81.
o ruhu güzel insanlar güzel atlara binip gittiler. ben attan düştüm.
devamını gör...
82.
"incelikli davranış" diye tanımladığımız davranış biçimlerini çabasız bir şekilde taşıyan ve normali kabul eden insanlardır. o insanlar, bu gibi davranışları karşı tarafa bir incelik olsun dürtüsü ile değil; normalinin gerektirdiği sıradan bir durum olarak, fark etmeden yaparlar. incelik "lütuf"tan geldiğinde kökü kibirden beslenir zira.
devamını gör...
83.
tip ve görünüş özelliklerinden bağımsız olarak çehreleri ayrı bir seviyede olduklarını kanıtlarcasına iç güzellikleri dışarıya öyle bir yansır ki o hallerini tanımlamaya kelime bulamazsınız. güzelliğin en kalıcısı içte kaynar dışarıya taşar.
devamını gör...
84.
hayatta çok incinirler. güzel şeyler öyle ortalıkta olmadığı için hiçbir şeyin altını çizmezler. ruhu güzel kılan hiçbir karşılık beklemeden güzellikler sunmasıdır. hayattaki kötülüklere inat iyiyi tercih ederken alkış beklemezler.
ruhu güzel kılan kusursuzluğundan ziyade iyi niyetle yapıldığı iddia edilen derin yaralardır. o yaraların sızlayan kabuklarına rağmen kanayan yaralara el uzatanlardır. altı çizilmeyen, olağan güzellikleri sadece olağanüstü gözler fark edebilir. ben şahsen bir ya da iki kere böyle ruha sahip insan tanıdım.
ruhu güzel kılan kusursuzluğundan ziyade iyi niyetle yapıldığı iddia edilen derin yaralardır. o yaraların sızlayan kabuklarına rağmen kanayan yaralara el uzatanlardır. altı çizilmeyen, olağan güzellikleri sadece olağanüstü gözler fark edebilir. ben şahsen bir ya da iki kere böyle ruha sahip insan tanıdım.
devamını gör...
85.
atlara binip gitmemişlerdir. zira kıyamamışlardır atlara. metrobüs belki.
devamını gör...
86.
leğen kemiği ve kalça eklemi paramparça olmuş, filmlerini gördüm, içeride bir sürü protez, zincir, vida eğreti tutuyor her şeyi. zaten değneksiz yürüyemeyecek hale gelmiş.
abi kamyon şoförü, memleketten malı yükledi mi, istanbul haline kadar durmak yok, sebze zamanında yetişmezse yevmiye gitti. uykusuzmuş, yorgunmuş, fark etmiyor; patron çağırınca gidiyor, malı yüklediği anda start veriliyor. bazen dönerken de ayrı koşuşturmaca.
halde malı indirdikten sonra kasaya çıkıp brandayı düzeltirken yorgunluğun ve uykusuzluğun etkisiyle bir an gözü kararmış, kasadan düşmüş sırt üstü. kemikler paramparça, kaldıracak olmuşlar; demiş, bana bir sigara verin. ambulans çağıracak olmuşlar; abi, ambulans gelse hastaneye yatırırlar, hanımla çocuğa 20 milyon verdim, başka parası yok, gelemezdi, dedi.
o halde kendini memlekete giden bir kamyona taşıtmış, kabinin arka kısmında gidecek güya; az bir hareket edince sarsıntıyla kırık kemikler birbirine sürtüyor, bayılıyor. birileri bir ambulans parası temin ediyor, öyle gönderiyorlar memlekete. hastanede yatıyor uzun zaman, ameliyatlar vs.
o…u evladı patron ilk zaman bir gelip “aman şikayet etme” muhabbeti yapıyor, sonra telefonu değiştirip irtibatı kesiyor. sonrası hukuki mevzular.
benden yaşça çok büyük ama abi diyor. herkese abi diyor zaten.
abi, diyor, ben bilgisayar öğrensem acaba beni işe alırlar mı? ilkokul mezunu, okuması bile zayıf. ne diyebilirsin ki?
havadan sudan konuşuluyor, geçen kış belediye talaş verdi, onu yaktık, allah razı olsun, diyor arada. bunları laf arasında, en ufak bir keder işareti olmaksızın, mutluluk sebebi gibi söylüyor. acayip bir umut var gözlerinde, sanki çok yakında dünyanın en güzel şeylerini yaşayacağını haber almış gibi bir tavrı var. bir kız çocuğu var, onu çok seviyor, belli, konuşurken gözleri parlıyor. eşini de çok seviyor, o da belli ama söylemese de onun garibanlığından biraz mahçup gibi. kamyonculuk anıları anlatıyor uzun uzun. nasıl da düşüvermiş, olacağı varmış…
olsun, rızkı allah verir, di mi abi?
bu lafı çok duydum ben, kendim de çok kez söyledim ama onun kadar inançla, güvenle, umutla, neşeyle söyleyen bir kişi daha görmedim. öylesi temiz bir yüreği var ki, gözlerinden okunuyor o saflık. bir daha karşılaşmadım ama allah vermiştir rızkını, hiç şüphem yok.
ruhu temiz insanların sanki allah’la özel bir bağlantısı var; öyle mutmain, öyle sakin, öyle güven içindeler ki, insan kavrayamıyor o ruh halini.
abi kamyon şoförü, memleketten malı yükledi mi, istanbul haline kadar durmak yok, sebze zamanında yetişmezse yevmiye gitti. uykusuzmuş, yorgunmuş, fark etmiyor; patron çağırınca gidiyor, malı yüklediği anda start veriliyor. bazen dönerken de ayrı koşuşturmaca.
halde malı indirdikten sonra kasaya çıkıp brandayı düzeltirken yorgunluğun ve uykusuzluğun etkisiyle bir an gözü kararmış, kasadan düşmüş sırt üstü. kemikler paramparça, kaldıracak olmuşlar; demiş, bana bir sigara verin. ambulans çağıracak olmuşlar; abi, ambulans gelse hastaneye yatırırlar, hanımla çocuğa 20 milyon verdim, başka parası yok, gelemezdi, dedi.
o halde kendini memlekete giden bir kamyona taşıtmış, kabinin arka kısmında gidecek güya; az bir hareket edince sarsıntıyla kırık kemikler birbirine sürtüyor, bayılıyor. birileri bir ambulans parası temin ediyor, öyle gönderiyorlar memlekete. hastanede yatıyor uzun zaman, ameliyatlar vs.
o…u evladı patron ilk zaman bir gelip “aman şikayet etme” muhabbeti yapıyor, sonra telefonu değiştirip irtibatı kesiyor. sonrası hukuki mevzular.
benden yaşça çok büyük ama abi diyor. herkese abi diyor zaten.
abi, diyor, ben bilgisayar öğrensem acaba beni işe alırlar mı? ilkokul mezunu, okuması bile zayıf. ne diyebilirsin ki?
havadan sudan konuşuluyor, geçen kış belediye talaş verdi, onu yaktık, allah razı olsun, diyor arada. bunları laf arasında, en ufak bir keder işareti olmaksızın, mutluluk sebebi gibi söylüyor. acayip bir umut var gözlerinde, sanki çok yakında dünyanın en güzel şeylerini yaşayacağını haber almış gibi bir tavrı var. bir kız çocuğu var, onu çok seviyor, belli, konuşurken gözleri parlıyor. eşini de çok seviyor, o da belli ama söylemese de onun garibanlığından biraz mahçup gibi. kamyonculuk anıları anlatıyor uzun uzun. nasıl da düşüvermiş, olacağı varmış…
olsun, rızkı allah verir, di mi abi?
bu lafı çok duydum ben, kendim de çok kez söyledim ama onun kadar inançla, güvenle, umutla, neşeyle söyleyen bir kişi daha görmedim. öylesi temiz bir yüreği var ki, gözlerinden okunuyor o saflık. bir daha karşılaşmadım ama allah vermiştir rızkını, hiç şüphem yok.
ruhu temiz insanların sanki allah’la özel bir bağlantısı var; öyle mutmain, öyle sakin, öyle güven içindeler ki, insan kavrayamıyor o ruh halini.
devamını gör...
87.
başlığı okuyorum da ha ha, herkesin ruhu güzelmiş.
güzel güldürdünüz, teşekkür ederim dedikodu yapan, arkadan iş çeviren, milletin günahını alan ruhu güzel insanlar*
neyse tanım :
götü güzel insanlar karşısında şansı olmayan insanlardır.
güzel güldürdünüz, teşekkür ederim dedikodu yapan, arkadan iş çeviren, milletin günahını alan ruhu güzel insanlar*
neyse tanım :
götü güzel insanlar karşısında şansı olmayan insanlardır.
devamını gör...