zaman tüneli

(bkz: köylülerin lakap takarken çok insafsız olması)

bir bacağı kısa diye acımasız köylüler tarafından şubat lakabı takılmış cengaver.
devamını gör...

moray çiçeği mi mor ay çiçeği mi şimdi acaba
devamını gör...

şekersiz çaya alışamayan benim gibi biri, üç gündür şekersiz çaya alıştırdı kendini. kimseye de çaya şeker atmayı bırakın demiyorum, bu irade meselesi. kolay olmuyor, arada kaçamak yapıp tek bir şeker atmak isteme düşüncesi oluyor. ama sağlık her şeyden değerli. en büyük korkum diyabete yakalanmak. whatsapp'tan gelen şeker ve kanser ilişkisi konulu iletiyi okur okumaz, işaret fişeği çakıldı. neyseki bu sorun da aşıldı. şekeri doğal yollardan karşılamak gerek ( bal, meyve vs.). şeker kullanılacaksa da aza indirmeli. biri baklava veya çikolata ikram etti, komşu aşure veya helva getirdi, yenilebilir ama alışkanlık haline getirilip her gün yenmemeli. özellikle kilo almaktan şikayet edip fit görünüme kavuşmak isteyenler, bunu dikkate almalılar.
devamını gör...

o kadar çok kullanılıyor ki içi boşaltılan klişeler arasında maalesef.

gerçekten o hissiyatla söyleniyorsa kıymeti büyük.
devamını gör...

yatırımdır.
devamını gör...

bir süredir boş boş ekrana bakıyorum.
tanıdık olmayan bir ifade.
devamını gör...

yok düğünü de biz yapalım bari
gramdır o
çeyrek olsa duramazsın
devamını gör...

şekere ulaşamadığı için mecburen bırakmış olan kişidir.

gençler bilmez, istanbul üniversitesi mühendislik fakültesi avcılar'da taaaa gölün arkasında bir yurt yaptırmıştı. çöl gibiydi. o kadar uzaktı ki okuldan servisle giderdik. yurtta pencereden dışarı baktığınızda vahşi batı filmlerinde yerde yuvarlanan otlar gibi otlar görürdünüz. veterinerlik fakültesi yakında olduğu için yılkı atları sarmıştı ortalığı. üniversiteden yurda gideyim diye yola koyulunca bazen arkanızdan 10-15 tane at sürüsü koşardı. kenara çekilmeyenin vay haline.

neyse efenim bu yurtta kalırken küp şeker bitti. kış zamanıydı gidip alamadık. 1 hafta boyunca çayı şekersiz içtik. alışkanlık yaptı. meğer çayın tadı şekersizken daha güzelmiş. o gün bugündür "lanet olsun matematiğe de atom fiziğine de" deyip şekeri bıraktım.

şimdi ise çayın yanında 3 paket çikolata gömüyorum.
devamını gör...

doğum gününü kutladığım arkadaşlarıma söylüyorum. çünkü neden olmasın..? bazen herkesin mutlu olmaya, iyi hissetmeye hakkı var..
devamını gör...

eskinin kütüphane aşıkları şimdinin sözlük aşıkları…
devamını gör...

birisi size dolandırıcı olmadığını ispat etmeye çalışıyorsa dolandırıcıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normaldir.
devamını gör...

(bkz: arkadaşlar bu bir virüs olabilir mi)
devamını gör...

kendi kendine söylemek bile güzel.
kaldıki başkasına söylemek ya da başkasından duymak...
devamını gör...

şaka maka eyt vuracak olması
devamını gör...

telefon çaldı bir gün. hattın diğer ucundaki arkadaşım "lütfen hemen bize gel, gördüklerine duyduklarına inanamayacaksın" dedi. ne kadar çabaladıysam neler olduğu hakkında hiçbir ipucu vermedi. el mahkum, dediğini yaptım.

on sekiz aylık oğlunun daha o yaşta dört işlem yapabildiğini iddia ediyordu. yok artık dedim. vallahi diyerek gidip kucağında yavrusuyla döndü:

-söyle bakalım şevket, 10 ile 5'i toplarsak kaç eder?

nefesimi tuttum. çocuk kocaman bir kahkaha atıp:

+ummeş dedi.

donakalmıştım. oha lan, nasıl bilebilirdi. daha ilk şaşkınlığı üzerimden atamadan babası bu kez:

-pekiii, yirmiden beşi çıkarırsak? diye sordu. cevap odada ışık hızıyla yankılandı:

+ummeş!!
-hmm, beş kere üç?
+eheuhe ummeş!

el kadar bebek utanmasa eksi on beşin mutlak değer dışına alındığında neye dönüşeceğini dahi bilecekti.

ebeveynleri güle oynaya mutfağa yönelince odada minik deha ile baş başa kaldık. takdir ve hayretle yüzüne bakıp "adın ne lan senin?" dedim. eleman mutluluktan duvarlara tırmanıyordu artık. bir kahkaha daha patlattı:

+ummeş!!

derken bizim arkadaş kapıda göründü. duyduğu gururu burun deliklerinden bile okuyabiliyordum.

-allah aşkına, ne diyorsun bu işe? dedi.
+maşallah abi, zeka küpü dedim.
devamını gör...

bozuk saat misali bazen doğru yolu buluyoruzdur.
devamını gör...

duymayalı o kadar uzun zaman oldu ki.
sanki birileri bu cümleyi benden çoktan geri almış, ya da ben yavaş yavaş bu cümleyi hak eden biri olmaktan çıkmışım. demek ki gerçekten yokmuşum.
devamını gör...

30 yaş üstü olup ergen kalabilenlere ayrı bir parantez açıyoruz değil mi? zira çoğunluk onlardan oluşuyor.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim