zaman tüneli

savunuculuğunu üstlenemediğimiz şeyler var . karıştırma şimdi .
devamını gör...

pakistan/hindistan coğrafyasından bir anneyle uzakdoğulu çekik gözlü bir babanın evlat edindiği afrikalı siyahi, sarışın gay erkeklerin inancı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bedirhan nazlıcan ve ben .
devamını gör...

(bkz: attractiveness bias)

insanların fiziksel olarak daha çekici buldukları kişilere, fiziksel olarak daha az çekici buldukları kişilerden daha fazla olumlu özellik atfetmeleri durumu.

hale etkisi ile doğrudan ilişkilidir. hale etkisinde herhangi bir güzel/iyi özellik gördüğümüzde; muhatabın diğer özelliklerinin de iyi/güzel olacağı algısını oluşturarak, bir genel yargıya varıyoruz.
hale etkisinin en önemli ayaklarından birisi fiziksel özelliklerde güzellik/çekicilik algılandığında kişinin diğer özelliklerinin de iyi olacağı şeklindedir fakat sadece fiziksel özelliklerle alakalı değildir. örneğin birisini zeki algıladığımızda otomatik olarak o kişiyi ahlaklı/dürüst/ iyi olarak kodlayabiliriz
mutlaka olacak diye bir şey yok ama beynimiz bunu yapabilir.

çekicilik önyargısında ise olay tamamen çekicilikle alakalı.
evrimsel olarak bu bilişsel kalıbın süregelmesinin birçok geçerli sebebi var.

birincisi ve en önemlisi eş seçimi
fiziksel olarak çekici gelen bir eşe çekim hissetmek ve onunla pozitif ilişkiler kurma eğiliminde olmak oldukça anlaşılır.
çünkü beynimizde fiziksel güzellik = sağlıklılık.

simetrik bir yüze sahip olan bireyler sağlıklı genlere sahip olduğu algısı oluşturur zihnimizde. aynı şekilde sağlıklı dişler, saçlar da yeterli ve doğru beslendiği ve hastalıklardan uzak olduğunu düşündürür zihnimize. orantılı vücut da ona keza sağlıklı bir hormonal dengeyi ve doğurganlık potansiyelini gösterir.

ayrıca nörolojik olarak da güzele/ çekiciye bakmanın tespit edilebilir etkileri vardır insan beyninde.
beynin ödül, sosyal yargılar, karar alma, değer biçme, dopamin salınımı, duygusal tepki üretimi, tehlike- güven algısı, estetik yargı ve yüz tanıma gibi durumlardan sorumlu bölgeleri hızlıca aktive olur ve yoğun mesai harcar güzel/ çekici bireye bakıldığında.




(bkz: ventromedial prefrontal korteks)
(bkz: nucleus accumbens)
(bkz: amygdala)
(bkz: fusiform face area)
(bkz: orbitofrontal korteks)


bu bölgelerin aktiviteleri neticesinde hızlıca tepki verir beyin ve zihin.

ayrıca güzel/çekici olanın sosyal anlamda daha avantajlı olması, besine - çiftleşmeye daha kolay erişebilir olması da bu bireylerle ilgili algımızı olumlu hale getirir.

bunların yanı sıra kültürel evrim de bu algıları oldukça desteklemiştir.
sosyal medyada, sahne sanatlarında, işe alımlarda güzel olanın ödüllendirilmesi ve çirkin(?) olanın yarışta geri kalması da çekicilik önyargısını destekler.
mitlerde örneğin güzel = iyi ve kötü= çirkin algısı çok nettir.
benim deliler gibi hayranlık duyduğum usta beyin tolkien’in külliyatında da örneğin iyiler güzel ( elfler ) ve kötüler çirkin ( orklar-troller) olarak aktarılmıştır.

özetle beynimizin birçok bölgesi, sosyal hayattaki dinamikler, kültürel öğretiler elbirliği ile güzel/ çekici olanın zararsız yahut yararlı olduğu algısına kapılmamıza neden oluyor.

örneğin ben hayatının uzunca süresini obez olarak geçirmiş biri olarak totalde 55 kilo verdikten sonra bu durumu iliklerime kadar hissettim. her zaman gittiğim kafedeki barista ablanın sipariş alışı bile değişti. gittiğim ortamlarda dayıyken birden hoşgeldiniz beyefendi oldum. insanların benimle daha kolay ve daha samimi( ? ) ilişkiler kurmaya başladıklarını farkettim.

hülasa birçok kez deneysel çalışmalarla ve sosyolojik gözlemlerle ortaya koyulduğu üzere;

aynı suçu işlemiş olsalar dahi çekici bireyler daha az ceza alır.
toplum içerisinde yardıma ihtiyacı olan kişiler arasında çekici olan daha çok yardım görür.
öğretmenler çekici/güzel buldukları öğrencilerinin daha zeki ve emek harcamaya değer olduğunu düşünebilir.


kaynak: google ve eski okumalarım.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hopları kurdum, pc yi tam ortaya yerleştirdim, yüzüm ekrana bakıyor, bir müzik açtım, ilk deneyim...
lan ses pc den geliyor, hatta ekrandan....silkeyim yaaaa neyi beceremedim dedim, kabloları kontrol ettim, her şey tamam...ama gelen ses mükemmel yani benim pc nin verebileceği ses değil...lannnnnn stereo buymuş...2 hoptan gelen ses tam ortada pc nin önünde buluşuyor, ikisinden de farklı sesler çıkıyor ama ortada birleşip sanki onlardan çıkmıyormuş gibi kulağıma geliyor. bir sahne oluşturuyor yani... harman da çok kaliteli ses veriyordu ama onu duymam için kulağımın ona dönük olması gerekiyordu yada yüzümün... monoydu o çünkü.
dip: pc yi hopa hdmi ile bağlamayı beceremedim, hdmi takılı ama pc de hiç bir tepki yok, hopta source hdmi, ama pc silklemiyor. pc ses çıkışını nasıl hdmi yapabilirim bilen arkadaşlar varsa lütfennn...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

demedim mi milleti toplayıp affı isteyen kendi haris herkese istettirecegini
devamını gör...

