rejimi)
iç savaşı yeni kazanmış iktidar, kendisini tehdit eden komünüstleri yok etmek için, dağda saklanan gerillalara karşı, dağ karakolları kuruyor. işte bu dağ karakollarından birinde yüzbaşı vidal var. film 1944 yılında geçiyor. anti komunistleri yok etmeye kendini adamış bir yüzbaşı olan vidal'in yanına, yüzbaşının gebe yeni karısı ve üvey kızı ofelia'nın gitmesiyle başlıyor.
yüzbaşı vidal, çevresindeki ufak insanlık kırıntılarının tamamen zıtttıdır. yeni gebe eşi carmen'i sevmez, carmene karşı oldukça soğuk ve aşağılayıcıdır. sadece şanını yürütebilecek erkek çocuk için ona tahammül ettiği, çok açık ifade edilir. ofelia'nın ise varlığının hiç bir önemi yoktur.
ofelia 10 yaşında bir çocuk, bu dağ karakollarının korkunç dünyasından ve insanın birbirine yaşattığı zulümden kaçmak için; tek sığınağına hayal gücündeki labirente gidiyor. kendisine paralel bir evren yaratıyor.
ofelia'ya ürettiği umut ve düşlerindeki kaçışa ulaşabilmek için üç görev yerine getirmesi isteniyor. bu üç görev başlı başına bir mesaj ve eleştiri aslında ... ''herkese yetecek büyük bir zengin sofra varken neden kendi çocuklarımızı öldürüyoruz ağalar??'' gibi...
dağ karakollarında çalışan hizmetli mercedes' in ofellia'nın büyümüş hali olduğunu düşünüyorum. artık hayal gücünden arınmış,peri masallarına inanmayan bir kadın mercedes. direnişçilere cesurca destek veren, gerektiğinde pozisyon alan bir kadın. iyiliğinden ödün vermiyor.
filmin sonunda vaat edilen ''kaçış'' için masum kanı dökmesi istenen ofelia'nın, kendi kanını dökmesi gibi; mercedes'te kendi kanını dökmekten çekinmeyecektir.
gerçekten harika bir film. mutlaka izleyin.
bu güzel filmde mercedes'in ofellia'ya söylediği ninni ile noktalayalım.
spoi takıntısı olanlar, bana bir iyilik yapıp bundan sonrasını okumasın lütfen.
sihirbazlar, canavarlar büyücülerle kaplı filmleri pek sevmediğimden izlemeyi az önceye kadar ertelediğim film. hary potter, yüzüklerin efendisi gibi beni hiç sarmayan bir film beklerken; ispanya iç savaşının anlatıldığı oldukça sert bir filmle karşılaştım.
şoku atlatmam zaman alacak...
tüm avrupa'yı etkisi alan faşizm ispanya'yı da sarsmış, 1936-1939 yılları arasında iç savaş sonucunda askeri güçler ve anti-komünistlerden oluşan muhafazakarlar bu iç savaşı kazanmıştır. iç savaştan yeni çıkmış, harabeye dönmüş, viran olmuş yoksul bir ispanya karşımızda...
(bkz: franco rejimi)
iç savaşı yeni kazanmış iktidar, kendisini tehdit eden komünüstleri yok etmek için, dağda saklanan gerillalara karşı, dağ karakolları kuruyor. işte bu dağ karakollarından birinde yüzbaşı vidal var. film 1944 yılında geçiyor. anti komunistleri yok etmeye kendini adamış bir yüzbaşı olan vidal'in yanına, yüzbaşının gebe yeni karısı ve üvey kızı ofelia'nın gitmesiyle başlıyor.
yüzbaşı vidal, çevresindeki ufak insanlık kırıntılarının tamamen zıtttıdır. yeni gebe eşi carmen'i sevmez, carmene karşı oldukça soğuk ve aşağılayıcıdır. sadece şanını yürütebilecek erkek çocuk için ona tahammül ettiği, çok açık ifade edilir. ofelia'nın ise varlığının hiç bir önemi yoktur.
ofelia 10 yaşında bir çocuk, bu dağ karakollarının korkunç dünyasından ve insanın birbirine yaşattığı zulümden kaçmak için; tek sığınağına hayal gücündeki labirente gidiyor. kendisine paralel bir evren yaratıyor.
ofelia'ya ürettiği umut ve düşlerindeki kaçışa ulaşabilmek için üç görev yerine getirmesi isteniyor. bu üç görev başlı başına bir mesaj ve eleştiri aslında ... ''herkese yetecek büyük bir zengin sofra varken neden kendi çocuklarımızı öldürüyoruz ağalar??'' gibi...
dağ karakollarında çalışan hizmetli mercedes' in ofellia'nın büyümüş hali olduğunu düşünüyorum. artık hayal gücünden arınmış,peri masallarına inanmayan bir kadın mercedes. direnişçilere cesurca destek veren, gerektiğinde pozisyon alan bir kadın. iyiliğinden ödün vermiyor.
filmin sonunda vaat edilen ''kaçış'' için masum kanı dökmesi istenen ofelia'nın, kendi kanını dökmesi gibi; mercedes'te kendi kanını dökmekten çekinmeyecektir.
gerçekten harika bir film. mutlaka izleyin.
bu güzel filmde mercedes'in ofellia'ya söylediği ninni ile noktalayalım.
devamını gör...
11.
favorilerimdendir. ispanya iç savaşını anlatır. ofelya adlı küçük bir kızın gerçekle kendi hayal dünyası arasında gidiş gelişlerini anlatır. güzeldir. yani hem politik hem fantastik bir film.
hayır can sıkıcı gerçeklerden kaçıp müge anlıya sığınmaya benzemiyor anne boşuna kendine pay çıkarma...
hayır can sıkıcı gerçeklerden kaçıp müge anlıya sığınmaya benzemiyor anne boşuna kendine pay çıkarma...
devamını gör...
12.
bugün izledim ve gerçekten inanılmazdı. yahu hangi adam aynı zaman diliminde hem iç savaşı hem fantastik bir dünyayı işleyebilir? del toro'ya hayran kalma sebebi resmen.
devamını gör...
13.
hayatın acılarla dolu bir sınav olacağını ve dünyadan sonra gidilen yerin kişiye göre perspektifi farklı olacağını anlatan film. filmde gözleri elinde olan canavar pek bir fenaydı be.. o kısım(kızın dayanamayıp üzümlerden bir iki tane yemesi) bana alaaddin ve maymununun cini ararlarken maymunun yanlışlıkla bir kırmızı elmasa dokunuşuyla mağaranın çöküşünü hatırlattırdı. annesini iyileştirmek için faun kıza ak büyü yapmayı öğretiyodu taze yiyeceklerle. keşke silent hills oyunu iptal olmasaydı öyle yaratıklar görseydik oyunda. bu arada yönetmenin hamamböcekleriyle epey sorunu var gibi.. ağacın içindeki dev kurbağayı öldürüşü bir nevi volkanik dağın içindeki ejderhayı öldürmeyi temsil eder. filmin esas güzel tarafı hem eski bir iç savaş hem de fantastik dünyanın işlenmesi olmuş bu da bana gamecube'daki eternal darkness oyununu hatırlattırdı.
devamını gör...
14.
bir guillermo del toro filmidir.

filmim senaryosunu da yönetmen guillermo del toro yazmıştır. filmde ivana baquero, ariadna gil, sergi lopez, maribel verdu, doug jones, alex angulo, manolo soro, cesar vea, roger casamajor ve ivan massague rol almıştır.
guillermo del toro zihninde içinde olup biten her şeyi, elbette izleyebildiğim ve okuyabildiğim kadarını, çok sevdiğim bir yazar. olayları anlatış tarzındaki bir anlamda büyülü gerçekçi bakış beni çok etkiliyor. zaman zaman beni mutlu etmeyen yapımlarına da denk geldiğim oluyor ama genel itibariyle kendisine büyük hayranlık besliyorum. bu filmi de kesinlikle favorilerim arasındadır.
ispanya'nın karmakarışık olduğu dönemde bir kız çocuğu annesi ve üvey babası ile yaşamak için yer değiştirmek zorunda kalır. üvey baba direnişçi hareketi kırmak için savaşan bir askerdir. bu kız çocuğu ise peri masalları ile sarmalanmış bir hayat sürer.
bir yandan kan su gibi akarken bir yandan da bu kız çocuğu bir masalın prensesi olmak için savaş vermektedir.
kaç kere izlesem bıkmayacağım bit filmdir.

filmim senaryosunu da yönetmen guillermo del toro yazmıştır. filmde ivana baquero, ariadna gil, sergi lopez, maribel verdu, doug jones, alex angulo, manolo soro, cesar vea, roger casamajor ve ivan massague rol almıştır.
guillermo del toro zihninde içinde olup biten her şeyi, elbette izleyebildiğim ve okuyabildiğim kadarını, çok sevdiğim bir yazar. olayları anlatış tarzındaki bir anlamda büyülü gerçekçi bakış beni çok etkiliyor. zaman zaman beni mutlu etmeyen yapımlarına da denk geldiğim oluyor ama genel itibariyle kendisine büyük hayranlık besliyorum. bu filmi de kesinlikle favorilerim arasındadır.
ispanya'nın karmakarışık olduğu dönemde bir kız çocuğu annesi ve üvey babası ile yaşamak için yer değiştirmek zorunda kalır. üvey baba direnişçi hareketi kırmak için savaşan bir askerdir. bu kız çocuğu ise peri masalları ile sarmalanmış bir hayat sürer.
bir yandan kan su gibi akarken bir yandan da bu kız çocuğu bir masalın prensesi olmak için savaş vermektedir.
kaç kere izlesem bıkmayacağım bit filmdir.
devamını gör...
