zaman tüneli
rastgele başlıkları seri hortlatmak
sözlüğe renk ve canlılık katan eylemdir. ne o, sol frame dakikalarca hareketsiz durunca daha mı iyi oluyor?
devamını gör...
ben erkekte zekaya önem veririm diyen kadın
erkekte zeka kriteri olarak gördüğü özelliğe ve öyledir diye seçtiği erkeğe de bağlı olarak, bize düşen taraflarına şans ve mutluluk dilemektir.
devamını gör...
seri spam başlık açacak kadar yaratıcı olmamak
yaratıcılığım tükendiğinde rakip sözlüklerden taşıyarak devam ediyorum.
bizde çare tükenmez.
bizde çare tükenmez.
devamını gör...
normal sözlük’ün hata vermesi
sözlüğün bu kadar reklama boğulması sonrasında edilen bedduaların tutması durumu olduğunu sanıyorum. ya da işgüzar bir tasarımcının işi de olabilir. nihayetinde her güncelleme önce bozar, sonra doğrulur.
devamını gör...
normal sözlük’ün hata vermesi
1-2 zıpır var etrafta onları başka sözlüğe itelesek hata mata kalmaz aslında.
devamını gör...
ben erkekte zekaya önem veririm diyen kadın
bol bol şakalar, derin muhabbetler, ileri görüşlü tespitler ve anlayış deryasında bolca sevgiye maruz kalacak kadındır
devamını gör...
ben erkekte paraya önem veririm diyen kadın
elendik.
devamını gör...
ben erkekte paraya önem veririm diyen kadın
her defasında üçün birini alacak olan kadındır, karşılığında da parasını alacaktır tabi..
devamını gör...
normal sözlük’ün hata vermesi
güncelleme geldi ama uygulama hala sapıtıp duruyor anlamadım. donuyor, her şey uçup gidiyor, garip gureba şeyler. düzelir neyse sabır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının doyduğu porsiyon adedi
1.5 iskender favorim. evet.
devamını gör...
uludağ sözlük yazarlarının normal sözlük'ü esir alması
uludağ sözlük'ten s.... yiyince kuduran bazı kimselerin hurafeleridir efendim, inanmayınız. zira sözlükler kimsenin değildir, bir yazar hem ekşi'de, hem normal'de hem de uludağ'da yazıyor olabilir ve bu kimseyi ilgilendirmez. net.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının elleri
devamını gör...
ben erkekte paraya önem veririm diyen kadın
en azından istediğinin ve kendisinin ne ve kim olduğunu bilmekte ve açık davranmaktadır.
(ancak ne yazık ki o da, ya kandırılıp dolandırılacak veya hüzünlü bir hikayenin talihsiz mensuplarından biri olarak güvenlik kayıtlarına sadece bir malzeme olacaktır.)
(ancak ne yazık ki o da, ya kandırılıp dolandırılacak veya hüzünlü bir hikayenin talihsiz mensuplarından biri olarak güvenlik kayıtlarına sadece bir malzeme olacaktır.)
devamını gör...
gülmeyi durduramamak
herkeste aynı mı bilmem ama sanıyorum ki; genelde birkaç kez aşılabilen harika eşik. en azından ben öyle olduğunu düşünüyorum. çünkü toplasan iki bilemedin üç böyle anısı olur insanın. fazlasının çok imkanı yok zannımca. gülmeye doyamamak noktasından 'artık yeter' kısmına gelsen de çaresi olmuyor. keyifli yine de. gözlerinden yaşlar geliyor, karnın sürekli kasılıyor falan. hatta tabiri caizse çenenin yayı gevşiyor.
ilk seferinde üniversitede dersteydim. dersten direkt kalmama vesile olsa da tadı hala damağımda. ne konuşuyorduk onu bile hatırlamıyorum. zaten o anı yaşamak için ekstrem komik bir meseleye de ihtiyaç yok. yalnızca o anın denk gelmesi ile ilgili. kim bilir hangi konuda arkadaşlarla gülmekten öldük. nihayetinde tek ders sınavı ile sorun olmadı, bitirdik okulu. tatlı bir anı kaldı bize.
