141.
kimilerine göre çoktan başlamış savaştır.
devamını gör...
142.
yaniii bi bunu görmedik dedik
sağ olsun kırmadılar bizi
fragmana bak bee
devamını gör...
143.
üçüncü dünya hep savaşta zaten. birinci dünya vurulmadigi sürece anlamı yok.
devamını gör...
144.

çok kısa bir zaman diliminde ukrayna işgal edildi, suriye’de esad devrildi ve gazze’de israil-filistin çatışmasının en kanlı sahnesi açıldı. çatışma, iran’ın yemen’deki husilerden lübnan’daki hizbullah’a kadar tüm silahlı uzantılarının devreye girmesiyle önce bölgeye yayıldı, ardından israil ve iran arasında doğrudan bir çatışmaya evrildi. bugün ise abd, trump’ın seçilmesinin ardından, bir zamanlar kendisinin de öncülerinden olduğu uluslararası kurallar düzenine karşı isyan bayrağını çekti ve kendi müttefiklerini bile kaygılandıran bir yayılmacı söyleme başladı. trump’ın saldırganlığından yalnızca küba ya da venezuela gibi hasımları değil, danimarka gibi müttefikleri de payını aldı. bugün ise trump amerikası, 22 yıl sonra küresel sarsıntısı çok büyük olacak yeni bir askeri operasyonla iran’a saldırıyor.

dünya siyaseti üzerine bilinen tüm değerlerin ve tahminlerin alt üst olması, kendi ülkelerini ayakta tutmak isteyen birçok hükümetin ve siyasetçinin yeni yorumlarına, yazının başında bahsettiğimiz bu üç yaklaşımın ve belki yakın gelecekte farklı perspektiflerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.

liberal carney’in yaklaşımı, orta sıkletteki devletlerin kural temelli küresel düzenin geri gelmeyeceğinin bilincine varmaları ve süper güçlerin avı olmamak adına kendi aralarında daha yakın işbirlikleri ve ortaklıklar geliştirmelerine dayanıyor. bu yaklaşımı uluslararası ilişkiler literatürünün yeni sayılabilecek kavramlarından “değer temelli gerçekçilik” (value-based realism) ile değerlendiren carney, stratejik özerkliği korumanın tek yolunun bu olduğunu beyan ediyor.

sosyalist sanchez ise “savaşa hayır” diyerek daha ilkesel bir meydan okuma ile karşımıza çıkıyor ve o da yine stratejik özerklik vurgusu yapıyor. sanchez’in çıkışı belki carney gibi bir yol haritası, bir model önermiyor, fakat duruşuyla ispanya’nın benzeri devletlerin liderlerine örnek teşkil ediyor.

elbette korkulan tek süper güç abd değil. muhafazakâr ve milliyetçi takaichi de kendi ülkesine en yakın ve somut tehdit olarak gördüğü çin’in hegemonyasına karşı kendi yaklaşımını geliştiriyor. japonya’nın ulusal güvenliğin amerikan desteği olmadan sağlanamayacağının bilincinde olan takaichi, kendi stratejik özerkliğini yaratabilmek adına bir yandan japonya’yı yeniden önemli bir silahlı güç hâline getirecek adımları planlıyor, diğer yandan güney kore, hindistan ve avustralya gibi ülkelerle yakın işbirliklerini geliştirmeyi amaçlıyor.

bu yaklaşımları türkiye cephesinden incelediğimizde her üç ülkenin de insani ve sınai kalkınma düzeylerini, her üçünde de yerleşmiş demokrasiyi ve hukuk devletini görebiliyoruz. tıpkı türkiye gibi onların da haritadaki konumları ve kurumsal kimlikleri sabit. fakat bu ülkeler, türkiye’nin erdoğan döneminde yaşadığına benzer bir ulusal kimlik burulmasını kendi içlerinde yaşamıyor.


namık tan


sıkıntı tam olarak yukarıdaki cümlenin içinde. "kendi koyduğun kurallara uymak." batı ülkelerinin sadece mülteci, göçmen, sığınmacı konusunda değil, başka alanlarda da elini kolunu bağlayan bir hede haline geldi "hukuk". avrupa ve kuzey amerika'da çok sayıda politikacının, sivil ve askeri bürokratın, iş insanlarının "yav şu hukukun anuğa goyayım, eskiden hukuk mu vardı?" diye düşündüğüne eminim.


21 ekim 2024

***


bunların hiçbirinin doğru olmasını istemeyebiliriz. farklı bir dünyayı tercih edebiliriz, onların yolundan çekilebileceğimiz ve onların da bizim yolumuzdan çekilecekleri bir dünya. ama içinde yaşadığımız dünya bu değil . gerçek dünyada, liberal demokrasiyi savunma mücadelesi bazen gerçek bir mücadele, askeri bir mücadeledir, sadece ideolojik bir mücadele değildir. her zaman dil, argümanlar, konferanslar veya diplomasi ile ya da insan hakları örgütlerini, bm bildirilerini ve ab'nin sert endişe beyanlarını konuşlandırarak yürütülemez.ya da daha doğrusu, bu şekilde mücadele etmeye çalışabilirsiniz ama kaybedersiniz.


anne applebaum, the atlantic, 20 ağustos 2021
devamını gör...
145.
tek korktuğum ölüm şekli nükleer savaş.
ne olduğunu anlamadan buharlaşmak mı daha kötü yoksa radyasyon zehirlenmesi ile acı içinde ölmek mi ? ya da hayatta kalıp yamyamların eline düşmek mi ?

abd iran'a odaklanmışken çin tayvanı kuşatmaya başladı. xi, savaş için zamanlamanın uygun olmadığını söyleyen tüm kurmay kadroyu tasviye etmişti geçen yıl.
olasılıklar korkutucu.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"üçüncü dünya savaşı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim