zaman tüneli

farklılaştırmak sizin elinizde.
devamını gör...

günler de ne yapsın? insan daima insan işte.
devamını gör...

1950 lerde ne oldu da patır patır bayraklar ve sınırlar değişti? alayı emparyalistlerin dünyaya özgürlükçü yalanlarla sunduğu diktatörlerin doğuşuyla ilintilidir. emperyalizm, demokrasi boyasıyla 1950 den sonrasında ağını ördü tüm kıtaya.kalıcı olarak .

şimdi çin ve sınırsız parası 30 yıl sonraya hazırlık yapıyor. afrika'nın altı hala zenginlik dolu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

afrika talanı (the scramble for africa), 1800'lerin sonlarından 1900'lerin başlarına kadar süren, kıtanın işgali, bölünmesi ve sömürge haline getirilmesi için kullanılan kavramdır. bu dönemde yapılanlar, avrupa güçlerinin ateşli milliyetçiliği ve aralarındaki rekabetle güdümlenmiş ve gerçekleştirilmiştir. bu rekabet, afrika'nın doğal kaynaklarını ele geçirebilmek ve imparatorluk kurmak adına/hırsıyla olmuştur. beyaz adam'ın yükü (white man's burden) kavramı bu dönemde, rudyard kipling'in, filipinler-abd savaşı (1899-1902) hakkında yazdığı şiirle ortaya çıkmıştır ve kolonyal emperyalizmi haklı ve ahlaklı bir pratik olarak görüldüğünü/gösterildiğini ortaya koyar. bu dönemdeki çoğu batı gücü gerçekten de yaptıkları şeyin "iyi" (good) olduğuna zira dünyadaki beyaz olmayanlara "medeniyet" getirdiklerine inanıyorlardır.

1870 senesine gelindiğinde afrika'nın %10'u sömürgeleştirilmiştir ve avrupalılarla afrikalıların interaksiyonunun çoğu kıyı şeritlerindeki limanlarla sınırlıdır. sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar, avrupalıların kıtanın daha içlerine girmesinin önünde bir engel oluşturmuştur. ancak, endüstrileşme ve iletişimle ulaşım alanlarındaki teknolojik gelişmeler —örneğin; tren yolları, telegraflar, buharlı gemiler— avrupalıların, afrika'yı sömürgeleştirmelerine engel teşkil edebilecek şeylerin üstesinden gelmelerine ön ayak olmuştur. kinin (quinine - sıtma ilacı) yapımı ve bunun sıtma tedavisinde yaygın olarak kullanılmaya başlanmasıyla birlikte batılılar artık afrika'nın daha iç kısımlarına girebilmeye başlamıştır.

1914'te artık afrika'nın neredeyse %90'ı kolonize edilmiştir. avrupa'nın haksız toprak ilhakından kendini kurtarabilen bir tek etiyopya, liberya ve derviş bölgesi (şimdiki somali) kalmıştır. etiyopya bu dönemde sömürgeleştirilememişse de 2. dünya savaşı döneminde, 1936-1941 yılları arasında italyanlar tarafından işgal edilmiştir. liberya da avrupa güçleri tarafından sömürge haline getirilememiştir fakat amerikan kolonizasyon birliği (american colonization society) tarafından kurulmuştur. kurucuları, abd'deki siyahi kölelerinin buraya taşınmasını isteyen bir grup beyaz amerikalıdır. buranın toprakları 1817 senesinde yerli kabilelerinden satın alınmıştır ve birkaç sene sonra ilk abd'li yerleşimcileri buraya gelmeye başlamıştır.

kaynak: twitter.com/historyinmemes/...

yüksek lisansta postkolonyal edebiyat dersleri almıştım. hakikaten korkunç bir "tarih" diyebilirim. ama üstteki kaynaktan yaptığım çevirideki, "iyilik yaptığına inandıkları" bilgisi net doğru. özellikle ingilizler, bakmışlar bu afrikalılar bilim, astronomi vs. konularında hiçbir şey bilmiyorlar; biz bunlara öğretelim demişler ve iyi niyetle bunu denemişler. bu eğitme/öğretme çabasında başarılı olunamayınca, "bunlar maymunlardan/şempanzelerden türediklerinden biz beyazlar kadar zeki değiller." sonucuna varmışlar. o dönemki bilim de maalesef bu kanıdaymış. burada boş bir kibirden bahsedebilsek de bilim de bugünkü haline böyle yanıla yanıla geldi. bunu göz önünde tutmak gerekir. gazetelerde de çarşaf çarşaf makaleler çıkmış siyahların nasıl "geri zekalı" olduklarıyla ilgili. bunlar da bilim adamları destekli yazılarmış. çok korkunç bir tarih gerçekten. hele ki afrika'dan "anne ülkemize gidiyoruz..." (mother country) diye umutla ingiltere'ye giden ilk siyahilerin yaşadıklarına yürek dayanmaz... geçen yaz siyahilerden oluşan ingiliz bir aileyle sohbet etmiştim. bugünlerde çok kültürlülük (multiculturalism) konusunda gayet rahat ve mutlu olduklarını açıklamışlardı. geçmişteki acılar çok fenaymış ama bu konuda bence de yol kat etti batı. bu arada fransa'nın yaptıklarının daha fena olduğunu söylemişti, eski fransız sömürgelerinde senelerce yaşayıp çalışan bir öğretmen arkadaşım. eski ingiliz sömürgesi afrika ülkelerinde de kalmış. fransızların oralara hiçbir şey katmadıklarını söylemişti. hala perişan haldelermiş sömürdükleri afrika ülkeleri. ingilizler kaynakları sömürse de kültürel olarak bir şeyler katmışlar onlara ve pozitif etkileri gözlemlenebiliyormuş bunun. o arkadaşımın yalancısıyım valla.

aşağıdaki görsellerde de afrika talan edilmeden önce ve edildikten sonra şeysini görebilirsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaşa sen yediğin kazıklarla, acılarını ve mutluluklarını paylaşmayı bilmeyen kurallarım dediği şımarıklıkta yaşar.
devamını gör...

rekabete dayalı hayatın yansıması.
devamını gör...

kendinden şans dileyen tarafından kafası karıştırılan noktalı küptür.
devamını gör...

bunun bir de seni dinliyorum diyen versiyonu var ki, asıl samimiyetsiz olanı o versiyon.
devamını gör...

aç ve yoksul toplumlar sosyal olarak sağlıklı değildir. sağlıksız toplumdan beklentiyi yüksek tutmak hayal kırıklığı yapar.
devamını gör...

sevilmeyeceğin anlamına gelmemektedir.
sevilnce de her şey güzel olmayabiliyor.
sevilmek tek başına cennet değildir. papikçi gibi davranmanın gereği yok.
yaşam beslenmektir bir nevi. beslenmek bir çeşit konsepttir.
kolektif yaşam, direğe tutunur gibi yorucu, boğucu ve yoksun bir varoluştan fazlasını, daha sağlıklısını arzediyor. oyun alanına çevirdiğiniz zihninizin kimyasına hapsolmayın.
haklı olduğunuz tek konu var : toplumlar çok kötü durumdalar. zengin olanları.. fakir olanları..
devamını gör...

okuldaki öğrendiği ideoloji ile hayatına devam eden kişiye ne demeli?
devamını gör...

ve tanrı orada duruyordu. ışık gözlerimden ruhuma işliyordu. tanrı'ya baktım. kendimi gördüm içinde kaybolurken o'nun.

ne zaman? diye sordu. ne zaman geliyorsun.

yakında demek istedim. ama ağzımdan kelimeler çıkmadan sudan temiz havaya çıkar gibi bir nefes alarak uyandım. bileklerime baktım. damarlar kesilmeye müsait görünüyordu. evet belki de yapmalıydım. tanrı'ya gitmek, ışıkla bir olmak için akıtmalıydım kanımı son damlasına kadar.
devamını gör...

üzerine gitmekle yenilemeyen, durmadan kendini yenileyen sonsuz bir yoldur.
devamını gör...

dinlemeyene duymayana anlatıp kendime güldüreceğime, kendime saklar derdimin keyfini kendim sürerim.
devamını gör...

algılayabilemediğim için insan değil miyim diye tereddüte düşüren erkedir.
devamını gör...

başkasına değil de kendine çalışmak özgürleştirir.

fason üretimi, işçiliği, patenti ele ait ürüne günde 12 saat yardırmayı ben ne yapam?
devamını gör...

(bkz: tabi olm manyak mısın)
devamını gör...

proteinli besinler, matematik ve mantık lazım.

düşünmek için.

çünkü, kökünden ve tarihinden koparılmış, tek ırk üzerine kurulu bir cumhuriyet " hristiyan birliğini kurmuş a.b ve a.b.d ile rekabet edemez, edememiştir.

bu iş aynen avm'nin karşısına bakkal açmaya benzer. evet.

a.b ve a.b.d 100 yıl önce milliyetçiydi; ama artık ortak pazar. sen ekstra layik olsan bile, seni sömürür içine katmazlar. onun için gakko tekrar islam topraklarının liderliğini, ağabeyliğini alacaksın. petrolün de olacak, gazın da, pazarın da nüfusun da. evet.
devamını gör...

i need somebody to know. ( bu benden olsun: but does not work, because nobody cares, all in their world)
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim