zaman tüneli

çok şey alındı,çok şey elimizden gitti. herkes kendi sonunu düşünmeli.
devamını gör...

geçmiş olsun zugra.. annenizin en kısa sürede sağlığına kavuşmasını diliyorum.
devamını gör...

sayıca az değildir. yadırganmaz 'enflasyonist etik toplum'da. topluca yoz yobaz bir topluluk var ülkede.
devamını gör...

ilk çıktığı zamanlarda hepsini beğenerek yerdim. şimdi en basitinden supangle bile acayip bozmuş. denk gelirse tek sevdiğim kadife tatlısı ki o da ucuz olmasa para verilip alınmaz.
devamını gör...

ilk 20 de sütlaç yok. benim için geçersiz listedir.
devamını gör...

geçenlerde birine bir tavsiyede bulundum. şu kadınla görüş hem hemcinsin sana daha iyi yardımcı olur dedım.şunu dedi :'' tam tersine o bana yardımcı olmaz, sen erkek olduğun için senı davet etmiştir''

yani 25 yaş büyük kadın benden nemalanmayı düşünmemiştir sanırım ama kadınlarda yaş skalası olmadığını +30 oldugumda yaşayarak öğrendım. haklı olabilir.
devamını gör...

türk müsün sorusu ne alaka anlamadım. yani akp'yi türk ırkçısı olarak mı görüyorsunuz?
devamını gör...

dünyanın en geniş gastronomi veri tabanına sahip olan, taste atlas dünyanın en iyi tatlıları listesine, antakya künefe ilk sıradan girdi. listede başka tatlılarımız da var.
devamını gör...

büyük adammış. ben olsam o mezardayken gülemezdım, adamın büyüklüğüne tebessüm ederdim maksimum. oradakı çoğunluğu anlayamadım.
devamını gör...

senaryosu ömer yavuz tarafından yazılan ve yönetmen koltuğunda da aynı ismin oturduğu kısa film; melih osman uzun adlı oyuncu rol almış ve 2014 yılında yayınlanmıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hayat nedir diye sorsalar, hep bir yara alma ve yaralarını sarma mücadelesi derdim, yaralar zamanla kapansa da yara almadan yaşamak galiba imkânsız, derinden hayal kırıklığına uğramak bile bir yaralanma biçimidir benim için.

kısa filmimiz de yara izlerini farklı bir bakış açısı ile ele alıyor, yara aldığın yerin bir daha eskisi gibi olamayabileceği ihtimâli üzerinde duruyor.

ahmet adlı genç bir gün baharın gelmesini fırsat bilip dışarı gezmeye çıkıyor, kendini doğaya atıyor ve yürürken bir anda otların orada duruyor, her yer yeşil iken artık yeşillik veremeyen o küçük toprağın önünde eğilip onun "yarasına" bakıyor.

artık yeşermeme nedeni belki de hor kullanıldığı, iyi bakılmadığı, yara aldığı ve yara izleri geçmediği içindir.

benim için son derece farklı bir kısa filmdi,
yara izi kavramını artık yeşermeme durumu ile bağdaştırarak yorumlamaları ilgi çekiciydi.

ana fikir ise belki de şuydu;

yaralanabilirsin, kırılabilirsin, ruhundaki yara ayağa kalkmana izin vermiyor gibi gelebilir ama her şey bitmiş değildir, yaralarını saracak olan tek şey zaman ve tek kişi de sensin, yara almış olman öldüğün anlamına gelmiyor, aksine, o yaraya bile dayanabilecek kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor, ayağa kalk, yaralarını sar, yeşermek ve dünyanı cennet bahçesine çevirmek senin elinde..

devamını gör...

bu kadar deli ile uğraştığım için kendime teşekkür ediyorum.
devamını gör...

ben teknolonik aletlere aşık oluyorum sadece. kadınları bıraktım.
devamını gör...

hic bir başlık adanalıların güneşe kurşun sıkmalarının önüne geçemiyor, en cok ona gülmüştüm, ama bu da fena degil.
devamını gör...

ben bilmem hökümatım bilir.. :)
devamını gör...

çok üzgünüm zapata...
devamını gör...

içinde yemin etme varsa kesin bir dolap çeviriyordur, inanmayın, yalan.
devamını gör...

#3788602 tarafımız ve duruşumuz net.
devamını gör...

ironi olmadan ciddi ciddi erkeklerin erkekleri seçtiği yarışmadır. siz daha iyi bilirsiniz tabii biz ne anlarız*.
devamını gör...

ilk bölümden bu kadar linç edilmesine şaşırdığım dizi.

ben de tüm bölümler yayınlandı, baya erotizm ve çıplaklık falan var da "segssssss var höööö" diye ona sinirlendi bu insanlar sandım. var da ben mi göremedim? çıplaklık bile yoktu. geçen kanal d'de saat 20.00'de yayınlanan bir dizinin sahnesini gördüm. aşiret paket. kadın ölen kocasının erkek kardeşiyle fanfinifonlardaydı. duşta, üstleri giyinikken karakterleri ıslatıp elleri camlara dayayarak verilen "anladın sen onu" erotizmi bu dizinin ilk bölümüne on basardı valla. ama o çifte her yerde romantik editler yapılıyor.
"yani tutup da ana akımda açıkça kadın cinayeti, tek bir evde yüz kişinin yaşadığı, kimin eli kimin cebinde belli olmayan, herkesin birbirine nasıl yanlayacağının hikayesi yapılan dizileri salya akıtarak izleyip reyting birincisi yapan insanlar, platformdaki isteyenin izleyebileceği diziye bu kadar tepki gösteriyor ya. pes doğrusu" demeyeceğim sonra ad hominemcilik suçlamalarıyla çarmıha falan gerilirim. hiç uğraşamam.
iyi ki daha önce aynı platformda çekilen çıplak dizisine denk gelmemişler. o zaman farklı bir gündem vardı muhtemelen. hadi yine yırttın can evrenol.* veya kar diye bir film vardı. ona. o filmin de gerçekten sonunda midem bulanmıştı da neyse. ayrıca böyle bakacaksak game of thrones da türkiye'de ahlakımız bozulur diye gösterilmemeliydi. izleyicisi olunca sorun yok ama yapımcısı olunca mı sıkıntı çıkıyor? bilemiyorum altan.
ha ben yine "gerçek bir film ayakkabının içindeki taş gibi olmalıdır" diyen lars bey'den razıyım o ayrı.

dizinin ilk bölümünü de oyunculuklar ve başrolün her işini seksle çözmesi sebebiyle pek beğenemedim. biraz abartı geldi. tamam seks satar da kardeşim yeşilçam'daki bakkal, kasap sahneleri geri mi döndü? nereye gitse bir kolisi var ve işini her türlü hallediyor. kadınlık üzerinden ekmek yiyelim ama hiçbir şekilde de etini satamadan ayakta kalamasın. yok yea.
devamını gör...

öyleleri de var evet.. ya üste de para ödeyip, aile efradını badeye, nur çeşmelerine, cinciye, hacamatçıya taşıyıp aleme namus, ahlâk satan taifeye ne demeli..
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim