zaman tüneli

well, ı feel like they're talking in a language ı don't speak.
devamını gör...

hep patik kadını oldum. biri bana patik veya yün çorap hediye edince çok mutlu olurum. köylüyük oğlum biz.

en sevdiğim beş şiş uzun örme çoraptır efendim. ayaklarım ancak onunla ısınıyor.
devamını gör...

sırrı sırra kadem basınca yapılmıyor mu yani?

hani hayat devam ediyordu?
devamını gör...

etrafıma kendi elimle bir duvar ördüm. kimse bir daha canı sıkıldığı için gelip neşemi alıp gitmesin diye. değiştim sanki içimde bir şeyler öldü. istesem de dönemem geriye.
devamını gör...

ben bu adam geldiği zaman da vardım ya. döneminin büyük hocalarından biriydi gerçekten ama kan uyuşmadı işte, zaman da tanınmadı gerçi. yeniköy kasabı lakabı takarak kovaladılar adamı sonunda zaten.
devamını gör...

ama yol nasıl guzel biliyomusun.
devamını gör...





yeni kurtuldum deli bi’ adamdan
kendisi beni pek iyi tanır
ah ne kibar görünürdü uzaktan
gören iyi kalpli biri sanır

kaybeder hep o koca egosundan
mütevaziyim diye geçinir
bi' de çok korkar bağlanmaktan
aldatmak en sıkı adetidir

kendini affedince sandı ki aklandı
öyle doğdum diye kendini adam sandı
devamını gör...

devamını gör...

gönül dağı dizisinde delik kalburla güneş taşıyan adam kadar delirsek yeter.
devamını gör...

arkadaşlar normale dönemiyorum. bu sene benim ve ailem için kötü başladı. aylarca bu durumun yasını tuttum, tuttuk, tutmaya da devam ediyoruz. bu duruma alışmaya, bu kötü olayı sindirmeye çalışıyoruz. bizi utandıran, boynumuzu da büktüren bir olaydı. kimseyle de konuşamıyorum. bilirsiniz, her hikaye o kadar kolay anlatılmıyor. bu durumla ilgili kimseyle yüzleşmeye, bu durumu kimseye anlatmaya da cesaretim yok. bu da beni daha çok boğuyor. ciddi anlamda rutinlerime dönmeye ihtiyacım var. dönersem insanlar beni tukakalayacak gibi geliyor. ama elaleme göre yaşamaktan bıktım.
devamını gör...

ses mühendisi bir abiye benziyor
devamını gör...

takip edilen yazar.
devamını gör...

yetkili bi abiye benziyor
devamını gör...

sözlükte popüler biri sanırım.
devamını gör...

başı sağolsun, sabır diliyorum.
devamını gör...

başın sağ olsun. allah rahmet eylesin
devamını gör...

bu nicke alışamadım bir türlü.
uzak akraba hem habersiz hem yatıya gelmiş gibi. beş ay mi kaldı ne?
devamını gör...

gece şekeri niyetine
the pineapple thief-it leads to this
devamını gör...

allah rahmet eylesin. allah sabır versin.
devamını gör...

re1 den ilham alan birçok çizgi dizi ve film mevcut,
bunların en sonuncusu ve şimdilik lore a en yakın olan örneği raccoon city (rakun şehri ):

re 1 kenneth i parçalayan zombi:


re 2 açılış sekansı:


lisa trevor la kulübede karşılaşıyorduk, ve malikanenin arkasındaki demir parmaklıklarda çığlıkları duyuluyordu.



filmden bir kesit, zavallı lisa!


şimdi gelin spencer malikanesi ve deneylerle yakından ilişkili trevor ailesinin hikayesine ufak bir giriş yapalım:

re 1 remake den,

trevor'ın günlüğü

24 kasım 1967

bu araziye geldiğimden beri on bir gün geçti. nasıl bu hale geldim? laboratuvar önlüğü giymiş bir adam elinde yetersiz bir yemek tabağıyla geldi ve bana, "seni buna maruz bıraktığım için üzgünüm ama bu güvenlik nedeniyle." dedi. işte o zaman anladım. şimdi her şey mantıklı geliyor.

bu malikanenin sırrını sadece iki kişi biliyor, sir spencer ve ben. eğer beni öldürürlerse, sırrı bilen tek kişi sir spencer olacak.

ama ne amaçla? şimdi önemli değil. burası çok tehlikeli. ailem... umarım iyilerdir.

kaçmaya karar verdim...
jessica, lisa, umarım güvendesinizdir.


26 kasım 1967

nasıl bu kadar dikkatsiz olabildim? en sevdiğim çakmağı kaybettim - jessica'nın bana doğum günümde verdiği. şimdi bu karanlık yerden çıkmak çok daha zor olacak.

13 kasım, kaderimin mühürlendiği tarih. teyzem bundan sadece üç gün önce hastaneye kaldırıldı. jessica ve lisa onu ziyaret edeceklerini söylediler. keşke ben de yanlarında olabilseydim.

ama durun, yazarken bile hafızam daha canlı bir şekilde geri geliyor. bayılmadan hemen önce, laboratuvar önlüklü adamların "büyük ihtimalle aileniz çoktan..." gibi bir şey söylediklerini hatırlıyorum. onların güvenliği için dua ediyorum.


27 kasım 1967

bir şekilde o odadan çıkmayı başardım. ama bu malikaneden çıkmak o kadar kolay olmayacak. tüm tuzakları aşmam gerek. tiger eyes, gold emblem... kendim için hatırlamaya çalışmalıyım...


29 kasım 1967

çıkamıyorum. kaçmak için her yolu denedim ama sonunda tuzağa düştüğüm gerçeğiyle yüzleştim.

her yere gittim. formaldehitle dolu büyük cam tüplerin olduğu laboratuvar ve o karanlık, ıslak ve ürkütücü mağaralar... ne yapabilirim?

ilk başta gözlerime inanmak istemedim. ama koridordaki o tanıdık yüksek topuklu ayakkabı... refleks gibiydi. aklıma bir isim geldi, jessica!

onların da benimle aynı kaderi paylaştığına inanmak istemiyorum.
hayır! umuttan vazgeçemem. onların hayatta olmasını umut etmeliyim.


30 kasım 1967

son birkaç gündür hiçbir şey yiyip içemedim. deliriyormuşum gibi hissediyorum.

bu neden benim başıma geliyor? neden böyle ölmek zorundayım?
bu korkunç malikaneyi tasarlamakla çok meşguldüm. daha iyisini bilmeliydim.


31 kasım 1967

karanlık ve nemli bir yeraltı tüneliydi. ve bir başka çıkmaz sokak. ama karanlıkta bile gözüme bir şey çarptı.

son kibriti dikkatle yaktım, ne olduğunu görmem gerekiyordu.

bir mezar! ama taşın içine derin bir şekilde kazınmış adım!

"george trevor"

o anda her şey netleşti. o piçler en başından beri burada öleceğimi biliyorlardı ve ben de onların tuzağına düştüm.

ama artık çok geç. kaybediyorum. her şey çok uzaklaşıyor. jessica... lisa... beni affet.

egom yüzünden ikinizi de bu lanet komploya dahil ettim. beni affet. tanrı senin güvenliğin karşılığında benim ölümümü haklı çıkarsın.

george trevor



el yazısıyla yazılmış bir şey var. tarih yok

hiçbir şey değişmedi.
deney amaçlı tasarladığım bu odanın bu kadar işe yarayacağını hiç düşünmemiştim.

bir süre burada güvenle saklanabilirim, çünkü kimse bu resmin ardındaki sırrı bilmiyor.
sir spencer bile değil.

bir malikanenin resmi... sanat odasının arkasında.

raccoon city, 1960'ların sonlarında, endüstriyel büyümenin eşiğinde bir kasabadır. arklay dağları, madencilik ve kereste ticaretiyle geçinen yerel halk için hem bir nimet hem de korkutucu bir sırlar deposudur. dağlarda terk edilmiş maden ocakları, eski köşkler ve izole kulübeler bulunur. yerel efsaneler, dağlarda kaybolan avcılar ve garip sesler hakkında hikayelerle doludur, ancak kimse bu söylentilere fazla kulak asmaz. bu dönemde, ozwell e. spencer, edward ashford ve james marcus, biyolojik silahlar ve insan evrimini yeniden şekillendirme hayalleriyle gizli bir ittifak kurmuştur. henüz "umbrella" adını almamış bu grup, arklay dağları'nda ilk laboratuvarlarını inşa etmeye başlamıştır.

2002 remake'teki spencer malikanesi, 1967'de henüz tamamlanmamış bir yapıdır. resmi olarak, malikane spencer'ın kişisel inziva yeri olarak tanıtılır, ancak gerçekte, yer altında bir dizi gizli laboratuvar inşa edilmektedir. malikane, viktoryen mimarisiyle dikkat çeker; yüksek tavanlar, karanlık ahşap paneller ve loş gaz lambalarıyla aydınlatılmış koridorlar, 1960'ların teknolojisiyle tezat oluşturur. yerel işçiler, malikanenin inşaatında çalışır, ancak çoğu, yer altındaki tünellere erişim izni olmadan sadece yüzeydeki yapıyı tamamlar. işçiler arasında, "tuhaf kimyasal kokular" ve gece vardiyalarında duyulan "garip inlemeler" hakkında dedikodular yayılır.

yer altındaki tesis, dönemin teknolojisine uygun olarak kaba ama işlevseldir: beton duvarlar, paslı borular, titreşen floresan lambalar ve ilkel bilgisayar sistemleri. deneyler, henüz t-virüsü'nün erken bir prototipi olan "progenitor virüsü" üzerine odaklanmıştır. progenitor, afrika'daki gizemli bir çiçekten (sonnentreppe) türetilmiş, ancak kontrol edilmesi zor bir biyolojik ajandır.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim