orijinal adı: meu pé de laranja lima
yazar: jose mauro de vasconcelos
yayım yılı: 1968
yazarın çocukluğundan izler taşıyan şeker portakalı, ailesi tarafından şiddete uğrayan 5 yaşındaki zeze’nin hayatını anlatıyor. zeze oldukça zeki ve duygusal bir karakter, biraz haylaz olmasına karşın hayal gücü yüksek bir çocuktur ve o gücü tüm olumsuzluklardan kaçmak için kullanır.
kitabın aynı zamanda marcos bernstein yönetmenliğinde filmi çekilmiştir.
yazar: jose mauro de vasconcelos
yayım yılı: 1968
yazarın çocukluğundan izler taşıyan şeker portakalı, ailesi tarafından şiddete uğrayan 5 yaşındaki zeze’nin hayatını anlatıyor. zeze oldukça zeki ve duygusal bir karakter, biraz haylaz olmasına karşın hayal gücü yüksek bir çocuktur ve o gücü tüm olumsuzluklardan kaçmak için kullanır.
kitabın aynı zamanda marcos bernstein yönetmenliğinde filmi çekilmiştir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "hicret" tarafından 22.11.2020 20:36 tarihinde açılmıştır.
61.
duygu dolu bir kitap zeze küçücük hayalleri hedefleri olan bir çocuk ama yoksulluk buna izin vermiyor , beton yığınında bir çiçek filizlenir ya sende dersin ki evet ya umut var, işte zeze de bize bunları yaşatıyor bu kadar kötü şeyin içinde bize güzel şeyleri görmemizi öğretiyor,
devamını gör...
62.
okuduğum en hüzünlü kitaptı. son sayfalarında ağladım. tıpkı zeze benmişim gibi... 5 yaşında bir çocuk için bence çok ağırdı yaşadıkları. zeze yoksul bir ailede doğmuş 4. çocuktur. annesi brezilyalı bir yerli olan zeze sarışındır tıpkı ablası godia gibi. annesinin yerli olmasından gurur duyan zeze oldukça hayalperets bir çocuktur.
kirasını ödeyemedikleri için taşındıklafı evin bahçesinde bir şeker portakalı ağacı ile tanışır. çok zeki olmasından mütevellit daha 5 yaşındayken kendi kendine okumayı öğrenir. sadece zeki değil aynı zamanda haylaz bir çocuktur. ne zmaan nirşey olsa "zeze yapmıştır, gene onun işi" gibi sözler sarf edilir mahalleliden. okuma öğrendiği için okula gönderilen zeze okul yolunda giderken hep "potekizli" diye bahsedilen birisinin arabasını görmektedir. o zamanlar her çocuğun yapmak istediği gibi potekizlinin arabasının arkasına asılmak ister. fakat hemen yakalanır. o gün çok rezil olduğunu düşündüğü için okula gitmek istemez. birgün portekizliyi öldüreceğini söyler. eve gelince şeker portakalı ağacıyla konuşur ve başından geçenleri anlatır. fakat komşunun bahçesine gizli gizli girip yakalnınca hızlıca her dönmeye çalışır. bu sırada ayağına cam batar. ailesinden bu yaramazlıpını gizlemek için hiçbir şey yaşanmamış gibi yaralı ayağıyla okula gitmeye çalışır. portakizli arabasıyla yoldan geçerken zezenin hafif topalladıpını fark eder. onu arabasına alır. artık ikisi gerçekten çok iyi dost olmuşlardır. fakat bu dosluktan sonra zeze evde sıkı bir dayak yer. ailesinden bu dostluğu gizlemektedir. daha sonraları tekrar beraberce konuşurlar. bir gün zeze'nin okula gittiği gün arkadaşlarından birisi geç kalır ve zeze'nin arkasındaki sırasında otururken potekizlinin arabasına trenin çarptığını sıra arkadaşına söyler. bunu duyan zeze şok geçirerek sınıftan koşarak çıkar. trenin kaza yaptığı yere koşarak gitmeye çalışırken birisi onu durdurur. portekizlinin hastaneye kaldırıldığını söylesede zeze gerçeği anlamıştır. onun için artık bir acı vardır. ve hayattaki acıyı öğrenmiştir.
kirasını ödeyemedikleri için taşındıklafı evin bahçesinde bir şeker portakalı ağacı ile tanışır. çok zeki olmasından mütevellit daha 5 yaşındayken kendi kendine okumayı öğrenir. sadece zeki değil aynı zamanda haylaz bir çocuktur. ne zmaan nirşey olsa "zeze yapmıştır, gene onun işi" gibi sözler sarf edilir mahalleliden. okuma öğrendiği için okula gönderilen zeze okul yolunda giderken hep "potekizli" diye bahsedilen birisinin arabasını görmektedir. o zamanlar her çocuğun yapmak istediği gibi potekizlinin arabasının arkasına asılmak ister. fakat hemen yakalanır. o gün çok rezil olduğunu düşündüğü için okula gitmek istemez. birgün portekizliyi öldüreceğini söyler. eve gelince şeker portakalı ağacıyla konuşur ve başından geçenleri anlatır. fakat komşunun bahçesine gizli gizli girip yakalnınca hızlıca her dönmeye çalışır. bu sırada ayağına cam batar. ailesinden bu yaramazlıpını gizlemek için hiçbir şey yaşanmamış gibi yaralı ayağıyla okula gitmeye çalışır. portakizli arabasıyla yoldan geçerken zezenin hafif topalladıpını fark eder. onu arabasına alır. artık ikisi gerçekten çok iyi dost olmuşlardır. fakat bu dosluktan sonra zeze evde sıkı bir dayak yer. ailesinden bu dostluğu gizlemektedir. daha sonraları tekrar beraberce konuşurlar. bir gün zeze'nin okula gittiği gün arkadaşlarından birisi geç kalır ve zeze'nin arkasındaki sırasında otururken potekizlinin arabasına trenin çarptığını sıra arkadaşına söyler. bunu duyan zeze şok geçirerek sınıftan koşarak çıkar. trenin kaza yaptığı yere koşarak gitmeye çalışırken birisi onu durdurur. portekizlinin hastaneye kaldırıldığını söylesede zeze gerçeği anlamıştır. onun için artık bir acı vardır. ve hayattaki acıyı öğrenmiştir.
devamını gör...
63.
bize bu kitabı 10 yaşında okulda okuttular. okuduğumdan bir şey anlamadım, anlasam kim bilir ne gibi bir travma yiyecektim o yaşta. hangi akla hizmet yaptılar bilmiyorum bunu.
devamını gör...
64.
çok etkilendiğim bir kitap yaş olarak tam yaşımda okudum filmini de izledim filmi de çok etkileyici ama kitap başka tabii ki. film izlemeyi seven filmini kitap okumayı seven kitabını mutlaka okusun.
devamını gör...
