zaman tüneli

üç kez seni seviyorum diye uyandım
tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum.

sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün.

sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
-taflanım! diyordu bir ses duyuyordum.

cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.

kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum.

eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun.

deniz eskisi

ilhan berk
devamını gör...

maçım yoksa,evde yalnız değilsem izlemiyorum. gerek yok boş şeylere.
devamını gör...

herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı '60 günlük yatay seyir' döneminin sonuna gelindi. bakalım kriptopara aleminde patlama tarzı bir şey olacak mı?

bitcoin haftalardır adeta uykuda, ancak bu durgunluk bir son değil, devasa bir başlangıcın habercisi olabilir. tarihsel veriler, piyasanın daha önce hiç yanılmayan "60 günlük sessizlik" döngüsünün sonuna geldiğini fısıldıyor. bu gizemli pencere kapandığında, kripto dünyası daha önce görmediği bir fırtınaya tanıklık edebilir. işte ekranların arkasında hazırlanan o büyük senaryo...

bitcoin (btc) yatay seyrederek yatırımcısını bıktırırken, grafiklerin derinliklerinde çok daha farklı bir hikaye yazılıyor. küresel piyasa uzmanlarının dikkat çektiği bir istatistik, bitcoin’in yaklaşık iki aydır (60 gün) devam eden enerji toplama sürecinin "patlama noktasına" ulaştığını gösteriyor. kripto tarihinde bu denli uzun süren sessizlikler, genellikle piyasayı yerinden oynatan hareketlerle sonuçlandı.

60 günlük sessizlik: fırtına öncesi biriktirme mi?
buradan
devamını gör...

çingene mitolojisinde vampirler, ama tam anlamıyla bizim bildiğimiz vampirler gibi değil bunlar. birçoğu doğarken ölen veyahut doğalı çok ölmeden ölmüş bebekler. bunlar yeraltı dünyasında otuz yaşına kadar gelişiyor ve 30 yaşından sonra insanlara kan kusturmak için dönüyormuş dünyamıza. bu mulolar çok yüksek dağlarda yaşar ve insanlardan çaldıkları hazinelere bekçilik ederlermiş.

işin tanım kısmı bi yana dursun, bu konuyla ilgili birde hikaye anlatıp girdimi noktalayacağım. büyüdüğüm yer bir roman mahallesi, insanları tanıdığım en müthiş, en karakterli, en gönlü bol ve yardımlaşmayı seven insanlardı.

yaşadığım eve çok yakın olan, hemen arka tarafımıza kalan bir yer var, yaşadığım ev ile arasında 5 metre bile yok. bu ev çok uğursuz anlatılmış insanlara zamanında, girenler barınamadılar, orada çok kötü olaylar oldu gibisinden. bir ara babama sordum, "ne yaşandı burada?" dedim. "burada yaşayan bir aysel abla vardı, aysel abla gençliğinde akli dengesini yitirdi ve yeni doğurduğu bebeğini canlı canlı buraya bir yere gömdü gibi bir efsane var, kimisi de birine evlatlık verdiler bebeğini, o yüzden gömdü gibi yalan uyduruldu, karmakarışık hikaye ama burada oturana rahat vermeyen bir şeyler var." dedi.

bir gün sigara içiyorum bahçede, bir bebek ağlaması almış başını gidiyor, sanki bebeği alıp sıcak bi kazana falan batırıyorlar, acı çektiriyorlar resmen. dedim ne oluyor bu nedir, bir baktım roman mahalle dostlarımız gelmiş bizim tarafa, "mulo bu, yine kim bilir ne yapacak, allah vere de canınızı yakmasa..." falan dediler, ben de güldüm ettim tabi, çok değil, aynı gece bir yangın çıktı bizim burada, arka tarafta o evde oturan insanlardan bir tanesi yaşamını yitirdi, yangın bizim eve sıçradı, çatı tutuştu ama çok çabuk söndürüldü.

aradan 3 sene geçti, yine böyle bir bebek ağlaması duyduğunu söyledi annem. size yemin ediyorum aynı hafta yine kocaman bir yangın, allahtan ki kimse yoktu orada. yangın biter bitmez mahalleli "allahın cezası mulo, rahat vermedin insanlara, nası bir nefretin var." gibi bağıra çağıra beddualar ettiler.

işin tuhaf tarafı şu ki, bu yangınlar ile yıllar önce uydurulan bir dedikodu arasında bir bağ kurmak istemem ama emin olduğum kısım şu ki hala roman vatandaşların korktuğu bir mitlojik yaratık bu mulo.
devamını gör...

sezon sonu kasımpaşa ya kiralarsınız bir şey olmaz.
devamını gör...

profilde püsküllü kadir yazıyor lan linke tıklayınca. püsküllünün atatürk'ün ruhuyla konuştuğuna inanıyorsun da, buna mı takıldın derler adama.
he amaç atatürk'e saldırmaksa aynı dilden karşılık verelim. dünyanın en önemli kitabı olması gereken, her cümlesi dolu dolu yol gösterici olması gerekirken, muhammadın evine yemeğe gidince çok kalmayın size bişey de diyemiyor ama küsüyor falan yazan kutsal kitaba inandın da, atatürk'ün akşam yemeğine kaç kişi geldiğiyle mi sorun yaşadın. tamam la tamam o sofradaki atatürk değil, ee ne değişti hayatında. boşver sen, zaten istesen de gidemeyeceğin çünkü 15 asır önce ölmüş adamın sofrasına gitmemen gerektiğini belirten şeyi oku.
devamını gör...

mesele insanlıksa her daim bir adım önde.
devamını gör...

sarı kuşlar şaşırtmadı yine. dua etsinler adamlar gününde değildi. kaç tane kaçırdılar. hala yok iyi oynadık,ben razıyım lafları.razı olmak puan getirmiyor.
devamını gör...

ortalama trabzonlu zekası
(bkz: neyabaysın)
devamını gör...

yönetmen kolltuğunda ben wheatley bulunan, oyuncu kadrosunda ise cillian murphy, brie larson, armie hammer, sam riley gibi yıldızlar bulunan, sanki arkadaş çevresinde "moruk bi film çekelim, eğlenelim, ateş mateş edelim lan canım sıkılıyor, iki ter atarız." fikriyle yola çıkılmış bu filmden bahsetmeliyim sizlere.

konusundan başlayalım. yıl 1978, 2 farklı çete eski bir depoda buluşup silah ticareti yapacaklardır. her şey usülüne göre ayarlanmış olsa da bir şeylerin ters gitmesi üzerine bu iki grup önce gerilir, sonra da birbirleriyle çatışmaya başlarlar, biz de izleyici olarak bu çatışmanın tam ortasında kalırız.

filmin geçtiği tarih yetmişlerin sonu gibi gözükse de bize o zamanları hiç hissettirememiş açıkçası... oyunculuklar güzel gözükse de bazı yerlerde senaryo o kadar saçmalıyor ve yerinde sayıyor ki, bir an "birbirinizi vurun artık, bu kadar kolsuz olmayın yahu!" diye bağırırken bulabiliyorsunuz kendinizi.

film başlarda gerebilecek, aksiyonu bize her kısmıyla yaşatabilecekmiş izlenimi verse de her geçen dakika tempoyu düşürmekle kalmıyor, bir zamandan sonra dağa taşa duvara ateş eden cillian murphy izliyoruz... hayır bak güzel aksiyon sahneleri olsa amenna, izlerim. arkadaş ben bir filmde 15'e yakın insanın birbirlerine en az 500 mermi sıkıp bir tane bile isabet ettiremediğine denk geldim...

diyaloglar da çok eh işte... daha iyi olabilecek bir filmdi bu, hatta ve hatta çok daha iyi olabilecek bir potansiyeli vardı ama ne yazık ki harcanmış gibi geldi bana..

ama yiğidi öldürüp hakkını yiyemem, su gibi akan bir filmdi kendisi..

1 saat 40 dakika boyunca birbiriyle sadece çatışan 14 adam ve 1 kadın izlemek istiyorum diyor iseniz, klişelerde boğulmaya can atıyorsanız tam size göre bi film.
devamını gör...

olur da 20 üstü paralara alınırsa başkanın gitmesi yakındır.
devamını gör...

sadece tartışma programlarında mı. biraz kendimize de iğne batıralım. asgari ücret saçmasapan bir meblağa gelirken biz iddia oynayan futbolcuları konuşuyorduk. sokaklarda 14-15 yaşındaki çocuklar yine 14-15 yaşındaki hırtlar tarafından katledilirken uyuşturucu kullanan ünlülerle meşguldük.
birileri neyi konuşacağımızı belirleyip bizi farklı şeylerle meşgul etmeye, uyutmaya çalışıyor olabilir ama biz de zaten bu yola meyilliyiz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

mutlu galiba ilşkimizden. çünkü benim minnoşluk seviyesi işte yapay falan dinlemiyor bazen.
devamını gör...

sezon başında kimsenin tanımadığı birine 30 milyon euro veriyormuşuz gene. bu gidişle kulübün adını gs değil 30m yapacağız. biz real madrid miyiz 30 milyonu çerez parası gibi görüp ya tutarsa transferleri yapalım. kasamızdan o para çıkacaksa adam kendini kanıtlamış olacak. elbette kendini kanıtlayan yıldız adamlar o paralara gitmiyor artık ama bizim de bütçemiz ve koşullarımız böyle.
alır birkaç sene içinde avrupa'ya şu paraya satarız diyorlar. herkese öyle dediler, kimi sattık öyle. yaşı genç her oyuncuya böyle bakılıyor, öyle olacağının garantisi var mı. mesela yusuf demir de yıldız olacaktı, avrupa'da büyük takımlara gidecekti dimi noldu o iş. emre mor vakası adlı olay.

pek izlemedim de napıyor messi'nin çıktığı gibi mi oynuyor. adam trabzon'da yaşıyor, atıyorum 2 milyon alıyor. eskiden olduğu gibi istanbul kozu oynayacaksın, şampiyonlar ligi'nde kendini gösterme imkanı olduğunu söyleyeceksin, kulübüne de zaten 5'e almıştın 8-10 vereyim diyeceksin, gerekirse bir sonraki satıştan pay vaad et ama elinde patlama ihtimali de olan adam için bir anda aldığının 6 katı parayı peşin verme. adamın bizde şampiyonluk görme ihtimali trabzon'a göre daha yüksek. kariyeri için şampiyonluk önemli kozu falan kullan. hemen florya'yı teslim etmenin anlamı yok. gelirse gelir gelmezse dünyada tek bu adam mı var. singo'ya 30 verdin de noldu.
devamını gör...

(bkz: aleyna)
devamını gör...

yok mu şöyle maşallah diye menşın atmalık bi görsel?
devamını gör...

fenerbahçe'nin futbolu elit seviyede bilen iki tane topçusu var; asensio ve talisca. aynı anda sahada olunca rakip aston villa bile olsa üretebiliyorsun. bugün ikisiyle maça başlayabilecek durumda olsak, yani arkalarında guendouzi & ismail ikilisi koyabilsek başka maç olurdu.
devamını gör...

#3857389
ahahahaha ulan!!! ne güldüm akşam akşam şuna...

hiç bir şey beni laf soktuğunu zanneden bir fikirsiz ergen kıvranışı kadar eğlendirmiyor yahu.
devamını gör...

ikisi de. birbirlerini tamamlıyorlar, biri olmadan diğeri eksik kalıyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim