tüyleri diken diken eden film sahneleri
başlık "kaytsz" tarafından 09.06.2025 11:37 tarihinde açılmıştır.
1.
izlediğiniz sahneden etkilenmenin film versiyonudur burada etki dizideki gibi uzun süren bir izlemenin ardından gelmese de etkisi ona yakındır.
film sahnesi olarak yani örnek olarak yenilmezler sonsuzluk savaşı izle (2018) filminde thor'un stormbreaker ile gelip bana thanos'u getirin dediği sahne olabilir. bu sözü arada bana mazlumu getirin gibi kullanıyorum.
bir yaprak sarma fan kılap ukdesi.
film sahnesi olarak yani örnek olarak yenilmezler sonsuzluk savaşı izle (2018) filminde thor'un stormbreaker ile gelip bana thanos'u getirin dediği sahne olabilir. bu sözü arada bana mazlumu getirin gibi kullanıyorum.
bir yaprak sarma fan kılap ukdesi.
devamını gör...
2.
benim için the godfather filminin vaftiz sahnesidir.
izledikçe tüylerim saygı duruşuna geçer.
izledikçe tüylerim saygı duruşuna geçer.
devamını gör...
3.
devamını gör...
4.
bir sürü film sayabilirim ama bence en yaralayıcı olanlardan ikisi
titanik ve altıncı his fimleridir.
titanikte, jack dawson'un öldüğünü anladığımız o sahneye gidelim. rose dürtükler ve jack uyanmaz.. rose seslenir, jack yanıt vermez.. işte tam orada basit bir ölüm yoktur. sevgilinin hayatta kalması için seçilmiş intihar vardır. jack finalden çok daha önce, rose ile olan romantik sahnelerinden birinde, balıkçılık ve soğuk suya düşmekle ilgili bir anısından bahseder. yani jack daha gemi batma esnasındayken bir çok kişinin öleceğini biliyordur. atlantik'te, buz denizinde, yeterli filika yoksa kim hayatta kalabilir ? soğuk suyu ve süreci bilen jack, cevabı zaten bulmuştur. bu bilgi dahilinde rose'u sudan uzak tutar ve kendisi donarak ölür. onun suya bırakılışı cocuklugumun derin hüznüdür. insanları ölümle yüzleştiren bir andır. birini nasıl terk edersin? - ölüme.. bu anlatılır.
bu spoiler içerir. izlemeyen olduğunu sanmıyorum ama varsa aşağıyı okumasın. burası sixth sense( altıncı his) filmi ile ilgilidir. bruce willis oynar.
film boyunca ana karakterimizin karısını duyarsızlık ve zorba olmakla suçlarız. eşine asla yanıt vermeyen, onu görmezden gelen, gaddar bir kadın portrelenir ve adamın duygusal acısına içerleriz..
filmin finalinde karakterimizin( bruce) zaten en başında öldüğünü öğrendiğimizde dünya yıkılır. aslında karısı onu görmezden gelmemektir, karısı onu zaten görememektir. bu bilgi ansızın bir şok yaşatır. bu yolla kadın karakter üstünden geçiş çok hızlı sağlanır. duyarsız eş , ölümün acısıyla kendisini kaybetmiş bir kadın figürüne evrilir. empati yapar ve dağılırsınız.
eşinin etrafında bir ruh olarak gezinen bruce ise ayrı bir kalp kırıklığı yaratır. senaryo bize başından itibaren ölümünü fark edememiş bir adamın deneyimlerini izlediğimizi gösterir ve bunu küçük bir çocuk üzerinden öğrendiğimiz sahne yıkar ve geçer.
ölümle yüzleşmek.. ölümü kabullenmek.. aslında bize ölümün öbür tarafı gösterilir..
biz yaşayanlar olarak sevdiklerimizi bırakamıyoruz ya peki ölüler? "onlarda bizi bırakamasaydı ne olurdu? " sorusunun cevabını izlediğimiz bir filmdir.
titanik ve altıncı his fimleridir.
titanikte, jack dawson'un öldüğünü anladığımız o sahneye gidelim. rose dürtükler ve jack uyanmaz.. rose seslenir, jack yanıt vermez.. işte tam orada basit bir ölüm yoktur. sevgilinin hayatta kalması için seçilmiş intihar vardır. jack finalden çok daha önce, rose ile olan romantik sahnelerinden birinde, balıkçılık ve soğuk suya düşmekle ilgili bir anısından bahseder. yani jack daha gemi batma esnasındayken bir çok kişinin öleceğini biliyordur. atlantik'te, buz denizinde, yeterli filika yoksa kim hayatta kalabilir ? soğuk suyu ve süreci bilen jack, cevabı zaten bulmuştur. bu bilgi dahilinde rose'u sudan uzak tutar ve kendisi donarak ölür. onun suya bırakılışı cocuklugumun derin hüznüdür. insanları ölümle yüzleştiren bir andır. birini nasıl terk edersin? - ölüme.. bu anlatılır.
bu spoiler içerir. izlemeyen olduğunu sanmıyorum ama varsa aşağıyı okumasın. burası sixth sense( altıncı his) filmi ile ilgilidir. bruce willis oynar.
film boyunca ana karakterimizin karısını duyarsızlık ve zorba olmakla suçlarız. eşine asla yanıt vermeyen, onu görmezden gelen, gaddar bir kadın portrelenir ve adamın duygusal acısına içerleriz..
filmin finalinde karakterimizin( bruce) zaten en başında öldüğünü öğrendiğimizde dünya yıkılır. aslında karısı onu görmezden gelmemektir, karısı onu zaten görememektir. bu bilgi ansızın bir şok yaşatır. bu yolla kadın karakter üstünden geçiş çok hızlı sağlanır. duyarsız eş , ölümün acısıyla kendisini kaybetmiş bir kadın figürüne evrilir. empati yapar ve dağılırsınız.
eşinin etrafında bir ruh olarak gezinen bruce ise ayrı bir kalp kırıklığı yaratır. senaryo bize başından itibaren ölümünü fark edememiş bir adamın deneyimlerini izlediğimizi gösterir ve bunu küçük bir çocuk üzerinden öğrendiğimiz sahne yıkar ve geçer.
ölümle yüzleşmek.. ölümü kabullenmek.. aslında bize ölümün öbür tarafı gösterilir..
biz yaşayanlar olarak sevdiklerimizi bırakamıyoruz ya peki ölüler? "onlarda bizi bırakamasaydı ne olurdu? " sorusunun cevabını izlediğimiz bir filmdir.
devamını gör...