1.
vegan ve sürdürülebilir olma iddiasıyla ortaya çıkmış bir giyim & aksesuar markası. bu marka deri ceket, deri ayakkabı, deri çanta ve defter & ajanda üretiyor. bunları "elma derisi"nden ürettikleri söyleniyor. elma derisi diye bir şey tabii ki yok. elma, derisi olan bir şey değil :d. burada kastedilen organik ve bitkisel bazlı bir materyalin başka materyallerle birleştirilerek suni deri üretilmesi. bunu zır cahil halkımıza beyan etmek istiyorum çünkü anladığım kadarıyla bazı insanlar "elma derisi" denince sanki elma kabuğundan çanta yapılıyor sandı herhalde. arkadaşlar bu sizce mümkün mü? çürür aminyum.
ben bu markayı tanımıyordum. bu sene bujo olaylarına falan heves ettim yeniden ve de defter arayışına girdim. insanlar ajandaları günlük gibi kullanıyorlarmış, bu bence süper bi fikirdi. böylece her gün duygularımı not düştüğüm bir egzersiz alanı olacaktı. ben duygularımla mesafeli birisi olduğum için zaten bu benim adıma çok faydalı bir şey. ne hissettiğimi bilemiyorum diye terapi alıyom. neyse. işte defter bakınırken tesadüfen gördüm. "güzelmiş aslında" diye tıkladım ve çok pahalı olduğunu görünce "buna bu kadar para vermem" deyip sekmeyi kapattım. ya ben bi defter için bin lirayı gözden çıkardıysam çok daha ünlü ve de kalitesi sonsuzca kabul gören markalara yönelirim. garantici birisiyim ben. her neyse.
bu hadiseden 3 gün sonra falan tiktok birbirine girdi prev ajanda diye. ben böyle bir çılgınlık olduğunu bilmiyordum. meğerse insanlar, marka'nın "şu tarihte satışta" pr & reklam paylaşımını gördükleri anda o tarihe alarmlar kurmuşlar. ablam diyor ki "uykumdan uyanıp sipariş verdim." yani ben defter alacağım diye uykumdan uyanamam o yüzden birazcık garip geldi.
marka öğrendiğim kadarıyla birkaç senedir defter & ajanda üretiyormuş ve ilk kez bu yıl bu kadar yoğun bir taleple karşılaşınca cortlamışlar. insanlar daha sipariş adımında sorun yaşamaya başlamış. ödeme yapamamışlar, yapmışlar sipariş iletilmemiş bilmemne. böyle zattirik zottirik işler. sonra da defterler uzunca bir süre kargolanmamış. ocak ayına yaklaştığımız günlerde ajandalarına kavuşan insanlar, bu defterlerin kimisinde baskı hataları fark etmiş. mesela ağustos ayının ortasına haziran aynın girmesi gibi baskı hataları. ya da bazı sayfalarda hiç gün bölmeleri yok mesela, sayfalar boş falan.
yav olabilir, insanlar buna tepki de gösterebilir. insanları negatif yönde influunzlayadabilir. bunlar hep normal şeyler. ama beni asıl dehşete düşüren, bütün bu olumsuzluklara rağmen 1 ay önce sipariş verdikleri ve henüz kargolanmayan defterleri insanların isyanla beklemeye devam etmesi ve dahi kimilerinin ben de sipariş vericem diye ortalığa fırlaması oldu.
herhangi bir markayı kimlik ve statü inşası olarak kullanmanın müthiş dandik bir versiyonunu bu sayede gözlemleme imkanı buldum. bir de tabii görünür olma açlığı var. ajanda konusu bir anda bir içerik modeline dönüştü. insanlar da ben mağdurum içeriği üretebilmek için kusurlu bir ürünü arzular bir durumda buldular kendilerini. elbette ki bunun da pek çoğu farkında değildir. bilinç dışında süregelen bu manasız çılgınlığın ayırdına varamamış, "influence oldum, çok önüme düştü, almam diyordum ama almak istedim" gibi yaklaşımlarla kendisini meşrulaştırmıştır.
almaya çalıştığınız bir defter değil arkadaşlar. almaya çalıştığınız bir kimlik. kendinizin olmak istediğiniz bir halini satın almaya çalışıyorsunuz. "lüks tüketime hitap ediyorum" gibi bir beyanı bulunan bir markadan defter almak "bunu alabiliyorum, o zaman bir şeyim" gibi bir dürtünüzü tetikliyor. her yıl ajanda almalıyım telaşına düşmek ve "kullanamıyorum ama bu sene de aldım" demek aslında olmak istediğiniz ve olamadığınız şeyi "satın alma" çabası. akabinde elinde ajandalarla "ben buna ne yazacağım" diye ortaya fırlayan insanlar oldu. soruyorlar, "özendim, aldım, siz ceo musunuz ya, bunlara ne yazıyorsunuz?" diyerek ve de isyanla :d. diyor ki "benim hayatım boş."
ablacım evet, bir ajandayı hayatını programlamak amacı ile kullanma niyetinde isen ve aslında programlanacak bir hayatın yok ise, tabii ki yazacak bir şey bulamazsın onun içine. çünkü ihtiyacın yoktu ona zaten. sen defter istemedin ki, sen yoğun bir hayat istedin ve defterinin boş sayfalarına bakınca farkettin ki hayatın boş.
öte yandan benim de hayatım son derece boş. üretkenlik hiçbir zaman "yoğunluk" ile alakalı değil. pinterestte, instagramda, youtube'da gördüğünüz, her sene 5 defter bitiren insanlar da zaten sizin de dediğiniz gibi ceo falan değil. bakıyorsun, üniversite öğrencisi mesela. bir üniversite öğrencisinin 3 ajanda kullanacak kadar ne hayatı olabilir? vizeler, finaller, projeler / ödevler ve eğer aktifse kulüp toplantıları ve etkinlikleri. onun hayatı da bu kadar. niçin 5 defter bitirebiliyor?
bazı insanlar için bu bir hobi. o insanlar defterlerini "yaşamlarını düzenlemek için" değil "yaşamlarını kaydetmek için" kullanıyor. ben de böyle kullanıyorum bu arada. benim kaç defterim var diye baktığım zaman bu seneye 3 ajanda ve de 4 defterle giriş yaptığımı dehşetle farkettim. ve ben çalışmıyorum bile. evde yatıyorum.
ama hayatımı kaydetmekle alakalı belli ki bir saplantım var ve düşüncelerimi. her şeyi bu amaçla kullanıyorum. instagramda da "bu hafta bu oldu" postlarım oluyor mesela. bu benim için bir regülasyon yöntemi. kendi iç dünyama dönersem, muhtemelen yaşadıklarımı kaybetmekle alakalı bir kaygım var benim. bi gün bunarsam veya delirirsem falan gibi bir yerden büyük ihtimalle. bu da benim bilinç dışı sürecim, bilincimde kesin olarak bilemiyorum. tahmin edebiliyorum.
okul işleri için bir ajanda kullanıyorum. gerçek planlama alanım bu.
semptom & ruh hali & rutinler takibi ve her şey takibi için bir ajanda kullanıyorum - ki ajanda kullanmaya da tam olarak bu şekilde başladım zaten. tedavi edilebilmem için ne zaman ne koşullarda ne sorunlar yaşıyorum bilinmesi lazımdı. doktorum dedi yaz bunları her gün ki gelecek ay elimizde veri olsun diye :d.
bir tane de hobi için bu sene aldım işte, onu da duygu kaydı için kullanıyorum.
çizim yaptığım için 2 sene önce aldığım bir sketch defterim var.
nadiren yazdığım için yine 2 senedir kullandığım bir iç dökme defterim var.
kolaj yaptığım bir defterim var ki o da 1 senelik.
tam olarak buradan anlayabilirsiniz işte ben buna ihtiyaç mı duyuyorum yoksa "2026'da biri gibi olmak umuduyla hunharca kırtasiye alış verişi mi yaptım?" diye bilmek isterseniz. gerçekte ben de 7 defteri "bu şu defteri olur, bu bu defteri olur, bunu bu yaparım" diye bir avazda sipariş etmedim. seneler içerisinde, o zamanki ihtiyaçlarım doğrultusunda edindim. yine ihtiyaçlarım doğrultusunda kullandığım için senelerdir bitmediler. 1,5 senedir çizim yapmadığım için sketchbookum duruyor mesela, çizim yapasım geldiğinde alıp çiziyom. o yüzden o kullanılmakta olan defterler kategorisinde. ne bileyim ben iç dökme defterine her allahın günü yazmadığım için, dolup taşma anlarında yazıyor olduğum için 2 senedir bitmedi, o yüzden o da duruyor ve kullanımda.
yani gördüğünüz 9 defter kullanıyorum diye ortaya fırlayan insanlar ne çok "dolu" ne de çok "yoğun" insanlar. kimisi zihinsel karmaşasını düzenlemek için -ki bende bu da var- her iş için ayrı bir defter kullanıyor. kimisinin hobisi. kimisinde hepsi birden var o yüzden 5943853 defterleri var.
sakin olun.
kendinizi tanıyın. ihtiyaçlarınızı ve heveslerinizi, ilgi alanlarınızı bi anlayın. ondan sonra onlara yönelik bir yazı çizi alet edevat topluluğunuz oluşacaktır zaten. hemen delirmeyin. hiç olmayadabilir. olmaması da sorun değil.
ben de müzik yapan insanlara deli gibi özeniyorum, çok da havalı buluyorum ama benim böyle bir kabiliyetim yok. öyle bi azmim ve sabrım da yok. bunu kabul etmek de çok okey. bunun için eksik hissetmek zorunda değilim. bir şeyler yazasınız yok diye sizler de bomboş insanlar değilsiniz :d.
bir "sisiyle kişisel gelişiyorum" tanımının daha sonuna geldik gjhdbfjgf.
öpüyorum herkesi.
ben bu markayı tanımıyordum. bu sene bujo olaylarına falan heves ettim yeniden ve de defter arayışına girdim. insanlar ajandaları günlük gibi kullanıyorlarmış, bu bence süper bi fikirdi. böylece her gün duygularımı not düştüğüm bir egzersiz alanı olacaktı. ben duygularımla mesafeli birisi olduğum için zaten bu benim adıma çok faydalı bir şey. ne hissettiğimi bilemiyorum diye terapi alıyom. neyse. işte defter bakınırken tesadüfen gördüm. "güzelmiş aslında" diye tıkladım ve çok pahalı olduğunu görünce "buna bu kadar para vermem" deyip sekmeyi kapattım. ya ben bi defter için bin lirayı gözden çıkardıysam çok daha ünlü ve de kalitesi sonsuzca kabul gören markalara yönelirim. garantici birisiyim ben. her neyse.
bu hadiseden 3 gün sonra falan tiktok birbirine girdi prev ajanda diye. ben böyle bir çılgınlık olduğunu bilmiyordum. meğerse insanlar, marka'nın "şu tarihte satışta" pr & reklam paylaşımını gördükleri anda o tarihe alarmlar kurmuşlar. ablam diyor ki "uykumdan uyanıp sipariş verdim." yani ben defter alacağım diye uykumdan uyanamam o yüzden birazcık garip geldi.
marka öğrendiğim kadarıyla birkaç senedir defter & ajanda üretiyormuş ve ilk kez bu yıl bu kadar yoğun bir taleple karşılaşınca cortlamışlar. insanlar daha sipariş adımında sorun yaşamaya başlamış. ödeme yapamamışlar, yapmışlar sipariş iletilmemiş bilmemne. böyle zattirik zottirik işler. sonra da defterler uzunca bir süre kargolanmamış. ocak ayına yaklaştığımız günlerde ajandalarına kavuşan insanlar, bu defterlerin kimisinde baskı hataları fark etmiş. mesela ağustos ayının ortasına haziran aynın girmesi gibi baskı hataları. ya da bazı sayfalarda hiç gün bölmeleri yok mesela, sayfalar boş falan.
yav olabilir, insanlar buna tepki de gösterebilir. insanları negatif yönde influunzlayadabilir. bunlar hep normal şeyler. ama beni asıl dehşete düşüren, bütün bu olumsuzluklara rağmen 1 ay önce sipariş verdikleri ve henüz kargolanmayan defterleri insanların isyanla beklemeye devam etmesi ve dahi kimilerinin ben de sipariş vericem diye ortalığa fırlaması oldu.
herhangi bir markayı kimlik ve statü inşası olarak kullanmanın müthiş dandik bir versiyonunu bu sayede gözlemleme imkanı buldum. bir de tabii görünür olma açlığı var. ajanda konusu bir anda bir içerik modeline dönüştü. insanlar da ben mağdurum içeriği üretebilmek için kusurlu bir ürünü arzular bir durumda buldular kendilerini. elbette ki bunun da pek çoğu farkında değildir. bilinç dışında süregelen bu manasız çılgınlığın ayırdına varamamış, "influence oldum, çok önüme düştü, almam diyordum ama almak istedim" gibi yaklaşımlarla kendisini meşrulaştırmıştır.
