zaman tüneli
faraklit
yuanna incilinde peygamberimiz hz muhammed (s.a.v)’i kasteden kelime.teselliyici alemin reisi olarak geçiyor insanlara gaybı anlatacaktır vs deniyor ama papazlar buna şeytanı kastetti deniyor ama şeytan incildeki faraklit’in yaptıklarına uymuyor ki en uyan peygamberimiz muhammed (s.a.v)
devamını gör...
yapay zeka nereye gidiyor sorusu
devamını gör...
sözlükteki erkeklerin bir memeye düşeceği gerçeği
diğeri neden boşta ki.
devamını gör...
klimayla ısınmak
valla dün akşam çalıştırdım kombiden daha iyi ısıtıyor içeriyi mis gibi yaptı. yani kısa vadeli çözüm için işe yarıyor.
devamını gör...
hristiyanlık
yuanna incilindeki faraklit ve teselliyici kelimeleri her yönleriyle peygamberimiz hz muhammed (sav)’a işaret etmektedir
devamını gör...
ne söylediğin vs nasıl söylediğin
duruma göre değişebilse de genelde nasıl söylendiği daha fazla fark yaratır. fakat herkesin kırmızı çizgileri olabilir elbette ve o çizgileri aşan şeyler nasıl söylenirse söylensin gerilim ve/ya çatışma yaratabilir gene de.
devamını gör...
birçok yazarın siyasi başlıklara değinmemesi
günlük siyaseti herkes takip ediyor. takip etmek de zorunda , zaten sen istemesen de sosyal medyada şurda burda gözünün içine bir şekilde sokuluyor.
lakin takip etmek başka günlük siyasetin dilini kullanmak başka. günlük ve geçici siyaset dili; kin, nefret, küfür ve yalan dolan üstüne kurulu bir dil. aşırı da pespaye bir dil. bugün yere tükürdüğünü, yarın 8 şeritli otoban genişliğinde yalayıp yutabilir insan hatta yerden kazıyıp yiyebilir. böylesine fahişe bir dili kullanmak istemeyebilir insan. ki ben de o sınıfa giren biriyim.
tabi günlük siyaset yerine genel siyaset anlamında bir şey söylenecekse o topa girerim sıkıntı yok.
lakin takip etmek başka günlük siyasetin dilini kullanmak başka. günlük ve geçici siyaset dili; kin, nefret, küfür ve yalan dolan üstüne kurulu bir dil. aşırı da pespaye bir dil. bugün yere tükürdüğünü, yarın 8 şeritli otoban genişliğinde yalayıp yutabilir insan hatta yerden kazıyıp yiyebilir. böylesine fahişe bir dili kullanmak istemeyebilir insan. ki ben de o sınıfa giren biriyim.
tabi günlük siyaset yerine genel siyaset anlamında bir şey söylenecekse o topa girerim sıkıntı yok.
devamını gör...
klimayla ısınmak
uzun süreli sıcaklık sağlar mı
devamını gör...
klimayla ısınmak
ortam da estirdiği rüzgar hasta eder sağlamı.
devamını gör...
ne söylediğin vs nasıl söylediğin
was sagst du ? wie sagt man das ? what do you say ? how do you say that ?
devamını gör...
sözlükteki erkeklerin bir memeye düşeceği gerçeği
valla yanılttılar ve şaşırttılar beni. hemcinslerime çok güvenerek sözlükteki kadınların her erkeği elde edebiliriz yanılgısı başlığı açmıştım, ama başlığın altı meme görmek isteyen erkek yazar doldu.
halbuki sözlük erkeklerinin meme ve göt karşında kale gibi sağlam duracakları gibi bir ütopyaya inanmıştım ben. meğer bir çoğu 30aa boyutta memeye tav oluyormuş.
halbuki sözlük erkeklerinin meme ve göt karşında kale gibi sağlam duracakları gibi bir ütopyaya inanmıştım ben. meğer bir çoğu 30aa boyutta memeye tav oluyormuş.
devamını gör...
full time çalışmaya zorlanmak
kalitesiz yerlerde olur hatta da bize sormadan bizi kadrolu yapan patronlar bile var. şöyle ki ben kabiliyetlerim gereği 2 pozisyonda oynayan futbolcu gibiyim ama o zamanlar 2 ayrı yerde çalışıyordum ki bu da biliniyordu. 3 gün sabit ücretli bir yerde 4 gün saatlik bir yerde çalışıyordum 4 günden 2si müsait olunca beni sürekli sıkboğaz ettiler bu günüde bize ayır bugünü de bize ayır sonra dediler ki ek ücret verecez ek ücret verildi maaşım daha da arttı ama farkedildi ki böbürlenmek gibi olmasın ama iş yerinde kimsenin benim seviyemde olmadığını kulak misafiri olarak öğrendim birisi ben o seviyede değilim vs demiş ben yapamam onun gibi sonra bunun üzerine bir gün müdür beni çağırdı ve övdü övdü övdü bitiremedi sonra çalıştığım diğer yerdeki patronu kötüledi ve onlar seni harcayacak vs dedi ve dedi seni tam zamanlı yaptım itiraz istemiyorum dayattı. sonra ücret seç dedi ücrette anlaşamadık pazarlık aşamasındaydık bana çok çalışıp az kazanacağım 2 yerde çalışıp daha az kazanınca ben de bastırınca bastırdım teklifi. dedi işyeri sahibine sormam lazım dedim ben de görüşsem bana bağırdı dedi ya çalış ya git ben de gittim. gitmeden bir önceki gün kemal sunalın mülayim filmindeki gibi bana bağıran oğlumsun kardeşimsin canım oğlum beni bırakma etme vs dedi ama ben çıktım gittim. oh dedim benden size tavsiye franchise olmayan yerlere gitmeyin çünkü franchise yoksa çoğu tanımadık yer hepsi değil istediği gibi işci sömürmeye meyilli
devamını gör...
sentimental value
aşırı merakım ve heyecanlanmalarım ile sonunda izleyebildiğim film.
oslo üçlemesi'nin yönetmeni olan joachim trier tarafından yönetilmiş ve türkiye'de 26 aralık günü vizyona girmiş olan bir aile dramı filmi.
tıpkı diğer filmlerinde olduğu gibi yine durgun ve fazlasıyla melankolik bir film olduğunu söylemeliyim.
bu tarz filmler bazı insanlara fazla sıkıcı gelse de ben sevdiğim ve alışkın olduğum için hiçbir sıkıntı yaşamadım, tek bir saniyesinde sıkılmadım.
normalde bir buçuk saatin üzerindeki filmlerde bile baygınlık geçiririm fakat bu film 2 saatin üzerinde olmasına rağmen nasıl bittiğini bile anlamadım.
her şeyden önce bu konuyu eleştireceğim kendimce.
nasıl bittiğini bile anlamadım çünkü çok ortada bir yerde sonlandı benim için.
nora karakterinin duygularının yoğunluğunu filmin başından beri hissettiğimi düşünmeme rağmen son kısımdaki babası ile birbirlerine bakıp gülüşmeleriyle film sonlanınca ulan dedim ben mi karakteri yanlış anladım yoksa bunlarda mı bi bokluk var..
çünkü babasına olan kırgınlığı aslında bu kadarlık bir şeyle geçecek gibi değil gibiydi..
ya da babasını yanlış tanıdığını düşündüğünü o oyunu oynadıktan ya da senaryoyu okuduktan sonra mı fark etti...
ya da fazla tepki verdiğini mi düşündü...
bilemiyorum ve hepsi farklı bir olasılık. tüm bu olasılıkların üzerinde kafa patlatılabilir.
ya da belki de sadece duygularını o kadar da yükseklerde yaşamayan birisidir nora, hiç değilse olumlu olan duygularını.
bu da bir olasılık tabii.
filmin bana kattığı bir diğer şeylerden biri de nasıl 'iyi bir abla' oluncağını gördüm.
bir kardeşim yok ama olursa artık deccal abla rolüne bürünüp dövmek yerine nasıl davranacağımı biliyorum sanırsam.
aile ilişkilerini dair birçok şeyi gözler önüne serebilecek bir film olduğunu düşünüyorum.
aile bireylerinin geçmişinde yaşanılan bazı travmaların kendi kurdukları ailede de karşılarına çıkma olasılığı gözümü bir kez daha korkutsa da aile kurma durumu her daim korkutucu bence zaten.
hem filmdeki olumsuzluk yaratan durumlardan ötürü, hem sayamayacağım birçok şeyden ötürü...
biraz da filmdeki sinematografinin, müziklerin mükemmelliklerinden bahsetmek istiyorum.
yine yönetmende alışık olduğumuz durumlar fakat bu sefer daha bir apayrı beğendim.
kısacası beğendiğim bir film oldu, bana birçok noktada hitap etti.
oslo üçlemesi'nin yönetmeni olan joachim trier tarafından yönetilmiş ve türkiye'de 26 aralık günü vizyona girmiş olan bir aile dramı filmi.
tıpkı diğer filmlerinde olduğu gibi yine durgun ve fazlasıyla melankolik bir film olduğunu söylemeliyim.
bu tarz filmler bazı insanlara fazla sıkıcı gelse de ben sevdiğim ve alışkın olduğum için hiçbir sıkıntı yaşamadım, tek bir saniyesinde sıkılmadım.
normalde bir buçuk saatin üzerindeki filmlerde bile baygınlık geçiririm fakat bu film 2 saatin üzerinde olmasına rağmen nasıl bittiğini bile anlamadım.
her şeyden önce bu konuyu eleştireceğim kendimce.
nasıl bittiğini bile anlamadım çünkü çok ortada bir yerde sonlandı benim için.
nora karakterinin duygularının yoğunluğunu filmin başından beri hissettiğimi düşünmeme rağmen son kısımdaki babası ile birbirlerine bakıp gülüşmeleriyle film sonlanınca ulan dedim ben mi karakteri yanlış anladım yoksa bunlarda mı bi bokluk var..
çünkü babasına olan kırgınlığı aslında bu kadarlık bir şeyle geçecek gibi değil gibiydi..
ya da babasını yanlış tanıdığını düşündüğünü o oyunu oynadıktan ya da senaryoyu okuduktan sonra mı fark etti...
ya da fazla tepki verdiğini mi düşündü...
bilemiyorum ve hepsi farklı bir olasılık. tüm bu olasılıkların üzerinde kafa patlatılabilir.
ya da belki de sadece duygularını o kadar da yükseklerde yaşamayan birisidir nora, hiç değilse olumlu olan duygularını.
bu da bir olasılık tabii.
filmin bana kattığı bir diğer şeylerden biri de nasıl 'iyi bir abla' oluncağını gördüm.
bir kardeşim yok ama olursa artık deccal abla rolüne bürünüp dövmek yerine nasıl davranacağımı biliyorum sanırsam.
aile ilişkilerini dair birçok şeyi gözler önüne serebilecek bir film olduğunu düşünüyorum.
aile bireylerinin geçmişinde yaşanılan bazı travmaların kendi kurdukları ailede de karşılarına çıkma olasılığı gözümü bir kez daha korkutsa da aile kurma durumu her daim korkutucu bence zaten.
hem filmdeki olumsuzluk yaratan durumlardan ötürü, hem sayamayacağım birçok şeyden ötürü...
biraz da filmdeki sinematografinin, müziklerin mükemmelliklerinden bahsetmek istiyorum.
yine yönetmende alışık olduğumuz durumlar fakat bu sefer daha bir apayrı beğendim.
kısacası beğendiğim bir film oldu, bana birçok noktada hitap etti.
devamını gör...
birçok yazarın siyasi başlıklara değinmemesi
benimki daha ziyade söyleyeceğimi söyleyip kenara çekilmek gibi oldu. yani mesela hiç sevmediğim yönetmenlere, oyunculara falan da pek gömmüyorum artık. zamanında söyleyeceğimi söyledim. aynı şeyleri söyleyerek keyfimi kaçırmayı tercih etmiyorum. tabii sıra dışı durumlarda gene politik konulara girebilirim de işte genelde bunu yeğlemiyorum. bir de gençken çok tartışmacı biriydim, mizacımın bu yönünden hiç memnun değildim ve bir yaştan sonra insan kafam rahat olsun isteyebiliyor. bende tablo bu en azından.
devamını gör...
hristiyanlık
bizim zırcahil yobazların sekülerlik ile karıştırdığı din.
bakın bu dinde lgbt hakları yok, bu dinde yılbaşı kutlamak yok, bu dinde zina yasak, bu dinde evrim kabul edilmiyor, yine bu dinde içmek serbest iken sarhoş olmak yasak.
anladın mı yobaz kardeş? dikkatli bakarsan senin dinin ile bir farkı olmadığını göreceksin. senin hristiyan sandığın milletler dinsiz. bunu o kalın kafana sok.
bakın bu dinde lgbt hakları yok, bu dinde yılbaşı kutlamak yok, bu dinde zina yasak, bu dinde evrim kabul edilmiyor, yine bu dinde içmek serbest iken sarhoş olmak yasak.
anladın mı yobaz kardeş? dikkatli bakarsan senin dinin ile bir farkı olmadığını göreceksin. senin hristiyan sandığın milletler dinsiz. bunu o kalın kafana sok.
devamını gör...
2025 yılında kalmak
bıraksalar iyi.. ama fiyatlar, zamlar, vergiler vergiler harçlar, cezalar.. girer koluna zorla götürürler..
devamını gör...
sözlükteki kadınların her erkeği elde edebiliriz yanılgısı
bedenimi elde edebilirler ama kalbimi asla. çünkü kadınlara karşı romantik bir ilgim yok. cinsel cima ise gayet mümkün.
t: bence kadın yazarların haklı olduğu bir konu bu.
t: bence kadın yazarların haklı olduğu bir konu bu.
devamını gör...
hristiyanlık
birbirinin laciverdi işte.. rahvan gitsinler diye koyvereceksin.. o kadar.. çene yormaya değmez..
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
her daim senin yanındayım.
devamını gör...
