zaman tüneli
premonition
#film
premonition türkçe adı "sıra dışı "2007 çıkış tarihli gerilim ve dram icerikli abd yapimi bir film.
yönetmen :mennan yapo
oyuncular :sandra bullock,shyann mcclure,julian mcmahon,nia long,david a. shaffer,courtney taylor,matt more,jude ciccolella,irene ziegler,peter stormare
filmden bahsedersek 2007 de izlemistim genelde sonunu unuttunuttuğum filmleri tekrar izlerim ve uzleyip beğendiğim filmlerinot alırım. sandra bullock iyi oyunculuğu ile filme ayri bir renk kattığı kesin.linda eşi ve iki kizi ile yeni bir ev alırlar kocası banka kredisi ve masraflar için biraz daha çalışır. linda birgün yeni taşıdıkları evde kocasinin olum haberini alır şerif bu haberi verir ve gider linda bir kac gun sonra uyandığında kocasini yanında görünce delirdigini düşünür. sonra tekrar uyur uyanir bu sefer kocasının cenaze islemlerini yaparken bulur ve bütün kopuk parçaları birleştirir. olacakları engelleyemeyecegini anlar ona sunulan geçmiş bir kaç gunu hem guzel geçirmek ister hemde annesinin onu akıl hastahanese yatirmamasi için cok dirayetli bir şekilde mücadele verir.bir haftalık olacak listesi tamamdır çocukları babası ile vedalastirir kendi eşini kurtarmak için çok çabalar ve kocasının arkasindan araba ile yetişir ama kaderi kimse değiştiremez. cok güzel bir film ilk izledigimde yaşadığım duyguyu tekrar yaşadım izlemediyseniz muhakkak izleyin ailecek izlenebilir.derim iyi seyirler..
premonition türkçe adı "sıra dışı "2007 çıkış tarihli gerilim ve dram icerikli abd yapimi bir film.
yönetmen :mennan yapo
oyuncular :sandra bullock,shyann mcclure,julian mcmahon,nia long,david a. shaffer,courtney taylor,matt more,jude ciccolella,irene ziegler,peter stormare
filmden bahsedersek 2007 de izlemistim genelde sonunu unuttunuttuğum filmleri tekrar izlerim ve uzleyip beğendiğim filmlerinot alırım. sandra bullock iyi oyunculuğu ile filme ayri bir renk kattığı kesin.linda eşi ve iki kizi ile yeni bir ev alırlar kocası banka kredisi ve masraflar için biraz daha çalışır. linda birgün yeni taşıdıkları evde kocasinin olum haberini alır şerif bu haberi verir ve gider linda bir kac gun sonra uyandığında kocasini yanında görünce delirdigini düşünür. sonra tekrar uyur uyanir bu sefer kocasının cenaze islemlerini yaparken bulur ve bütün kopuk parçaları birleştirir. olacakları engelleyemeyecegini anlar ona sunulan geçmiş bir kaç gunu hem guzel geçirmek ister hemde annesinin onu akıl hastahanese yatirmamasi için cok dirayetli bir şekilde mücadele verir.bir haftalık olacak listesi tamamdır çocukları babası ile vedalastirir kendi eşini kurtarmak için çok çabalar ve kocasının arkasindan araba ile yetişir ama kaderi kimse değiştiremez. cok güzel bir film ilk izledigimde yaşadığım duyguyu tekrar yaşadım izlemediyseniz muhakkak izleyin ailecek izlenebilir.derim iyi seyirler..
devamını gör...
zengin olan bireylerin herkes zengin olabilir demesi
zenginlik görelidir. herkesin refahı 100 katına çıksa herkes zengin olmaz.
bugün alt orta sınıfın erken roma hükümdarlarından daha fazla yemek çeṣidine, tarihteki her kraldan daha iyi tıp hizmetine eriṣimi var.
zengin olmak zaten herkes olmamak demek.
bugün alt orta sınıfın erken roma hükümdarlarından daha fazla yemek çeṣidine, tarihteki her kraldan daha iyi tıp hizmetine eriṣimi var.
zengin olmak zaten herkes olmamak demek.
devamını gör...
diego rivera
diego rivera
1886/1957 yılları arasında yaşamış meksikalı ressam olup duvar resimlerinin yanı sıra frida kahlo aşkı ile de hatırlanır.

motherhood angelina and the child diego
1886/1957 yılları arasında yaşamış meksikalı ressam olup duvar resimlerinin yanı sıra frida kahlo aşkı ile de hatırlanır.

motherhood angelina and the child diego
devamını gör...
jazz
çok bilinmeyen bir ismet özel şiiri. aşağıda naçizane bir tahlilim var.
bu vapuru kaçırırsam beni belki de cinnet basar
belki kanser olurum bu yıl sınıfta kalırsam
nöbette uyursam eğer kitaplarımı yakarlar
etimde şirpençe çıkar bu kızı alamazsam
bu işi bitiremezsem şehirden beni kovarlar
izin kağıdım yanar konuşacak olursam
bu senet bankalar kapanmadan
ruhumun rengini kapatmayacak olursa
ölür kuyuya düşen çocuk
çocuğun mercan saati çatlar mutlaka
koşup haber vermeliyim
yetkili memura
bahar geliyor, ilerliyor yeminler
alnımı kapıp getirmeliyim
denizi karşılamaya
kırlangıcın kanadındaki kezzap
leylakta sıkışan buhar için
nabzımı bulmalıyım nerede bulacaksam
nabzımı çünkü ben kasadan fiş alarak
yağmuru, selvileri zor durumda bıraktım
benim yongalarımdan yapıldı bu çelenkler
ben papatyaları şımartmadım diye oldu
mata hariler casus, al caponelar gangster
inmem gerek gözbebeklerimin altına
beynimin ortasına büzülmeliyim
genşeyip kımıldayabilirim oradan sonra
dum di dum
duridum dubida
kendi kalbimle zamanım arasındaki sarkaç
püskürtüyor beni dünyaya
bırakıyorum zerreciklerime kadar emsin beni
atlantik ve pasifik ve beş kıta
koşmam gerek
yetişmem gerek yazgıma
tutmam gerek, sormam gerek, bilmem gerek
esenlemem, kargışlamam, irkitmem gerek niçin
niçin, niçin, niçin
kuyuya düşen çocuk niçin ölmesin
bu da benim şahsî tahlilim:
özel, bu şiirinde, her zamanki temasına uygun olarak; içinde yaşadığı dünyanın baskıları ve beklentileri altında ezilen, sürekli bir kaçınılmaz sona doğru koşuşturan bir bireyin sıkıntılarını, endişelerini ve yaşamın getirdiği yükü dile getiriyor. adeta modern zaman insanının içsel çatışmalarına ve dış dünyanın getirdiği streslere dikkat çekiyor.
şiirde tekrarlanan ve özel'in diğer şiirlerinden alışık olduğumuz "koşmam gerek", "yetişmem gerek" gibi ifadeler, zorunlulukların ve yapılması gerekenlerin altını çiziyor. insan, sürekli bir şeyler yapma, bir yere varma ve bir takım görevleri tamamlama yarışı içindedir. ancak bu yarış ne kadar anlamlıdır, ne kadarı gerçekten bireyin kendi istekleriyle mi yoksa dışarıdan dayatılan bir takım beklentiler mi?
"bu vapuru kaçırırsam", "bu yıl sınıfta kalırsam", "bu işi bitiremezsem" gibi dizeler, bireyin başarısızlık korkusu ve sürekli başarı peşinde koşma haliyle yüzleşmesini sağlıyor. her ne pahasına olursa olsun başarıya ulaşma arzusu, bireyin özgürlüğünü ve mutluluğunu tehdit eden bir faktöre dönüşmüş.
"kuyuya düşen çocuk niçin ölmesin" tekrarı ise, hayatın acımasız gerçekleri ve kaçınılmaz sonlar karşısında bireyin çaresizliğini, aynı zamanda var olan düzenin sorgulanması gerektiğini ifade ediyor. yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgi, şairin sorgulamasıyla daha da belirginleşiyor.
şair aynı zamanda, modern dünyanın getirdiği yabancılaşma, doğadan ve içten gelen duygulardan kopuş, sadece dışsal başarı ve görüntülere odaklanma gibi konuları da eleştiriyor. doğa ve iç dünya ile yeniden bağlantı kurmanın, belki de modern zaman insanının içinde bulunduğu boşluk duygusuna bir çare olabileceğini ima ediyor.
bireyin iç dünyasındaki çalkantıları, modern hayatın baskılarını ve buna bağlı olarak insan ruhunun durumunu ele alan, güzel bir şiir.
bu sürekli koşuşturma ve başarı peşinde koşma hali, bir nevi modern zaman insanının ruhuna zincirler vuruyor ve onu doğasından, aslından uzaklaştırıyor. üstat, insanın bu durumunu hem eleştiriyor hem de ona bir ayna tutarak içsel bir muhasebeye davet ediyor.
bu vapuru kaçırırsam beni belki de cinnet basar
belki kanser olurum bu yıl sınıfta kalırsam
nöbette uyursam eğer kitaplarımı yakarlar
etimde şirpençe çıkar bu kızı alamazsam
bu işi bitiremezsem şehirden beni kovarlar
izin kağıdım yanar konuşacak olursam
bu senet bankalar kapanmadan
ruhumun rengini kapatmayacak olursa
ölür kuyuya düşen çocuk
çocuğun mercan saati çatlar mutlaka
koşup haber vermeliyim
yetkili memura
bahar geliyor, ilerliyor yeminler
alnımı kapıp getirmeliyim
denizi karşılamaya
kırlangıcın kanadındaki kezzap
leylakta sıkışan buhar için
nabzımı bulmalıyım nerede bulacaksam
nabzımı çünkü ben kasadan fiş alarak
yağmuru, selvileri zor durumda bıraktım
benim yongalarımdan yapıldı bu çelenkler
ben papatyaları şımartmadım diye oldu
mata hariler casus, al caponelar gangster
inmem gerek gözbebeklerimin altına
beynimin ortasına büzülmeliyim
genşeyip kımıldayabilirim oradan sonra
dum di dum
duridum dubida
kendi kalbimle zamanım arasındaki sarkaç
püskürtüyor beni dünyaya
bırakıyorum zerreciklerime kadar emsin beni
atlantik ve pasifik ve beş kıta
koşmam gerek
yetişmem gerek yazgıma
tutmam gerek, sormam gerek, bilmem gerek
esenlemem, kargışlamam, irkitmem gerek niçin
niçin, niçin, niçin
kuyuya düşen çocuk niçin ölmesin
bu da benim şahsî tahlilim:
özel, bu şiirinde, her zamanki temasına uygun olarak; içinde yaşadığı dünyanın baskıları ve beklentileri altında ezilen, sürekli bir kaçınılmaz sona doğru koşuşturan bir bireyin sıkıntılarını, endişelerini ve yaşamın getirdiği yükü dile getiriyor. adeta modern zaman insanının içsel çatışmalarına ve dış dünyanın getirdiği streslere dikkat çekiyor.
şiirde tekrarlanan ve özel'in diğer şiirlerinden alışık olduğumuz "koşmam gerek", "yetişmem gerek" gibi ifadeler, zorunlulukların ve yapılması gerekenlerin altını çiziyor. insan, sürekli bir şeyler yapma, bir yere varma ve bir takım görevleri tamamlama yarışı içindedir. ancak bu yarış ne kadar anlamlıdır, ne kadarı gerçekten bireyin kendi istekleriyle mi yoksa dışarıdan dayatılan bir takım beklentiler mi?
"bu vapuru kaçırırsam", "bu yıl sınıfta kalırsam", "bu işi bitiremezsem" gibi dizeler, bireyin başarısızlık korkusu ve sürekli başarı peşinde koşma haliyle yüzleşmesini sağlıyor. her ne pahasına olursa olsun başarıya ulaşma arzusu, bireyin özgürlüğünü ve mutluluğunu tehdit eden bir faktöre dönüşmüş.
"kuyuya düşen çocuk niçin ölmesin" tekrarı ise, hayatın acımasız gerçekleri ve kaçınılmaz sonlar karşısında bireyin çaresizliğini, aynı zamanda var olan düzenin sorgulanması gerektiğini ifade ediyor. yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgi, şairin sorgulamasıyla daha da belirginleşiyor.
şair aynı zamanda, modern dünyanın getirdiği yabancılaşma, doğadan ve içten gelen duygulardan kopuş, sadece dışsal başarı ve görüntülere odaklanma gibi konuları da eleştiriyor. doğa ve iç dünya ile yeniden bağlantı kurmanın, belki de modern zaman insanının içinde bulunduğu boşluk duygusuna bir çare olabileceğini ima ediyor.
bireyin iç dünyasındaki çalkantıları, modern hayatın baskılarını ve buna bağlı olarak insan ruhunun durumunu ele alan, güzel bir şiir.
bu sürekli koşuşturma ve başarı peşinde koşma hali, bir nevi modern zaman insanının ruhuna zincirler vuruyor ve onu doğasından, aslından uzaklaştırıyor. üstat, insanın bu durumunu hem eleştiriyor hem de ona bir ayna tutarak içsel bir muhasebeye davet ediyor.
devamını gör...
düş sokağı sakinleri
devamını gör...
dalyan
iç anadolu'nun birçok özelliğini taşıyan, anadolu irfanını buram buram hissettiren, gecekondu adlı tv şeysinde hayat bulmuş, bir bozlak bireyidir.
devamını gör...
karga burnu
burnuma yapılan benzetme.
devamını gör...
zengin olan bireylerin herkes zengin olabilir demesi
(bkz: hayatta kalana bağlılık) (bkz: rolf dobelli, hatasız düşünme sanatı)
devamını gör...
kendin ile barışık olmak
mutlu insansındır.hiç kimseye ihtiyacın olmaz ve seni üzecek hiçbir şey yaşamazsın.
devamını gör...
zengin olan bireylerin herkes zengin olabilir demesi
çünkü herkes zengin olabilir de o yüzden. zengin olmak abartıldığı kadar büyülü bir olgu değil. zeki bir insansan, içine girmek istediğin sektörü iyi analiz ettiysen ve risk hesaplaman sağlamsa; başarısız olma şansını düşük buluyorum. günümüzün bir çok holdingi ve büyük işletmesi hep sıfırdan gelen insanlarla kuruldu. soy'un devamına doğan torunlar ve çocuklar şanslı sadece. her servetin bir başlangıcı var. sorry dudes.
devamını gör...
özdemir asaf
bazen sığınmak istersin bir yüreğe,
anlık mı, ömürlük mü,
ne istediğini bilemezsin.
geçmişte yaşananlar, gelecekte olacaklar,
önemsizdir;
belki yağmur dinene kadar, belki de sonsuzluğa kadar*
anlık mı, ömürlük mü,
ne istediğini bilemezsin.
geçmişte yaşananlar, gelecekte olacaklar,
önemsizdir;
belki yağmur dinene kadar, belki de sonsuzluğa kadar*
devamını gör...
karga burnu
devamını gör...
tepkisel bağlanma bozukluğu
yeni nick ukdesi.
tepkisel bağlanma bozukluğu genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan, insanların başkalarıyla duygusal bağ kurma güçlüğü olarak tanımlanır.
yetimhanede büyümek.
sık sık değişen bakıcı.
annenin madde ve alkol kullanımı.
istenmeyen veya çok erken yaştaki gebelikler.
fiziksel ve duygusal reddedilme.
huzursuz, tutarsız veya ser aile ortamı ve tutumu.
ruhsal travmaları
çocukluk çağında yaşanan cinsel, fiziksel, duygusal istismar reaktif bağlanma bozukluğunun nedenlerindendir.
tepkisel bağlanma bozukluğu genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan, insanların başkalarıyla duygusal bağ kurma güçlüğü olarak tanımlanır.
yetimhanede büyümek.
sık sık değişen bakıcı.
annenin madde ve alkol kullanımı.
istenmeyen veya çok erken yaştaki gebelikler.
fiziksel ve duygusal reddedilme.
huzursuz, tutarsız veya ser aile ortamı ve tutumu.
ruhsal travmaları
çocukluk çağında yaşanan cinsel, fiziksel, duygusal istismar reaktif bağlanma bozukluğunun nedenlerindendir.
devamını gör...
zengin olan bireylerin herkes zengin olabilir demesi
beni en çok rahatsız eden söylemlerden biridir, birincisi herkes aynı fırsat aralığına sahip değil, ikincisi herkes aynı zaman diliminde yaşamadı, üçüncüsü herkes aynı genetik ve çevresel potansiyele sahip değil, dördüncüsü herkesin zengin olması mantıksal olarak mümkün değil, beşincisi hayat akan bir nehir gibidir bakınca aynı gözükür ama asla aynı suyu iki defa ayağını sokamazsın dolayısıyla sizinle aynı yolda yürüyen birinin sizinle aynı sonuca varmasının hiçbir garantisi yoktur, bu mantık amerikan başkanı seçilen obama'nın büyük dedelerinin bir zamanlar amerika'ya köle olarak gelmiş olması benim amerika'ya köle olarak gideyim ileride torunlarım amerikan başkanı olsun dememle aynı şeydir, özetle herkes her şey olamaz deneyebilir uğraşabilir ama aynı yollardan geçmek aynı sonuçları garantilemez
devamını gör...




