1.
eğitimci değilim, belki söyleyeceklerim yanlıştır lakin bu sistemin içinde okumuş hemen her öğrencinin gördüğü bazı çarpıklıklar vardır.
lise zamanlarını unutamıyorum mesela. üniversite sınavına girmeye iki ay gibi bir süre kalmıştı ve ben limit - türev - integral konularında daha kalem bile oynatamıyordum. okuldaki hocalar, yıllardır bu konuları aynı kafayla verdiklerinden üniversitede öğrendiklerini de unutmuştu, kafamın içine girmeyen bu üç baba konu hakkında bana yardımcı olamıyordu. en sonunda çıldırıp şehrimdeki üniversitede okuyan bir matematik öğrencisinden özel ders almaya karar verdim. o da bana üniversitelerde okutulan ders kitaplarından (bkz: thomas' calculus) matematik dersi vermeye başladı.
sonuç: üniversite sınavında limit - türev - integralden 8 soru çıktı, hepsi doğru.
çünkü o ablam, özel derslerde "x in derecesini başa indirip dereceyi 1 azaltırsın" gibi bir matematik dersi vermemişti. limit nereden, türev nereden gelir; integralde neyi amaçlarız; bu üç konunun teoremlerinin ispatları nedir gibi sorularıma cevap vermiş, üstüne üstlük üniversitede okuyan öğrencilerin çalıştıkları sorular üzerinden de hatalarımı tespit edip bunların üstüne gitmemi sağlamıştı.
yanlış anlaşılmasın, özel ders alın demiyorum. fakat okulda üç ay boyunca anlatılan konuyu anlamayan bir öğrenci henüz öğretmen olmamış birinden bir ayda teorem ispatlarına kadar bu konuyu nasıl öğrenir, bunu tartışmak istiyorum. bugün mühendislik öğrencisiyim ve daha lisede öğrendiğim o teorem ispatları sayesinde bugün daha rahatım. bir şeyin arkasını, gerçeğini öğrenmeden rahat edemiyorum. ezberci sistem ise bunu bana vermiyor.
üniversite kitaplarını çok seviyorum, çünkü yıllar boyu lanet okuduğum fizik ve matematiği olağanüstü şekilde sevdirerek anlatıyorlar. hele insanı araştırmaya teşvik etmesi yok mu o kitapların? ah ah...
evet, eğitimde bir şeylerin farklılaşması gerekiyor ama neyin farklılaşması lazım, bunu bilemiyorum. belki de üniversite kitapları tarzında bir anlatım, lise ve ortaokullardaki öğrencileri daha çok rahatlatır , kim bilir?
lise zamanlarını unutamıyorum mesela. üniversite sınavına girmeye iki ay gibi bir süre kalmıştı ve ben limit - türev - integral konularında daha kalem bile oynatamıyordum. okuldaki hocalar, yıllardır bu konuları aynı kafayla verdiklerinden üniversitede öğrendiklerini de unutmuştu, kafamın içine girmeyen bu üç baba konu hakkında bana yardımcı olamıyordu. en sonunda çıldırıp şehrimdeki üniversitede okuyan bir matematik öğrencisinden özel ders almaya karar verdim. o da bana üniversitelerde okutulan ders kitaplarından (bkz: thomas' calculus) matematik dersi vermeye başladı.
sonuç: üniversite sınavında limit - türev - integralden 8 soru çıktı, hepsi doğru.
çünkü o ablam, özel derslerde "x in derecesini başa indirip dereceyi 1 azaltırsın" gibi bir matematik dersi vermemişti. limit nereden, türev nereden gelir; integralde neyi amaçlarız; bu üç konunun teoremlerinin ispatları nedir gibi sorularıma cevap vermiş, üstüne üstlük üniversitede okuyan öğrencilerin çalıştıkları sorular üzerinden de hatalarımı tespit edip bunların üstüne gitmemi sağlamıştı.
yanlış anlaşılmasın, özel ders alın demiyorum. fakat okulda üç ay boyunca anlatılan konuyu anlamayan bir öğrenci henüz öğretmen olmamış birinden bir ayda teorem ispatlarına kadar bu konuyu nasıl öğrenir, bunu tartışmak istiyorum. bugün mühendislik öğrencisiyim ve daha lisede öğrendiğim o teorem ispatları sayesinde bugün daha rahatım. bir şeyin arkasını, gerçeğini öğrenmeden rahat edemiyorum. ezberci sistem ise bunu bana vermiyor.
üniversite kitaplarını çok seviyorum, çünkü yıllar boyu lanet okuduğum fizik ve matematiği olağanüstü şekilde sevdirerek anlatıyorlar. hele insanı araştırmaya teşvik etmesi yok mu o kitapların? ah ah...
evet, eğitimde bir şeylerin farklılaşması gerekiyor ama neyin farklılaşması lazım, bunu bilemiyorum. belki de üniversite kitapları tarzında bir anlatım, lise ve ortaokullardaki öğrencileri daha çok rahatlatır , kim bilir?
devamını gör...
2.
tüm yerlerde bu durum aynı. ezber olmadan iyi bir akademik başarıya sahip olmayı dünyanın hiç bir yerinden beklemeyin.
devamını gör...
3.
bir öğretmen olarak;
eğitim sistemimizin tepeden tırnağa bir revizyona ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. evet ezberci eğitim modeli yerine göre gereklidir. misalen; hukuk/yargı işleriyle uğraşacak bir kişinin karar vermesi veya fikir yürütmesi gereken bir konuda ilgili mevzuatı, kanunları “ezbere” bilmesi ona hem zaman kazandıracak hemde ilgili konuyla alakalı daha verimli üst bilişsel çıkarımlarda bulunmasına yardımcı olacaktır. lakin sıkıntı bu değil; sıkıntı ezberin tüm kademelere ve branşlara “dayatılıyor” olması.
üniversite eğitimine geçene kadar öğrencilerimiz sınav ve soru çözme odaklı olarak hazırlanıyorlar. gün gelipte üniversiteye gittiği zaman, saha çalışmalarında veya proje/staj çalışmalarında önceki bilgileri pek de bir işe yaramıyor. çünkü sahada herşey farklı, teori bir yere kadar idare ediyor.
romanyaya-cluj da bir teknik liseye yaptığımız ziyaret esnasında henüz lise 2. sınıf öğrencisi olan bir çocuğun autocad programında super mario oynarcasına yaptığı muhteşem çizimleri ve projeleri görünce bunu daha iyi anlamıştım (mühendis yazarlarımız varsa daha iyi bilirler ama benim bildiğim kadarıyla autocad kullanımı ülkemizde üniversitede kademesinde öğreniliyor).
uzun lafın kısası, herşey yerinde, zamanında,kararında güzel.
eğitim sistemimizin tepeden tırnağa bir revizyona ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. evet ezberci eğitim modeli yerine göre gereklidir. misalen; hukuk/yargı işleriyle uğraşacak bir kişinin karar vermesi veya fikir yürütmesi gereken bir konuda ilgili mevzuatı, kanunları “ezbere” bilmesi ona hem zaman kazandıracak hemde ilgili konuyla alakalı daha verimli üst bilişsel çıkarımlarda bulunmasına yardımcı olacaktır. lakin sıkıntı bu değil; sıkıntı ezberin tüm kademelere ve branşlara “dayatılıyor” olması.
üniversite eğitimine geçene kadar öğrencilerimiz sınav ve soru çözme odaklı olarak hazırlanıyorlar. gün gelipte üniversiteye gittiği zaman, saha çalışmalarında veya proje/staj çalışmalarında önceki bilgileri pek de bir işe yaramıyor. çünkü sahada herşey farklı, teori bir yere kadar idare ediyor.
romanyaya-cluj da bir teknik liseye yaptığımız ziyaret esnasında henüz lise 2. sınıf öğrencisi olan bir çocuğun autocad programında super mario oynarcasına yaptığı muhteşem çizimleri ve projeleri görünce bunu daha iyi anlamıştım (mühendis yazarlarımız varsa daha iyi bilirler ama benim bildiğim kadarıyla autocad kullanımı ülkemizde üniversitede kademesinde öğreniliyor).
uzun lafın kısası, herşey yerinde, zamanında,kararında güzel.
devamını gör...
4.
yaratıcı beynin köreltilmesi durumu. eşekler fazla yük taşıyabiliyor diye onların uğruna beygirlerin heba edilmesi.
devamını gör...
5.
sözde karşı olunan sistem.
mesela son yıllarda ösym "yeni nesil soru" diye bir şey çıkardı piyasaya. kalıp hâlinde, öğrenciler tarafından ezberlenen soru tiplerinden kurtulmak bunun amacı. buraya kadar güzel.
fakat siz hiç lise biyoloji kitabı okudunuz mu son yıllarda mesela? niye okuyasınız, değil mi? okusanız görürsünüz ki kesinlikle bir öğrencinin sınava girmek için gereksinim duyacağı bilgilerin kat kat fazlası var orada ve o koca paragrafları ezberlemeden öğrenmenin bir yolu yok.
matematik, geometri ve fizik... tüm formülleri ezbere bilmediğiniz sürece yeni nesil soruların tamamını yapabilmek gibi bir şansınız yok. formülü soruda verip nasıl kullanması gerektiğini öğrenciye bırakmak gerekiyor normalde. tyt'de bunu yapıyorlar ama ayt'de yandı gülüm keten helva!
***
göz ardı edilen bir konu var bu sistem ve sınav olaylarında; bir öğrenciden, 5-6 farklı alanda çok fazla şey bilmesi bekleniyor. sayısalcı bir öğrenci üzerinden düşünün bir kere; matematik, fizik, kimya, geometri, biyoloji... bu derslerin hepsinin hocası ayrı çünkü bunlar farklı uzmanlıklar gerektiren alanlar. hocaların, üniversite sınavına hazırlık için ders anlatım videolarına bakın sonra. 1 ders için ortalama 90 video bulursunuz. 5 ders için 450 video eder bu ve o videoların hemen hemen hepsinde birçok formül var. tek bir kişiden, 5 kişinin ayrı ayrı bildiği konuların tamamını çok iyi bilmesi bekleniyor ki o kişi iyi bir bölüme girip iyi bir meslek sahibi olabilsin. bu birçok kişi için çok zor çünkü burada sadece zekâ söz konusu değil. hafıza herkeste aynı güçte olan bir özellik değil. bir kişinin ezberi daha iyi diye o kişi daha iyi bir hayatı hak etmemeli.
çözüm ne derseniz, bence müfredat denen garabet iyice gözden geçirilmeli. gerçekten temel bilgiler dışındaki detaylardan arındırılmalı başlıklar. çok eskiden var olan sisteme geri dönülmeli. yani herkes istediği bölümle ilgili, istediği okuldaki sınavlara girmeli ve mesleki alanda işine yaramayacak derslerin hepsini birden beynine yüklemek zorunda kalmamalı kimse. hazırlık denen sınıf sadece dil eğitimi vermemeli. lise müfredatından çıkarılan detaylar, hazırlık sınıflarında temel derslerde verilmeli. 4 yıllık eğitimin ilk yılı bu temel derslerle harcanmadan altyapı sağlanmalı öğrenciye ve 4 senede daha fazla mesleki eğitim verilmeli.
bilemiyorum, belki bu önerilerin de uzun vadede yan etkileri vardır ama şu anda aklıma başka bir fikir gelmiyor. bildiğim tek şey, sistemin ezbere karşı falan olmadığı. sistem sadece, eskiden yapıldığı gibi, soru tiplerini ezberlemeye ve bu şekilde sınav kazanmaya karşı.
mesela son yıllarda ösym "yeni nesil soru" diye bir şey çıkardı piyasaya. kalıp hâlinde, öğrenciler tarafından ezberlenen soru tiplerinden kurtulmak bunun amacı. buraya kadar güzel.
fakat siz hiç lise biyoloji kitabı okudunuz mu son yıllarda mesela? niye okuyasınız, değil mi? okusanız görürsünüz ki kesinlikle bir öğrencinin sınava girmek için gereksinim duyacağı bilgilerin kat kat fazlası var orada ve o koca paragrafları ezberlemeden öğrenmenin bir yolu yok.
matematik, geometri ve fizik... tüm formülleri ezbere bilmediğiniz sürece yeni nesil soruların tamamını yapabilmek gibi bir şansınız yok. formülü soruda verip nasıl kullanması gerektiğini öğrenciye bırakmak gerekiyor normalde. tyt'de bunu yapıyorlar ama ayt'de yandı gülüm keten helva!
***
göz ardı edilen bir konu var bu sistem ve sınav olaylarında; bir öğrenciden, 5-6 farklı alanda çok fazla şey bilmesi bekleniyor. sayısalcı bir öğrenci üzerinden düşünün bir kere; matematik, fizik, kimya, geometri, biyoloji... bu derslerin hepsinin hocası ayrı çünkü bunlar farklı uzmanlıklar gerektiren alanlar. hocaların, üniversite sınavına hazırlık için ders anlatım videolarına bakın sonra. 1 ders için ortalama 90 video bulursunuz. 5 ders için 450 video eder bu ve o videoların hemen hemen hepsinde birçok formül var. tek bir kişiden, 5 kişinin ayrı ayrı bildiği konuların tamamını çok iyi bilmesi bekleniyor ki o kişi iyi bir bölüme girip iyi bir meslek sahibi olabilsin. bu birçok kişi için çok zor çünkü burada sadece zekâ söz konusu değil. hafıza herkeste aynı güçte olan bir özellik değil. bir kişinin ezberi daha iyi diye o kişi daha iyi bir hayatı hak etmemeli.
çözüm ne derseniz, bence müfredat denen garabet iyice gözden geçirilmeli. gerçekten temel bilgiler dışındaki detaylardan arındırılmalı başlıklar. çok eskiden var olan sisteme geri dönülmeli. yani herkes istediği bölümle ilgili, istediği okuldaki sınavlara girmeli ve mesleki alanda işine yaramayacak derslerin hepsini birden beynine yüklemek zorunda kalmamalı kimse. hazırlık denen sınıf sadece dil eğitimi vermemeli. lise müfredatından çıkarılan detaylar, hazırlık sınıflarında temel derslerde verilmeli. 4 yıllık eğitimin ilk yılı bu temel derslerle harcanmadan altyapı sağlanmalı öğrenciye ve 4 senede daha fazla mesleki eğitim verilmeli.
bilemiyorum, belki bu önerilerin de uzun vadede yan etkileri vardır ama şu anda aklıma başka bir fikir gelmiyor. bildiğim tek şey, sistemin ezbere karşı falan olmadığı. sistem sadece, eskiden yapıldığı gibi, soru tiplerini ezberlemeye ve bu şekilde sınav kazanmaya karşı.
devamını gör...
6.
zamanla anlarsınızla başladığına eminim ama ispat edemem. yemin hiç etmem zaten
devamını gör...
7.
ezberci bir eğitim sisteminde başarılı olanların zeki olduklarının kabulü sonucunda metodolojilerin zeka zannedilmesi yanılgısını ve bunun sonucunda da yapay zeka denilen şeyin insan zekasının önüne geçeceği algısını doğurmuştur.
oysa ki zeka denilen şey bir mühendislik uygulamasını hayata geçirmek değildir. bu yapılan metodolojidir. bunun için mevcut sistemleri kullanırsın. bu sistemler de daha önceden bu durum ile karşılaşmış insanların ortaya koyduğu çözümün matematik dilinde aktarılmasıdır. bilim tam anlamı ile budur. bunu uygulamak için ezberci bir eğitim sisteminde başarılı olmak yeterlidir.
ancak bir mucit ile bir mühendisi karşılaştırmak gerekirse mucit bir işin kolay yapılması için bir düzenek icat eder ve mühendis ise bunun daha pratik, daha hesaplı ve daha dayanıklı olmasını sağlayabilecek donanıma sahipken günümüzde ondan daha çok para kazanmak adına tüketim odaklı planlar yapar. aslında diyeceğim o ki mucitin mühendise, mühendisin de mucite ihtiyacı vardır.
benim gibi öğrendiği şeylerin dibine kadar didiklemeyi seven biri için ezberle geç mantığında bir başarı beklemek hayal kırıklığı oluşturur. 2009 yılında başlanılan makine mühendisliği eğitimini 2021 yılında tamamlamam tam da bu sebeptendir. ha şu an yaptığım işimde de bunun faydasını görmekteyim orası ayrı. mekanik tasarım mühendisliği ezberle geç mantığı ile hakkını verebileceğiniz bir meslek değil.
oysa ki zeka denilen şey bir mühendislik uygulamasını hayata geçirmek değildir. bu yapılan metodolojidir. bunun için mevcut sistemleri kullanırsın. bu sistemler de daha önceden bu durum ile karşılaşmış insanların ortaya koyduğu çözümün matematik dilinde aktarılmasıdır. bilim tam anlamı ile budur. bunu uygulamak için ezberci bir eğitim sisteminde başarılı olmak yeterlidir.
ancak bir mucit ile bir mühendisi karşılaştırmak gerekirse mucit bir işin kolay yapılması için bir düzenek icat eder ve mühendis ise bunun daha pratik, daha hesaplı ve daha dayanıklı olmasını sağlayabilecek donanıma sahipken günümüzde ondan daha çok para kazanmak adına tüketim odaklı planlar yapar. aslında diyeceğim o ki mucitin mühendise, mühendisin de mucite ihtiyacı vardır.
benim gibi öğrendiği şeylerin dibine kadar didiklemeyi seven biri için ezberle geç mantığında bir başarı beklemek hayal kırıklığı oluşturur. 2009 yılında başlanılan makine mühendisliği eğitimini 2021 yılında tamamlamam tam da bu sebeptendir. ha şu an yaptığım işimde de bunun faydasını görmekteyim orası ayrı. mekanik tasarım mühendisliği ezberle geç mantığı ile hakkını verebileceğiniz bir meslek değil.
devamını gör...