yazarlar tarafından sevilmeyen tanımlar
mahrem, sulu, laubali, vıcık vıcık tanımlar.
(bkz: sevilmeyen başlıklar)kadar sevmem onları.
(bkz: sevilmeyen başlıklar)kadar sevmem onları.
devamını gör...
çocukken baba eve getirdiğinde mutlu olunan şeyler
kendisi.
başka bir şeye ihtiyacım yoktu.
başka bir şeye ihtiyacım yoktu.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
benimdir. cidden durduk yere mutlu oluyorum ama biraz yavaş olun bilgisayar kasıyor.*
devamını gör...
ben eşime kur yapamıyorum
30 yıl aynı yatağa girdiği adamdan dahi utanan o kadar çok anadolu kadını var ki yazık. bu durum ciddi bir toplumsal baskı sonucu ortaya çıkan problemdir. cinselliği bir tabu haline getiren, konuşulmasından araştırılmasından hele ki evlenmeden deneyimlenmesinden sakınılan toplumlarda ortaya çıkması normal olan bir diyalogtur.
devamını gör...
kibir
kimseye yakıştıramadığım, altı dolu da olsa boş da olsa itici gelen, birinde gördüğümde ondan uzaklaşmama sebep olabilecek özelliktir.
devamını gör...
elite
exter adlı ablanın suratı için bile izlenecek dizidir.
o ne güzelliktir allahım.
ayrıca hızlı bir şekilde heyecanla izleyip akıp gidiyorsunuz eğlenceli bir dizi.
o ne güzelliktir allahım.
ayrıca hızlı bir şekilde heyecanla izleyip akıp gidiyorsunuz eğlenceli bir dizi.
devamını gör...
yiyip yiyip kilo almayan 0 beden kızlar
tanrı'nın torpil geçtiği, kıskandığım kızlardır kendileri. hemen şuracığa bir yerde okuduğum tanımı iliştiriyorum efenim. yalnız değilim biliyorum.
yiyip yiyip kilo alamayan da var , kafasını yastığa koyar koymaz uyuyan da. ben kafamı yastığa koyunca kilo alıyorum.
yiyip yiyip kilo alamayan da var , kafasını yastığa koyar koymaz uyuyan da. ben kafamı yastığa koyunca kilo alıyorum.
devamını gör...
inançsız olduğu halde kötü alışkanlıkları olmayan insan
kötü alışkanlık dediğiniz şey nedir mesela? içki içmek, sigara hüpletmek, sevişmek falan mı? öyleyse bunlara kötü deyip sabahtan akşama kadar "tabulaaaar, tabulaaaar" demeniz ne kadar doğru, bilemedim.
hırsızlık, yalan söylemek vs. diyorsanız da vicdanı olan insandır derim. merhameti yapmasına izin vermiyordur -ki bu dediklerimi inançsız olan değil, vicdanı olan yapmaz. inançsızlık sadece bir terim. dini yoktur, inançsız, deriz fakat insani değeri olmayana başka şeyler deniyor. burada söyletmeyin. *
hırsızlık, yalan söylemek vs. diyorsanız da vicdanı olan insandır derim. merhameti yapmasına izin vermiyordur -ki bu dediklerimi inançsız olan değil, vicdanı olan yapmaz. inançsızlık sadece bir terim. dini yoktur, inançsız, deriz fakat insani değeri olmayana başka şeyler deniyor. burada söyletmeyin. *
devamını gör...
annenin ölmesi
iki buçuk sene önce başıma gelen durum. annem ölünce çocukluğum bitti, annem ölünce büyüdüm, annem ölünce beni de yanına gömdüler kimse fark etmedi. ama ben ona söz vermiştim yaşayacağıma dair çünkü o da benden "hayatını yaşa, çalış, ben hiç olmamışım gibi." diyerek söz istemişti. hayata dönülüyor elbet, ölmeyi düşünmüyorsanız yattığı yerde huzur bulsun demekten başka bir şansınız olmuyor.
devamını gör...
yks 2021
ciddi şekilde hazırlanan, hedefi olan yazarlar, çözümünde zorlandıkları anlayamadıkları "coğrafya" sorularını bana getirebilirler. memnuniyetle yardımcı olurum.
devamını gör...
eyluling kahkahası
böyle bi şey var... tatlı ama hafif azaltılabilir dozu.
devamını gör...
günaydın sözlük
herkese günaydın mutlu günler. bıraktığım şiir kadar güzel bir gün diliyorum herkese.
bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
uykudan uyandırsam seni:
ki, daha sisler kalkmamıştır haliç'ten.
vapur düdükleri ötmededir.
etraf alacakaranlık,
köprü açıktır henüz.
bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...
yolculuğum uzun sürmüş oldukça.
gece demir köprülerden geçmiştir tren.
dağ başında beş on haneli köyle
şiir ne alaka demeyin ben de bilmiyorum ama buranin da raconu buymuş herhalde. şiirsiz günaydın denmiyormuş.
(bkz: yolun başındayız)
bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
uykudan uyandırsam seni:
ki, daha sisler kalkmamıştır haliç'ten.
vapur düdükleri ötmededir.
etraf alacakaranlık,
köprü açıktır henüz.
bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...
yolculuğum uzun sürmüş oldukça.
gece demir köprülerden geçmiştir tren.
dağ başında beş on haneli köyle
şiir ne alaka demeyin ben de bilmiyorum ama buranin da raconu buymuş herhalde. şiirsiz günaydın denmiyormuş.
(bkz: yolun başındayız)
devamını gör...
kısıtlamalar bitince sözlüğe girmeyecek olan tip
mekanlar açıldı, sokağa çıkmak serbest diye it gibi dışarıda gezip, sözlüğü boşlayacak tiplerdir. şimdiden kınıyorum.
devamını gör...
adli tıp
görev yapan kişilere büyük saygı duyduğum kurum. kolay değil bir cesedi kesmek biçmek otopsi yapmak. asıl yıpranma payı yüksek tutulacak insanlar onlar aslında.
devamını gör...
din
kurallar bütünüdür. toplumu düzen içinde tutmanın yollarından biridir. içinde bolca emirler ve yasaklar bulunması da bunun kanıtıdır. insan üstü varlık tarafından oluşturulduğuna inanmak ve inandirilmak ise bu kurallara ihtiyacın ne kadar fazla olduğunu kanıtlar. insan için yapılmayacak ya da yapmaya değer görülmeyecek her şey din tarafından rahatlıkla yaptırılabilir. günümüz için bilgiye ulaşmak kolaylastikca dine duyulan ihtiyaç azalır. (bkz: deizm) kavramı son 30 yılda çok fazla kullanılır oldu. bu da şu demek oluyor kitaplar yalan yaratıcı gerçek. insanın evrilmis mi yoksa çamurdan dirilmis mi olduğuna karar veremediğimiz için bir milat olmadığı için, daha doğrusu hala havada duran bir su balonu. ne zaman patlar bilemeyiz. inanç noktasında ise inanclilarin inancsizlara ya da inancsizlarin inançlara yaklaşımı rahatsız edici. insan bireysellikten uzaklaştığı andan beri inanmak zorunda bırakılmıştır. yani inanç bir toplumsal dayatmadir. bu nedenle altından kalkamadigimiz bir yük haline dönüşmektedir. son geldiğinde hepimiz rahatlayacagiz. dayatmalar ile toplum normalleri ile maalesef insan an be an korelmeye ureticiligini kaybetmeye devam ediyor. bilim gelişirken sanatın yok olmasi da buna güzel bir kanittir. diyeceksiniz ki daldan dala atlamış uzatmissin, doğru. ne zaman kendi kendime konuşsam hep uzuyor. altından kalmayinca da saçmalamaya başlıyorum. ama bunu kuralları belirleyenler sayesinde yaptığımı unutmuyorum. bu değilim. fazlasıyim ama susturuluyorum. isyan edecek yaşım da geçti. çaresiz kabullenme, toplumun istediği gibi yaşama ve buna benzer türlü saçmalıklar ile sıradaki olacakları bekliyorum. şunu da belirtmek isterim ki sanayi devrimi öncesi bir çağda yaşamış olsaydım keşke. söyleyeceklerim bu kadar.
