her gün daha beter ne olabilir dedirtip daha kötüsünü sürpriz yumurtadan çıkan oyuncak araba gibi karşımıza çıkarmakta olan sistemdir.

tarihteki ilk darbesini köy enstitülerinin kapatılması ile almıştır bence. bir sosyal medya gönderisinde nenelerimizin zamanından kalma defter gösteriliyordu. adab-ı muaşeret dersi bile varmış. hayat bilgisinde yemek yapmak bile öğretiliyormuş. 2012-2016 senelerinde ilkokul okumuş birisi olarak bize hayat bilgisi dersinde vergi dairelerine gidilerek vergi ödenmesi gerektiği anlatılıyordu ders kitabında. olay da şu hatta: karakterimiz annesiyle dışarı çıkıyor ve annesi vergi ödemeye gittiklerini söylüyor. çocuk da verginin ne olduğunu soruyor falan falan. tabii öyle bir şey yok gerçek hayatta. (80'ler ya da 90'larda fiş sayılırmış rivayet odur. ben de o dönem yokum tabii nereden bileceğim?) ödeme yapıldığında vergi kesiliyor. ben de 7-8 yaşındaki bir çocuk olarak kitapta anlatılanı okuyunca vergi kaçırdığımızı düşünmüştüm.

bakın işte sistemin berbatlığını bu kadar basit bir olay bile ortaya koyabiliyor. halen daha matematik yapamayanın gerizekâlı ilam edildiği bir ülkede ne eğitim gelişir ne bilim gelişir ne de sanat gelişir. 12 yıllık zorunlu eğitimde kendinizi tanıyın, kişisel gelişime önem verin gibi ezber cümleler söyleniyor ancak okullar hem fiziksel hem de manevi manada bunu gerçekleştirmek için uygun değil. beden ve müzik dersi vardı bizim ilkokulda, hoca matematik işlerdi. okulda da ne spor ne resim ne de müzik olanağı vardı. 7-10 yaş aralığındaki çocuğa her şeyi denemesi için sen fırsat sunamıyorsan nasıl aklı çalışan nesiller yetiştireceksin? kaldı ki ilkokullarda son zamanlarda hoca otoritesinin azaldığını düşünüyorum. anlatılana göre çocuklar derse öylesine giriyor, tamamen şamata odaklılar ve teneffüslerde anlamsız hareketlerde bulunuyorlarmış.

ben hem internetsiz, telefonsuz, bilgisayarsız hem de teknolojinin her türlü ürününü görmüş bir çocuktum. biz ilkokula giderken daha sakinmişiz. birbirimize saygımız üst seviyedeymiş. mesela birisinin beslenmesi bir şekilde yoktu diyelim üç beş kişi toplanır ne varsa yarısından o çocuğa da verirdi. yahut herhangi bir abur cunur alındığında herkese ikram edilirdi. top oynanırken sert girilen arkadaştan özür dilenir faul olmasa bile top ona verilirdi. şimdiki çocuklarda bırak böyle davranışı büyüğe küfrediyorlar.

bunun sebebi pek tabii çocuk olamaz. sokak herkesin düşündüğü gibi canım cicim bir alan değil. çocuk duyar, duyacak, duymalı da. kavgayı da görmeli. burada asıl sorun yeni nesil ebeveynlerde. herkes tutturmuş çocuk psikolojisi aşağı çocuk psikolojisi yukarı. hiçbir pedagog çocuğunuza istediği şeyleri yapmasına izin verin, ona karşı çıkmayın demiyor. diyorlar ki bazı tepkiler normaldir aşırı davranmayın fakat otoritenin sarsılmasına izin vermeyin.

şiddet pek tabii çözüm değildir ancak analarımızın o güdümlü terliğini yemesek ıslah olur muyduk? annemizin bir bakışı kendimizi düzeltmemizi sağlamasa, babamızla bizi korkutmasa bu kadar düzgün olur muyduk? çoğunuz benden büyüksünüz yanlışsam gelin beni düzeltin müteşekkir olurum.

evvela toparlamak gerekirse bu maarif modeliyle düzelecek mevzu değildir. öncelikle halkı düzeltmemiz gerek ki bu da yüzyıllar alır.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"türk eğitim sistemi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim