zaman tüneli
kerem aktürkoğlu
ali koç denen kripto galatasaraylının fenerimize kazandırdığı genç yetenek
devamını gör...
kolay görünen ama çizmesi çok zor olan şeyler
proje çizimi kolay değildir. proje derken hemen aklınıza mühendis gelmesin ustalar da proje çiziyor.
devamını gör...
aile şerefi
1976 yapımı orhan aksoy filmi.
beş çocuk babası olan ve ailesini geçindirmekte zorlanan rıza'nın, çocukları ile sınandığı ve ailesiyle birlikte zengin ve şuursuz bir aile ile olan mücadelesini konu edinir.
küçük oğluna araba ile çarpıp sakat kalmasına sebep olan oktay'ın, ceza alması ya da bedel ödemesi bir yana dursun; "çok mutluyum çünkü çüküm var" felsefesine dayanarak bir de mağdur ettiği ailenin kızına göz koyması ve dahi tecavüz etmeye kalkmasıyla olaylar çığrından çıkar.
bu film bende sadece "aile nedir, ne değildir?" gibi bir yerden değil de; şeref, onur gibi kavramların, kaybedecek pek fazla şeyi olmayan alt gelir sınıfın elinde olan tek "sınırlarını koruma hakkı" olduğunu gösteren bir yerdedir de. bu bakımdan aslında sınıfsal bir dramadır. oktay iti ve babası, parasının ve çevresinin sağladığı güçle her şeyi satın alabileceğine inanırken; rıza için “aile şerefi”, geriye kalan tek savunma hattıdır.
bir yandan da kaderci bir yerdedir benim zihnimde. bazen her şeyi doğru yaptığında da yanlış bir şeye denk gelebilir; şanslıysan düzeltebildiğin kadar düzeltebilirsin ama en nihayetinde damağında kalan tat buruktur. filmi izlemek bende bu buruk tadla çağrışım yapar her zaman. zira hayat budur ve tadı buruktur çoğu zaman.
beş çocuk babası olan ve ailesini geçindirmekte zorlanan rıza'nın, çocukları ile sınandığı ve ailesiyle birlikte zengin ve şuursuz bir aile ile olan mücadelesini konu edinir.
küçük oğluna araba ile çarpıp sakat kalmasına sebep olan oktay'ın, ceza alması ya da bedel ödemesi bir yana dursun; "çok mutluyum çünkü çüküm var" felsefesine dayanarak bir de mağdur ettiği ailenin kızına göz koyması ve dahi tecavüz etmeye kalkmasıyla olaylar çığrından çıkar.
bu film bende sadece "aile nedir, ne değildir?" gibi bir yerden değil de; şeref, onur gibi kavramların, kaybedecek pek fazla şeyi olmayan alt gelir sınıfın elinde olan tek "sınırlarını koruma hakkı" olduğunu gösteren bir yerdedir de. bu bakımdan aslında sınıfsal bir dramadır. oktay iti ve babası, parasının ve çevresinin sağladığı güçle her şeyi satın alabileceğine inanırken; rıza için “aile şerefi”, geriye kalan tek savunma hattıdır.
bir yandan da kaderci bir yerdedir benim zihnimde. bazen her şeyi doğru yaptığında da yanlış bir şeye denk gelebilir; şanslıysan düzeltebildiğin kadar düzeltebilirsin ama en nihayetinde damağında kalan tat buruktur. filmi izlemek bende bu buruk tadla çağrışım yapar her zaman. zira hayat budur ve tadı buruktur çoğu zaman.
devamını gör...
survivor izleyince gelen mutluluk hissi
erkekse kadınlara bakıp eşine bir posta atıp uyur sabah işe gider. kadınsa erkeklere bakar kadınları kıskanıp kötüler üç harfli market abur cuburu sonrası hunharca sevişilip uyunur. eşek gibi çalıştıktan sonra bir nebze kişiyi hafifleten mutluluktur. kırsaldakiler olmasa reyting dibi boylar. ada okyanus mayolu kadınlar.
devamını gör...
ülkede bunca sıkıntı ve belirsizlik varken tartışma programlarında saçma sapan şeylerin konuşulması
insan gerçekten hayret ediyor.
devamını gör...
sözlükteki atatürk düşmanları
atatürk düşmanlığı gösteren yorumlarına denk gelince engelleyip geçtiğim kullanıcılar. ekşi'de atatürk düşmanlarının sayısı akıl almaz boyutlardaydı, ekşi yönetimi bunlara arka çıkıyordu.
bu tür kullanıcılar genelde trol oluyor. bazen de türk düşmanlığından yada dincilikten doğan hazımsızlıklarıyla atatürk'e de laf söyleyebilen gerçek hayatta türk vatandaşı olmadıklarını umduğum kişiler oluyor.
atatürk aslında bir fikir. onun fikirlerini özümseyenler, dünyada durduğu yeri ve seçtiği yolu anlayıp ona göre yaşayanlar da birer atatürk olabilir. türklerin bir kurtarıcı beklemesine gerek yok, biraz azmetsek kurtarıcı kendimiz olacağız. düşünsenize bir tanesiyle baş edemediler ve türk milletinin içinden daha milyonlarca atatürk çıkma potansiyeli var.
o yüzden aslında o fikri yok etmek istiyorlar. atatürk hiç umutsuzluğa kapılmadı, türkleri umutsuzluğa sürüklemeye çalışıyorlar. atatürk'ün ilkelerini benimseyen türkleri, ilkelerinin yetmediği yerde akıl ve bilimi yol gösterici olarak seçen türkleri, yani türkiye'nin asıl evlatlarını düşman belliyorlar. yahudi tipi propagandalarla durmaksızın kurtuluş savaşı'nın ilk adımı atıldığından beri atatürk'ün temsil ettiği her şeye havlıyorlar. son 23 yıldır yada 1950'lerden beri değil. mustafa kemal paşa kurtuluş planlarını düşünmeye başladığı günlerden beri...
ek: atatürk'ü adeta ilahlaştırmayın, ondan bir daha gelmez demeyin. atatürk bir mucizevi işler yapmış gibi görünse bile bunu alın teriyle, bileğinin hakkıyla, zekasını kullanmasıyla ve sonunda da türk milletinin desteğiyle başardı. nice zeki ve çalışkan insanlar türkiye'de bir atatürk olmak yerine kolayı seçip yurt dışına yerleşiyorlar. atatürk'ün savaştığı emperyalizm, atatürkçülüğe işte böyle gol atıyor.
atatürk, atatürk olana kadar çok çalıştı, çok okudu, kafasını çalıştırdı. günler yetmedi gece yarılarına kadar kendini kitaplara gömdü. içindeki vatan ve millet sevgisinden güç aldı. bazı atatürkçülerin yaptığı gibi ilk fırsatta başka bir ülkeye göçmedi. pekala yapabilirdi. o yüzden atatürk'ü lütfen içi boş söylemlerle popülizme yada kutuplaşmadan doğan nefretinize alet etmeyin. çünkü bu atatürk'ün anısına büyük bir hakaret olur bence.
ama maalesef bugün kendine atatürkçü diyen ve yankı odalarında birbirlerini pohpohlayan herkes tam olarak bunu yapıyor. kafalarını çalıştırmak, dirsek çürütüp çözüm üretmeye çalışmak yerine kabileci bir zihniyetle atatürkçü olduklarını iddia ediyorlar. sonra gidip y-chp'nin tepeden gösterdiği aday kim olursa olsun protesto etmeden tıpış tıpış oy veriyorlar. bana göre bugünkü atatürkçülerin çoğunun varlığı bile devrimci ulu önderimize bir hakarettir. hani gitmeyip savaşalım denir ya, nasıl savaşacağız sorusu aslında önümüzdeki atatürk örneğiyle cevaplanabilir. çok çalışarak, akıllı olarak, milletçe birlik olarak...her şeye kızıp kendi köşemize çekildiğimiz, şikayet edip edip hareketsiz kalmamız yetmedi mi?
bu tür kullanıcılar genelde trol oluyor. bazen de türk düşmanlığından yada dincilikten doğan hazımsızlıklarıyla atatürk'e de laf söyleyebilen gerçek hayatta türk vatandaşı olmadıklarını umduğum kişiler oluyor.
atatürk aslında bir fikir. onun fikirlerini özümseyenler, dünyada durduğu yeri ve seçtiği yolu anlayıp ona göre yaşayanlar da birer atatürk olabilir. türklerin bir kurtarıcı beklemesine gerek yok, biraz azmetsek kurtarıcı kendimiz olacağız. düşünsenize bir tanesiyle baş edemediler ve türk milletinin içinden daha milyonlarca atatürk çıkma potansiyeli var.
o yüzden aslında o fikri yok etmek istiyorlar. atatürk hiç umutsuzluğa kapılmadı, türkleri umutsuzluğa sürüklemeye çalışıyorlar. atatürk'ün ilkelerini benimseyen türkleri, ilkelerinin yetmediği yerde akıl ve bilimi yol gösterici olarak seçen türkleri, yani türkiye'nin asıl evlatlarını düşman belliyorlar. yahudi tipi propagandalarla durmaksızın kurtuluş savaşı'nın ilk adımı atıldığından beri atatürk'ün temsil ettiği her şeye havlıyorlar. son 23 yıldır yada 1950'lerden beri değil. mustafa kemal paşa kurtuluş planlarını düşünmeye başladığı günlerden beri...
ek: atatürk'ü adeta ilahlaştırmayın, ondan bir daha gelmez demeyin. atatürk bir mucizevi işler yapmış gibi görünse bile bunu alın teriyle, bileğinin hakkıyla, zekasını kullanmasıyla ve sonunda da türk milletinin desteğiyle başardı. nice zeki ve çalışkan insanlar türkiye'de bir atatürk olmak yerine kolayı seçip yurt dışına yerleşiyorlar. atatürk'ün savaştığı emperyalizm, atatürkçülüğe işte böyle gol atıyor.
atatürk, atatürk olana kadar çok çalıştı, çok okudu, kafasını çalıştırdı. günler yetmedi gece yarılarına kadar kendini kitaplara gömdü. içindeki vatan ve millet sevgisinden güç aldı. bazı atatürkçülerin yaptığı gibi ilk fırsatta başka bir ülkeye göçmedi. pekala yapabilirdi. o yüzden atatürk'ü lütfen içi boş söylemlerle popülizme yada kutuplaşmadan doğan nefretinize alet etmeyin. çünkü bu atatürk'ün anısına büyük bir hakaret olur bence.
ama maalesef bugün kendine atatürkçü diyen ve yankı odalarında birbirlerini pohpohlayan herkes tam olarak bunu yapıyor. kafalarını çalıştırmak, dirsek çürütüp çözüm üretmeye çalışmak yerine kabileci bir zihniyetle atatürkçü olduklarını iddia ediyorlar. sonra gidip y-chp'nin tepeden gösterdiği aday kim olursa olsun protesto etmeden tıpış tıpış oy veriyorlar. bana göre bugünkü atatürkçülerin çoğunun varlığı bile devrimci ulu önderimize bir hakarettir. hani gitmeyip savaşalım denir ya, nasıl savaşacağız sorusu aslında önümüzdeki atatürk örneğiyle cevaplanabilir. çok çalışarak, akıllı olarak, milletçe birlik olarak...her şeye kızıp kendi köşemize çekildiğimiz, şikayet edip edip hareketsiz kalmamız yetmedi mi?
devamını gör...
22 ocak 2026 fenerbahçe aston villa maçı
babaaaa sapllaaaaaaaa tüm gslilere de sapllllaaaaaaaa
devamını gör...
yaralı kuş taşlanır mı sorusu
kuş yarasını gösterirse taşlayanı çok olur.
devamını gör...
güne bir türkü bırak
halk müziği seven genç kızların ilk aşkı...
devamını gör...
iyi niyetli bayat ekmek
taze değil ama gideri var.
bakkal bugün ilk defa aldığım ekmeğe fiş kesti. hayırdır inşallah dedim katladım cebime koydum çıktım.
kapının önündeki cipslerin orada üç buçuk tane zibidiyle ufak bi muharebe yaşandı. ben çıktıkça birisi itiyor geri giriyorum. ilk üç deneme başarısız oldu en arkadaki tıfılı kestim gözüme, ezdim geçtim. buçuk o. önce dikkat etmemişim kıyafetleri baya janti, pahalı bi kavga çıkacak.
klasik, hayırdır birader sesleri enseme çarpıp geri sekiyor. içlerinden birisi kolumu çekip beni çevirdi. tam sağ kolumu yumruk için şarj ederken direkt tepeme vurdular o saniye yerdeyim. öldüm sandılar ama kalktım. horozdan idmanlıyım beni kovalayan çok. hızlı koşarım kaçarım hesabı yaparak ayağa kalktım ama gitmedim. erkeklikten değil tembellikten koşamadım. kocaman mont, nar çiçeği şort ve banyo terliğiyle düşlenen ivmeyi yakalayamazsın devotus dedim, mecbur dövüşcez.
bakkalın oğlu ayıp oluyor beyler bayan var gibi şeyler söyleyerek bana zaman kazandırdı. itiş kakış derken koluma karnıma falan yumruk yiyorum ama hala tek parçayım.
üstünde atlet, altında pijama, elinde bastonla bi dayı da girdi. erkekliğe sığar mı lan diye bağırıyor. sığmaz. baston da aksesuar değilmiş baya iyi savurdu dayı. dayıyı gören berber de yettim emmoğlu diyerek gelince elemanları güzelce çitiledik.
tavşanlı’yı bilenleriniz vardır. kanalın güneyinde biz kuzeyinde karakol. hemen iki tane polis geldi. birisi genç diğeri tasarruf modunda. amcayla berber sanki hiç orada olmamış gibi yok oldular. yerde üç buçuk zargana ve ayakta hiç yıpranmamış ben kaldık. yaşlı polis ne yaptın dedi, hiç dedim. yerdekileri kaldıralım japonu da alalım dedi. japonu alın evet dedim. japon sensin dedi genç olan. ben japon olamam dedim, maalesef dedi. ekmek almıştım dedim ama ekmek yok. ani bi karbonhidrat kaybı yaşandı olay yerinde. yaşlı olan gözünü devirdi. emekli sayılırım tonunda çıkardığı sesle nerede dedi. çıkarıp fişi gösterdim. japonu salın dedi. salın deyince böyle kalabalık bi kitleye sesleniyor gibi ama bi tane genç polis var etrafta. japon gidiyor dedim genç olana, maalesef dedi.
fiş alın, fiş hayat kurtarır.
bakkal bugün ilk defa aldığım ekmeğe fiş kesti. hayırdır inşallah dedim katladım cebime koydum çıktım.
kapının önündeki cipslerin orada üç buçuk tane zibidiyle ufak bi muharebe yaşandı. ben çıktıkça birisi itiyor geri giriyorum. ilk üç deneme başarısız oldu en arkadaki tıfılı kestim gözüme, ezdim geçtim. buçuk o. önce dikkat etmemişim kıyafetleri baya janti, pahalı bi kavga çıkacak.
klasik, hayırdır birader sesleri enseme çarpıp geri sekiyor. içlerinden birisi kolumu çekip beni çevirdi. tam sağ kolumu yumruk için şarj ederken direkt tepeme vurdular o saniye yerdeyim. öldüm sandılar ama kalktım. horozdan idmanlıyım beni kovalayan çok. hızlı koşarım kaçarım hesabı yaparak ayağa kalktım ama gitmedim. erkeklikten değil tembellikten koşamadım. kocaman mont, nar çiçeği şort ve banyo terliğiyle düşlenen ivmeyi yakalayamazsın devotus dedim, mecbur dövüşcez.
bakkalın oğlu ayıp oluyor beyler bayan var gibi şeyler söyleyerek bana zaman kazandırdı. itiş kakış derken koluma karnıma falan yumruk yiyorum ama hala tek parçayım.
üstünde atlet, altında pijama, elinde bastonla bi dayı da girdi. erkekliğe sığar mı lan diye bağırıyor. sığmaz. baston da aksesuar değilmiş baya iyi savurdu dayı. dayıyı gören berber de yettim emmoğlu diyerek gelince elemanları güzelce çitiledik.
tavşanlı’yı bilenleriniz vardır. kanalın güneyinde biz kuzeyinde karakol. hemen iki tane polis geldi. birisi genç diğeri tasarruf modunda. amcayla berber sanki hiç orada olmamış gibi yok oldular. yerde üç buçuk zargana ve ayakta hiç yıpranmamış ben kaldık. yaşlı polis ne yaptın dedi, hiç dedim. yerdekileri kaldıralım japonu da alalım dedi. japonu alın evet dedim. japon sensin dedi genç olan. ben japon olamam dedim, maalesef dedi. ekmek almıştım dedim ama ekmek yok. ani bi karbonhidrat kaybı yaşandı olay yerinde. yaşlı olan gözünü devirdi. emekli sayılırım tonunda çıkardığı sesle nerede dedi. çıkarıp fişi gösterdim. japonu salın dedi. salın deyince böyle kalabalık bi kitleye sesleniyor gibi ama bi tane genç polis var etrafta. japon gidiyor dedim genç olana, maalesef dedi.
fiş alın, fiş hayat kurtarır.
devamını gör...
22 ocak 2026 fenerbahçe aston villa maçı
kapppttaaaaaan kaç kilo taş**********k var sende kaptaaannnn.
devamını gör...
akit a haber misvak diriliş ertuğrul mustafa ceceli
survivor'ı da ekle. sıcak aile tablosudur kudurn dedirtir.
devamını gör...
22 ocak 2026 fenerbahçe aston villa maçı
orta sahada topu yere indirip kafayı kaldırıp oyunu okuyacak adam lazım fenere. asansio'dan medet umduk ama olmadı. fred zaten nasıl brezilyalı anlamadık. talisca'nın yapacağı iş bu. dur bakalım giriyor oyuna.
devamını gör...
22 ocak 2026 fenerbahçe aston villa maçı
bir ingiliz takımıyla olan istanbul'daki maçta bu kadar yağmur yağması da büyük talihsizlik olmuş fener adına. ingilizler kendi ülkelerinde sürekli yağış altında oynamaya alışkın zaten. fenerbahçe ise o kadar da alışkın değil.
devamını gör...