almaya çalıştığınız bir defter değil arkadaşlar. almaya çalıştığınız bir kimlik. kendinizin olmak istediğiniz bir halini satın almaya çalışıyorsunuz. "lüks tüketime hitap ediyorum" gibi bir beyanı bulunan bir markadan defter almak "bunu alabiliyorum, o zaman bir şeyim" gibi bir dürtünüzü tetikliyor. her yıl ajanda almalıyım telaşına düşmek ve "kullanamıyorum ama bu sene de aldım" demek aslında olmak istediğiniz ve olamadığınız şeyi "satın alma" çabası. akabinde elinde ajandalarla "ben buna ne yazacağım" diye ortaya fırlayan insanlar oldu. soruyorlar, "özendim, aldım, siz ceo musunuz ya, bunlara ne yazıyorsunuz?" diyerek ve de isyanla :d. diyor ki "benim hayatım boş."
ablacım evet, bir ajandayı hayatını programlamak amacı ile kullanma niyetinde isen ve aslında programlanacak bir hayatın yok ise, tabii ki yazacak bir şey bulamazsın onun içine. çünkü ihtiyacın yoktu ona zaten. sen defter istemedin ki, sen yoğun bir hayat istedin ve defterinin boş sayfalarına bakınca farkettin ki hayatın boş.
öte yandan benim de hayatım son derece boş. üretkenlik hiçbir zaman "yoğunluk" ile alakalı değil. pinterestte, instagramda, youtube'da gördüğünüz, her sene 5 defter bitiren insanlar da zaten sizin de dediğiniz gibi ceo falan değil. bakıyorsun, üniversite öğrencisi mesela. bir üniversite öğrencisinin 3 ajanda kullanacak kadar ne hayatı olabilir? vizeler, finaller, projeler / ödevler ve eğer aktifse kulüp toplantıları ve etkinlikleri. onun hayatı da bu kadar. niçin 5 defter bitirebiliyor?
bazı insanlar için bu bir hobi. o insanlar defterlerini "yaşamlarını düzenlemek için" değil "yaşamlarını kaydetmek için" kullanıyor. ben de böyle kullanıyorum bu arada. benim kaç defterim var diye baktığım zaman bu seneye 3 ajanda ve de 4 defterle giriş yaptığımı dehşetle farkettim. ve ben çalışmıyorum bile. evde yatıyorum.
ama hayatımı kaydetmekle alakalı belli ki bir saplantım var ve düşüncelerimi. her şeyi bu amaçla kullanıyorum. instagramda da "bu hafta bu oldu" postlarım oluyor mesela. bu benim için bir regülasyon yöntemi. kendi iç dünyama dönersem, muhtemelen yaşadıklarımı kaybetmekle alakalı bir kaygım var benim. bi gün bunarsam veya delirirsem falan gibi bir yerden büyük ihtimalle. bu da benim bilinç dışı sürecim, bilincimde kesin olarak bilemiyorum. tahmin edebiliyorum.
okul işleri için bir ajanda kullanıyorum. gerçek planlama alanım bu.
semptom & ruh hali & rutinler takibi ve her şey takibi için bir ajanda kullanıyorum - ki ajanda kullanmaya da tam olarak bu şekilde başladım zaten. tedavi edilebilmem için ne zaman ne koşullarda ne sorunlar yaşıyorum bilinmesi lazımdı. doktorum dedi yaz bunları her gün ki gelecek ay elimizde veri olsun diye :d.
bir tane de hobi için bu sene aldım işte, onu da duygu kaydı için kullanıyorum.
çizim yaptığım için 2 sene önce aldığım bir sketch defterim var.
nadiren yazdığım için yine 2 senedir kullandığım bir iç dökme defterim var.
kolaj yaptığım bir defterim var ki o da 1 senelik.
tam olarak buradan anlayabilirsiniz işte ben buna ihtiyaç mı duyuyorum yoksa "2026'da biri gibi olmak umuduyla hunharca kırtasiye alış verişi mi yaptım?" diye bilmek isterseniz. gerçekte ben de 7 defteri "bu şu defteri olur, bu bu defteri olur, bunu bu yaparım" diye bir avazda sipariş etmedim. seneler içerisinde, o zamanki ihtiyaçlarım doğrultusunda edindim. yine ihtiyaçlarım doğrultusunda kullandığım için senelerdir bitmediler. 1,5 senedir çizim yapmadığım için sketchbookum duruyor mesela, çizim yapasım geldiğinde alıp çiziyom. o yüzden o kullanılmakta olan defterler kategorisinde. ne bileyim ben iç dökme defterine her allahın günü yazmadığım için, dolup taşma anlarında yazıyor olduğum için 2 senedir bitmedi, o yüzden o da duruyor ve kullanımda.
yani gördüğünüz 9 defter kullanıyorum diye ortaya fırlayan insanlar ne çok "dolu" ne de çok "yoğun" insanlar. kimisi zihinsel karmaşasını düzenlemek için -ki bende bu da var- her iş için ayrı bir defter kullanıyor. kimisinin hobisi. kimisinde hepsi birden var o yüzden 5943853 defterleri var.
sakin olun.
kendinizi tanıyın. ihtiyaçlarınızı ve heveslerinizi, ilgi alanlarınızı bi anlayın. ondan sonra onlara yönelik bir yazı çizi alet edevat topluluğunuz oluşacaktır zaten. hemen delirmeyin. hiç olmayadabilir. olmaması da sorun değil.
ben de müzik yapan insanlara deli gibi özeniyorum, çok da havalı buluyorum ama benim böyle bir kabiliyetim yok. öyle bi azmim ve sabrım da yok. bunu kabul etmek de çok okey. bunun için eksik hissetmek zorunda değilim. bir şeyler yazasınız yok diye sizler de bomboş insanlar değilsiniz :d.
bir "sisiyle kişisel gelişiyorum" tanımının daha sonuna geldik gjhdbfjgf.
öpüyorum herkesi.
devamını gör...
2.
ben almadım ama alanların yaşadıklarını ve yorumlarını gördükçe o kadar param olsa bile almazdım. öncellikle son zamanlarda gördüğüm kadarıyla iletişimle ilgili çok fazla şikayet var, kargo süreçleri de baya sorunlu görünüyor. ödeme sorunları da aynı şekilde. gelen ajandalar yırtık pırtık oluyor üstüne. daha ne söyleyebilirim ki.
benim bu ajanda ile tanışmam zaten fiyatlarıyla oldu. pardon da o fiyat ne? bende bir öğrenciyim ve gerçekten o para asla o defteri hak etmiyor. 1000 küsüre yakın bir defterden bahsediyoruz.
tek artısı vegan malzeme kullanmaları. tabii tek başına yeterli bir şey değil bence bu da.
bu kadar abartılma sebebi de bence renkleri falan. başka bir şey olacağını düşünmüyorum ben çünkü.
açıkçası piyasada bu fiyata hatta daha uyguna çok daha iyi ajandalar falan var, onlara bakmak daha mantıklı geliyor.
bir de öğrenci olup fiyatları normal bulan, bu ajandanın şans getirdiğini düşünen, markanın hala bu sorunlara çözüm üretmemesi, hala almaya devam eden bazı gerizekalılar da fazla. neyse bir şey demeyeceğim.
benim bu ajanda ile tanışmam zaten fiyatlarıyla oldu. pardon da o fiyat ne? bende bir öğrenciyim ve gerçekten o para asla o defteri hak etmiyor. 1000 küsüre yakın bir defterden bahsediyoruz.
tek artısı vegan malzeme kullanmaları. tabii tek başına yeterli bir şey değil bence bu da.
bu kadar abartılma sebebi de bence renkleri falan. başka bir şey olacağını düşünmüyorum ben çünkü.
açıkçası piyasada bu fiyata hatta daha uyguna çok daha iyi ajandalar falan var, onlara bakmak daha mantıklı geliyor.
bir de öğrenci olup fiyatları normal bulan, bu ajandanın şans getirdiğini düşünen, markanın hala bu sorunlara çözüm üretmemesi, hala almaya devam eden bazı gerizekalılar da fazla. neyse bir şey demeyeceğim.
devamını gör...
3.
yani bir ajandaya ben de o kadar para vermem ama alım gücü vs kimin neye ne kadar para vereceği beni ilgilendirmez zaten. ama bu markanın kurucusu o kadar itici bir persona yaratmış ki allah için bazı insanlar hayvansever ya da vegan olmasın. ve veganlığı din gibi savunan yobazlardan uzak durmak lazım.
devamını gör...
4.
(bkz: keriz silkeleme)
devamını gör...
5.
tamam anlamaya çalışıyorum veganlığınızı. herhangi bir kırtasiyeye gidip orta kalite ajanda alınsa da aynı işi görürsün. hem ajanda hem veganlık için. gerçek deri mi kaldı memlekette.
illa bir gösteriş. illa bir statü derdi.
hem nereden biliyorsun onu üreten ustanın öğle yemeğinde et yemediğini. aha bozuldu veganlık.
illa bir gösteriş. illa bir statü derdi.
hem nereden biliyorsun onu üreten ustanın öğle yemeğinde et yemediğini. aha bozuldu veganlık.
devamını gör...