zaman tüneli
shetland
(bkz: iskocya)'ya bagli takim adalar.
(bkz: shetland islands)
ayni isimde bir de polisiye dizi mevcut. 23 bin kisi oylamis. 8.3 puani var. izlemeye deger.
imdb shetland
(bkz: shetland islands)
ayni isimde bir de polisiye dizi mevcut. 23 bin kisi oylamis. 8.3 puani var. izlemeye deger.
imdb shetland
devamını gör...
dünyanın en çabuk biten şeyi
boku yedik depresyon tayfa çevrimiçi. varam da yatam.
devamını gör...
dünyanın en çabuk biten şeyi
hevesim
devamını gör...
17 kasım 2023 erdoğan scholz ortak basın açıklaması
gazeteci olması gereken adam bayağı 'uçak işin var ne farklı kulvardan geliyon' der gibi tehdit vari soru döşedi. diplomatik sopa sallamak sana mı kaldı? nasıl gazeteci sorusu bu? belli alman dışişleri beslemesi. görüşme öncesi ziyaretçinin dengesini bozma kafasını dağıtma psikoneşterliği yaptırılıyor. cumhurbaşkanı çok güzel taşı adamın gediğine koydu. 'tehditvari soracağına gazeteci olup vicdanınla insanlığınla soru sormalısın ki cevap verilsin' dedi. güzel kapaklamaydı. cumhurbaşkanımızın 'irticalen hitapta' ileri merhalelere geçtiğini görerek mutlu oldum
devamını gör...
günaydın mesajı flört müdür sorusu
değildir. sevgi göstermek bu kadar basit olmamalı. çünkü bazıları bu günaydına, iyi gecelere çok takık. dolayısıyla bu insanlara bu mesajlar otomatik gidiyor. sırf trip atmasın, üzülmesin, laf yapmasın diye.
devamını gör...
alarm sesi önerileri
ne güzel başlıkmış lan bu*. icardi'li "uyan yeğen" çok hoşuma gitse de dattiri dit dit diyorum.
devamını gör...
dünyanın en çabuk biten şeyi
mutluluk.
devamını gör...
17 kasım 2023 erdoğan scholz ortak basın açıklaması
helal olsun.çatır çatır geçirmiş,o kadar kötü ki dünyanın umurunda değil.bir biz tepki veriyoruz en çok...az bile söylediği şeyler..ilk almanya koşup,israilin yanındayız demişti ...konuşsun hep,susmasın her yerde,o çocuklara bakamıyorum,zaping yapıyor ve yaparken dua ediyorum..kahrolsun israilli o şeytanlar..
devamını gör...
kilo vermeyi hızlandıran şeyler
asgari ücret
devamını gör...
tahammülünüzün kalmadığı şeyler
tükürüklerini yalayan iki yüzlü siyasetçiler…
devamını gör...
hayat boyu aranılan şey
valla anlam falan aramadım hiç, arayacak kadar yeterli bir ömüre sahip olduğumuzu düşünmüyorum onun yerine içinde bulunulan anı yaşamak lazım, anlam sonradan gelir siz hayatı yaşadıkça, deneyimledikçe, gözlemledikçe... genel olarak bir şey aramamalıyız bence, biz yolumuzda giderken karşımıza çıkacaktır zaten çıkan, örneğin; gerçek aşkı arayarak yaşayıp sonra bulamadan ölünce ne yapacaksınız? yani bir amaç uğruna öldünüz ama sonuç? bundan dolayı anı yaşamak lazım acısıyla,tatlısıyla... (acı derken ciddiyim, vücuduma ekstra gereksiz ilaç almıyım diye ameliyat sonrası ağrı kesici almayı reddeden biriyim, çünkü burun ameliyatında öyle manyak bir ağrısı yoktu (ağrı eşiğim yüksektir ondan da olabilir )
devamını gör...
kleopatra'nın her iki kardeşiyle birden evlenmesi
ben tek kardeşi var diye biliyordummm.
(bilgi eksikliği ya da yanlışlığı olunca sinirlerim bozuluyor. bir gidip bakayım.)
evet iki, ilki en küçüğü bu yüzden bir savaştan kaçıp nil nehrinde boğularak ölüyor.
ikinciyi de ablası/karısı öldürüyordu. kardeşinin yanında olan sinsiden ötürü. bir de aralarındaki anlaşmazlık sezar'a kadar gidiyordu. çözüm olarak ikisinin yönetmesini dile getirmişti ama yok. kardeşinin yanındaki kötü ve sinsi adam kleopatra'yı istemiyordu. ama insanın istemediği ot burnunda bitermiş. (:
(bilgi eksikliği ya da yanlışlığı olunca sinirlerim bozuluyor. bir gidip bakayım.)
evet iki, ilki en küçüğü bu yüzden bir savaştan kaçıp nil nehrinde boğularak ölüyor.
ikinciyi de ablası/karısı öldürüyordu. kardeşinin yanında olan sinsiden ötürü. bir de aralarındaki anlaşmazlık sezar'a kadar gidiyordu. çözüm olarak ikisinin yönetmesini dile getirmişti ama yok. kardeşinin yanındaki kötü ve sinsi adam kleopatra'yı istemiyordu. ama insanın istemediği ot burnunda bitermiş. (:
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
seni ilk gördüğüm günden beri, unutamadım
sana takıldı aklım geceleri hiç uyuyamadım
hiç mi sevmedin beni
gözyaşlarımı görmedin
bana hiç mi değer vermedin
hala seni bekliyorum
umudumu ufuklarda buldum
buluştuğumuz o yerlerde
hep seni aradım durdum
gece saçlım
hüzün bakışlım
seninle bir olup bulutlara...
sana takıldı aklım geceleri hiç uyuyamadım
hiç mi sevmedin beni
gözyaşlarımı görmedin
bana hiç mi değer vermedin
hala seni bekliyorum
umudumu ufuklarda buldum
buluştuğumuz o yerlerde
hep seni aradım durdum
gece saçlım
hüzün bakışlım
seninle bir olup bulutlara...
devamını gör...
tahammülünüzün kalmadığı şeyler
*başlıktaki yazım yanlışı düzeltilebilir mi? kelime 4 noktayla sınırlıymış gibi diğerlerine basmamış sanki. (:
güzel ve doğru olmayan her şeyi içeren insanlara ve olaylara.
insan olmak için değil bozulmak için yaşıyor gibiler. yaşayışlarında doğru düzgün insan dışında her şey olmuşlardan nefret ediyorum mesela. insan görmeye de dayanamıyorum artık.
depremden sonra kalabalık arttı, çekirdek aileden çok aylardır geniş aile şeklinde devam ediyoruz. ve o kadar saçma sapan hareket ve sözler var ki anneme "ben tarlaya gidiyorum." deyince "her gün gidiyorsun zaten bugün gitme." diyor bazen ve sinirleniyorum "zevkten değil buradakileri görmemek için gidiyorum. çekirdek aileni çitleyip atmamak için kendimi zor tutuyorum. o yüzden bana hiç gitme deme. evimde gram huzur ve rahatlığım yok. onların sorunlarını bu kadar rahat konuşmasından ve 7/24 eve taşımasından haz etmiyorum. tartışma sesleriyle bir gün uyanırken elimde kalma ihtimalleri gün geçtikçe artıyor anladın? o yüzden beni tutmak için değil yollamak için çabala. doldum ve dayanmakta zorlanıyorum." demiştim. tabi bunların hepsini bir anda demedim. birkaç kere engellemek istediğinde.
kitabımı, kulaklığımı, çizim/yazı defterimi, boyalarımı vs. alıp gidiyorum tabi peşime takılan tırsak (kedim)'ta var. bir de beni onlar alıştırdı. bitki ekmiştik. her gün sulanması lazım. evde buna en müsait olan da ben olduğum için her gün gidiyordum ne var yani bunu dezavantajdan avantaja çevirmişsem? bitkileri suluyorum. yeni yapılan odadan sandalye ve masa çıkarıp oturuyorum. minik tüp ve az çok mutfak eşyası da var. kahve yapıyorum vs. yani keyfime diyecek yok. ben, kahve, müzik ve tırsak oluyoruz genelde. onunla oyunlar oynayıp seviyorum tüylerini.
günün bu 2-4 saati meditasyon gibi. ki eve bile gelesim yok. babama "odayı yaptık ama sineklikler kaldı ve de birkaç çekyat koyacaktın hani? odanın işlerini hızlandıralım ben orada yatıp kalkmak istiyorum. kapının anahtarını da çoğaltacağız." deyince annem "biraz ıssız yerde tek başına ne yapacaksın, bir ses duysan aklın çıkacak?" demişti. "ya sen bırak ne yapacağımı. sineklik, korkuluk ayarlansın ve perdeler. ses olayına girersekte çifti alırım olur biter. en azından tek kurşunu verirsiniz?" deyince annem evhamlanarak "bey, bu kızın korku filmlerindekiler gibi. ses duyunca kaçmaz ona gider. korka korka gider allah'ın gereksiz meraklısı." deyip babama karşı beni gömerken "ıhmm hani buradayım ben, ayıp değil mi? tek kalmak sıkıntı yaratıyorsa tek kalmanın sıkıntı olmayacağı bir hâle getirmeye bakın o zaman. başka kaçacak yerim yok bunlardan. bazen size bile zor tahammül ederken onlara hiç yani. sınırım baya aşıldı dayanamıyorum. -babama dönüp - baba sen beni daha çok anlıyorsun, karına bir şey söyle." deyip ona yavru köpek bakışlarımı atıyordum. ve "abilerinle kalabilirsin ama tek hayır. her şey çıkabilir ve wc oda dışında bunu unutuyorsun." demişti ve ben "hiiiiiii tamam ben bence de tek kalmayayım. gündüz vakti geçerken yavru kertenkeleyi göremeyip kuyruğuna basmışım. ertesi gün gördüm ağlamaklı oldum. gece ışık açmakta daha riskli hayvanlar açısından. baba wc'yi biraz lüks hâle mi getirsen? yenisini yapalım boşluksuz olsun. orada deliğe bile bir gözümü kapatıp bakıyorum hep. aşağıdan yüzüme doğru kertenkele ya da yılan bakıyor mu, bakmıyor mu kontrol ediyorum. uykuluyken oraya gitmek sıkıntılı, düşün bir de sıkışıp gitmişsin ve onlardan biri sana bakıyor ve üstüne doğru gelmeye başlıyor? o sırada sanırım ben altıma yaptım? çünkü sıkışmışken rahat koşulamaz, malum salmak gerekiyor. ayy, ya katısına sıkışmışsak bir de?" deyip sinirden gülmeye başladım annemler şaşkınlık ve ürpertiyle bana bakarken, bize kulak misafiri olmuş ama korkulu bir ifadeyle bana dönmüş ablam "senin beyninin çalışma şekline katı(!) yapsınlar asra, yemin ediyorum çok değişiksin. bazen nefret ediyorum senden." demişti bıkmış ifadeyle. çünkü o böceklerden bile çok korkuyor. o olayı yaşarsa aklı gider. "kapıya silahla gitsek koşmamaza ve salmaya gerek kalmaz. tabi sıkışmadan değil de bazıları korkudan salsa ona çözümüm en fazla bez takarak uyuması olabilir. gece ben pek gitmem zırt pırt gidenler düşünsün. :d" deyince ablam kırlent fırlatmıştı. "pisliğin tekisin." deyince "annem allah seni ne etmesin, senin yüzünden o deliğe korkum oluştu. bence wc'yi yıkıp direkt oda dibine minik bir oda şeklinde yapalım. en azından tek sorunumuz delik olur." deyince "woo anne hanım, kapmışsın bir şeyler." deyip sırıtmıştım...
olayı şaka arasında döndürüyorum ama ciddiyeti de var yani. gece biri ısırılsa aracın gelmesiydi, acile yetişmesiydi vs. çok uğraştırıcı. ve kız böcekten korkuyor dedim o kertenkele olayını kendi yaşasa sanırım wc ' de çığlık atarken bayılırdı. kuyruktan kendini yenilebiliyor olması sevindirici ama sonuçta ezmişim bu da canını yakmışım demek o yüzden üzüldüm.
ablamın vereceği tepkiyi tavandan sırtıma ya da kafama düşse verirdim ben. o yüzden ilk tavan sonra delik, sonra yanlara vs bakıyorum ben. çatı yapımında kullanılan kırmızı renkli ince metal yüzeyli kaplama var ya onunla yapılmış. bu yüzden dıştan vuruyorum da. hareketlilik sağlar. her şeyiyle garantiye alarak geçmek önemli.
düşünün ki bu şeyleri insanlara tercih ediyorum, tek başıma. korkmuyor muyum korkuyorum biraz ama kontrol edemeyeceğim kadar değil. çünkü doğup büyüdüğümüz ortam hep bu tarz. orası doğaya daha çok yaklaşmış sadece hepsi bu.
güzel ve doğru olmayan her şeyi içeren insanlara ve olaylara.
insan olmak için değil bozulmak için yaşıyor gibiler. yaşayışlarında doğru düzgün insan dışında her şey olmuşlardan nefret ediyorum mesela. insan görmeye de dayanamıyorum artık.
depremden sonra kalabalık arttı, çekirdek aileden çok aylardır geniş aile şeklinde devam ediyoruz. ve o kadar saçma sapan hareket ve sözler var ki anneme "ben tarlaya gidiyorum." deyince "her gün gidiyorsun zaten bugün gitme." diyor bazen ve sinirleniyorum "zevkten değil buradakileri görmemek için gidiyorum. çekirdek aileni çitleyip atmamak için kendimi zor tutuyorum. o yüzden bana hiç gitme deme. evimde gram huzur ve rahatlığım yok. onların sorunlarını bu kadar rahat konuşmasından ve 7/24 eve taşımasından haz etmiyorum. tartışma sesleriyle bir gün uyanırken elimde kalma ihtimalleri gün geçtikçe artıyor anladın? o yüzden beni tutmak için değil yollamak için çabala. doldum ve dayanmakta zorlanıyorum." demiştim. tabi bunların hepsini bir anda demedim. birkaç kere engellemek istediğinde.
kitabımı, kulaklığımı, çizim/yazı defterimi, boyalarımı vs. alıp gidiyorum tabi peşime takılan tırsak (kedim)'ta var. bir de beni onlar alıştırdı. bitki ekmiştik. her gün sulanması lazım. evde buna en müsait olan da ben olduğum için her gün gidiyordum ne var yani bunu dezavantajdan avantaja çevirmişsem? bitkileri suluyorum. yeni yapılan odadan sandalye ve masa çıkarıp oturuyorum. minik tüp ve az çok mutfak eşyası da var. kahve yapıyorum vs. yani keyfime diyecek yok. ben, kahve, müzik ve tırsak oluyoruz genelde. onunla oyunlar oynayıp seviyorum tüylerini.
günün bu 2-4 saati meditasyon gibi. ki eve bile gelesim yok. babama "odayı yaptık ama sineklikler kaldı ve de birkaç çekyat koyacaktın hani? odanın işlerini hızlandıralım ben orada yatıp kalkmak istiyorum. kapının anahtarını da çoğaltacağız." deyince annem "biraz ıssız yerde tek başına ne yapacaksın, bir ses duysan aklın çıkacak?" demişti. "ya sen bırak ne yapacağımı. sineklik, korkuluk ayarlansın ve perdeler. ses olayına girersekte çifti alırım olur biter. en azından tek kurşunu verirsiniz?" deyince annem evhamlanarak "bey, bu kızın korku filmlerindekiler gibi. ses duyunca kaçmaz ona gider. korka korka gider allah'ın gereksiz meraklısı." deyip babama karşı beni gömerken "ıhmm hani buradayım ben, ayıp değil mi? tek kalmak sıkıntı yaratıyorsa tek kalmanın sıkıntı olmayacağı bir hâle getirmeye bakın o zaman. başka kaçacak yerim yok bunlardan. bazen size bile zor tahammül ederken onlara hiç yani. sınırım baya aşıldı dayanamıyorum. -babama dönüp - baba sen beni daha çok anlıyorsun, karına bir şey söyle." deyip ona yavru köpek bakışlarımı atıyordum. ve "abilerinle kalabilirsin ama tek hayır. her şey çıkabilir ve wc oda dışında bunu unutuyorsun." demişti ve ben "hiiiiiii tamam ben bence de tek kalmayayım. gündüz vakti geçerken yavru kertenkeleyi göremeyip kuyruğuna basmışım. ertesi gün gördüm ağlamaklı oldum. gece ışık açmakta daha riskli hayvanlar açısından. baba wc'yi biraz lüks hâle mi getirsen? yenisini yapalım boşluksuz olsun. orada deliğe bile bir gözümü kapatıp bakıyorum hep. aşağıdan yüzüme doğru kertenkele ya da yılan bakıyor mu, bakmıyor mu kontrol ediyorum. uykuluyken oraya gitmek sıkıntılı, düşün bir de sıkışıp gitmişsin ve onlardan biri sana bakıyor ve üstüne doğru gelmeye başlıyor? o sırada sanırım ben altıma yaptım? çünkü sıkışmışken rahat koşulamaz, malum salmak gerekiyor. ayy, ya katısına sıkışmışsak bir de?" deyip sinirden gülmeye başladım annemler şaşkınlık ve ürpertiyle bana bakarken, bize kulak misafiri olmuş ama korkulu bir ifadeyle bana dönmüş ablam "senin beyninin çalışma şekline katı(!) yapsınlar asra, yemin ediyorum çok değişiksin. bazen nefret ediyorum senden." demişti bıkmış ifadeyle. çünkü o böceklerden bile çok korkuyor. o olayı yaşarsa aklı gider. "kapıya silahla gitsek koşmamaza ve salmaya gerek kalmaz. tabi sıkışmadan değil de bazıları korkudan salsa ona çözümüm en fazla bez takarak uyuması olabilir. gece ben pek gitmem zırt pırt gidenler düşünsün. :d" deyince ablam kırlent fırlatmıştı. "pisliğin tekisin." deyince "annem allah seni ne etmesin, senin yüzünden o deliğe korkum oluştu. bence wc'yi yıkıp direkt oda dibine minik bir oda şeklinde yapalım. en azından tek sorunumuz delik olur." deyince "woo anne hanım, kapmışsın bir şeyler." deyip sırıtmıştım...
olayı şaka arasında döndürüyorum ama ciddiyeti de var yani. gece biri ısırılsa aracın gelmesiydi, acile yetişmesiydi vs. çok uğraştırıcı. ve kız böcekten korkuyor dedim o kertenkele olayını kendi yaşasa sanırım wc ' de çığlık atarken bayılırdı. kuyruktan kendini yenilebiliyor olması sevindirici ama sonuçta ezmişim bu da canını yakmışım demek o yüzden üzüldüm.
ablamın vereceği tepkiyi tavandan sırtıma ya da kafama düşse verirdim ben. o yüzden ilk tavan sonra delik, sonra yanlara vs bakıyorum ben. çatı yapımında kullanılan kırmızı renkli ince metal yüzeyli kaplama var ya onunla yapılmış. bu yüzden dıştan vuruyorum da. hareketlilik sağlar. her şeyiyle garantiye alarak geçmek önemli.
düşünün ki bu şeyleri insanlara tercih ediyorum, tek başıma. korkmuyor muyum korkuyorum biraz ama kontrol edemeyeceğim kadar değil. çünkü doğup büyüdüğümüz ortam hep bu tarz. orası doğaya daha çok yaklaşmış sadece hepsi bu.
devamını gör...
hayat boyu aranılan şey
ademe cennet bahçesinde olan her şeye ad verme görevi verilmişti, bitiremeden kovuldu. şimdi burda ilk koşullanmayla devam edecektir elbet. yaşasın yerli yersiz anlam verenler.
devamını gör...
kleopatra
kendi adımı soyadımı görüyorum sanki sol frame’de.
şaka bir yana insana en güzel gelen kelime kendi adıymış diye duymuştum bir yerde. o bilgi doğrusuysa hakikaten şuur altındaki adım bu olmalı.
şahsiyetine gelirsek, bu kadın sağlam bir loser bana göre. kime elini atsa elinde kalmış.
şaka bir yana insana en güzel gelen kelime kendi adıymış diye duymuştum bir yerde. o bilgi doğrusuysa hakikaten şuur altındaki adım bu olmalı.
şahsiyetine gelirsek, bu kadın sağlam bir loser bana göre. kime elini atsa elinde kalmış.
devamını gör...
kilo vermeyi hızlandıran şeyler
kas yapmak.
devamını gör...
kilo vermeyi hızlandıran şeyler
spor yapmak
devamını gör...
kalp ritmini hızlandıran şeyler
derbi heyecanı, fenerbahçenin tüm maçları.
fixbetx.com/
fixbetx.com/
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
ormandan ev iki kırık dal daha getirdim, kışlık odunum tamam sayılır, artık kesmeye başlayabilirim. bu pazar soba yakılacak. pis soğuk geliyor. kalın şeyler giyin gari.
devamını gör...