zaman tüneli
ekonomik gelişmişlik ölçüsü olarak cep telefonu ve yol
konuyu iphone telefon sahibi olmak özelinde yanıtlarsak şöyle söyleyebiliriz;
türkiye’de iphone’a sahip olmak artık sadece zenginlerin lüksü değil; alt gelir grubundan insanlar da taksitlerle veya ikinci el alarak bu cihaza sahip olabiliyor. yani sokakta gördüğünüz herkesin elinde bir akıllı telefon olabilir ama bu, herkesin aynı ekonomik refaha sahip olduğu anlamına gelmiyor. cep telefonu yaygınlığı yüksek, teknolojiyi kullanmak kolay ama gerçek gelir farklarını gizleyebiliyor; kısacası iphone artık statü ve teknoloji göstergesi, doğrudan zenginlik ölçüsü değil.
türkiye’de iphone’a sahip olmak artık sadece zenginlerin lüksü değil; alt gelir grubundan insanlar da taksitlerle veya ikinci el alarak bu cihaza sahip olabiliyor. yani sokakta gördüğünüz herkesin elinde bir akıllı telefon olabilir ama bu, herkesin aynı ekonomik refaha sahip olduğu anlamına gelmiyor. cep telefonu yaygınlığı yüksek, teknolojiyi kullanmak kolay ama gerçek gelir farklarını gizleyebiliyor; kısacası iphone artık statü ve teknoloji göstergesi, doğrudan zenginlik ölçüsü değil.
devamını gör...
tıbbi malpraktis
özellikle son 20 yılda, politik iradenin de örtülü teşvik ve gayretleri ve bunu bir sektör olarak geçim kapısı yapan artniyetli avukatlık bürolarının yanıltıcı propaganda ve reklamı sonucunda, hekim hasta ilişkisinin tümüyle sabote edildiği bir adli ortam yaratılmıştır.
malpraktis denildiğinde sadece hekimlerin akla gelmesi de bunun kanıtıdır.. peki ya avukatlar, mali müşavirler, mühendis, mimarlar.. ya inşaat ruhsat, çed rapor yetkilileri. ya belediyeler.. ya milletvekilleri, bakanlar hükümetler.. ya gıda şirketleri..
işte ülkenin hali.. işte ormanlar, kıyılar, madenlerimiz.. işte din görevlileri..
hepsi görevlerini kusursuz yerine getirdi de, hekimlere mi gelmişti sıra.. ki onu tartışıyoruz..
malpraktis denildiğinde sadece hekimlerin akla gelmesi de bunun kanıtıdır.. peki ya avukatlar, mali müşavirler, mühendis, mimarlar.. ya inşaat ruhsat, çed rapor yetkilileri. ya belediyeler.. ya milletvekilleri, bakanlar hükümetler.. ya gıda şirketleri..
işte ülkenin hali.. işte ormanlar, kıyılar, madenlerimiz.. işte din görevlileri..
hepsi görevlerini kusursuz yerine getirdi de, hekimlere mi gelmişti sıra.. ki onu tartışıyoruz..
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ey insan!
ey güzel insan!
seni sevmek, balığı urfa'da avlamaktır.
balıklı gölde, yasak olduğu için güzeldir.
ey insan, ey güzel insan!
seni sevmek, munzur dağlarında kınalı keklik avıdır
hani keklikler yorulur da kara düşünce kalkamaz
işte o zaman vurmak kolaydır...
ey insan, ey güzel insan!
seni sevmek, yedisinde bir çocuğun, günlük gelirine konmaktır
alaca şafakta çıkmıştır işe,
simidinin yarısını satmıştır,
yüreği küçülmüştür elleri büyüdükçe...
ey insan ey güzel insan!
seni sevmek, bir trencinin tren altında kalması gibidir,
hani çığlığı düdük sesine,
hasreti raylara takılı kalır...
ey insan ey güzel insan!
seni sevmek, kaşarlanmış bir celladın, kendini asması gibidir.
hani asılı cesedine bakıp hem güler hem ağlarlar ya
oysa bir avuç gözyaşıdır astıkları bedeninden arta kalan...
ey insan ey güzel insan!
seni sevmek, zordur, çelişkidir, ölümle yaşamın kardeşçe birliğidir,
ölünün mezarını görüp ölümden vazgeçmesi gibidir...
buna rağmen seni seviyorum,
ama anlarsan seviyorum,
anlamazsan geberiyorum...
(bkz: ilyas salman)
(bkz: seni sevmek)
devamını gör...
çocuğun işlediği suçta ebeveynin de ceza alması
bence çok doğru bir uygulamadır bu. her çocuk doğduğu evin aynasıdır. bir çocuk görerek- yaşayarak öğrenir. evin içerisinde var olan haller/ hareketler hatta ebeveynlerin çocuğa davranışı dahi çocugun hastalıklı karakter geliştirmesi için yeterlidir. bu yüzden suç işleyen çocugun ayrı, ebeveynlerinin ayrı yargılanması gerekir. çocuk açısından biraz ipin ucu çekildiğinde, genelde dağ gibi istismar çıkıyor altından.
bu arada istismar kelimesini sadece cinsellikle eşleştirmeyin. istismar her türlü uygun olmayan davranışın tanımlanmasında kullanılan çatı bir kavramdır. çocuk duygusal olarak, fiziksel olarak, psikolojik olarak veya cinsel olarak istismar edilebilir. bir çocugun yüksek seviye hasarlı davranışları bunların hepsinden veya bir kaçından temelleniyor olabilir. bunu çözümleyebilmek içinde, iyi çalışan ve çapraz sorguda insan ağlatan nitelikli polisler ve vakalara stratejik zekayla müdahale edebilecek donanımlı psikiyatrlar gerekiyor.
ben bu tarz vakalara psikologların bakmaması gerektiği kanısındayım. psikologlar için bu vakalar fazlasıyla ağır. tıp fakültesi mezunu olup, branş olarak psikiyatri seçmiş doktorların suç eğilimi olan çocuklara ve ergenlere bakması gerekiyor. çocuğu her açıdan inceleyebilecek veya tartabilecek tıbbi bilginin gerekliliği önemlidir. ciddi olgular, full donanımlı insanları gerektirir.
mesela cinsel istismar hakkında konuşmayan bir çocugun makatına bir psikiyatr baktığında istismar olup olmadığını anlayabilir. tıp fakültesini kazanan her birey, belirli bir noktaya kadar genel- detaylı tıbbi bir eğitim alır. her tıp fakültesi öğrencisinin vücuttaki her organ/ bölge hakkında bilgisi vardır. mezun olduktan sonra tus sınavına girip, puanına göre ise branş seçer. dolasıyla, branşı olmasa dahi, her doktor insan vücudunun yapısıyla alakalı bilgiye sahiptir. problemli bir çocuk önüne geldiğinde, her açıdan çocuğu tartabilir. bu zaman kaybını ve yanlış teşhisi önler.
bu arada istismar kelimesini sadece cinsellikle eşleştirmeyin. istismar her türlü uygun olmayan davranışın tanımlanmasında kullanılan çatı bir kavramdır. çocuk duygusal olarak, fiziksel olarak, psikolojik olarak veya cinsel olarak istismar edilebilir. bir çocugun yüksek seviye hasarlı davranışları bunların hepsinden veya bir kaçından temelleniyor olabilir. bunu çözümleyebilmek içinde, iyi çalışan ve çapraz sorguda insan ağlatan nitelikli polisler ve vakalara stratejik zekayla müdahale edebilecek donanımlı psikiyatrlar gerekiyor.
ben bu tarz vakalara psikologların bakmaması gerektiği kanısındayım. psikologlar için bu vakalar fazlasıyla ağır. tıp fakültesi mezunu olup, branş olarak psikiyatri seçmiş doktorların suç eğilimi olan çocuklara ve ergenlere bakması gerekiyor. çocuğu her açıdan inceleyebilecek veya tartabilecek tıbbi bilginin gerekliliği önemlidir. ciddi olgular, full donanımlı insanları gerektirir.
mesela cinsel istismar hakkında konuşmayan bir çocugun makatına bir psikiyatr baktığında istismar olup olmadığını anlayabilir. tıp fakültesini kazanan her birey, belirli bir noktaya kadar genel- detaylı tıbbi bir eğitim alır. her tıp fakültesi öğrencisinin vücuttaki her organ/ bölge hakkında bilgisi vardır. mezun olduktan sonra tus sınavına girip, puanına göre ise branş seçer. dolasıyla, branşı olmasa dahi, her doktor insan vücudunun yapısıyla alakalı bilgiye sahiptir. problemli bir çocuk önüne geldiğinde, her açıdan çocuğu tartabilir. bu zaman kaybını ve yanlış teşhisi önler.
devamını gör...
risale-i nur
şirk ithamını çok sık görüyorum. iki alıntı paylaşacağım:
"ey insan! kur'anın desatirindendir ki, cenab-ı hakk'ın masivasından hiçbir şeyi ona taabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. hem sen kendini hiçbir şeyden tekebbür edecek derecede büyük tutma. çünki mahlukat, mabudiyetten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi, mahlukıyet nisbetinde de birdirler."
lemalar - 114
meselâ bir zîhayat, cüz'î bir şifası veya bir rızkı veya bir hidayeti için cenab-ı hak'tan başkasına hakikî minnettar olmak ve başkasına perestişkârane medh ü sena etmek, rububiyetin azametine dokunur ve uluhiyetin kibriyasına ilişir ve mabudiyet-i mutlakanın haysiyetine dokundurur, celalini müteessir eder.
şualar - 19
yani mabudiyetten uzaklık noktasında ben de, sen de, üstadım da üstadımız olan hz. muhammed de (sav) eşitiz. ve, rızık, şifa ve hidayet gibi şeyler için allah'tan başka kimseye hakiki minnettar olmamak lazım. şimdi bu yazdıklarım risale-i nur'da en çok anlatılan tevhid ana fikrinin parçaları.
hiç tevhide bu kadar dikkat eden biri ve etrafında toplanan(içinde yüzbinlerce alim olan bir topluluk) şirk ile suçlanabilir mi? sebeplere, vasıtalara, vesilelere hakiki bir kudret atfeder mi? vesileleri -haşa- cenab-ı hakka şerik sayar mı?
belki de (belliki de) sorun bu suçlamayı yapanların bakış açısında.
allah hepimizi sırat-ı müstakime, tahkiki imana, hakiki tevhide, tam ihlasa, daimi takvaya, iffete, hikmete, şecaate hidayet eylesin. amin
"ey insan! kur'anın desatirindendir ki, cenab-ı hakk'ın masivasından hiçbir şeyi ona taabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. hem sen kendini hiçbir şeyden tekebbür edecek derecede büyük tutma. çünki mahlukat, mabudiyetten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi, mahlukıyet nisbetinde de birdirler."
lemalar - 114
meselâ bir zîhayat, cüz'î bir şifası veya bir rızkı veya bir hidayeti için cenab-ı hak'tan başkasına hakikî minnettar olmak ve başkasına perestişkârane medh ü sena etmek, rububiyetin azametine dokunur ve uluhiyetin kibriyasına ilişir ve mabudiyet-i mutlakanın haysiyetine dokundurur, celalini müteessir eder.
şualar - 19
yani mabudiyetten uzaklık noktasında ben de, sen de, üstadım da üstadımız olan hz. muhammed de (sav) eşitiz. ve, rızık, şifa ve hidayet gibi şeyler için allah'tan başka kimseye hakiki minnettar olmamak lazım. şimdi bu yazdıklarım risale-i nur'da en çok anlatılan tevhid ana fikrinin parçaları.
hiç tevhide bu kadar dikkat eden biri ve etrafında toplanan(içinde yüzbinlerce alim olan bir topluluk) şirk ile suçlanabilir mi? sebeplere, vasıtalara, vesilelere hakiki bir kudret atfeder mi? vesileleri -haşa- cenab-ı hakka şerik sayar mı?
belki de (belliki de) sorun bu suçlamayı yapanların bakış açısında.
allah hepimizi sırat-ı müstakime, tahkiki imana, hakiki tevhide, tam ihlasa, daimi takvaya, iffete, hikmete, şecaate hidayet eylesin. amin
devamını gör...
küllerin günü
paris’in sokakları her zaman olduğu gibi kalabalık ama bir yerlerde sessizce ölüm dolaşıyor. birbirine bağlantısız gibi görünen cinayetler, komiser niémans’ı karanlık bir labirentin içine sürüklüyor. her ipucu, her gizli mesaj onu hem geçmişin hem de insan ruhunun karanlık yanlarına yaklaştırıyor.
roman, sadece bir polisiye değil; ihanetin, sırların ve intikamın dokunduğu bir şehir portresi. grangé, okuyucuyu sayfalar boyunca gerilimle tutarken, her çözümün yeni bir soru doğurduğu bir oyun kuruyor. nihayetinde “gerçekten kim suçlu?” sorusu, sadece suçluları değil, herkesin içindeki gölgeleri de sorgulatıyor.
j. c. grange’ın romanlarını seviyorum. neredeyse tamamını okudum, nasıl olduysa bu arada kalmış. türünü sevenler varsa bu kitaba da bir şans verebilirsiniz diyebilirim.
roman, sadece bir polisiye değil; ihanetin, sırların ve intikamın dokunduğu bir şehir portresi. grangé, okuyucuyu sayfalar boyunca gerilimle tutarken, her çözümün yeni bir soru doğurduğu bir oyun kuruyor. nihayetinde “gerçekten kim suçlu?” sorusu, sadece suçluları değil, herkesin içindeki gölgeleri de sorgulatıyor.
j. c. grange’ın romanlarını seviyorum. neredeyse tamamını okudum, nasıl olduysa bu arada kalmış. türünü sevenler varsa bu kitaba da bir şans verebilirsiniz diyebilirim.
devamını gör...
instagram kullanmayan erkek
bence günün sonunda tüm insanlığın geleceği nokta bu.
hepimiz aslında o kadar fazla gerçek dünyayı kaçırıp, telefonlara bağlı kalarak yaşamayı başladık ki, birbirimizin yanından geçerken yine birbirimizi görmüyoruz. insanlar ufak ufak sosyal medya detoksu fikrini aşılamaya başladılar. bunu bende deneyimledim. inanılmaz rahatlamıştım. insan psikolojik olarak kendisini inanılmaz iyi hissediyor. aslında sosyal medyanın üstümüzde ne kadar büyük bir baskısı var. bir şekilde onunla iletişimi kestiğinizde ya da minimalize ettiğinizde anlıyorsunuz.
bence aı'ın yükselmesi durumu büyük manipülasyon. bir gün herkes teknolojiden sıkılacak ve cihazlarının sayısını azaltıp, daha çok sadeleşerek dünyayı deneyimlemeye başlayacak. - yaşayarak, gezerek yani dışarıda etrafa bakarak yürüyerek- koşarak. kısacası anı yaşayarak hayatta kalmaya geri döneceğiz. çok az kaldı diye düşünüyorum. hali hazırda bir sürü insan sosyal medya kullanmayı bıraktı hala bırakıyor. bıkkınlık hali sanılandan çok daha kısa süre önce ortaya çıktı.
hepimiz aslında o kadar fazla gerçek dünyayı kaçırıp, telefonlara bağlı kalarak yaşamayı başladık ki, birbirimizin yanından geçerken yine birbirimizi görmüyoruz. insanlar ufak ufak sosyal medya detoksu fikrini aşılamaya başladılar. bunu bende deneyimledim. inanılmaz rahatlamıştım. insan psikolojik olarak kendisini inanılmaz iyi hissediyor. aslında sosyal medyanın üstümüzde ne kadar büyük bir baskısı var. bir şekilde onunla iletişimi kestiğinizde ya da minimalize ettiğinizde anlıyorsunuz.
bence aı'ın yükselmesi durumu büyük manipülasyon. bir gün herkes teknolojiden sıkılacak ve cihazlarının sayısını azaltıp, daha çok sadeleşerek dünyayı deneyimlemeye başlayacak. - yaşayarak, gezerek yani dışarıda etrafa bakarak yürüyerek- koşarak. kısacası anı yaşayarak hayatta kalmaya geri döneceğiz. çok az kaldı diye düşünüyorum. hali hazırda bir sürü insan sosyal medya kullanmayı bıraktı hala bırakıyor. bıkkınlık hali sanılandan çok daha kısa süre önce ortaya çıktı.
devamını gör...
yaz rüzgarı
kitap adı: yaz rüzgarı
orijinal adı: summer ısland
yazar: kristin hannah
tür: roman / çağdaş edebiyat / duygusal
konu: anne–kız ilişkisi, aile bağları, geçmişle yüzleşme
orijinal yayın yılı: 2001
“anne olmak mı daha zor, evlat olmak mı?” sorusunu alaska’nın serin yalnızlığına bırakan roman. ünlü bir anne, mesafeli bir kız ve yıllarca ertelenmiş cümleler… hikâye sakin başlıyor ama geçmiş açıldıkça bazı gerçekler rahatsız edici olmaya başlıyor. herkesin kendince haklı olduğu bir kırgınlıklar bütünü… finali için değil, o yüzleşme anlarına gelmek için okunuyor.
roman boyunca ruby’nin zorlu çocukluğu, anneliğe hazır olmayışı ve kariyer baskısı anlatılırken; caroline’ın da annesinin sevgisini arayışı ve kendi duygusal yaraları gözler önüne serilir. yaz rüzgârı, hem geçmişin acılarını hem de affetmenin mümkün olup olmadığını simgeler. kitap, anne–kız ilişkisi, affetme, kendini kabullenme ve ikinci şanslar üzerine duygusal ve etkileyici bir hikâye sunuyor.
kristin hannah tarzı sevenlere tavsiye olunur...
orijinal adı: summer ısland
yazar: kristin hannah
tür: roman / çağdaş edebiyat / duygusal
konu: anne–kız ilişkisi, aile bağları, geçmişle yüzleşme
orijinal yayın yılı: 2001
“anne olmak mı daha zor, evlat olmak mı?” sorusunu alaska’nın serin yalnızlığına bırakan roman. ünlü bir anne, mesafeli bir kız ve yıllarca ertelenmiş cümleler… hikâye sakin başlıyor ama geçmiş açıldıkça bazı gerçekler rahatsız edici olmaya başlıyor. herkesin kendince haklı olduğu bir kırgınlıklar bütünü… finali için değil, o yüzleşme anlarına gelmek için okunuyor.
roman boyunca ruby’nin zorlu çocukluğu, anneliğe hazır olmayışı ve kariyer baskısı anlatılırken; caroline’ın da annesinin sevgisini arayışı ve kendi duygusal yaraları gözler önüne serilir. yaz rüzgârı, hem geçmişin acılarını hem de affetmenin mümkün olup olmadığını simgeler. kitap, anne–kız ilişkisi, affetme, kendini kabullenme ve ikinci şanslar üzerine duygusal ve etkileyici bir hikâye sunuyor.
kristin hannah tarzı sevenlere tavsiye olunur...
devamını gör...
nasa
mars örnek getirme misyonu ekonomik nedenlerden dolayı amerikan kongresi tarafından iptal edilen kuruluş. 11 milyar dolar tutacaktı.
kaynak: cumhuriyet.com
kaynak: cumhuriyet.com
devamını gör...
orman meyveli yoğurt yiyen erkek
bayılıyom bak canım çekti başlığı görünce ha
devamını gör...
orman meyveli yoğurt yiyen erkek
ağzının tadını biliyordur.
devamını gör...
afad'a yalan ihbar haberi
tunceli/ovacık/aslandoğmuş köyünde ''mahsuruz'' haberleri nedenli uğraşlar vererek ulaşılan insanların sorunu olmadığının ortaya çıkması saçmalığıdır. 112 çalışanlarına sorulduğunda sorun olmadığını söylemişler ama yine de emin olmak zorunda hisseden afad ekibi, köye varınca soğuk bir duş alma duygusu yaşamışlar herhalde.
hesap sorulur mu? mevzuatta yeri var mı? kimbilir ama sinirlenmek bedava:
bazı sosyal medya hesapları üzerinden “3 gündür mahsuruz, elektriğimiz yok, üşüyoruz, hasta var ve ahırımız çöktü. tunceli ovacık arslandoğmuş köyü. acil yardım talep ediyoruz!” şeklinde paylaşımlar yapılması üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirme zorunluluğu doğduğunu belirten valilik, “112 acil sağlık ekiplerimizle yapılan görüşmelerde hayati bir aciliyet olmadığı teyit edilmesine rağmen, sosyal medya üzerinden vatandaşlarımızın merhamet ve insani duygularının istismar edilmesi suretiyle oluşturulan baskı nedeniyle ekiplerimizin çalışma programı aksatılmış; 2 iş makinesi, 15 saatlik çalışma süresi ve 20 kişilik ekibimizin mesaisi tek bir hane için harcanmıştır.” denildi.
buradan
hesap sorulur mu? mevzuatta yeri var mı? kimbilir ama sinirlenmek bedava:
bazı sosyal medya hesapları üzerinden “3 gündür mahsuruz, elektriğimiz yok, üşüyoruz, hasta var ve ahırımız çöktü. tunceli ovacık arslandoğmuş köyü. acil yardım talep ediyoruz!” şeklinde paylaşımlar yapılması üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirme zorunluluğu doğduğunu belirten valilik, “112 acil sağlık ekiplerimizle yapılan görüşmelerde hayati bir aciliyet olmadığı teyit edilmesine rağmen, sosyal medya üzerinden vatandaşlarımızın merhamet ve insani duygularının istismar edilmesi suretiyle oluşturulan baskı nedeniyle ekiplerimizin çalışma programı aksatılmış; 2 iş makinesi, 15 saatlik çalışma süresi ve 20 kişilik ekibimizin mesaisi tek bir hane için harcanmıştır.” denildi.
devamını gör...
ihsan eliaçık
kuran'dan bir das kapital çıkmayacağına bir gün ikna olacak mı bilmiyorum. ancak kendisi de kızı da umarım birgün kabul ederler..
devamını gör...
instagram kullanmayan erkek
bu cagda sahte olmama ihtimali daha yuksektir.
devamını gör...
normal sözlük
yurtiçinden giren fakirler brave tarayıcı kullanabilir
devamını gör...
kayserispor
aynı anda 4 transferi açıklamış süper lig takımı.
sam mather, jadel katongo, semih güler, görkem sağlam
kaynak: cumhuriyet.com
sam mather, jadel katongo, semih güler, görkem sağlam
kaynak: cumhuriyet.com
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
-bu şiir-
kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,
ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,
sevda ile seslenir sizlere!
kuğu ezgisi, nilgün marmara.
kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,
ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,
sevda ile seslenir sizlere!
kuğu ezgisi, nilgün marmara.
devamını gör...