devamını gör...
ben x'in karısı çalışıyormuş dedirtmem kafası
keşke karım ''ben kimseye karısı dragonkemal'i çalıştırıyormuş dedirtmem'' kafasında olsa.
ev erkeği olmak istiyorum ben.
ev erkeği olmak istiyorum ben.
devamını gör...
normal sözlük'e veda
bilal zart zurt adlı yazarın yakın zaman önce tanım girdiği başlıktır.
kafa sözlüğe veda etmiş. az önce baktım bu başlığı okuyordu. vay ilgi meraklım benim.
hani veda ediyordun yahu. okuyorsan bunu artıla lütfen.
not: veda etmeyecekseniz şov yapmayın lütfen. hatta veda edecekseniz de şov yapmayın.
kafa sözlüğe veda etmiş. az önce baktım bu başlığı okuyordu. vay ilgi meraklım benim.
hani veda ediyordun yahu. okuyorsan bunu artıla lütfen.
not: veda etmeyecekseniz şov yapmayın lütfen. hatta veda edecekseniz de şov yapmayın.
devamını gör...
biz
distopyaların atası sayılabilecek, yazıldığı dönemde ülkesinde sakıncalı bulunduğu için yıllarca yayımlanmasına izin verilmemiş bir kitaptır biz.
aldous huxley'in cesur yeni dünya kitabıyla aralarında çokça benzerlik bulunmaktadır. hatta yine bir distopya olan otomatik piyano kitabının yazarı kurt vonnegut " konusunu, konusu güle oynaya biz'den araklanmış cesur yeni dünya'dan güle oynaya arakladım." demiştir.
başta da değindiğim gibi kitap yazıldığı dönemde ideolojik olarak sakıncalı olduğu için reddedilmiştir. aslında kitabın o dönemki rusya ile doğrudan ilişkisi bulunmamasına rağmen böyle bir sansüre uğramıştır. belki de yazarının döneminde oldukça muhalif tutum içerisinde bulunmasından dolayıdır. kitabın yazarı yevgeni zamyatin, devrimden sonraki rejimi eleştirdiği için 1919-1922 arası tutuklu kalmıştır. 1932 yılında da sürgüne gönderilmiştir. 1906'da çarlık hükümeti, 1922'de de bolşevikler tarafından aynı hapishanede tutuklu kalan yazar, bu kitapla adeta sistemin o zehirli damarlarını dökmüştür satırlara.
yukarda kurt vonnegut'un sözünde de bahsettiği gibi bu kitap cesur yeni dünya, otomatik piyano gibi kitapları da etkilemiştir. öyle ki cesur yeni dünya ile kurgulamış oldukları evren açısından neredeyse tıpatıp aynıdır.
zamyatin'in "biz" adlı kitabındaki dünya, 26. yüzyılda geçmektedir. insanlar bireyselliklerini kaybetmiş, birbirinden farksız birer makinedir adeta. hatta isimleri de birer sayıdır.
polisler tarafından her saniye izlenmek için cam balkonlu evlerde yaşarlar. herkes aynı üniformaları giyer, sentetik besinlerle beslenir, devletin belirlemiş olduğu sınırlar dahilinde yaşamlarını sürdürür. tabii buna yaşam denirse. bu durum o kadar ileri bir düzeydedir ki vatandaşların "seks saati" bile vardır. o saat aralığında camlarını kapatmak serbesttir ama daha sonra açmak şartı ile. cinsellik bir karne ile hep denetim altındadır. devlet ise hayırsever olarak anılan bir kişi tarafından yönetilir.
zamyatin eserinde, hem dönemini hem de sanayi devrimi ile ortaya çıkan toplum düzenini eleştirmiştir. yazarın uzun yıllar ingiltere'de yaşadığını da düşünürsek bu oldukça makul görünecektir. 1984'ün, cesur yeni dünya'nın eleştirisini anlayabilmek, bizleri hangi konuda uyardığını çok daha iyi idrak edebilmek açısından bu kitap bence bir kılavuzdur. çünkü bu kitap eleştirdiği denetime takılmış, yasaklanmış, yayınlanmasından korkulmuş mükemmel bir eleştiridir. ve aynı zamanda harika eserlere de öncü olmuştur.
aldous huxley'in cesur yeni dünya kitabıyla aralarında çokça benzerlik bulunmaktadır. hatta yine bir distopya olan otomatik piyano kitabının yazarı kurt vonnegut " konusunu, konusu güle oynaya biz'den araklanmış cesur yeni dünya'dan güle oynaya arakladım." demiştir.
başta da değindiğim gibi kitap yazıldığı dönemde ideolojik olarak sakıncalı olduğu için reddedilmiştir. aslında kitabın o dönemki rusya ile doğrudan ilişkisi bulunmamasına rağmen böyle bir sansüre uğramıştır. belki de yazarının döneminde oldukça muhalif tutum içerisinde bulunmasından dolayıdır. kitabın yazarı yevgeni zamyatin, devrimden sonraki rejimi eleştirdiği için 1919-1922 arası tutuklu kalmıştır. 1932 yılında da sürgüne gönderilmiştir. 1906'da çarlık hükümeti, 1922'de de bolşevikler tarafından aynı hapishanede tutuklu kalan yazar, bu kitapla adeta sistemin o zehirli damarlarını dökmüştür satırlara.
yukarda kurt vonnegut'un sözünde de bahsettiği gibi bu kitap cesur yeni dünya, otomatik piyano gibi kitapları da etkilemiştir. öyle ki cesur yeni dünya ile kurgulamış oldukları evren açısından neredeyse tıpatıp aynıdır.
zamyatin'in "biz" adlı kitabındaki dünya, 26. yüzyılda geçmektedir. insanlar bireyselliklerini kaybetmiş, birbirinden farksız birer makinedir adeta. hatta isimleri de birer sayıdır.
polisler tarafından her saniye izlenmek için cam balkonlu evlerde yaşarlar. herkes aynı üniformaları giyer, sentetik besinlerle beslenir, devletin belirlemiş olduğu sınırlar dahilinde yaşamlarını sürdürür. tabii buna yaşam denirse. bu durum o kadar ileri bir düzeydedir ki vatandaşların "seks saati" bile vardır. o saat aralığında camlarını kapatmak serbesttir ama daha sonra açmak şartı ile. cinsellik bir karne ile hep denetim altındadır. devlet ise hayırsever olarak anılan bir kişi tarafından yönetilir.
zamyatin eserinde, hem dönemini hem de sanayi devrimi ile ortaya çıkan toplum düzenini eleştirmiştir. yazarın uzun yıllar ingiltere'de yaşadığını da düşünürsek bu oldukça makul görünecektir. 1984'ün, cesur yeni dünya'nın eleştirisini anlayabilmek, bizleri hangi konuda uyardığını çok daha iyi idrak edebilmek açısından bu kitap bence bir kılavuzdur. çünkü bu kitap eleştirdiği denetime takılmış, yasaklanmış, yayınlanmasından korkulmuş mükemmel bir eleştiridir. ve aynı zamanda harika eserlere de öncü olmuştur.
devamını gör...

