türkiye'deki cenaze evinde yemek yeme kültürü
başlık "svengali" tarafından 26.02.2023 08:56 tarihinde açılmıştır.
1.
yok akrabam yoldan geldi yemek verelim, yok o yok bu derken zaten acısı olan bir ailenin utanmadan rızkına çökülmesi olayıdır. akraba yoldan gelse bile eğer utanmaz değilse o eve yemek yemeye girmez. zaten islamda da bu durum mekruh olarak görülmüştür. bkz:
bir yakınını kaybetmenin üzüntü ve sıkıntısı içinde olan cenaze sahiplerinin, taziye için gelen misafirlere yemek hazırlayıp sunması ilave bir telaş ve sıkıntıya sebep olacağından mekruh görülmüştür (ibn âbidîn, reddü'l-muhtâr, ııı, 148).
bir yakınını kaybetmenin üzüntü ve sıkıntısı içinde olan cenaze sahiplerinin, taziye için gelen misafirlere yemek hazırlayıp sunması ilave bir telaş ve sıkıntıya sebep olacağından mekruh görülmüştür (ibn âbidîn, reddü'l-muhtâr, ııı, 148).
devamını gör...
2.
rezil bir durumdur. insanların acısı var ama acılarını yaşamak yerine sana yemek ve çay ikramı yapıyorlar. gerçekten rezil bir durum. ve bunun artık bırakılması lazım. ki nerden çıktı bu? dinde yok hatta üç gün cenaze evine komşuların yemek taşıması icap ediyorken gerçekten çok merak ediyorum nereden çıktı bu? bir tane aklı başında adam yok mu buna karşı çıkacak, olduğu bölgede buna izin vermeyecek?
devamını gör...
3.
nereden çıktığını bilmiyorum ama köy-kasaba, kasaba-şehir, şehir-kent geçişleri sırasında evrilmiş ve tahminimce eski türk gelenekleri ile yeni cumhuriyetçi orta sınıf arayışlarının bir sentezi olarak ortaya çıkmış olabilir bu şey. sadece anadolu'da yaşandığını zannetmiyorum bunun ben, insanlığın yakın geçmişinden, yani ortacağın kapanışından bu yana evriliyor böyle gelenekler.
dindar insanlar ölenleri için sadaka verirlermiş, öteki dünya'da ölenlerinin hayrına yarayabilmek için. paganlar ölüm nehrini geçebilsinler diye metelik koyarlar ölenlerinin gözlerine. şamanist toplumlardan tek tanrılı dinlere geçinceye kadar pek çok inanç grubu ölenleri ve doğanları için hayvan adakları sunmuşlardır kutsal ruhlara.
monarşi dünyaya egemen oluncaya kadar tek tanrılı dinler dahil tüm inanç gruplarında, yaşamın bedeli olan bir takım çileleri belirli zaman aralıklarında yaşamak zorunluluğu kutsaldı. devrimler bilimsel anlayışı, yani doğa bilimlerinin keşifleri perspektifinden bakan yaklaşımları dayattı, biz bugün laiklik tartışmaları içerisinde değerlendiriyoruz bu olguyu. devrimler, psikanalizmin keşif, deney ve duyarlıkları ile çileci yaklaşımların hepsine savaş açtı. fransız devrimi, sanayi devrimi, bolşevik devrimi..
biz bugün, insanların ne şekilde yas tutacaklarına ya da tutmak isteyeceklerine karar vermek lüksüne sahip değiliz. insanlığın üzerinden devrimler geçti, kara trenler gibi. artık insanları kişi kişi ele alıp yasın, mutluluğun, kederin ve neşenin ne zaman ne kadar gerekli olduğunu analitik fizyoloji parametrelerini ölçerek karar vermeye çalışıyoruz. ani ve hızlı gelişen topluluk hezeyanlarında ya da neşe cümbüşlerinde ise bir takım melez adetler yama programlar gibi yardımımıza koşuyor. aslında çaresizlik karşısında bireysel kararlar ve/veya tepkiler arzetmek, bencillik, cahillik, sorumsuzluk olacağı için çoğunluğu artık kentlerde yaşayan gelenekçi insanlara folklorik eylemler önerebiliyoruz, kendi kültür önderleri aracılığıyla.
yoksa illaki pek çok insan cenaze günlerinde ne yaptığını ve neden yaptığını bilmeden bir çok şeyi yapıp geçiyor öylesine..
dindar insanlar ölenleri için sadaka verirlermiş, öteki dünya'da ölenlerinin hayrına yarayabilmek için. paganlar ölüm nehrini geçebilsinler diye metelik koyarlar ölenlerinin gözlerine. şamanist toplumlardan tek tanrılı dinlere geçinceye kadar pek çok inanç grubu ölenleri ve doğanları için hayvan adakları sunmuşlardır kutsal ruhlara.
monarşi dünyaya egemen oluncaya kadar tek tanrılı dinler dahil tüm inanç gruplarında, yaşamın bedeli olan bir takım çileleri belirli zaman aralıklarında yaşamak zorunluluğu kutsaldı. devrimler bilimsel anlayışı, yani doğa bilimlerinin keşifleri perspektifinden bakan yaklaşımları dayattı, biz bugün laiklik tartışmaları içerisinde değerlendiriyoruz bu olguyu. devrimler, psikanalizmin keşif, deney ve duyarlıkları ile çileci yaklaşımların hepsine savaş açtı. fransız devrimi, sanayi devrimi, bolşevik devrimi..
biz bugün, insanların ne şekilde yas tutacaklarına ya da tutmak isteyeceklerine karar vermek lüksüne sahip değiliz. insanlığın üzerinden devrimler geçti, kara trenler gibi. artık insanları kişi kişi ele alıp yasın, mutluluğun, kederin ve neşenin ne zaman ne kadar gerekli olduğunu analitik fizyoloji parametrelerini ölçerek karar vermeye çalışıyoruz. ani ve hızlı gelişen topluluk hezeyanlarında ya da neşe cümbüşlerinde ise bir takım melez adetler yama programlar gibi yardımımıza koşuyor. aslında çaresizlik karşısında bireysel kararlar ve/veya tepkiler arzetmek, bencillik, cahillik, sorumsuzluk olacağı için çoğunluğu artık kentlerde yaşayan gelenekçi insanlara folklorik eylemler önerebiliyoruz, kendi kültür önderleri aracılığıyla.
yoksa illaki pek çok insan cenaze günlerinde ne yaptığını ve neden yaptığını bilmeden bir çok şeyi yapıp geçiyor öylesine..
devamını gör...
4.
yok edilmesi gereken bir kültürdür. zaten geleneklerin çoğu ölmelidir. insanı geriye götürmekten başka hiçbir halta yaramazlar.
devamını gör...
5.
“orası cenaze evi yemeği biz götürelim” demesi gereken insanlar yerine “yemekte ne var?”, “helva fıstıklı mı cevizli mi” diyen insanlar varken bu kültür bitmez.
devamını gör...
6.
kültürümüzdeki yönüyle eleştiriyoruz ancak esas olan cenaze evine gidenlerin birer kap yemek götürmesidir. sonrasında aileye yakın olan birisi bu yemeklerin servisini yapar. tüm bu işlemler ölen kişinin hayrına yapılır. o evde karnı doyan her insanın ölen yakınımız için bir nevi kefalet olacağına inanılır. islamiyetten önce de türklerde ahiret inancı olduğu için ölen yakınlarının ahirette daha rahat edeceği düşüncesi bulunur. bu gelenek taa o zamanlara dayanmaktadır. yani cenazesi okandan yemek pişirmesi ve servis etmesi beklenmez. ama kültürümüzün bir çok öğesi gibi bu da dağılmış şu ara. artık komşuluk ve yardımlaşma köreldiği için bu kültür de eskisi gibi değil.
devamını gör...
7.
cidden kınadığım durumdur. daha da beteri vefat eden kişi hakkında dini açıdan iğrenç, kötü yorumların yapılması. ateş düştüğü yeri yakar derler boşuna değilmiş.
devamını gör...
8.
kınıyorum, reddediyorum, yeri geldiğinde cenaze sahibi olarak bunu talep edenlerle kavga ediyorum.
"pide yok mu" sorusuyla karşılaşmak acı çeken cenaze sahibi olarak o an tüm üzüntüyü, tüm duygusal çöküntüyü saf bir nefrete dönüştürüyor.
"pide yok mu?"
şu yaşımda benim bildiğim, benim büyüklerimden gördüğüm şey cenaze sahibi yemek yapmakla uğraşmasın diye cenaze evine taziyeye giderken yemek götürülmesi idi. ne ara değişti bu adet?
olur da bir gün pideci açarsam cenaze evine sipariş verildiğinde" yapmıyorum ulan" diyeceğim.
"pide yok mu" sorusuyla karşılaşmak acı çeken cenaze sahibi olarak o an tüm üzüntüyü, tüm duygusal çöküntüyü saf bir nefrete dönüştürüyor.
"pide yok mu?"
şu yaşımda benim bildiğim, benim büyüklerimden gördüğüm şey cenaze sahibi yemek yapmakla uğraşmasın diye cenaze evine taziyeye giderken yemek götürülmesi idi. ne ara değişti bu adet?
olur da bir gün pideci açarsam cenaze evine sipariş verildiğinde" yapmıyorum ulan" diyeceğim.
devamını gör...
9.
bartın'da böyle bir kültür de yok. baş sağlığı için gelenler ellerinde tencereyle geliyor. aileden birini kaybetmişiz bir de yemek mi düşüneceğiz? hiç umurumda değil açıkçası. kimsenin boğazını düşünecek hâlde değilim o sırada. zaten islam'da üçü, beşi, yedisi diye bir şey yok. ben saçma buluyorum böyle şeyleri. eniştem öldüğünde de yapmadık hiçbirini. gereği yok çünkü. milleti doyurmayı geçtim bir de sürekli "ah kızım, ne yapacaksın şimdi? ah ah, çok üzüldük ya. ne iyi insandı vah vah." demesini mi çekeceğiz? ajitasyon yapma abla, ilerle.
bu ülkenin boş boş adetleri var ama allah'a şükür ki adetlere bağlı bir ailem yok yoksa cidden katlanılacak gibi değil bu saçma adetler.
bu ülkenin boş boş adetleri var ama allah'a şükür ki adetlere bağlı bir ailem yok yoksa cidden katlanılacak gibi değil bu saçma adetler.
devamını gör...
10.
bizde yıllardır süren gelenek, catering şirketi ile anlaşılır. 5 gün boyunca yemek getirilir. her şey bittikten sonra taziye masrafları bütün sülaleye bölünür.
devamını gör...
11.
kaldırılmalıdır.
olması gereken:
umarım bu başlangıç olur da tamamen kalkar.
#3559878 daha önce burada da yazmıştım.
olması gereken:
umarım bu başlangıç olur da tamamen kalkar.
#3559878 daha önce burada da yazmıştım.
devamını gör...
12.
babam ölmüştü rahmetli hiç zahmet edip bir şeyler hazırlamadık kimseye buyur yemek var demedik belediye et gonderdi pilav inan onu bile kimseye vermedik ihtiyaci olanlara tencerelere koyduk verdik ben çok cenazeye gittim ölüm bu ancak kimsenin evinde yemek yemem gerek yok bende yemek vermem birisi öldü sünnet düğünü yapmadık
devamını gör...
13.
herkes gömmüş. ölüyü gömüyoruz da pide ayranı da gömsek ne olur? kan şekeri düşünce insan 'bitse de gitsek' durumuna geliyor. oysa tok olsa, üstüne birileri ile cenaze kapı önünde sigara eşliğinde 'abi ülke nolacak' diye dertlenilse fena mı? hayat devam ediyor. karnı tok adam moralli olur ölünün arkasından bir şey diyecekse de iyi bir şey söyler. aç adam sinirli olur kusur görmek kastı ile sataşacak yer arar o an ölüyü bile kınayası gelir 'abi o da hiç dikkat etmedi kendine'. ne gerek var. insanlara yemek de olsa sevinç verin. sen ölüyorsun ama insan doyduğu için de olsa hafif bi 'ama iyi yedik' memnuniyeti oluşuyor. dua bile edesin gelebilir ekstradan.
devamını gör...
