1.
alex michaelides tarafından yazılıp 2021 mart ayında yayınlanan psikolojik gerilim kitabıdır.
kitabı 3-4 saatte okuyup bitirdim zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varmamışım, yazım tarzı ve konusunun akıcı olması kendisine çok güzel bağlıyor.
kitap kocasını öldürmekle yargılanan ve bu yargının doğru mu yanlış mı olduğunu kitabın son sayfalarına kadar bilemeyeceğimiz bir kadın ve bu kadına yardım etmek isteyen bir terapist hakkında, net bir karar vermemiz sonunu okuyana kadar neredeyse imkansız çünkü kadının kocasına olan sevgisi her sayfada vurgulanıyor, peki o zaman kocasını böylesine seven bir kadın neden onun kafasını defalarca tüfekle ateş ederek parçalara ayırsın? gerçekten o mu yaptı? kavga mı etmişlerdi? gibi bir soru doğuyor ama bunların hiçbirine kadından bir yanıt alamıyoruz çünkü kadın cesedin başında bulunduğu andan itibaren yıllar geçmesine rağmen tek kelime konuşmuyor, böyle zor bir vakayı tedavi edip konuşturacağına inanan terapistimiz burda devreye giriyor, kadının hayatında böyle bir şeyi yapmasına sebep olacak şeyler yaşayıp yaşamadığını ve nasıl bir hayatı olduğunu araştırırken bir yandan terapistin kendi psikolojik sorunlarıylada yüzleşmesini okuyoruz, aslında bir hastayı tedavi etmek için yola çıkan terapistimiz bir anda kendini hasta olarak buluyor diyede bir yorum ekleyebilirim sanırım
konusunu kenara bırakıp genel yorumuma gelecek olursam kitap karakterlerin duygularını ve sıkıntılarını, olayın bunaltıcılığını öyle iyi yansıtmış ki, okurken arada bi kitabı kapatıp nefes alma molası verdim, bazı yerlerde kendi kendime içsel terapilerde yaptım tabi, psikoloji alt yapısı olan kitapları bu yüzden seviyorum, konu ne olursa olsun satırların arasında kendinden bir parça bulup içselleştirmene sebep oluyorlar, neyse sonucunda kitabın bitiminden pek memnun kalmadım maalesef ki, kitap sanki ince ince işlenmişte sonu hızlı bir düğmük ile bağlanmış gibi, yinede akıcılığından dolayı benim kendisine on üzerinden sekiz verdiğim bir kitap oldu.
kitabı 3-4 saatte okuyup bitirdim zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varmamışım, yazım tarzı ve konusunun akıcı olması kendisine çok güzel bağlıyor.
kitap kocasını öldürmekle yargılanan ve bu yargının doğru mu yanlış mı olduğunu kitabın son sayfalarına kadar bilemeyeceğimiz bir kadın ve bu kadına yardım etmek isteyen bir terapist hakkında, net bir karar vermemiz sonunu okuyana kadar neredeyse imkansız çünkü kadının kocasına olan sevgisi her sayfada vurgulanıyor, peki o zaman kocasını böylesine seven bir kadın neden onun kafasını defalarca tüfekle ateş ederek parçalara ayırsın? gerçekten o mu yaptı? kavga mı etmişlerdi? gibi bir soru doğuyor ama bunların hiçbirine kadından bir yanıt alamıyoruz çünkü kadın cesedin başında bulunduğu andan itibaren yıllar geçmesine rağmen tek kelime konuşmuyor, böyle zor bir vakayı tedavi edip konuşturacağına inanan terapistimiz burda devreye giriyor, kadının hayatında böyle bir şeyi yapmasına sebep olacak şeyler yaşayıp yaşamadığını ve nasıl bir hayatı olduğunu araştırırken bir yandan terapistin kendi psikolojik sorunlarıylada yüzleşmesini okuyoruz, aslında bir hastayı tedavi etmek için yola çıkan terapistimiz bir anda kendini hasta olarak buluyor diyede bir yorum ekleyebilirim sanırım
konusunu kenara bırakıp genel yorumuma gelecek olursam kitap karakterlerin duygularını ve sıkıntılarını, olayın bunaltıcılığını öyle iyi yansıtmış ki, okurken arada bi kitabı kapatıp nefes alma molası verdim, bazı yerlerde kendi kendime içsel terapilerde yaptım tabi, psikoloji alt yapısı olan kitapları bu yüzden seviyorum, konu ne olursa olsun satırların arasında kendinden bir parça bulup içselleştirmene sebep oluyorlar, neyse sonucunda kitabın bitiminden pek memnun kalmadım maalesef ki, kitap sanki ince ince işlenmişte sonu hızlı bir düğmük ile bağlanmış gibi, yinede akıcılığından dolayı benim kendisine on üzerinden sekiz verdiğim bir kitap oldu.
devamını gör...
2.
yazarın kalemini beğenmekle birlikte bu yeni nesil yazarların 'ters köşe' denen olguyu tam anlamadığını düşünüyorum. yani sonuca bağlandığında başa dönüp 'aa evet aslında ip uçları varmış' dedirtecek sonlar yerine alakasız bir son yazıp olayı kapatmak ters köşe değil, yazarın seni farklı düşüncelerle manipüle edip ihtimallerden birini görmezden getirecek düşüncelere sevk etmesine ters köşe denir. bu bakımdan beni tatmin etmedi ama kolay okunan ve akışkan bir dile sahip bir kitap olduğu için çerezlik tavsiye ederim. zeka bakımından fazla beklentiye girmeyin ama.
devamını gör...
3.
alex michaelides tarafından yazılan 309 sayfalık psikolojik gerilim romanı. kitabın konusu kocasını öldüren ve asla savunma yapmayan, delirdiği düşünüldüğü için bir tedavi merkezine kapatılan ressam bir kadının hikayesi gibi görünüyor. lakin! işin aslı öyle değil. alicia çok başarılı bir ressam. kocasının ona çok aşık olduğunu düşünüyor ve kocasına büyük bir aşkla bağlı. gerçek bir sevgi. en kötüsü de bu zaten. bir insanı belki de bu kadar sevmemeliyiz. her neyse. bir diğer önemli karakter ise alicia tedaviye alındıktan sonra bu gizemli olay ilgisini çektiği için onu tedavi etmeye yeminler etmiş olan doktorumuz theo şerefsizi. puşt. seni vuracağım oğlum. kendisi adli psikoterapist olsa da iyileştirmeye çalıştığı insanlardan daha hasta. şimdi theo için sövgü vakti.
theo çok iyi bir çocukluk geçirmemiş ve bir süre kendisi de psikolojik destek almış bir adam. hayatına giren karısı ile büyük bir aşk evliliği yapıyor. ta ki ihanete uğrayana kadar. kendisi korkağın en önde gideni olduğu için karısı onu terk etmesin diye durumu görmezden geliyor. karısıyla yüzleşme cesaretini bile bulamıyor. çünkü onun kendisini terk etme ihtimalinden bile ölesiye korkan bir aciz. ulan zaten kadın seni terk etmiş. en azından biraz cesaretin olsun ezik herif. bu theo boynuzlarının nedeni olan adamdan intikam almak için kirli bir işe girişiyor. aralarında en masum ve günahsız olan insanı bir silaha dönüştürüp egosunu tatmin ediyor. senin ben kalıbını s*******. bu romanda theo kadar beni deli eden başka bir karakter olmadı. eşlerini aldatan reziller de suçlu ama bunun kadar değil.
kitap çok akıcı ve tatmin edici bir sonla bitiyor. tek seferde 200 sayfa okuduğum için beni mutlu etti. gerilimin bir saniye bile azalmaması iyi hissettiriyor. okuyun.
theo çok iyi bir çocukluk geçirmemiş ve bir süre kendisi de psikolojik destek almış bir adam. hayatına giren karısı ile büyük bir aşk evliliği yapıyor. ta ki ihanete uğrayana kadar. kendisi korkağın en önde gideni olduğu için karısı onu terk etmesin diye durumu görmezden geliyor. karısıyla yüzleşme cesaretini bile bulamıyor. çünkü onun kendisini terk etme ihtimalinden bile ölesiye korkan bir aciz. ulan zaten kadın seni terk etmiş. en azından biraz cesaretin olsun ezik herif. bu theo boynuzlarının nedeni olan adamdan intikam almak için kirli bir işe girişiyor. aralarında en masum ve günahsız olan insanı bir silaha dönüştürüp egosunu tatmin ediyor. senin ben kalıbını s*******. bu romanda theo kadar beni deli eden başka bir karakter olmadı. eşlerini aldatan reziller de suçlu ama bunun kadar değil.
kitap çok akıcı ve tatmin edici bir sonla bitiyor. tek seferde 200 sayfa okuduğum için beni mutlu etti. gerilimin bir saniye bile azalmaması iyi hissettiriyor. okuyun.
devamını gör...
"sessiz hasta" ile benzer başlıklar
sessiz gemi
24