21.
alternatifini düşününce yaşattığı acıya değdiğini düşünüyorum. alternatifi, varolmamak. ancak, bir kez varlığı tattıktan sonra zamanı gelmeden yok olma düşüncesi insanı en çok korkutan şeylerden biri.
peki o zaman diyeceksiniz, zamanı ne zaman gelecek? bilmiyorum. 80 yaşımda olsam 100 yaşıma kadar yaşamayı, 100 yaşımda olsam 120 yaşıma kadar yaşamayı dilerdim muhtemelen. sağlıkla elbette, sağlıkla.
peki o zaman diyeceksiniz, zamanı ne zaman gelecek? bilmiyorum. 80 yaşımda olsam 100 yaşıma kadar yaşamayı, 100 yaşımda olsam 120 yaşıma kadar yaşamayı dilerdim muhtemelen. sağlıkla elbette, sağlıkla.
devamını gör...
22.
varoluşunuzu anlamlı kıldığınız sürece canınızı yakmayacaktır.
devamını gör...
23.
hafiflik değil miydi o dediğim acıdır.
devamını gör...
24.
varoluşunuz bir amaca dayanmıyorsa ya da bu amacı idrak edemiyorsanız, öte yandan yok oluşun ve ölüm sonrasının bilinmezliğinden korkuyorsanız yaşadığınız acı.
insanı mutlu eden şey aslında bu acıdır. doğada her şey zıttıyla müsemma olduğundan ötürü varlığımızın mutlu olması için zaman zaman bu acıyı yaşamamız gerekir. dolayısıyla varoluş sancısı insanı diri tutan, ayakta tutan ve peşi sıra gelecek mutluluk hissini daha iyi duyumsamak için de elzem olan bir duygudur.
he diyeceksiniz ki bazıları neden bu acıyı daha fazla çekiyor? şöyle düşünelim: kaşık kelimesi mesela anlamlıdır. üzerinde basitçe düşünürseniz amacını misyonunu bilirsiniz. ama üst üste bin defa kaşık kaşık kaşık kaşık kaşık kaşık kaşık ... derseniz bir süre sonra kelimeye yabancılaşırsınız ve anlamsızlaşmaya başlar. varoluş için de bu böyledir. ne kadar çok varlık ve amacı üzerine kafa yorarsanız o derce varlığınız anlamsızlaşır. bazen akışına bırakmak ve yüzeysel düşünmek gerekir.
bütün varoluşunu kendine acı çektirerek geçirirsen varoluşunun bir amacı kalmaz.
bir de şu var. hayatta hepimizin varacağı bir nokta, olması gereken bir an vardır. o anda orda olabilmek için, o ana yeri derecede hazırlıklı olmak için biraz sıkıntı çekmek gerekir. karakter gelişimini sağlamak lazım gelir. o zaman iyi ki bunları yaşamışım dersin. varoluş acısıyla tatlısıyla bir bütündür. sen varoluşun sadece acılı tarafını seçiyorsan bu acıyı veren şey varoluş olmayabilir.
insanı mutlu eden şey aslında bu acıdır. doğada her şey zıttıyla müsemma olduğundan ötürü varlığımızın mutlu olması için zaman zaman bu acıyı yaşamamız gerekir. dolayısıyla varoluş sancısı insanı diri tutan, ayakta tutan ve peşi sıra gelecek mutluluk hissini daha iyi duyumsamak için de elzem olan bir duygudur.
he diyeceksiniz ki bazıları neden bu acıyı daha fazla çekiyor? şöyle düşünelim: kaşık kelimesi mesela anlamlıdır. üzerinde basitçe düşünürseniz amacını misyonunu bilirsiniz. ama üst üste bin defa kaşık kaşık kaşık kaşık kaşık kaşık kaşık ... derseniz bir süre sonra kelimeye yabancılaşırsınız ve anlamsızlaşmaya başlar. varoluş için de bu böyledir. ne kadar çok varlık ve amacı üzerine kafa yorarsanız o derce varlığınız anlamsızlaşır. bazen akışına bırakmak ve yüzeysel düşünmek gerekir.
bütün varoluşunu kendine acı çektirerek geçirirsen varoluşunun bir amacı kalmaz.
bir de şu var. hayatta hepimizin varacağı bir nokta, olması gereken bir an vardır. o anda orda olabilmek için, o ana yeri derecede hazırlıklı olmak için biraz sıkıntı çekmek gerekir. karakter gelişimini sağlamak lazım gelir. o zaman iyi ki bunları yaşamışım dersin. varoluş acısıyla tatlısıyla bir bütündür. sen varoluşun sadece acılı tarafını seçiyorsan bu acıyı veren şey varoluş olmayabilir.
devamını gör...
25.
eğer gerçekten sorgulayarak ben kimim diyen insanın altında kaldığı müthiş acıdır. üzgünüm ama geçmek bilmez tedavisi de yoktur. ne mutlu olursun nede mutlu edersin. ömrün geçer bu acıyla.
devamını gör...
26.
varoluş sancısı var olmama, yerini yurdunu bulamama davası gibi geliyor bana. kocaman bir sürecin icinde sadece bazı küçük anlarda yaşadığını hissediyorsun. yaşadığını hissetmek çok coşkulu bir duygu, tadınca bırakmak istemiyorsun. tüm hayatın boyunca o anların peşinden koşturuyorsun. bulamadığın, hissedemediğin, ulaşamadığın her an ızdırap veriyor insana..
bu sancı öfke, hayal kırıklığı, anlamlandıramama hastalığı. boş bir tuval var elinde, renkleri göremiyorsun, verdiğin renklerin içine giremiyorsun. yeni renkler yaratıyorsun içine sinmiyor, ana renklerle yetinmiyorsun. boktan bir duygu ama içine hapsolmuşsun çıkamıyorsun ... öyle bir şey işte..
bu sancı öfke, hayal kırıklığı, anlamlandıramama hastalığı. boş bir tuval var elinde, renkleri göremiyorsun, verdiğin renklerin içine giremiyorsun. yeni renkler yaratıyorsun içine sinmiyor, ana renklerle yetinmiyorsun. boktan bir duygu ama içine hapsolmuşsun çıkamıyorsun ... öyle bir şey işte..
devamını gör...