#ödüllü filmler
orijinal adı: affeksjonsverdi
türkçe ismi manevi değer olan bu 2025 norveç, almanya, danimarka, fransa, isveç, birleşik krallık ve türkiye ortak yapımı drama filmi joachim trier tarafından yönetilmiştir ve filmin senaryosu da trier ile birlikte eskil vogt tarafından yazılmıştır. 2025 cannes film festivali'nde prömiyeri yapılan yapım buradan büyük ödülle dönmüş ve başka birçok festivalden de önemli ödüller almıştır. filmin konusunda nora ve agnes adlarındaki kız kardeşler, yabancılaştıkları babaları olan karizmatik gustav ile yeniden bir araya gelir. bir zamanların çok tanınan yönetmenlerinden biri olan gustav, bir tiyatro oyuncusu olan nora'ya, yeniden çıkış yakalamayı umduğu filminde bir rol önerir. nora bu rolü reddeder ancak kısa zaman sonra gustav'ın ona önerdiği rolü genç ve hevesli bir hollywood yıldızına verdiğini öğrenir. bundan sonra izleyicileri neler beklemektedir?
film, izleyiciler ve eleştirmenlerin genelinin büyük alkışlarıyla karşılanmıştır.
türkçe ismi manevi değer olan bu 2025 norveç, almanya, danimarka, fransa, isveç, birleşik krallık ve türkiye ortak yapımı drama filmi joachim trier tarafından yönetilmiştir ve filmin senaryosu da trier ile birlikte eskil vogt tarafından yazılmıştır. 2025 cannes film festivali'nde prömiyeri yapılan yapım buradan büyük ödülle dönmüş ve başka birçok festivalden de önemli ödüller almıştır. filmin konusunda nora ve agnes adlarındaki kız kardeşler, yabancılaştıkları babaları olan karizmatik gustav ile yeniden bir araya gelir. bir zamanların çok tanınan yönetmenlerinden biri olan gustav, bir tiyatro oyuncusu olan nora'ya, yeniden çıkış yakalamayı umduğu filminde bir rol önerir. nora bu rolü reddeder ancak kısa zaman sonra gustav'ın ona önerdiği rolü genç ve hevesli bir hollywood yıldızına verdiğini öğrenir. bundan sonra izleyicileri neler beklemektedir?
film, izleyiciler ve eleştirmenlerin genelinin büyük alkışlarıyla karşılanmıştır.
*cannes film festivali (2025) - festival büyük ödülü [joachim trier]
*boston film eleştirmenleri birliği ödülleri (2025) - ingilizce dili dışındaki en iyi film: bsfc ödülü
*hamptons uluslararası film festivali (2025) - en iyi kurmaca uzun metrajlı film: seyirci ödülü
*münih film festivali (2025) - uluslararası seyirci ödülü [joachim trier]
*iowa film eleştirmenleri ödülleri (2025) - en iyi uluslararası film: ifc ödülü
film, bunlarla birlikte başka birçok ödül almıştır.
*boston film eleştirmenleri birliği ödülleri (2025) - ingilizce dili dışındaki en iyi film: bsfc ödülü
*hamptons uluslararası film festivali (2025) - en iyi kurmaca uzun metrajlı film: seyirci ödülü
*münih film festivali (2025) - uluslararası seyirci ödülü [joachim trier]
*iowa film eleştirmenleri ödülleri (2025) - en iyi uluslararası film: ifc ödülü
film, bunlarla birlikte başka birçok ödül almıştır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "milkşeyh" tarafından 27.12.2025 11:39 tarihinde açılmıştır.
1.
manevi değer
joachim trier tarafından yönetilen ve bir gün önce türkiye'de vizyona girmiş olan dram filmi.
aynı yönetmenin oslo 31 ağustos ve reprise filmlerini izleyip gayet beğendiğim için bu filmi de fazlasıyla merak ediyorum.
bir de aile draması olduğu için daha da merak ediyorum, umarım en kısa sürede izleyebilirim.
joachim trier tarafından yönetilen ve bir gün önce türkiye'de vizyona girmiş olan dram filmi.
aynı yönetmenin oslo 31 ağustos ve reprise filmlerini izleyip gayet beğendiğim için bu filmi de fazlasıyla merak ediyorum.
bir de aile draması olduğu için daha da merak ediyorum, umarım en kısa sürede izleyebilirim.
devamını gör...
2.
aşırı merakım ve heyecanlanmalarım ile sonunda izleyebildiğim film.
oslo üçlemesi'nin yönetmeni olan joachim trier tarafından yönetilmiş ve türkiye'de 26 aralık günü vizyona girmiş olan bir aile dramı filmi.
tıpkı diğer filmlerinde olduğu gibi yine durgun ve fazlasıyla melankolik bir film olduğunu söylemeliyim.
bu tarz filmler bazı insanlara fazla sıkıcı gelse de ben sevdiğim ve alışkın olduğum için hiçbir sıkıntı yaşamadım, tek bir saniyesinde sıkılmadım.
normalde bir buçuk saatin üzerindeki filmlerde bile baygınlık geçiririm fakat bu film 2 saatin üzerinde olmasına rağmen nasıl bittiğini bile anlamadım.
her şeyden önce bu konuyu eleştireceğim kendimce.
nasıl bittiğini bile anlamadım çünkü çok ortada bir yerde sonlandı benim için.
nora karakterinin duygularının yoğunluğunu filmin başından beri hissettiğimi düşünmeme rağmen son kısımdaki babası ile birbirlerine bakıp gülüşmeleriyle film sonlanınca ulan dedim ben mi karakteri yanlış anladım yoksa bunlarda mı bi bokluk var..
çünkü babasına olan kırgınlığı aslında bu kadarlık bir şeyle geçecek gibi değil gibiydi..
ya da babasını yanlış tanıdığını düşündüğünü o oyunu oynadıktan ya da senaryoyu okuduktan sonra mı fark etti...
ya da fazla tepki verdiğini mi düşündü...
bilemiyorum ve hepsi farklı bir olasılık. tüm bu olasılıkların üzerinde kafa patlatılabilir.
ya da belki de sadece duygularını o kadar da yükseklerde yaşamayan birisidir nora, hiç değilse olumlu olan duygularını.
bu da bir olasılık tabii.
filmin bana kattığı bir diğer şeylerden biri de nasıl 'iyi bir abla' oluncağını gördüm.
bir kardeşim yok ama olursa artık deccal abla rolüne bürünüp dövmek yerine nasıl davranacağımı biliyorum sanırsam.
aile ilişkilerini dair birçok şeyi gözler önüne serebilecek bir film olduğunu düşünüyorum.
aile bireylerinin geçmişinde yaşanılan bazı travmaların kendi kurdukları ailede de karşılarına çıkma olasılığı gözümü bir kez daha korkutsa da aile kurma durumu her daim korkutucu bence zaten.
hem filmdeki olumsuzluk yaratan durumlardan ötürü, hem sayamayacağım birçok şeyden ötürü...
biraz da filmdeki sinematografinin, müziklerin mükemmelliklerinden bahsetmek istiyorum.
yine yönetmende alışık olduğumuz durumlar fakat bu sefer daha bir apayrı beğendim.
kısacası beğendiğim bir film oldu, bana birçok noktada hitap etti.
oslo üçlemesi'nin yönetmeni olan joachim trier tarafından yönetilmiş ve türkiye'de 26 aralık günü vizyona girmiş olan bir aile dramı filmi.
tıpkı diğer filmlerinde olduğu gibi yine durgun ve fazlasıyla melankolik bir film olduğunu söylemeliyim.
bu tarz filmler bazı insanlara fazla sıkıcı gelse de ben sevdiğim ve alışkın olduğum için hiçbir sıkıntı yaşamadım, tek bir saniyesinde sıkılmadım.
normalde bir buçuk saatin üzerindeki filmlerde bile baygınlık geçiririm fakat bu film 2 saatin üzerinde olmasına rağmen nasıl bittiğini bile anlamadım.
her şeyden önce bu konuyu eleştireceğim kendimce.
nasıl bittiğini bile anlamadım çünkü çok ortada bir yerde sonlandı benim için.
nora karakterinin duygularının yoğunluğunu filmin başından beri hissettiğimi düşünmeme rağmen son kısımdaki babası ile birbirlerine bakıp gülüşmeleriyle film sonlanınca ulan dedim ben mi karakteri yanlış anladım yoksa bunlarda mı bi bokluk var..
çünkü babasına olan kırgınlığı aslında bu kadarlık bir şeyle geçecek gibi değil gibiydi..
ya da babasını yanlış tanıdığını düşündüğünü o oyunu oynadıktan ya da senaryoyu okuduktan sonra mı fark etti...
ya da fazla tepki verdiğini mi düşündü...
bilemiyorum ve hepsi farklı bir olasılık. tüm bu olasılıkların üzerinde kafa patlatılabilir.
ya da belki de sadece duygularını o kadar da yükseklerde yaşamayan birisidir nora, hiç değilse olumlu olan duygularını.
bu da bir olasılık tabii.
filmin bana kattığı bir diğer şeylerden biri de nasıl 'iyi bir abla' oluncağını gördüm.
bir kardeşim yok ama olursa artık deccal abla rolüne bürünüp dövmek yerine nasıl davranacağımı biliyorum sanırsam.
aile ilişkilerini dair birçok şeyi gözler önüne serebilecek bir film olduğunu düşünüyorum.
aile bireylerinin geçmişinde yaşanılan bazı travmaların kendi kurdukları ailede de karşılarına çıkma olasılığı gözümü bir kez daha korkutsa da aile kurma durumu her daim korkutucu bence zaten.
hem filmdeki olumsuzluk yaratan durumlardan ötürü, hem sayamayacağım birçok şeyden ötürü...
biraz da filmdeki sinematografinin, müziklerin mükemmelliklerinden bahsetmek istiyorum.
yine yönetmende alışık olduğumuz durumlar fakat bu sefer daha bir apayrı beğendim.
kısacası beğendiğim bir film oldu, bana birçok noktada hitap etti.
devamını gör...
3.
bundan sonra sonsuza kadar en sevdiğim film olarak kalacak. filmi izlerken biri sanki benimle konuşuyor gibi hissettim, bittikten sonra tümden parçalandım ve sindirmem biraz uzun sürecek ama ruhumda ki bir parça boşluk dolmuş gibi mutluyum. trier’in haberi yok ama bu film ben ve kız kardeşimi anlatıyor.
bu filmle ilgili çok şey yazmak isterdim ama sanki söylersem benim için anlamı azalır diye düşünüyorum.
dünyanın en kötü insanı üzerine daha iyisinin geleceğini düşünmemiştim ama tam anlamıyla bir baş yapıt olmuş.
bu filmle ilgili çok şey yazmak isterdim ama sanki söylersem benim için anlamı azalır diye düşünüyorum.
dünyanın en kötü insanı üzerine daha iyisinin geleceğini düşünmemiştim ama tam anlamıyla bir baş yapıt olmuş.
devamını gör...
4.
ağustostan beri izlemek istediğim ama bir türlü platformlar da denk gelemedigim. şu sıralar twitter ana sayfada da çok fazla karşıma çıktığı için ekstra bir izleme isteği doğdu ama kara borsa gibi biseye dönüştü izleyecek yer bulamıyorum :)
devamını gör...
5.
stellan skarsgård ağabey yüzünden ekrana ekmek banarak izlediğim joachim trier filmi.
bu sene özellikle mubi'nin haklarını satın almasıyla bol bol pr yapıldı bu filme. twitter kullanlar taymda görüp filme yükselmiş sonra izleyince hayal kırıklığı yaşamış olabilir. normaldir.
ben filmi sevdim, özellikle yönetmenin, evi filmin karakteriymiş gibi ele alması çok hoşuma gitti.
şimdi bu filmi spinoza, freud cart curt bağlamında incelerdim ama 3 kişi okuyor şöyle koyayım böyle koyayım. gidin izleyin. malum ortamlarda var.
ayrıca buradan mubi platformunun ben taaa. adamlar sinemada yayınlanacak film için reklam yapıyor. jafar panahi filmi 1 sentimental value 2 no other choice 3. sürekli bilet satmaya çalışıyorlar. biz dijital platformda izlemek için para veriyoruz adam film internete düştükten sonra bilet satıyor.
bu üç filmi de izledim hepsini internetten izledim. bunlar bilet satacak sonra mubiye gelecek ben izleyeceğim. yok öyle dünya.
bu sene özellikle mubi'nin haklarını satın almasıyla bol bol pr yapıldı bu filme. twitter kullanlar taymda görüp filme yükselmiş sonra izleyince hayal kırıklığı yaşamış olabilir. normaldir.
ben filmi sevdim, özellikle yönetmenin, evi filmin karakteriymiş gibi ele alması çok hoşuma gitti.
şimdi bu filmi spinoza, freud cart curt bağlamında incelerdim ama 3 kişi okuyor şöyle koyayım böyle koyayım. gidin izleyin. malum ortamlarda var.
ayrıca buradan mubi platformunun ben taaa. adamlar sinemada yayınlanacak film için reklam yapıyor. jafar panahi filmi 1 sentimental value 2 no other choice 3. sürekli bilet satmaya çalışıyorlar. biz dijital platformda izlemek için para veriyoruz adam film internete düştükten sonra bilet satıyor.
bu üç filmi de izledim hepsini internetten izledim. bunlar bilet satacak sonra mubiye gelecek ben izleyeceğim. yok öyle dünya.
devamını gör...
