" her tanrısal varlık gibi,
o da ender görülenlerdendi.
"

rainer maria rilke imzalı 93 sayfalık eser olup türkçe derlemesi ise melahat togar tarafından yapılmış ve türkçe baskısının 1994 yılında yapıldığı bilgisi verilmiştir.

kitabımız büyük ozanın hayatında yer etmiş kadınlara yazdığı mektuplardan ve kişisel olan şiirlerinden oluşmakta iken ilk sayfalardan birinde ise rilke'nin ölümünün ardından stefan zweig tarafından kaleme alınmış bir metin de yer alıyor, ona ne derece önem verdiğini salt bu metinden hissetmek bile mümkün olacaktır.

kitabımız ince olsa da yarattığı etki büyük, sıradan gibi gözüken bir cümle bile insanın içini sızlatabiliyor.

rilke'nin bu kitabında mektup yazdığı bazı isimlere gelecek olursak; clara rilke, ernst norlind, gertrud eysoldt, helen von nostitz gibi isimlere yazılmış mektuplar karşımıza çıkıyor.

rilke'nin mektuplarına baktığımda onun tüm bu kadınlara değer verdiğini ama bu değerin olağanüstü bir değer olmadığını hissediyorum, belki üslubundan kaynaklı bir sezgi olabilir.

mektuplarında onun gezmeyi seven biri olduğu ve gezdiği yerlerden de yazdığı görülüyor, onun bu seyahatlerinde yalnızca bir duyguyu ya da kendisini aradığını düşünüyorum, nedense öyle bir izlenim de veriyor.

mektuplardan yola çıkarak onun o dönemki ve bana yansıyan, yalnızca öznel yargılarda bulunmanın mümkün olacağı ruh hali üzerine konuşmayı da isterim biraz da.

tanrısal ve sezgisel bir gücün onun vâroluşunda hüküm sürdüğü bu kitabında da göze çarpıyor, sanki her şeyi çoktan yaşamış ve artık sadece seyirci konumunda bir insan olduğunu hissettiriyor, bazı sayfalarda fakir olmanın onun gururunu incittiği de görülüyor, mütemadiyen bir hissin peşindeymiş izlenimi de veriyor.

şiirlerinde ise yaşamın keskin zamanlarını, ölümü, ayrılmışlığı, özlemi ve kederi derinden hissettiriyor.

okuduğum için memnun olduğum ve etkilendiğim bir kitaptı, kitabın son cümlesi ile yazıma burada bir son veriyorum.

gül, ey saf çelişki.
nice göz kapaklarının altında
hiç kimsenin uykusu olmamanın sevinci...


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

geçmişten yalnız sevdiklerimizi aklımızda düşlüyoruz, oysa tüm yaşadıklarımız bizimdir.

şimdi dünyada nerede biri ağlıyorsa
işte öyle - ağlıyorsa dünyada bana ağlıyor.

şimdi dünyada nerede biri ölüyorsa
işte - öyle ölüyorsa dünyada bana bakıyor.


saygıdeğer hanımefendi,

haftalardır kendimi, büyük bir çukurun önünde durup da, öbür yana atlamaya cesaret edemeyen biri gibi hissediyorum.

her tanrısal varlık gibi,
o da ender görülenlerdendi.


yalnız olan yalnız kalır uzun zaman;
uyanır, okur, uzun mektuplar yazar bazen;
ve ağaçlı yollarda tedirgin, öyle gezinir, yapraklar uçarken savrularaktan.

kadınlar, ölümü kucak­larında, erkeklerse göğüslerinde taşırlardı. o vardı işte ve ölüm, onların her birine garip bir ağır başlı­lık, sakin bir gurur verirdi.


yazmayı deniyorum, sana; kesin bir ayrılıktan sonra her şey biterse de, buna rağmen deniyorum, öyle sanıyorum ki bunu yapmam gerek.

ağladım. bütün bunlar hiç beklemediğim bir anda karşıma çıktığı için ağladım.
buna karşı ağladım, naçardım.

seçme ve reddetme yoktur...

« ... ölüm, bizden öteye dönük olan,
bizim aydınlatmadığımız yüzüdür yaşamın...


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"seçme mektup ve şiirler" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim