yaş aldıkça anlam kazanan şeyler
başlık "son singapur vapuru" tarafından 04.12.2022 20:12 tarihinde açılmıştır.
1.
şarkılar.
çocukken öylesine dinlenen şarkılar o şarkıda geçen bir sözü bizzat yaşayınca anlam kazanıyor.
çocukken öylesine dinlenen şarkılar o şarkıda geçen bir sözü bizzat yaşayınca anlam kazanıyor.
devamını gör...
2.
yaş ilerledikçe hayat daha anlamlı hale geliyor...
anlamlı geldiği kadar tadını kaçıran hiç bir şeye artık tahammülü kalmıyor insanın. boş şeylerle harcamak istemiyor.
küçük hesaplar ya da el alem , o, bu ne der umurunda olmuyor...
ve yaş almak gözünüzü korkutmasın.
zarafetle yaş almaya bakın. aldığınız yaşların size kattığı deneyimlerden zevk alın...!
anlamlı geldiği kadar tadını kaçıran hiç bir şeye artık tahammülü kalmıyor insanın. boş şeylerle harcamak istemiyor.
küçük hesaplar ya da el alem , o, bu ne der umurunda olmuyor...
ve yaş almak gözünüzü korkutmasın.
zarafetle yaş almaya bakın. aldığınız yaşların size kattığı deneyimlerden zevk alın...!
devamını gör...
3.
aileyle vakit geçirmek
sessizlik ve yalnızlık
sessizlik ve yalnızlık
devamını gör...
4.
zaman
devamını gör...
5.
ben yani kendim.
devamını gör...
6.
bireysel vakit geçirmek. zaten buna her zaman meyilli biriyseniz de git gide dozu arttırmanız gerekiyor. bağımlılık gibi bir şey. çok insanla haşır neşir olduğunuz, sosyal bir günün sonunda yoksunluk krizine giriyorsunuz. ortamı terk eyleyesiniz geliyor. iç sesiniz "orada bir ev var uzakta.." şeklinde bir şarkı tutturuyor. şarkının "gitmesek de görmesek de" kısmında zalımca bir vurgu yapıyor, yeni kasetini piyasaya sürmüş arabeskçi konserine dönüyor beyniniz. düşünün ki iç sesiniz o an ibo'nun tahtını mahsun'dan kapmak için alişan'a kafa tutuyor.
devamını gör...
7.
zaman
çünkü her an avuçlarımızdan kayıp gittiğini fark ediyoruz. çocukken sonsuz gibi gelen zaman büyüdükçe kısalan bir ipe dönüyor.
çünkü her an avuçlarımızdan kayıp gittiğini fark ediyoruz. çocukken sonsuz gibi gelen zaman büyüdükçe kısalan bir ipe dönüyor.
devamını gör...
8.
hiçbir şey. ben de tam aksi bir yönde gelişiyor bu durum. her yaş ile varlığımdan bir parça anlam kopuyor.
devamını gör...
9.
hayat gerçekleri.
gittikçe alanını belirliyorsun. her geçen gün bir yerlere çit koyuyorsun. ama bu da çok çetrefilli tabii, koyduğun çitleri bazen kaldırıyorsun veya kaldırmak zorunda kalıyorsun. en önemlisi heyecanın gidiyor, elbette bu göreceli kavram. hani benim heyecanım gider ama senin gitmez. hiçbir şeye eskisi gibi bakamıyorsun, pembe gözlüklerini atıyorsun.
bir de önceden hep derdim, lan bu insanlar niye bu kadar çok mutlu veya çok eğleniyorlar. ama o insanların radarına girince anladım ki, hiiçç ama hiçç öyle değil. herkes farklı bir şekilde rol yapıyor, herkesin bir yarası cartı curtu var. tabii buna hayatsal şartlarda eklenince farklı bir boyut kazanıyor. bakmayın, bokuyla kavga eden insan da çok. herkes; bir değil, denk değil, aynı değil. farklı yaşanmışlıklar ve onun hemen arkasına gelen farklı hayatlar.
demiri su, insanı zaman çürütür. bir yandan da bakıyorsun zaman akıp gidiyor, yaş alınca zaman hiç anlam kazanmıyor. hayatta zorunlu olduğun eylemler var; para kazanmak, karnını doyurmak vs vs. uzun lafın kısası hayatını idame ettirmen gerekiyor işte. ben şöyle bakıyorum herkesin bir planı var ama hiç inanmıyorum. bence birçok kişide inanmıyor, laf olsun diye veya konuşmak için konuşuyorlar.
benim bu anlattıklarımı sadece ben yaşamıyorum veya sadece ben böyle sanmıyorum, düşünmüyorum. milyonlarca insan hemen hemen bu düşüncede. yani düşünceler farklı olsa bile, yollar aynı sokağa çıkıyor. sadece bu sokağa farklı şekillerde gidiyoruz.
her neyse işte, herkes belli zamandan sonra kabuğuna çekilmeye başlıyor. buna olgunluk da diyebiliriz, hayatın getirdikleri de diyebiliriz. karmaşadan uzak, sade bir hayat istemeye başlıyoruz. tabii bunun için o karmaşadan sıyrılmaya çalışıyoruz. hani arkadaşlarınla sürekli yaptığın bir eylemi belli süreden sonra yapmak istemeyip, lan acaba bu sefer ben gitmesem ne derler acaba diye düşünürsün ya, öyle bir durum işte. bazı eylemler, bazı zamanlardan sonra tekdüze oluyor maalesef.
dediğim gibi, insanlar belli zamandan sonra kabuğuna çekilmeye mahkum. insanın doğasında olan bir şey bu. elbette bu da birçok durum gibi değişkenlik gösterir. mesela daha önce aşırı yalnız olan biri, belli yaştan sonra sosyalleşirse o kişi kabuğuna hemen çekilmez tabii. daha sonra çekilir.
uzun lafın kısası; insan meyve gibi, hayatın getirdikleriyle olgunlaşıyor işte. bu da hayat gerçekleri oluyor. en azından ben öyle düşünüyorum.
gittikçe alanını belirliyorsun. her geçen gün bir yerlere çit koyuyorsun. ama bu da çok çetrefilli tabii, koyduğun çitleri bazen kaldırıyorsun veya kaldırmak zorunda kalıyorsun. en önemlisi heyecanın gidiyor, elbette bu göreceli kavram. hani benim heyecanım gider ama senin gitmez. hiçbir şeye eskisi gibi bakamıyorsun, pembe gözlüklerini atıyorsun.
bir de önceden hep derdim, lan bu insanlar niye bu kadar çok mutlu veya çok eğleniyorlar. ama o insanların radarına girince anladım ki, hiiçç ama hiçç öyle değil. herkes farklı bir şekilde rol yapıyor, herkesin bir yarası cartı curtu var. tabii buna hayatsal şartlarda eklenince farklı bir boyut kazanıyor. bakmayın, bokuyla kavga eden insan da çok. herkes; bir değil, denk değil, aynı değil. farklı yaşanmışlıklar ve onun hemen arkasına gelen farklı hayatlar.
demiri su, insanı zaman çürütür. bir yandan da bakıyorsun zaman akıp gidiyor, yaş alınca zaman hiç anlam kazanmıyor. hayatta zorunlu olduğun eylemler var; para kazanmak, karnını doyurmak vs vs. uzun lafın kısası hayatını idame ettirmen gerekiyor işte. ben şöyle bakıyorum herkesin bir planı var ama hiç inanmıyorum. bence birçok kişide inanmıyor, laf olsun diye veya konuşmak için konuşuyorlar.
benim bu anlattıklarımı sadece ben yaşamıyorum veya sadece ben böyle sanmıyorum, düşünmüyorum. milyonlarca insan hemen hemen bu düşüncede. yani düşünceler farklı olsa bile, yollar aynı sokağa çıkıyor. sadece bu sokağa farklı şekillerde gidiyoruz.
her neyse işte, herkes belli zamandan sonra kabuğuna çekilmeye başlıyor. buna olgunluk da diyebiliriz, hayatın getirdikleri de diyebiliriz. karmaşadan uzak, sade bir hayat istemeye başlıyoruz. tabii bunun için o karmaşadan sıyrılmaya çalışıyoruz. hani arkadaşlarınla sürekli yaptığın bir eylemi belli süreden sonra yapmak istemeyip, lan acaba bu sefer ben gitmesem ne derler acaba diye düşünürsün ya, öyle bir durum işte. bazı eylemler, bazı zamanlardan sonra tekdüze oluyor maalesef.
dediğim gibi, insanlar belli zamandan sonra kabuğuna çekilmeye mahkum. insanın doğasında olan bir şey bu. elbette bu da birçok durum gibi değişkenlik gösterir. mesela daha önce aşırı yalnız olan biri, belli yaştan sonra sosyalleşirse o kişi kabuğuna hemen çekilmez tabii. daha sonra çekilir.
uzun lafın kısası; insan meyve gibi, hayatın getirdikleriyle olgunlaşıyor işte. bu da hayat gerçekleri oluyor. en azından ben öyle düşünüyorum.
devamını gör...
10.
küçük şeyler
devamını gör...
11.
hayat
devamını gör...
12.
güzel günler, renkler, güneş, varlığıyla onurlandıranlara olan sevgin.
arkadaşların, kimse gelmese, sen gidemesen bile var olanlar. değer verdiklerinle paylaşmak, okumak, okutmak, güzel gördüğün her şey anlam kazanıyor.
arkadaşların, kimse gelmese, sen gidemesen bile var olanlar. değer verdiklerinle paylaşmak, okumak, okutmak, güzel gördüğün her şey anlam kazanıyor.
devamını gör...