zaman tüneli
zenginlik belirten küçük detaylar
market alışverişinde fiyatlara bakmadan rastgele istenileni almak.
devamını gör...
hussitler savaşı
hussitler savaşı, orta çağda 1419-1434 yılları arasındaki 15 yıl boyunca jan hussun reformcu çek hussitleri ile gelenekçi papanın roma katolik kilisesi arasında yapılmış tarihi bir savaştır. bu savaşın en temel nedeni; avrupa halkları üzerindeki haksız otoritesini kaybetmek istemeyen din tüccarı sahtekar papaların, reformist hussitler'in dürüstçe incili latinceden kendi anadillerine çevirmelerine karşı çıkmalarıydı. hussitler savaşı'nı hussitler kazandı, katolik haçlılar kaybetti. hussitler savaşı'nın önemi, tüfek gibi barutla çalışan ateşli silahların ilk kez avrupada kullanılmaya başlanması ve ağır silahlarla donanmış şövalyelerinden oluşan büyük haçlı ordularının hussitler karşısında aldıkları çok sayıda yenilgi sonucu piyade devriminin yapılmasıdır.
devamını gör...
zenginlik belirten küçük detaylar
ekstre'nin ne zaman geldiğini, ne kadar geldiğini bilmemek. harcarken düşünmemek. kredi kartının limitinin olmaması.
tüm ödemelerin otomatik ödemede olması.
bence bu tam da zenginlik belirtisi.
tüm ödemelerin otomatik ödemede olması.
bence bu tam da zenginlik belirtisi.
devamını gör...
mandıra filozofu
bonnnboşş ve de tıntıntın bir film. 45+ beyaz yaka bireylere hitap edebilir ancak biz gençlik için geçer bir yanı yok.
devamını gör...
mandıra filozofu
otobüs yolculuklarinin vazgeçilmez filmi.
devamını gör...
einstein
çocukluk fotoğraflarını görmüştüm. doğduğunda kafa şekli ve büyüklüğünü ailesi sıkıntı olarak görmüş. neyse ki doktorlar anormal bir durumun olmadığını söylemiş.
çocukken gittiği okul, okuldan çok askeriye gibiymiş. matematik ve fizik dışında başka derslere ilgisi yok ama genel anlamda başarılıymış. o dönemin lisesi mi üniversitesi mi tam hatırlamıyorum ama (kaliteli ve adını duyuran bir yermiş) o yere gitmek için sınava giriyor. başarılı olduğu alanlarla oradakilerin ilgisini çekiyor. sonra onu diğer alanlarda da kendini geliştirmesi için başka okula yolluyorlar. orada ilgi alanları biraz artıyor ve sevmeye başlıyor. çünkü eğitimdeki askeri disiplin, zorunluluk ve baskı olayı kalkıp kendini normale bırakıyor.
orada kendini geliştirdikten sonra akademik alanda ilerleyemiyor çünkü fizik ve matematik çalışmalarını başka derslerde de sürdürüp bazı profesörleri sinir ediyor. ve bu rahatlığı yüzünden de ona bileniyorlar. bu yüzden ilk memur olarak görev yapıyor. bu sürecin ona etkisi olumlu oluyor. çalışmalarına devam ediyor, ispatlamaya çalışıyor vs.
önceki yasalarda eksikliği buluyor ve fizikte birkaç alanın başlangıcını yapıyor (elektromanyetik, fotoelektrik gibi).
yaşarken üne kavuşuyor. davetten davete gidiyor.
evlilik hayatı çalkantılı. sanırım 2-3 çocuğu vardı. ve boşandıktan sonra kuzeniyle evleniyor tabi bu aşk değil mantık evliliği olarak ele alınmış.
hastalanıyor ve ona rağmen çalışmalarını bırakmıyor. ölmeye yakın yine kağıt kalem isteyip o çok istediği formülü bulmak için hesaplamalara vs. giriyor ama başaramıyor.
yaptığı çalışmaları o dönemde 1-2 kişi dışında kimse anlamlandıramıyor. felsefik alanda da başarılı. bunu ondan birkaç yaş büyük biri fark ediyor. kant'ın bir eserini veriyor ve o okuyup anlayabilince üst sınıftaki onun tam normal biri olmadığını anlıyordu.
1800'lü yıllarda yapabildikleri, düşündükleri, başardıkları fantastik geliyor. çünkü sıradışı gerçekten. dünyayla yetinmeyip evreni açıklamaya çalışmak?
isminin kelime anlamı deha demekmiş...
çocukken gittiği okul, okuldan çok askeriye gibiymiş. matematik ve fizik dışında başka derslere ilgisi yok ama genel anlamda başarılıymış. o dönemin lisesi mi üniversitesi mi tam hatırlamıyorum ama (kaliteli ve adını duyuran bir yermiş) o yere gitmek için sınava giriyor. başarılı olduğu alanlarla oradakilerin ilgisini çekiyor. sonra onu diğer alanlarda da kendini geliştirmesi için başka okula yolluyorlar. orada ilgi alanları biraz artıyor ve sevmeye başlıyor. çünkü eğitimdeki askeri disiplin, zorunluluk ve baskı olayı kalkıp kendini normale bırakıyor.
orada kendini geliştirdikten sonra akademik alanda ilerleyemiyor çünkü fizik ve matematik çalışmalarını başka derslerde de sürdürüp bazı profesörleri sinir ediyor. ve bu rahatlığı yüzünden de ona bileniyorlar. bu yüzden ilk memur olarak görev yapıyor. bu sürecin ona etkisi olumlu oluyor. çalışmalarına devam ediyor, ispatlamaya çalışıyor vs.
önceki yasalarda eksikliği buluyor ve fizikte birkaç alanın başlangıcını yapıyor (elektromanyetik, fotoelektrik gibi).
yaşarken üne kavuşuyor. davetten davete gidiyor.
evlilik hayatı çalkantılı. sanırım 2-3 çocuğu vardı. ve boşandıktan sonra kuzeniyle evleniyor tabi bu aşk değil mantık evliliği olarak ele alınmış.
hastalanıyor ve ona rağmen çalışmalarını bırakmıyor. ölmeye yakın yine kağıt kalem isteyip o çok istediği formülü bulmak için hesaplamalara vs. giriyor ama başaramıyor.
yaptığı çalışmaları o dönemde 1-2 kişi dışında kimse anlamlandıramıyor. felsefik alanda da başarılı. bunu ondan birkaç yaş büyük biri fark ediyor. kant'ın bir eserini veriyor ve o okuyup anlayabilince üst sınıftaki onun tam normal biri olmadığını anlıyordu.
1800'lü yıllarda yapabildikleri, düşündükleri, başardıkları fantastik geliyor. çünkü sıradışı gerçekten. dünyayla yetinmeyip evreni açıklamaya çalışmak?
isminin kelime anlamı deha demekmiş...
devamını gör...
cemal süreya dizeleri
buluşsaydık ne olurdu ? dedim
oturur çay içerdik, küçük bardaksa 1, büyükse 2 şeker atardım sende çayını alırdın içeceksen içerdin içmeyeceksen önünde dururdu, hatta sıkıldığında çay kaşığıyla bile oynayabilirdin dedi.
bi ara sarılırdım” desin istedim
sonra boşver dedim kendime
herkes sevdiği adamla karşılıklı çay içemiyor bu ülkede, boşver.
oturur çay içerdik, küçük bardaksa 1, büyükse 2 şeker atardım sende çayını alırdın içeceksen içerdin içmeyeceksen önünde dururdu, hatta sıkıldığında çay kaşığıyla bile oynayabilirdin dedi.
bi ara sarılırdım” desin istedim
sonra boşver dedim kendime
herkes sevdiği adamla karşılıklı çay içemiyor bu ülkede, boşver.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
ne hayale sığarsın ne de köklü ezbere
ne tabloya sığarsın ne de büyük postere
sen hep gülümse çocuk eski pozumuz gibi
sarılıp da boynuma diş göstere göstere
sen hep gülümse çocuk kulak asma kimseye
yüreğim yüreğin de yeni başlar besteye
kirpiğimden tırnağa ritim tuttu her yanım
kıskanırsa notalar yine küsme kimseye
ne tabloya sığarsın ne de büyük postere
sen hep gülümse çocuk eski pozumuz gibi
sarılıp da boynuma diş göstere göstere
sen hep gülümse çocuk kulak asma kimseye
yüreğim yüreğin de yeni başlar besteye
kirpiğimden tırnağa ritim tuttu her yanım
kıskanırsa notalar yine küsme kimseye
devamını gör...
susmak
bazen bilgi ve/veya delil yetersizliğinden kaynaklanır. eğitimli ve anlayış kapasitesi yüksek insanlarda sıklıkla görülen bir durumdur.
çözüm müdür?
hayır tabi!
çözümler olgulardan değil, olayların olanaklarından kaynaklanırlar. *
çözüm müdür?
hayır tabi!
çözümler olgulardan değil, olayların olanaklarından kaynaklanırlar. *
devamını gör...
hussitler
hussitler; adını ünlü reformist çek ilahiyatçı(teolog, tanrıbilimci) jan husstan alan, orta çağda gelenekselci yobaz roma katolik kilisesine karşı kurulmuş yenilikçi ve ilerlemeci bir hristiyan grubudur hatta hussitler'le alakalı 1419-1434 yılları arasında yenilikçi hussitler ile gelenekçi katolikler arasında yapılmış hussitler savaşı vardır. hussitler; reformcu ve milliyetçi bir grup olup çek ön(proto)-protestanlar'dır çünkü ilgili hareketin kurucu lideri jan huss, papaya isyan ederek incili latince orijinalinden çekçeye çevirmiştir. hussitler'in reformcu ve milliyetçi fikirleri; hristiyan reform hareketinin temelini atmış, martin luther ve john calvin gibi diğer reformistleri derinden etkilemiştir.
devamını gör...
normal sözlük'teki en iyi nick
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
sarı saçlı ve mavi gözlü kadın yazarların da fotoğraflarını görmeyi can-ı gönülden dileriz.
ama yine de başlıkta ciddi düzelme var bir ara kadıköy askerlik şubesi gibiydi.
en azından hatun kişi görüyoruz.
ama yine de başlıkta ciddi düzelme var bir ara kadıköy askerlik şubesi gibiydi.
en azından hatun kişi görüyoruz.
devamını gör...
güzel kadın
güzel kadın dedikten sonra, peki ya kalanı ?sorusuna güzel bir yanıt yoksa güzel bir ambalajdan farksızdır.
devamını gör...
zenginlik belirten küçük detaylar
eğer kişi akşam maç izlerken (bkz: siirt fıstığı) ve (bkz: antep fıstığı) yiyebiliyorsa zengindir.
bir kilo fiyatına geçen yıl bir gram altın alıyorduk. siz düşünün durumu.
bir kilo fiyatına geçen yıl bir gram altın alıyorduk. siz düşünün durumu.
devamını gör...
güven vermeyen meslekler
spot eşya işi yapanlar, rent a car işletmeleri, politikacılar
devamını gör...
güven vermeyen meslekler
emlakçılar çok sıkıntılı inanılmaz derece de hem de. kolay para onları çıldırttıyor gibi geliyor bana.
devamını gör...
gizemcik (yazar)
2-3 cümleden fazla cümle kurup sonlarına "demekmiş." getirmezse yazar olacak kişidir*. tanım sayısı da aşırı fazla tabii, gereken sayıda yazıp beklemek gerekiyor.
devamını gör...
jan huss
jan huss, 1370-1415 yılları arasında o zamanlar kutsal roma cermen imparatorluğu'na bağlı bohemya krallığı'nda yaşamış reformcu çek bir teolog ve çekya'nın ulusal kahramanlarından biri. jan huss; incil'i latince orijinalinden çekçe'ye çeviren, kendi adıyla anılan reformcu hussitler grubunun kurucusu olan, fikirleriyle hristiyanlık'taki reform hareketi'nin kıvılcımını yakan ilk kişidir ve huss'un fikirleri, başta reformcu alman teolog martin luther ile reformcu fransız teolog john calvin gibi daha nice reformcu teologa yol gösterici olmuştur. jan huss, orta çağ'daki hristiyan kara bağnazlığının olduğu karanlık dönemlerde sırf papa'ya karşı çıktığı için roma katolik kilisesi tarafından vahşice diri diri yakılarak öldürülmüştür. jan huss'un günümüzdeki çekya'nın başkenti prag'da anısına dikilmiş bir heykeli vardır.
jan huss'un dindoş yobazlara ayar verdiği şu sözü çok etkileyicidir: "şimdi benim gibi küçük bir civcivi burda közlüyorsunuz fakat 100 yıl sonra öyle yürekli bir ördek gelecek ki onu ne kızartabilecek ne de kaynatabileceksiniz."
hıristiyanlık'taki ilk reformculardan çek teolog jan huss
jan huss'un çekya'nın başkenti prag'taki heykeli
jan huss'un dindoş yobazlara ayar verdiği şu sözü çok etkileyicidir: "şimdi benim gibi küçük bir civcivi burda közlüyorsunuz fakat 100 yıl sonra öyle yürekli bir ördek gelecek ki onu ne kızartabilecek ne de kaynatabileceksiniz."
hıristiyanlık'taki ilk reformculardan çek teolog jan huss
jan huss'un çekya'nın başkenti prag'taki heykeli
devamını gör...