14.
bizde olmayan ilk duyduğumda çok garipsediğim adetimsi.
insan bir yakınını kaybetmişken neden gelen bünyenin açlığını, çayını hatta tatlısını düşünür anlamış değilim. türkiyeye ilk geldiğim zamanlarda kendi kültürümüzde var olan "eren" ile tanıştım. cenaze evinde 7 gün boyunca ocak yakılmaz, yemek pişmez. onun yerine başın sağ olsuna gidenler yemek getirir, eğer evde gelen yemek kalmamışsa ve dışarıdan gelen misafir varsa yemek gelmesi beklenmeden yakın çevreden birisinin evine buyur edilir. 7'sinden sonra cenaze sahibinin yakınları tarafından ekmek ve helva dağıtılırdı hep. ne zaman ki bir arkadaşımın babasının cenazesine gittiğimde cenaze evinde mükellef sofra ile tanıştım neden bütün komşular aynı yemeği getirmiş sorunsalı peydah oldu bende. sonrasında bu yemeği cenaze sahibinin ikram ettiğinin öğrendiğimde dumur olmuştum...
insan bir yakınını kaybetmişken neden gelen bünyenin açlığını, çayını hatta tatlısını düşünür anlamış değilim. türkiyeye ilk geldiğim zamanlarda kendi kültürümüzde var olan "eren" ile tanıştım. cenaze evinde 7 gün boyunca ocak yakılmaz, yemek pişmez. onun yerine başın sağ olsuna gidenler yemek getirir, eğer evde gelen yemek kalmamışsa ve dışarıdan gelen misafir varsa yemek gelmesi beklenmeden yakın çevreden birisinin evine buyur edilir. 7'sinden sonra cenaze sahibinin yakınları tarafından ekmek ve helva dağıtılırdı hep. ne zaman ki bir arkadaşımın babasının cenazesine gittiğimde cenaze evinde mükellef sofra ile tanıştım neden bütün komşular aynı yemeği getirmiş sorunsalı peydah oldu bende. sonrasında bu yemeği cenaze sahibinin ikram ettiğinin öğrendiğimde dumur olmuştum...
devamını gör...
15.
açılın beyler malatya’dan bildiriyorum, sözlükte herkes adeta bir izmirli, kahır ekseriyetle istanbullu, olmadı ankaralı filan olduğundan siz böyle şeyleri pek bilmezsiniz!
taziye yemeğinin makbulü 200 gr kavurma, kafi miktarda iç pilav ve yanında dümenden bir dilim söğüş domates, bir adet mermi gibi cin biber, yarım açık ekmek* ve açık ayranla servis edilendir.
asgarisi izahı mümkün değil, adamın arkasından hayırsız evlat filan derler, şu hayatta bir kere ölüyoruz ya hu!
taziye yemeğinin makbulü 200 gr kavurma, kafi miktarda iç pilav ve yanında dümenden bir dilim söğüş domates, bir adet mermi gibi cin biber, yarım açık ekmek* ve açık ayranla servis edilendir.
asgarisi izahı mümkün değil, adamın arkasından hayırsız evlat filan derler, şu hayatta bir kere ölüyoruz ya hu!
devamını gör...
16.
mutluluğu da mutsuzluğu da kalabalık ile kutlamak ya da anmak gibi saçma sapan adetlerimiz var. bizim coğrafyaya özel değil hem de. neredeyse tüm dünya nüfısunda her olay kalabalıklar ile birleşerek anılıyor.
bu, insanın sosyal bir varlık olmasından ileri geliyor. milyonlarca yıl önce avlanmaya da beraber çıkmışlar. avladıkları hayvanları da beraber yemişler. yani bu kalabalık olma hali en eski atalarımızdan miras kalan bir şey.
ama baktığın zaman mutluluk da mutsuzluk da bireyi ilgilendiren bir şey. kendi başına sevinme ya da üzülme refleksi yok hiçbir toplumda. kendi kendine yetebileni de deli sanıyorlar o yüzden.
ben acımı da sevincimi de paylaşmak zorunda değilim. yalnız başıma bunun altından kalkmalıyım ki bunlar bana travma olarak geri dönmesin. elbette ki sevinci de üzüntüyü de paylaşabiliriz. ama bu bir tercihten ibaret olmalı. tercih etmiyorsa bunu kalabalıklar önünde yaşamak zorunda kalmamalı insan.
cenaze de bunlardan biri. ölümü kabullenmeye çalışan insanı rahat bırakmadıkları gibi, kendi nefislerini terbiye etmek için ikram bekliyorlar bir de!
toplum olarak, bu tipleri kovarak ya da kovmaktan beter ederek terbiye etmemiz gerek. başka yolu yok!
bu, insanın sosyal bir varlık olmasından ileri geliyor. milyonlarca yıl önce avlanmaya da beraber çıkmışlar. avladıkları hayvanları da beraber yemişler. yani bu kalabalık olma hali en eski atalarımızdan miras kalan bir şey.
ama baktığın zaman mutluluk da mutsuzluk da bireyi ilgilendiren bir şey. kendi başına sevinme ya da üzülme refleksi yok hiçbir toplumda. kendi kendine yetebileni de deli sanıyorlar o yüzden.
ben acımı da sevincimi de paylaşmak zorunda değilim. yalnız başıma bunun altından kalkmalıyım ki bunlar bana travma olarak geri dönmesin. elbette ki sevinci de üzüntüyü de paylaşabiliriz. ama bu bir tercihten ibaret olmalı. tercih etmiyorsa bunu kalabalıklar önünde yaşamak zorunda kalmamalı insan.
cenaze de bunlardan biri. ölümü kabullenmeye çalışan insanı rahat bırakmadıkları gibi, kendi nefislerini terbiye etmek için ikram bekliyorlar bir de!
toplum olarak, bu tipleri kovarak ya da kovmaktan beter ederek terbiye etmemiz gerek. başka yolu yok!
devamını gör...
17.
bu geleneğin kökenini merak eden mü'min kardeşlerime bir bilgi vereyim. gidenin arkasından su (aslında süttür ama ekonomik nedenlerle suya evrilmiştir) dökmek, gece ıslık çalmamak ve ağaca bez parçası bağlamak gibi, ölenin arkasından yemek dağıtmak da göktanrı inancına ait bir gelenektir. eğer müslüman olduğunuzu ve tanrınıza şirk koşmanın dininizdeki en büyük günahlardan olduğunu düşünüyorsanız, o yemek size gelmez.
devamını gör...
18.
çok yanlış bir durum bence. eskiden insanlar taziye evine yemek götürürlerdi ki o anda kimse yemek düşünmemiştir evlerinde yemek bulusun diye düşünürlerdi. ama şimdi olay insanların gönlünü eylemeye döndü. sanki bu zorunlu bir şeymiş gibi...
devamını gör...
19.
bence yemek vermesi gereken taraf, cenazeye gelen taraf olmalıdır. hep bu görüşümü savundum bu konuda. vefat eden kişinin arkasından sevap işlemek elbette önemlidir fakat bunu yapmanın daha başka birçok yolu vardır. sadece helva kavursa cenaze evi, o gayet yeterli olacaktır bu yemek konusunda. ki o bile yapılmasa da olur söz konusu, bir acı olduğunda. kimse oraya karnını doyurmaya gitmiyor sonuçta. yani o amaçla gidenler her ne kadar varsa da, cenaze evine gidilmesinin asıl amacı ölen kişinin ailesine destek olmaktır veya ölen kişiye olan bir saygıdan, duyulan acıdan ötürü gidilir...
devamını gör...
20.
kültürel eğilim bu yönde.
diğer kültürlerde de aşağı yukarı böyle diye biliyorum.
bunu ortadan kaldıramıyorsak "pamuk eller cebe hadi pide parasına destek" yapıverelim bir zahmet.
diğer kültürlerde de aşağı yukarı böyle diye biliyorum.
bunu ortadan kaldıramıyorsak "pamuk eller cebe hadi pide parasına destek" yapıverelim bir zahmet.
devamını gör...