ben ben ben. ben çok güzel seviyorum ama kimse beni sevmiyor, kimse insanlıktan anlamıyor. o kadar sakin, ılımlı, pozitif, şeker gibi bir insanım. kıymetim bilinmiyor sözlük, insanlık ölmüş ölmüşşş.
devamını gör...

istanbullu gelinden beri çok karizma adam
çirkin karizması var adamda isteyince müthiş bir albenisi oluyor istemeyince o düğmeye basıyor da irrite edici rahatsızlık veren bir herife dönüyor gibi
müthiş yetenek. oyunculuğundan daha iyi en azından.
devamını gör...

ben çok güzel sevemiyorum emenike ama güzel seviliyorum. bu da beni kahrediyor.
devamını gör...

bisikletle marketten dönerken ellerimi bırakıp aldığım jelibonu açmaya çalışırken bisiklet sürdüğmü unutmam bir tırnağım birde sürtünmeden kaynaklanan yaraya sebep vermişti .
devamını gör...

beni sinirden çıldırtan bir tabir. rakıya gidelim nedir arkadaşım. rakıya gidelim ne demek lan. rakı gidilen bir şey değil ki. rakı diye mekan var da oraya mı gidiyorsunuz? rakıya gidelim nedir arkadaşım bu nasıl bir türkçe lan? gelir böyle wp grubuna yazar akşam rakıya mı gitsek diye. lan mekana gidilir meyhaneye gidilir ama rakıya gidilmez rakı "içmeye" gidilir. valla aklıma geldi çok fena ayar oldum yine.
devamını gör...

yavsama ibaresi gösteren kişilere kâr etmeyen hamledir.

mantığı:
normalde sevmem abi, abla gibi sıfatları ilgili kişiler dışında kullanmaya; lakin bazı insanlar öyle zorlama muhabbetlere abuk sabuk bir yere götürmeye çalışıyor ki aradaki konuşmayı, kibarca altını çizmek zorunda kalınabiliyor. öte yandan bu durum, sadece internet üzerinden iletişim kurulan kişiler için söz konusu değil. bir iki görüldü, olmadı engel ile sorun çözülebilir. ama sosyal hayatta mecburen diyalog sürdürürken buna maruz kalınca, ortada da cemkirecek elle tutulur bir şey olmayınca bu şekilde bir hitap ile niyet belli edilir.

buna rağmen pişkin pişkin "abi deme, lazım olur" diyenler de olacaktır. işte tam orada ince ince giydirip son darbe yapılır.

çünkü yaşça ve rutbece sizden büyük olan biri size yavsamiyorsa, sizin ona abi demenizden de rahatsız olmaz.
devamını gör...

(bkz: bu kafayla yol alamazsınız) harcarlar sizi.
devamını gör...

ismaritler küllüğe sığmadığında insan iyi olmasada iyiyim der.
küllük le aranda izmaritleri aşan bir yakınlık olur .
devamını gör...

(bkz: kiminiz) adlı sitem parçası güzeldir.

devamını gör...

şu an evdeyim, bunları yazdıktan sonra "doppler" ı bitireceğim. on iki sayfa falan kaldı.

yaklaşık bir saat önce "perfect sense" i izledim. kadının adama "bana kendimi özel hissettir?" dedikten sonra birbirlerine işledikleri büyük günahları anlatıp kendilerine "bay ve bayan pislik" deyip sarılmaları hoşuma gitti. ama öyle şeyler yalnızca filmlerde olur :)

öğlen tatvan sanayisinde, fotoğrafta görünen viltrumlu abinin kestiği, muhtemelen türkiyedeki en iyi dönercilerden birinde (bir ankara bebesi olarak "cici piknik"le yarışacak düzeyde lezzetli olduğunu düşünüyorum) döner yedim.

sabah da edremit'te gölün kenarında küçük bir yürüyüşe çıktım. aldığım minik, berbat fotoğraf çeken fotoğraf makinemle fotoğraflar çektim. çok güzel kareler yakalayıp bu kadar dandik bir makineyle fotoğraf çekme düşüncesi hoşuma gitti. aşağıdaki fotoğraflar telefondan, makineninkini hafıza kartından almam lazım falan. bir de bazı fazla özel meseleleri düşündüm. içimde olanlar ve dışardan görünen üzerine diyebilirim. kafamda değil dışarıda yaşama çabamın getirdiği çatışmalar üzerine... "divan" romanında, yanlış hatırlamıyorsam ölümcül bir hastalığa yakalanan bir kadının terapiye gittikten sonra (kısa süreli bir terapiydi, kısa süreli, semptom odaklı terapilerin etiğinden falan bahsedilen bir bölümdü) dolu dolu birkaç sene yaşadığından bahsediyordu. doludan aklımda kalan hayatına sevgili veya arkadaş olarak birilerini alması, bazılarıyla kavga etmesi, birinden ayrılıp çokça üzülmesi falan gibi şeyler. çok kıskanmıştım kadını, ben de terapiden sonra böyle olabilecek miyim diye düşünmüştüm. fena gitmiyorum şimdilik.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geçen sene; “gelin tanış olalım” tek kişilik söyleşisine katıldığım ve çok keyif aldığım sanatçı.
devamını gör...

kelimeler , güncellemeler diyebiliriz .
devamını gör...

yavaşlık.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim