bir belirsizlik karşısında tehdit algısı ile tetiklenen, rahatsız edici ve olumsuz bir his.
devamını gör...
insanın çaresizlik içinde kaldığı histir. yapılan hatalar, kayıplar, endişeler hep korkuya sebep olan olaylardır.
devamını gör...
korku başladı mı bir kez umutlar da birer birer yok olur gider. bu yüzden ümidimizi yitirmemek için hiçbir şeyden korkmamalıyız.
devamını gör...
insanlığın temel içgüdüsü ve gelişiminin sebebi.
devamını gör...
onu sevmeden aşamayız.
devamını gör...
hayatta kalmak için gerekli olan bir duygudur. ancak istemediğimiz halde sahip olduğumuz bazı korkular vardır ki bunlar genlerimize kodlanmış korkular veya başa gelen ve bünyede yıkıcı etkiler bırakmış travmatik olaylar sonucu oluşmuş korkulardır.
devamını gör...
anlamlandırılamayan şeylere karşı geliştirildiği taktirde nefrete dönüşebilen duygu.
devamını gör...
fark etmeden yaptığın küçücük bir hata; senin ve başkalarının hayatını mahvedebilir.

küçücük bir iyilik; insanların hayatını cennete çevirebilir.

yani hayat; karlı bir dağda yürümek gibidir. her adım çok feci bir çığa sebep olabilir.

ama kötü sonuçlardan korkarak; yürümekten vazgeçme.

bilemezsin belkide bir gün o çığ dünyanın en pis bataklıklarından birinin üstüne düşer.

2017
devamını gör...
her korku kaybetme korkusudur. olmekten korkan insan, hayatini kaybetmekten korkar; fakir kalmaktan korkan insan, sahip oldugu hayat kosullarini kaybetmekten korkar; yalniz kalmaktan korkan insan, etrafindaki insanlari kaybetmekten ve etrafindaki insanlarin ona sagladiklarini kaybetmekten korkar... bu durum insanin devamli korku icinde yasamasina neden olur. ne zaman ki insan, sahip oldugunu zannettigi hicbir seye aslinda sahip olmadigi ve her seyin gelip gecici oldugunu anladigi vakit, bu korkularindan kurtulur.

ancak, gunumuz dunyasinda, bu hic kolay degil cunku kapitalist toplumlarda, insan kim oldugu degil, sahip oldugu seylerle tanimlaniyor. insan, ne kadar cok seye sahipse kendini o kadar gercek hissediyor. bu sahip olma durumu insan iliskilerini bile enfekte etmis durumda. insan, arkadasina, sevgilisine sahibiymis gibi davraniyor. sanki, bir insan alip kaybedilebilecek bir esyaymis gibi. bundan mutevellit, modern insanin hayati korkmak ile geciyor. insan sadece ekonomik anlamda degil sosyal anlamda da kaybetmekten korkuyor. insan, hayatina giren her seyi sahip oldugu bir seymis gibi gormenin yani sira kaybedebilecegi bir sey olarak da goruyor. bu yuzden, insan bir taraftan kaybedebilecegi seyler icin korkarken, bir taraftan da kaybettigi seyler icin ofke duyuyor. bu da insanin, devamli korku ve ofke icinde yasayan bir varliga donusmesine yol aciyor.
devamını gör...
insan anlamlandıramadığı her şeyden korkar. eski zamanlarda şimşek nasıl oluyor bilmediği için bu büyük kudretli güçten korkmuş ve ona olimpos tanrılarının babası olan zeus demiş tanrısal nitelik yüklemiştir. en ilkel inançlarda doğadaki hemen hemen her şeyin tanrısal niteliği olması yine anlamlandıramamaktan gelmekte. gelişen bilim ve teknoloji ile doğa korkusu azalmış ama bu kez de metafiziksel korku başlamıştır. adem'den önce (jack london) kitabında çok güzel anlatılır metafiziksel korkunun altında yatan neden. karanlıktan korkardık çünkü vahşi hayvanlara av olabilirdik. artık vahşi hayvanlar bizim için tehdit oluşturmuyor ama bu büyük korku öylesine nüfuz etmiş ki kalıtsal hale gelmiş, nesilden nesile aktarılmış. bugün şehir merkezinde yaşayan insanlar da hala karanlık korkusunu yaşıyor ama bu kez nesne farklı; periler cinler şeytan vs.
devamını gör...
korku, her insanın hayatında yer alan ve kişinin hayatta kalmasına yardımcı olan bir duygudur.

böyle bir duygu nasıl olurda insanı hayatta tutar diye soracak olursanız, ölüm korkusundan tutunda, gece evimizde otururken duyduğumuz herhangi bir tıkırtının vücudumuzda yarattığı etkiler sebebiyle koruma mekanizmamızı ortaya çıkarıp kendimizi güvence altına almak isteğini temel olarak alabiliriz.

peki, bu korku duygusu beynimizde nasıl bir etki yaratıyorda korunma mekanizmamızı ortaya çıkarıyoruz?

gece evde otururken, birden elektriğin gitmesi ve içeriden bir ses duymamız, beynimiz için bir uyarıdır ve bu uyarıyı alan, koku hariç tüm duyulardan uyartı alan talamus'tur. alınan bu uyarı yorumlanması için vücudun iç durumu hakkında bilgi alan, aldıklarını değerlendiren ve yanıt veren duyu korteksine gönderilir. uyarı yorumlandıktan sonra hafızadan sorumlu olan hipokampus'a yollanır. hipokampus ise daha önce benzer olarak yaşanmış anılarla bu yaşanan anı bağlamaya, ortak noktası olup olmadığına bakar. ondan sonra, başta korku olmak üzere duyuların denetiminden sorumlu olan ve empatiye dayalı eylemlerimize yön veren amigdala göreve girer. olabilecek tehlikeleri belirler ve korku anısını saklar. son olarak, duygusal kararları hormonlar salgılayarak yöneten hipotalamus, böbreküstü bezlerini çalıştrarak vücudumuzda adrenalin ve nöradrenalin hormanlarının salgılamasını sağlayıp kalbimizin hızlı atmasını ve böylece savaş ya da kaç mekanizmamızın devreye girmesine sebep olur.

bu süreç beyinde yaşananlardı, fakat vücudumuzun da korku anında uğradığı değişiklikler de mevcut. böbrek üstü bezlerinden salgılanan adrenalin ve nöradrenalin hormanlarının bazı etkilerini şöyle sayabiliriz:

-kalbin atış hızı ve basıncı artar.

-kana glikoz geçmesi sağlanarak kan şekeri artar.

-yağ asitleri serbest bırakılarak enerji verici olarak kullanılır.

-derideki kılcal damarlar daralır, böylece yüzün rengi sararır.

-göz bebekleri daha iyi görebilmek için büyür.

-soluk alıp verme hızlanır.

-sindirim sistemi faaliyetini yavaşlatır.

-kanın pıhtılaşma süresi kısalır.

tabii ki, korkunun serüveni bu kadar değildir. yaşadığımız korku anlarında, beynimiz kendine uzun ya da kısa olmak üzere iki ayrı yol belirler. kısa yol, daha çok işi şansa bırakmamak prensibiyle işler. ve yolculuğu talamus, amigdala ve hipotalamus arasındadır. uzun yol ise korku sürecini uzatıp daha uzun yaşanmasına sebep olur. yani içinde olduğu anın daha önce yaşanıp yaşanmadığını, yaşandıysa nasıl sonuçlara vardığını hesaba katar. onun yolculuğu ise talamus, duyu korteksi, hipokampus arasındadır.

biz insanlar olarak, hayatımızda bu duyguyu ne kadar istemesek de yaşamamızı sağladığı da bir gerçektir. isteyerek korkamayız fakat çoğunlukla istemediğimiz şeylerden korkarız ya da bilmediklerimizden.

insanın beyni ve bedeni de en az tarihi kadar gizem ve muamma içerir ve korku hakkında yapılan araştırmalar bu gizeme ışık tutmaktadır. ve bu tutulan ışık daha da büyüyüp bizim bilmediklerimizi aydınlatacak ve korkularımıza ışık olacaktır. fakat biz insanlar geliştikçe ve ürettikçe, korkularımızı daha fazla tetikleyecek etkenler ortaya çıkarıp içinden çıkılamayacak bir döngüye girebileceğimiz olasılığını da ihtimaller arasına yerleştirmeliyiz.

kaynakça
devamını gör...
iki avcumun arasında durmadan kanayan bir baştır.tırnaklarımın arası kin dolu.binlerce kimliksiz tanık,binlerce boş haykırış akın ediyor kör noktalarıma.seyirci kalıyor dizlerim alnımın en orta yerine.korku kayboluyor,tekerrür ettiği her gece damla damla.devamını getiremediğim her cümle gibi,kayboluyor.
devamını gör...
bazı durumlarda anal ve üretral duyumsamaları kışkırtır. her ne kadar korku, bizzat, haz hâline gelmese de özel bir haz türünün gelişmesine vesile olabilir. black mirror’ın bir bölümünde insanların çektiği acıları, özel bir mikroçip sayesinde kendi bünyesinde toplayan ve bu yolla gerçekleşecek olanı gerçekleşmeden tespit eden bir doktor, sonraları korkuyla karışık acıdan büyük `zevk` aldığını keşfediyor, bu yolla orgazmın doruklarına ulaşıyor ve bu durumun bağımlısı hâline geliyordu.

hazırda bekleyen korku, haz doruğa çıkarken duyulan sıcaklık hissi beklenen orgazmın gerçekleşmesi olarak algılanılıyor ve böylece acı duymaya kadar varan, ancak acı ve korku esnasında gerçekleşebilen bir ritüele dönüşüyor. belli şartlar altında acı ve korku, normalde korkulan rahatlamayı yaşamanın tek yolu hâline gelebilir. bu yüzden insanın bazı korkularının altında hissettiği bir haz duygusu vardır; korkmaktan haz almanın (bu acı içinde geçerlidir) tek anlamı, korkunun `cinsel uyarı`ma vesile teşkil etmesidir.

“”özlem, korku, ayni şey," diye araya girdi, tipik bir acelecilikle. uçakların uçması beni dehşete düşürüyordu, fakat daha sonra bir defa bir uçağı uçurdum, büyüleyici bir deneyimdi. korku ile büyülenme yan yana gidiyor.”

genellikle aşk ilişkilerinde, çiftlerde, ayrılığa dair duyulan yoğun korkunun uzantısal açıdan tutkulu bir tablo çizmesinin nedeni de budur. kavgaların ilişkiyi diri tuttuğuna dair inanışın altında yatan sebeplerden en büyüğü kaybetme korkusudur. daha taraflar ayrılmadan, tamamen zihinde, sevgili artık bir başkası ile birliktedir. birlikte yapılan, mutlu olunan her şey artık `öteki` iledir; bu durum katlanılamaz, dayanılamaz, hatta intihar sebebidir. ayrılık gerçekleşmeden zihinde olup biten her şey, bilinçaltında kaybetmeye dair korkularımızı besler. bu da bir çatışma doğurur; sürekli gerginlik, huzursuzluk ve bundan beslenen haz.

bu yüzden insanlar hayal dünyalarında, korkuya dair fanteziler kurar. partneri ile sevişirken tecavüze uğradığını hayal eden bir kadın, dayak fantezisi olan bir erkek, bir hücrenin içinde açlığa terk edilmiş olarak seks yaptığını düşünen insanlar... tüm bu fanteziler hazza ulaşmanın ve korkuyu zedeleyerek onunla başa çıkmanım bir yoludur.
devamını gör...
"yorgan kenarından çıkmış küçk bir yün ipliğinin sert, sert ve bir çelik iğne gibi sivri olduğu korkusu; geceliğimdeki şu ufacık düğmenin başımdan büyük ve ağır olduğu korkusu; şimdi yatağımdan düşen şu ekmek kırıntısının yerde cam gibi kırılacağı korkusu ve böylelikle her şeyin, her şeyin sonsuza kadar parçalanacağı telaşı; açılmış bir mektup zarfının yırtık kenarı, kimsenin görmemesi gereken gizli bir şeydir; o kadar değerlidir ki, odanın neresinde saklanırsa saklansın, emniyette olmaz korkusu; uyursam, sobanın önündeki bir kömür parçasını yutarım korkusu; rastgele bir sayının, kafamda, boş yer bırakmayacak şekilde büyümeye başlayacağı korkusu...korkular
çocukluğum için tanrı'ya yakardım, işte geri geldi çocukluğum ve öyle hissediyorum ki, çocukluk, eskiden nasılsa yine öyle ağır ve hiçbir şeye yaramamış yaşlanmak"
(bkz: malte laurids briggde'nin notları)(bkz: rainer maria rilke)
devamını gör...
bütün kalbine yayılan bir zehir gibidir. yavaş yavaş etkilenirsin ve bu etki ölümcül olur sonunda. ışığını göremezsin. şüpheyle yaklaşırsın her şeye. gittikçe içine çekildiğin girdap gibidir. çıkılması mümkün olmayan bir karanlık.
devamını gör...
videodaki sesle iliklerime kadar hissettiğim duygu.
gerçekten korkmak istiyorsanız sesini sonuna kadar açıp tek başınıza dinleyiniz.
devamını gör...
şu anda iliklerime kadar hissettiğim duygu. ağlıyorum a**.
devamını gör...
bir duygu.
videoya gelince; depremi tüm canlılığıyla yaşamış bir insan olarak o sesleri hiçbir zaman unutmadım.
devamını gör...
fazla şiddetli yaşanması insanda kalıcı hasar bırakan duygudur. ödüm patladı tabiri aslında gerçektir. yani çok şiddetli korku yaşadığınızda safra kesesi diğer adıyla öd patlayabilir. çok şiddetli korkuda hafiften kayışı sıyırıp kafayı üşütmek de mümkündür. bu yüzden şiddetlisini yaşamaktan çokça korkarım.
devamını gör...
her canlıda var olan tepki türüdür. korkusuz canlıdır herkes bir nesneden illaki korkar.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"korku" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim