zaman tüneli
10 mart 2025 ahmed şara-mazlum abdi arasında yapılan anlaşma
çok garip bir sürece giriyoruz. benim aklımda iki farklı durum var. bu güç dengesinde abd arabuluculuk yapacak ama rusya'nın bölge üzerindeki etkisi yadsınamaz. burada kapalı kapılar ardında neler dönecek ilerleyen süreçte göreceğiz. özellikle rusya'nın sert bir politika izleyeceğini düşünüyorum. ikinci durum ise diğer etnik gruplar. kürtlere tanınacak ayrıcalıklar türkmenler ve asuriler üzerinde baskı yaratacaktır. özellikle kuzey bölgesinde yıllardır zaten zulüm gören türkmenler bu durumdan daha fazla olumsuz etkilenecektir. güç alan dsg daha yıpratıcı bir politika izleyebilir bu nüfuslar üzerinde. pkk silah bırakabilir ama diğer kürt örgütler yara kaşımaya devam ederse yeni sınır operasyonları gündeme gelebilir. nefret ediyorum güzel ülkemin sürekli tampon olmasından.
devamını gör...
dikkatli ol
devamını gör...
aöl
#2258789
son sınıfta olan gençlerin geçtiği bilgisi doğru, ben de onlardan biriydim bizim lisedeki pek çoğu gibi. karantina bitip de tekrar okul açıldığında 12. sınıftık, 1,5 senedir yatarak okumanın rahatlığı çok sert bir şekilde elden alınınca* * daha ilk günlerden/haftalardan geçenler oldu. zaten bunun bir son tarihi* vardı, millet elini çabuk tuttu o yüzden*. hocalar sayının ciddiyetini görünce sınıflarda uyarılarda bulundular "lise çoh eyidir" şeklinde ama sökmedi, en son okulun tüm rehberlikçileri tek tek sınıf turlamaya başladılar sebebi öğrenmek/yol göstermek için iddiasıyla da amaç okulda tutmaktı* *. bu da işe yaramadı çünkü geçmeyi düşünenlerin sebebi okulda gereksiz yere tutulduğumuzdu: son sene olduğundan almanca, ingilizce vb pek önem arz etmeyen ya da yks'de karşılaşmayacağımız dersler işlenmiyordu; bu derslerde ders çalışıyorduk*, çalışmaya çalışıyorduk. kütüphane havası asla yakalanamadığından* pek verimli olmuyordu. öğrencilerin teklifi* ders programının bu derslerin günün sonuna konulacak şekilde ayarlanması ve bu derslere girmemekti* *. tabii ki kabul edilmedi, görüşmeler tıkandı*. ekim ortası olmuştu bu, millet baktı ki okulda bir değişim olmayacak ve geçişin son tarihi yaklaşıyor; patır patır geçmeye başladılar: bizim sınıf hafta başı ziyaret edilmişti rehberlikçiler heyeti tarafından, haftanın sonuna doğru sınıftan 4-5 kişi gitmişti; biri de bendim. benden sonra da gidenler olmuş diye duydum*.
geçtikten sonra değdi mi, valla boğaziçi'nde* okuyorum değdi bence. öğrenci disiplinliyse değer, kendi iradesi dışında hiçbir şey çalışmaya itmeyecek çünkü onu*. dershaneye gidiyor ve açığa geçince dershanenin mezun sınıfına geçtiyse bilemem* ama bence bu da mantıklı değil, ben açığa zaman ihtiyacından geçmiştim ve mezun sınıfı hafta içi full ders yaptığından katlediyordu o zamanı. hafta içleri paso dershanenin kütüphanesine* gidiyordum; dersler hafta sonu oluyordu genelde. aöl'ün sınavlarının basit olduğunu duymayan yoktur ama sınavların discord'da yayın açarak birkaç kişilik arkadaş grubuyla dakikalar içinde bitirildiğini bilmeyen olabilir. biz yapmadık tabii ki böyle şeyler ama kulağıma çalındı yani*.
son sınıfta olan gençlerin geçtiği bilgisi doğru, ben de onlardan biriydim bizim lisedeki pek çoğu gibi. karantina bitip de tekrar okul açıldığında 12. sınıftık, 1,5 senedir yatarak okumanın rahatlığı çok sert bir şekilde elden alınınca* * daha ilk günlerden/haftalardan geçenler oldu. zaten bunun bir son tarihi* vardı, millet elini çabuk tuttu o yüzden*. hocalar sayının ciddiyetini görünce sınıflarda uyarılarda bulundular "lise çoh eyidir" şeklinde ama sökmedi, en son okulun tüm rehberlikçileri tek tek sınıf turlamaya başladılar sebebi öğrenmek/yol göstermek için iddiasıyla da amaç okulda tutmaktı* *. bu da işe yaramadı çünkü geçmeyi düşünenlerin sebebi okulda gereksiz yere tutulduğumuzdu: son sene olduğundan almanca, ingilizce vb pek önem arz etmeyen ya da yks'de karşılaşmayacağımız dersler işlenmiyordu; bu derslerde ders çalışıyorduk*, çalışmaya çalışıyorduk. kütüphane havası asla yakalanamadığından* pek verimli olmuyordu. öğrencilerin teklifi* ders programının bu derslerin günün sonuna konulacak şekilde ayarlanması ve bu derslere girmemekti* *. tabii ki kabul edilmedi, görüşmeler tıkandı*. ekim ortası olmuştu bu, millet baktı ki okulda bir değişim olmayacak ve geçişin son tarihi yaklaşıyor; patır patır geçmeye başladılar: bizim sınıf hafta başı ziyaret edilmişti rehberlikçiler heyeti tarafından, haftanın sonuna doğru sınıftan 4-5 kişi gitmişti; biri de bendim. benden sonra da gidenler olmuş diye duydum*.
geçtikten sonra değdi mi, valla boğaziçi'nde* okuyorum değdi bence. öğrenci disiplinliyse değer, kendi iradesi dışında hiçbir şey çalışmaya itmeyecek çünkü onu*. dershaneye gidiyor ve açığa geçince dershanenin mezun sınıfına geçtiyse bilemem* ama bence bu da mantıklı değil, ben açığa zaman ihtiyacından geçmiştim ve mezun sınıfı hafta içi full ders yaptığından katlediyordu o zamanı. hafta içleri paso dershanenin kütüphanesine* gidiyordum; dersler hafta sonu oluyordu genelde. aöl'ün sınavlarının basit olduğunu duymayan yoktur ama sınavların discord'da yayın açarak birkaç kişilik arkadaş grubuyla dakikalar içinde bitirildiğini bilmeyen olabilir. biz yapmadık tabii ki böyle şeyler ama kulağıma çalındı yani*.
devamını gör...
yazarların en sevdiği sayı
6,023 x (10^23)
devamını gör...
yazarların en sevdiği sayı
31 ve 69... toplayinca 100 yapiyor. ne enteresan, di mi?
devamını gör...
yazarların en sevdiği sayı
86 ve 7.
devamını gör...
yazarların en sevdiği sayı
sayılarla aramda duygusal herhangi bir bağımın olmadığını anlamamı sağlayan başlık.
devamını gör...
10 mart 2025 ahmed şara-mazlum abdi arasında yapılan anlaşma
esad kaçtığında yazılanları hatırlıyorsunuz di mi? pkklı denyolar "suriye artık bizim len mq" diyordu. aktroller de aynı şeyi söylüyordu. şimdi oturmuşlar bir masaya kedi gibi piyes tadında bir şeyi imzalamışlar. abd özenmemiş bile maddelere, saçma sapan şeyler yazmışlar. 'oynayın kardeşle' demiş bunlara işte.
bizi böyle şebek olmaktan kurtaran adam için;
(bkz: mustafa kemal atatürk)
o yüzden diyoruz ki "bir insan türk olur da nasıl mustafa kemal'den yana olmaz?"
bizi böyle şebek olmaktan kurtaran adam için;
(bkz: mustafa kemal atatürk)
o yüzden diyoruz ki "bir insan türk olur da nasıl mustafa kemal'den yana olmaz?"
devamını gör...
günaydın sözlük
"saki! şarap sun, beni de unutma!" hafız böyle diyor
şiraz'da, gül altında, "aşk kolay göründü, oysa çok zor!"
bir cezayir menekşesi senin aşkın, uzakta ve elinde değil.
ey kör! gel de açıkla şimdi, sana nasıl kolay görünüyor?" *
bir cezayir menekşesi hüznüyle günaydın sözlük, berbat bir sabaha uyandırıldım mor renginde!..
