zaman tüneli
paranoyak deli ile delisin delisin
bunları anlatırsam programının gidişatı değişir. sanırım bu kadar yeterli. neşemiz bozulmasın. iyi ki varsın ki ara sıra gülümseyebiliyorum.
devamını gör...
sözlüğün selvi boylum al yazmalım tadındaki aşkları
olm iyice saçmaladınız he, evli adama yakıştırma yapıyorsunuz.
hata biraz da çiftlerde aslında böyle kendinizi açık ederseniz abuk sabuk konuşurlar işte, bunlar da öyle bir göz var ki uçağa baksalar uçak düşürürler siz yine iyisiniz verilmiş sadakanız var demek ki.
hata biraz da çiftlerde aslında böyle kendinizi açık ederseniz abuk sabuk konuşurlar işte, bunlar da öyle bir göz var ki uçağa baksalar uçak düşürürler siz yine iyisiniz verilmiş sadakanız var demek ki.
devamını gör...
paranoyak deli ile delisin delisin
akşehir'den bahsediyor bence. konya'da 3 yıl yaşadım ben de. cevap veriyorum. akşehir.
devamını gör...
paranoyak deli ile delisin delisin
yaaa ne demezsin. ben mutluluktan uçuyorum mesela. *
devamını gör...
paranoyak deli ile delisin delisin
yav dijital web font işte, inci gibi ne güzel yazmış diyor ldfkjggfd. hahahashffşfdgö
devamını gör...
paranoyak deli ile delisin delisin
#3446232 iyi geceler kuğucuğum :)
devamını gör...
düello
1949/ 1993 yılları arasında yaşayan türk şair ve doktor olan behçet aysan imzalı eser.
şairin diğer şiir kitaplarındaki şiirleri de bu kitapta toplanmıştır, yani bu kitabı okuduğumuzda onun bütün kitaplarını senkronize biçimde okumuş oluyoruz,
tabii bu da bir okur için sevindirici bir durum.
şimdi ise kitap hakkında haddim olmadan biraz konuşmak istiyorum.
behçet aysan ve metin altıok okuma kararını çok uzun zaman önce almış olsam da ölüm şekilleri acı verdiği için okumayı erteliyordum, zorsunmak diye bir kelimemiz var, binlerce sayfa okumaya üşenmezsin ama yakılarak öldürülen biri yazdıysa bunları, okumak zor gelir, zorsunursunuz.
zorsundum sanırım, onlara bir hayat borçlu olduğumuz için yazdıklarını okumak sanki onlara karşı bir hakaret olacaktı,
zamanını bekledim.
zamanı gelmişti sanırım.
kitapta oldukça yıkım etkisi yaratan şiirler yer alıyor, şairin mutlu olduğunu görebildiğimiz şiir sayısı yok denecek kadar az, daha öldürülmeden neden bu kadar acı çektiğini anlamak olanaksız olsa da elbette herkesin acısı kendine ve bambaşkadır.
kitapta şarkı olmuş iki şiir de var,
birisi oktay sinanoğlu'nun kardeşi esin afşar tarafından okunmuş bir eflatun ölüm
diğeri ise nurettin rençber şarkısı ay düşünce
ikisinin de şiir versiyonunu bu kitapta görmek mümkün.
şairin kişisel duygularından damıtılmış şiirleri olduğu kadar kişisel olmayan şiirleri de var,
bütün çocukların yatağa tok girmesini istemek mesela...
yakılarak öldürülmüş kırgın bir yürekten dökülen oldukça dokunaklı şiirler,
acı, ölüm, kimsesizlik, terk edilmek ve sonsuzca yitirmek, hayatla olan düello, galiba kitabı özetleyebileceğim kelime ve kavramlardandı.
seçmiş olduğum birkaç dize bırakıp burada bitiriyorum.

yağmur dindi sevgilim bak dinle
her şey dindi, acıysa dinmemiş halde.
hayat acıtıyordu beni.
beklemiyor bizi hiçbir şey hiçbir yerde.
sevmeyi unutmuşsunuz kardeşler
yalan aşklarınız da.
üzgünüm seni ben soldurdum
seni ben öldürdüm..
söylenmemiş sahipsiz bir şarkıyım
belki eski resimlerde kalırım...
bir gün tanımayacağız bile birbirimizi.
sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde ölürüm.
ve şarkılar söylüyordu
alabildiğince bir siren
ölmemi istemiyordu.
gökyüzüne ve sevgilim
kendine iyi bak...
şairin diğer şiir kitaplarındaki şiirleri de bu kitapta toplanmıştır, yani bu kitabı okuduğumuzda onun bütün kitaplarını senkronize biçimde okumuş oluyoruz,
tabii bu da bir okur için sevindirici bir durum.
şimdi ise kitap hakkında haddim olmadan biraz konuşmak istiyorum.
behçet aysan ve metin altıok okuma kararını çok uzun zaman önce almış olsam da ölüm şekilleri acı verdiği için okumayı erteliyordum, zorsunmak diye bir kelimemiz var, binlerce sayfa okumaya üşenmezsin ama yakılarak öldürülen biri yazdıysa bunları, okumak zor gelir, zorsunursunuz.
zorsundum sanırım, onlara bir hayat borçlu olduğumuz için yazdıklarını okumak sanki onlara karşı bir hakaret olacaktı,
zamanını bekledim.
zamanı gelmişti sanırım.
kitapta oldukça yıkım etkisi yaratan şiirler yer alıyor, şairin mutlu olduğunu görebildiğimiz şiir sayısı yok denecek kadar az, daha öldürülmeden neden bu kadar acı çektiğini anlamak olanaksız olsa da elbette herkesin acısı kendine ve bambaşkadır.
kitapta şarkı olmuş iki şiir de var,
birisi oktay sinanoğlu'nun kardeşi esin afşar tarafından okunmuş bir eflatun ölüm
diğeri ise nurettin rençber şarkısı ay düşünce
ikisinin de şiir versiyonunu bu kitapta görmek mümkün.
şairin kişisel duygularından damıtılmış şiirleri olduğu kadar kişisel olmayan şiirleri de var,
bütün çocukların yatağa tok girmesini istemek mesela...
yakılarak öldürülmüş kırgın bir yürekten dökülen oldukça dokunaklı şiirler,
acı, ölüm, kimsesizlik, terk edilmek ve sonsuzca yitirmek, hayatla olan düello, galiba kitabı özetleyebileceğim kelime ve kavramlardandı.
seçmiş olduğum birkaç dize bırakıp burada bitiriyorum.

yağmur dindi sevgilim bak dinle
her şey dindi, acıysa dinmemiş halde.
hayat acıtıyordu beni.
beklemiyor bizi hiçbir şey hiçbir yerde.
sevmeyi unutmuşsunuz kardeşler
yalan aşklarınız da.
üzgünüm seni ben soldurdum
seni ben öldürdüm..
söylenmemiş sahipsiz bir şarkıyım
belki eski resimlerde kalırım...
bir gün tanımayacağız bile birbirimizi.
sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde ölürüm.
ve şarkılar söylüyordu
alabildiğince bir siren
ölmemi istemiyordu.
gökyüzüne ve sevgilim
kendine iyi bak...
devamını gör...
sapanca gölü
güneyinden tem, kuzeyinden ise e5 geçer.
devamını gör...
sözlüğün selvi boylum al yazmalım tadındaki aşkları
milk-bellerö
melting-clark harici çiftten bahsedenin ağzını silkiyim. biziz lan lan bu sözlüğün çiftiye zaptiyesi. ayı abim ve pandasuratli ablam o kadar tatlılar ki, tanışınca anlarsınız sadece. onlar bizden de sözlükten de yukarda. ipek(silk) ipek konuşmayın pliz.
melting-clark harici çiftten bahsedenin ağzını silkiyim. biziz lan lan bu sözlüğün çiftiye zaptiyesi. ayı abim ve pandasuratli ablam o kadar tatlılar ki, tanışınca anlarsınız sadece. onlar bizden de sözlükten de yukarda. ipek(silk) ipek konuşmayın pliz.
devamını gör...
ele avuca sığmamak
devamını gör...
ele avuca sığmamak
çok hareketli kişiler için genellikle kullanılan deyim
devamını gör...
fakir baykurt
gerçekçiliğin en belirgin ve en girift betimlemesini yapan yazar.
yılanların öcü gibi bir başyapıtın müellifidir.
bugün nbc ve sair filmcinin kenarından köşesinden değindiği gerçekçilik göklere çıkarılırken fakir baykurt’un muhtarı gibi bir muhtar betimlemesinin yakınına bile yaklaşamazlar.
kara bayram’ın kardeşleri yoktur ama sersem ve korkak haceli’nin zeballah gibi kardeşleri vardır ve herkes iyi bilir ki, köy yerinde erkek çocuk eyidir. dahası, köy heyetinden ev önünde arsa alacak, bir çırpıda kerpiçleri döktürecek parası ve arkasında, o para için her şeyi yapmaya hazır, siyasetine uyduruveren muhtar vardır.
saçı gibi dik olan kara bayram’ın babası öleli çok olmuştur. hökümet işlerinden de anlamaz. haceli karısına taş vurup çocuğunu düşürdüğünde bile kimse mahkemede tanık tapık olacak ve kara bayram’dan yana diyecek değildir.
kara bayram yılan öldürmüş, dünya yılana kardığında yanına kalacak değil helbet.
ahmet uluçay’ın dediği gibi; bu toplum her şeyi kabul eder ancak fakirliği asla affetmez. salt gerçek budur ve fakir baykurt her satırında bunu okurun yüzüne vurur.
ne de olsa kararaş’ta da beş parmağın beşi bir değildir.
yılanların öcü gibi bir başyapıtın müellifidir.
bugün nbc ve sair filmcinin kenarından köşesinden değindiği gerçekçilik göklere çıkarılırken fakir baykurt’un muhtarı gibi bir muhtar betimlemesinin yakınına bile yaklaşamazlar.
kara bayram’ın kardeşleri yoktur ama sersem ve korkak haceli’nin zeballah gibi kardeşleri vardır ve herkes iyi bilir ki, köy yerinde erkek çocuk eyidir. dahası, köy heyetinden ev önünde arsa alacak, bir çırpıda kerpiçleri döktürecek parası ve arkasında, o para için her şeyi yapmaya hazır, siyasetine uyduruveren muhtar vardır.
saçı gibi dik olan kara bayram’ın babası öleli çok olmuştur. hökümet işlerinden de anlamaz. haceli karısına taş vurup çocuğunu düşürdüğünde bile kimse mahkemede tanık tapık olacak ve kara bayram’dan yana diyecek değildir.
kara bayram yılan öldürmüş, dünya yılana kardığında yanına kalacak değil helbet.
ahmet uluçay’ın dediği gibi; bu toplum her şeyi kabul eder ancak fakirliği asla affetmez. salt gerçek budur ve fakir baykurt her satırında bunu okurun yüzüne vurur.
ne de olsa kararaş’ta da beş parmağın beşi bir değildir.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en iyi pas veren futbolcular
maldonado vardı fenerbahçe'de kendisi tam bir maldı. çok iyi pas verirdi sağına soluna ve geriye..
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
2027de kıyamet falan kopacak dediler.
devamını gör...
paranoyak deli ile delisin delisin
hangi ilçesi olduğunu söylemeyeyim cidden.
çünkü o kadar küçük ki, es kaza o ilçeden birisi dinliyosa kim olduğuma, hangi şirkette çalıştığıma kadar nokta atışı bulur.
bak bu ilçede belediye "ya halkımız varlıklı, herkesin arabası var. o yüzden dolmuşa otobüse gerek yok" diyerek toplu taşım koymamış. ama yürüyerek çarşıya inmek 30dk yürüme mesafesi. (la bunun alışverişi var, nası taşısın arabası olmayan adam o kadar şeyi ?)
orda ortalama bir evin kirası, ankara beşevler'de ev kirasına denk.
esnafı tam çakal, türkiye ortalamasının üzerinde çakal. valla ne olduğunu bile anlayamayabilirsin.
izmir ford yetkili servisinde 20 sene çalışmış adam bana diyo ki "abi ben burda yapamam o arızayı, sen de bu ilçede kimseye kurcalatma arabanı".
5 dk önce konuştuğum rastgele bi usta "hallederiz getir" diyo. normalde 3bin liraya çözülecek bi arıza, adam 10 bin lira fiyat çekti.
halkı o kadar denyo ki, ordaki fabrikaların hiçbirisi kritik işleri oranın yerli halkına teslim etmemiş.
her fabrikada kritik görevler dışarıdan gelmiş adamlara emanet. ona da doğru dürüst para vermiyolar.
her gelen gurbetçi "allah iki yakanızı bi araya getirmesin lan!" diye ayrılıyo ordan.
ben rekor süre kalmışım o ilçede.
çok garip bi yer.
merak eden varsa özelden söyleyebilirim ilçeyi. ama cidden halka açık oalrak yazmayayım.
çünkü o kadar küçük ki, es kaza o ilçeden birisi dinliyosa kim olduğuma, hangi şirkette çalıştığıma kadar nokta atışı bulur.
bak bu ilçede belediye "ya halkımız varlıklı, herkesin arabası var. o yüzden dolmuşa otobüse gerek yok" diyerek toplu taşım koymamış. ama yürüyerek çarşıya inmek 30dk yürüme mesafesi. (la bunun alışverişi var, nası taşısın arabası olmayan adam o kadar şeyi ?)
orda ortalama bir evin kirası, ankara beşevler'de ev kirasına denk.
esnafı tam çakal, türkiye ortalamasının üzerinde çakal. valla ne olduğunu bile anlayamayabilirsin.
izmir ford yetkili servisinde 20 sene çalışmış adam bana diyo ki "abi ben burda yapamam o arızayı, sen de bu ilçede kimseye kurcalatma arabanı".
5 dk önce konuştuğum rastgele bi usta "hallederiz getir" diyo. normalde 3bin liraya çözülecek bi arıza, adam 10 bin lira fiyat çekti.
halkı o kadar denyo ki, ordaki fabrikaların hiçbirisi kritik işleri oranın yerli halkına teslim etmemiş.
her fabrikada kritik görevler dışarıdan gelmiş adamlara emanet. ona da doğru dürüst para vermiyolar.
her gelen gurbetçi "allah iki yakanızı bi araya getirmesin lan!" diye ayrılıyo ordan.
ben rekor süre kalmışım o ilçede.
çok garip bi yer.
merak eden varsa özelden söyleyebilirim ilçeyi. ama cidden halka açık oalrak yazmayayım.
devamını gör...
paranoyak deli ile delisin delisin
benim de sevdiğim o kadar çok nazan öncel şarkısı var ki aralarında seçim yapmak çok zor. :)
devamını gör...
neva (yazar)
iyi bir yazardı. kimseye zararı da yoktu. sözlük değerlerini bir bir kaybediyor. olmaz olsun böyle sözlük. sizin yapacağınız işi ....
devamını gör...
sözlüğün selvi boylum al yazmalım tadındaki aşkları
coup de grace ile ben olabiliriz. içinden "ne duruyorsun, alıp götürsene beni" dediğine yemin edebilirim ama ispatlayamam. o türkan yok mu o türkan yine öptürmedi dudaktan. (bkz: swh)
devamını gör...