diğerinde ise gecenin körü, herkes uyuyor, kız arkadaşımla konuşuyorum. bir link gönderdi, videoyu izlerken kendimden geçtim. ahali ayaklandı, 'gecenin bu saatinde olacak iş mi?' ile başlayan cümleler, ikazlar olsa da duramıyorum, durduramıyorum. kız telefonda, ben telefonda nasıl gülüyoruz anlatamam. yazarken bile mütebessim oldum hemen. ne kadar güzel değil mi? ahali dediğim de mahalle değil tabi, evde o sırada uyuyanlar. keyiflendim anlatırken bile.
ilk seferinde üniversitede dersteydim. dersten direkt kalmama vesile olsa da tadı hala damağımda. ne konuşuyorduk onu bile hatırlamıyorum. zaten o anı yaşamak için ekstrem komik bir meseleye de ihtiyaç yok. yalnızca o anın denk gelmesi ile ilgili. kim bilir hangi konuda arkadaşlarla gülmekten öldük. nihayetinde tek ders sınavı ile sorun olmadı, bitirdik okulu. tatlı bir anı kaldı bize.
diğerinde ise gecenin körü, herkes uyuyor, kız arkadaşımla konuşuyorum. bir link gönderdi, videoyu izlerken kendimden geçtim. ahali ayaklandı, 'gecenin bu saatinde olacak iş mi?' ile başlayan cümleler, ikazlar olsa da duramıyorum, durduramıyorum. kız telefonda, ben telefonda nasıl gülüyoruz anlatamam. yazarken bile mütebessim oldum hemen. ne kadar güzel değil mi? ahali dediğim de mahalle değil tabi, evde o sırada uyuyanlar. keyiflendim anlatırken bile.
devamını gör...
kedilerin toplanıp itlaf edilmesi gerekliliği
hayvanlara karşı bir ön yargım yok fakat her gün içinde yaşadığım gerçekliği inkar etmenin gereksiz olduğu görüşündeyim. kedi nüfusunda inanılmaz bir artış var. her yer kedi kaynıyor ve bu durum beni fazlasıyla rahatsız etmeye başladı.
hayvansever bir kadınım, her hayvanın yaşam hakkına saygı duyuyorum fakat bazılarının varlığı sosyal hayat düzenimizi etkileyecek noktaya geldiğinde, zarar vermeden önlem almakla yükümlüyüz.
ben kedilerin bu ciddi artışının sokaktan bir dönem köpeklerin anlamsızca toplatılmasına bağlıyorum. doğanın dengesine bir şekilde müdahale ettiğinizde, mutlaka bazı şeyler aksamaya başlıyor. köpeklerin toplanması- kedilerin sayısında inanılmaz bir artışa sebep oldu.
kediler maalesef doğaları gereği vahşi varlıklar. boylarının küçük olması atalarının vahşi doğada insan avladığı gerçeğini değiştirmiyor. kedilerin bir büyük boyu leopar, kaplan, aslan, jaguar.. kedi ne yaparsa yapsın, kendi biyolojik yapısının getirdiği o saldırganlığı gösteriyor. istediğiniz kadar sahibi olun- besleyin- sevin.. işine gelmediğinde tırmalanır, ısırılır, terk edilirsiniz. dolayısıyla, kedilerin sokakta olan varlığı da, insanların günlük hayat aktivitelerine müdahale edici hale gelebiliyor.
ben bunu fazlasıyla yaşıyorum ve hiç hoşuma gitmiyor özellikle açık alanda yemek yiyorsanız, asla rahat bırakılmıyorsunuz. yiyeceklerinize ve üstünüze atlıyorlar. kıyafetlerinize tırnaklarını geçirip, idrarlarını yapabiliyorlar. yani sadece açık alanda olmanız, sizi kuşatmalarına yeterli bir sebep. durdan - hayırdan anlamıyorlar. köpekler kadar emir-komutaya açık değiller. bu yüzden sayılarının artması, benim için kişisel alanımın gaspı anlamına geliyor. geçen yaz ayında, iş yerimde fazlasıyla beslenmeleri sebebiyle sayısız hasar aldım. delinen t-shirtlerim, atladıkları yemeklerim, tırmalanmam, üstüme yaptıkları dışkılarından uzun uzadıya bahsetmiyorum.
yani buraya yazdığım şeyler havadan atıp tuttuğum şeyler değil. sayılarının artması beni rahatsız ediyor cünkü durdurulamıyorlar. sürekli kafama - üstüme atlayan canlılarla hayatımı geçirmekten hoşlanmıyorum. yineliyorum hayvansever bir kadınım ama kontrolsüz davranan hayvanları tolere etmek zorunda değilim hele ki kıyafetlerimin temiz ve tertipli olması gereken çalışma saatlerim ve sosyal hayatımın içerisinde.
hayvanlara zarar verilmesi teorisini acayip kınıyorum. büyük puntoyla yazıyorum asla! sadece acilen sokak kedilerini kısırlaştırmalı ve kontrolsüz üreme politikalarının önüne geçilmeli. yoksa türkiye sadece kediden ibaret olacak.
hayvansever bir kadınım, her hayvanın yaşam hakkına saygı duyuyorum fakat bazılarının varlığı sosyal hayat düzenimizi etkileyecek noktaya geldiğinde, zarar vermeden önlem almakla yükümlüyüz.
ben kedilerin bu ciddi artışının sokaktan bir dönem köpeklerin anlamsızca toplatılmasına bağlıyorum. doğanın dengesine bir şekilde müdahale ettiğinizde, mutlaka bazı şeyler aksamaya başlıyor. köpeklerin toplanması- kedilerin sayısında inanılmaz bir artışa sebep oldu.
kediler maalesef doğaları gereği vahşi varlıklar. boylarının küçük olması atalarının vahşi doğada insan avladığı gerçeğini değiştirmiyor. kedilerin bir büyük boyu leopar, kaplan, aslan, jaguar.. kedi ne yaparsa yapsın, kendi biyolojik yapısının getirdiği o saldırganlığı gösteriyor. istediğiniz kadar sahibi olun- besleyin- sevin.. işine gelmediğinde tırmalanır, ısırılır, terk edilirsiniz. dolayısıyla, kedilerin sokakta olan varlığı da, insanların günlük hayat aktivitelerine müdahale edici hale gelebiliyor.
ben bunu fazlasıyla yaşıyorum ve hiç hoşuma gitmiyor özellikle açık alanda yemek yiyorsanız, asla rahat bırakılmıyorsunuz. yiyeceklerinize ve üstünüze atlıyorlar. kıyafetlerinize tırnaklarını geçirip, idrarlarını yapabiliyorlar. yani sadece açık alanda olmanız, sizi kuşatmalarına yeterli bir sebep. durdan - hayırdan anlamıyorlar. köpekler kadar emir-komutaya açık değiller. bu yüzden sayılarının artması, benim için kişisel alanımın gaspı anlamına geliyor. geçen yaz ayında, iş yerimde fazlasıyla beslenmeleri sebebiyle sayısız hasar aldım. delinen t-shirtlerim, atladıkları yemeklerim, tırmalanmam, üstüme yaptıkları dışkılarından uzun uzadıya bahsetmiyorum.
yani buraya yazdığım şeyler havadan atıp tuttuğum şeyler değil. sayılarının artması beni rahatsız ediyor cünkü durdurulamıyorlar. sürekli kafama - üstüme atlayan canlılarla hayatımı geçirmekten hoşlanmıyorum. yineliyorum hayvansever bir kadınım ama kontrolsüz davranan hayvanları tolere etmek zorunda değilim hele ki kıyafetlerimin temiz ve tertipli olması gereken çalışma saatlerim ve sosyal hayatımın içerisinde.
hayvanlara zarar verilmesi teorisini acayip kınıyorum. büyük puntoyla yazıyorum asla! sadece acilen sokak kedilerini kısırlaştırmalı ve kontrolsüz üreme politikalarının önüne geçilmeli. yoksa türkiye sadece kediden ibaret olacak.
devamını gör...