şiraz'da, gül altında, "aşk kolay göründü, oysa çok zor!"
bir cezayir menekşesi senin aşkın, uzakta ve elinde değil.
ey kör! gel de açıkla şimdi, sana nasıl kolay görünüyor?" *
bir cezayir menekşesi hüznüyle günaydın sözlük, berbat bir sabaha uyandırıldım mor renginde!..
devamını gör...
dikkatli ol
sen aslında dikkatsizsin demek değildir. daha dikkatli ol, sana bir şey olursa benim içim acır demektir. kendi içimin acımasını düşündüğümden değil sana bir şey olsun istemiyorum demektir. saçının teli bile incinmesindir. tırnak ucu kadar acı çekmeyesin demektir.
devamını gör...
ortak malların trajedisi
- vikipedi alıntısı -
ortak varlıkların trajedisi veya ortak malların trajedisi, herkesin ortak bir kaynağı kullandığı bir durumda, kendi çıkarları doğrultusunda bağımsız hareket eden bireysel kullanıcıların, toplu eylemleri yoluyla, paylaşılan kaynağı tüketerek veya bozarak tüm kullanıcıların ortak yararına aykırı davranmasıdır. kavramın kaynağı, büyük britanya ve irlanda'daki ortak arazi üzerindeki düzensiz otlatmanın etkilerinin varsayımsal bir örneğini kullanan ingiliz iktisatçı william forster lloyd tarafından 1833'te yazılan bir denemedendir. bu kavram, garrett hardin tarafından, yüzyıl'dan fazla süre sonra, 1968'de yazılan bir makalenin ardından yaygın olarak "ortak varlıkların trajedisi" olarak tanındı. modern bir ekonomik bağlamda, "ortak varlıklar", atmosfer, okyanuslar, nehirler, okyanus balık stokları ve hatta bir ofis buzdolabı gibi paylaşılan ve düzenlenmemiş herhangi bir kaynak anlamına gelir.
hardin ortak malların kullanımındaki en büyük problemi insanların her zaman diğer insanlara veya canlılara üstünlük kurma isteğine bağlamıştır. hardin ortak malların trajedisi, basit ve etkili bir örnekle anlatmıştır. örnekte, otlaklardan ve bu otlaklardan yararlanan çobanlardan bahsedilmektedir. çobanlar, sahip oldukları hayvanları bir merada otlatmaktadır. bu olayda, her bir hayvan arazi için eksi değer, çoban için ise artı değer olarak kabul edilmektedir. devam eden süreçte her çobanın ekstra kazanç için hayvanlarını çoğaltmak isteyeceği anlatılmaktadır. olayların varacağı nokta çobanların ellerindeki hayvanlar ile mevcut otlağın kapasitesinin eşitleneceği ve daha sonra çobanların kazanç için hayvanlarını çoğaltmaya devam edecekleridir. böylece otlak işlevlerini yerine getiremediği noktada yani otlağın kendini yenileyemediğinde hayvan yetiştirilmesinin sonu gelecek ve bütün sistemin sonun geleceği ileri sürülmüştür.
terim aynı zamanda çevre biliminde de kullanılmaktadır. "ortak varlıkların trajedisi", genellikle sürdürülebilir kalkınma, ekonomik büyüme ve çevreyi korumanın birbirine bağlanması ve küresel ısınma tartışmalarıyla bağlantılı olarak bahsedilir. aynı zamanda ekonomi, evrimsel psikoloji, antropoloji, oyun teorisi, siyaset, vergilendirme ve sosyoloji alanlarındaki davranışları analiz etmek için de kullanılmıştır.
ortak kaynak sistemlerinin aşırı kullanım (aşırı avlanma gibi) nedeniyle çöktüğü bilinmesine rağmen, ortak bir kaynağa erişimi olan bir topluluğun üyelerinin bu kaynakları çökmeye izin vermeyerek, ihtiyatlı bir şekilde kullanmak için işbirliği veya düzenleme yaptığı birçok örnek mevcuttu ve hala mevcuttur. elinor ostrom, yerel toplulukların bunu yukarıdan aşağıya düzenlemeler ya da özelleştirme olmadan nasıl yapabildiklerine dair örnekleri içeren governing the commons kitabında tam olarak bu kavramı sergilediği için 2009 nobel ekonomi ödülü'nü aldı.
vikipedi
kırık cam teorisi, başıboş insan sorunu, mülteci sorunu, iklim krizi, gıda krizi, barınma krizi ile birlikte değerlendirildiğinde tablo pek iç açıcı görünmüyor.
ortak varlıkların trajedisi veya ortak malların trajedisi, herkesin ortak bir kaynağı kullandığı bir durumda, kendi çıkarları doğrultusunda bağımsız hareket eden bireysel kullanıcıların, toplu eylemleri yoluyla, paylaşılan kaynağı tüketerek veya bozarak tüm kullanıcıların ortak yararına aykırı davranmasıdır. kavramın kaynağı, büyük britanya ve irlanda'daki ortak arazi üzerindeki düzensiz otlatmanın etkilerinin varsayımsal bir örneğini kullanan ingiliz iktisatçı william forster lloyd tarafından 1833'te yazılan bir denemedendir. bu kavram, garrett hardin tarafından, yüzyıl'dan fazla süre sonra, 1968'de yazılan bir makalenin ardından yaygın olarak "ortak varlıkların trajedisi" olarak tanındı. modern bir ekonomik bağlamda, "ortak varlıklar", atmosfer, okyanuslar, nehirler, okyanus balık stokları ve hatta bir ofis buzdolabı gibi paylaşılan ve düzenlenmemiş herhangi bir kaynak anlamına gelir.
hardin ortak malların kullanımındaki en büyük problemi insanların her zaman diğer insanlara veya canlılara üstünlük kurma isteğine bağlamıştır. hardin ortak malların trajedisi, basit ve etkili bir örnekle anlatmıştır. örnekte, otlaklardan ve bu otlaklardan yararlanan çobanlardan bahsedilmektedir. çobanlar, sahip oldukları hayvanları bir merada otlatmaktadır. bu olayda, her bir hayvan arazi için eksi değer, çoban için ise artı değer olarak kabul edilmektedir. devam eden süreçte her çobanın ekstra kazanç için hayvanlarını çoğaltmak isteyeceği anlatılmaktadır. olayların varacağı nokta çobanların ellerindeki hayvanlar ile mevcut otlağın kapasitesinin eşitleneceği ve daha sonra çobanların kazanç için hayvanlarını çoğaltmaya devam edecekleridir. böylece otlak işlevlerini yerine getiremediği noktada yani otlağın kendini yenileyemediğinde hayvan yetiştirilmesinin sonu gelecek ve bütün sistemin sonun geleceği ileri sürülmüştür.
terim aynı zamanda çevre biliminde de kullanılmaktadır. "ortak varlıkların trajedisi", genellikle sürdürülebilir kalkınma, ekonomik büyüme ve çevreyi korumanın birbirine bağlanması ve küresel ısınma tartışmalarıyla bağlantılı olarak bahsedilir. aynı zamanda ekonomi, evrimsel psikoloji, antropoloji, oyun teorisi, siyaset, vergilendirme ve sosyoloji alanlarındaki davranışları analiz etmek için de kullanılmıştır.
ortak kaynak sistemlerinin aşırı kullanım (aşırı avlanma gibi) nedeniyle çöktüğü bilinmesine rağmen, ortak bir kaynağa erişimi olan bir topluluğun üyelerinin bu kaynakları çökmeye izin vermeyerek, ihtiyatlı bir şekilde kullanmak için işbirliği veya düzenleme yaptığı birçok örnek mevcuttu ve hala mevcuttur. elinor ostrom, yerel toplulukların bunu yukarıdan aşağıya düzenlemeler ya da özelleştirme olmadan nasıl yapabildiklerine dair örnekleri içeren governing the commons kitabında tam olarak bu kavramı sergilediği için 2009 nobel ekonomi ödülü'nü aldı.
vikipedi
kırık cam teorisi, başıboş insan sorunu, mülteci sorunu, iklim krizi, gıda krizi, barınma krizi ile birlikte değerlendirildiğinde tablo pek iç açıcı görünmüyor.
devamını gör...
sözlükte herkesin flörtünün olması
daha önce demiştim kızlı erkekli hemen her ortamda herkes eşleşir de ben açıkta kalırım diye. sözlükte de boşta kaldım galiba.
yakışmadı bu tek başınalık benim gibi flörtöz birine.
yakışmadı bu tek başınalık benim gibi flörtöz birine.
devamını gör...
imparator
(bkz: faiz sevici)*
devamını gör...
sözlükte herkesin flörtünün olması
önemli olan kimin kiminle flört ettiği değil.
onun bir haber değeri yok.
flört esnasında ya da flörtten hemen 1-2 gün önce başkalarıyla gruplara koşan keyfine düşkün canım sözlük yazarlarımızın haber değeri var.**
onun bir haber değeri yok.
flört esnasında ya da flörtten hemen 1-2 gün önce başkalarıyla gruplara koşan keyfine düşkün canım sözlük yazarlarımızın haber değeri var.**
devamını gör...
ayakkabı
kimilerinin minnacık ayaklarıyla çok şanslı olduğu ürün.
gidiyorlar beğendiği ayakkabıyı şak diye alıyorlar çünkü 42-43 vs...
biz 47ler ne yapıyoruz?
mağazaya giriyoruz (zaten çakma giyme ihtimalimiz sıfır) 47 numaralar hangi modellerde var diye soruyoruz. 1-2 modelde oluyor.
onlardan da hangisini beğendiysek işte, giyiyoruz.
çok acımasızsın dünya, çok!
gidiyorlar beğendiği ayakkabıyı şak diye alıyorlar çünkü 42-43 vs...
biz 47ler ne yapıyoruz?
mağazaya giriyoruz (zaten çakma giyme ihtimalimiz sıfır) 47 numaralar hangi modellerde var diye soruyoruz. 1-2 modelde oluyor.
onlardan da hangisini beğendiysek işte, giyiyoruz.
çok acımasızsın dünya, çok!
devamını gör...
10 mart 2025 ahmed şara-mazlum abdi arasında yapılan anlaşma
5) yerinden edilmiş suriyelilerin evine dönmesi ve güvenliğinin sağlanması
bundan şeyin haberi var mı?
komple istanbul'un? (artık her yerdeler)
devamını gör...
like için yazmak vs okunmak için yazmak
ben kafamı boşaltmak için yazıyorum.
omzunuz dışında da yazdıklarınızla pek ilgilenmiyorum*
omzunuz dışında da yazdıklarınızla pek ilgilenmiyorum*
devamını gör...
yazarların en sevdiği sayı
23.
her dahide olduğu gibi* ben de 23 numaraya takıntılıyım. deli miyim dahi miyim zaman gösterecek artık.*
her dahide olduğu gibi* ben de 23 numaraya takıntılıyım. deli miyim dahi miyim zaman gösterecek artık.*
devamını gör...
sözlük yazarlarının beni sevmediği gerçeği
ne oldu yine kim kimi sevmemiş de wp gruplarına düşmüş ya?*
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
güzel tanımlarına denk geliyorum bazen, hemen basıyorum laykı.
esprili bir dili var, severim öyle insanı.
esprili bir dili var, severim öyle insanı.
devamını gör...