zaman tüneli

yaşadığın mevzulara dair farkındalıklar her ne kadar güzelse bu olaya dair olan farkındalıkların varlığını inkar etmeye çalışırmış gibi kabullenemiyor olmak bi o kadar kötü.
devamını gör...

kendisine daha önce vakit ayırmışlığım var aslında ama bu geceden sonra ayıracak vaktim daha da çok. en son bu kadar kahkahayı geçen sene bu zamanlar atmıştım. o kadar atmışım ki geri bildirimde bile bulundum, çünkü instagramda sadece komedyenlere yürürüm. şimdi çıkıp bir kez daha aynı gösteriyi yapsa baştan sona izlerdim, kahkaha seslerinden kaçırdığım yerleri de yakalamış olurdum. var olsun.
devamını gör...

siz bilirsiniz. ne denir ki başka buna?
devamını gör...

tabii ki onları çok yakından tanımamız mümkün değil. fakat dışardan görünen o ki barış manço ve özkan uğur kadar etrafına pozitif enerji saçan, iyi niyetli kimse yok ünlü camiasında. bizim de şanssızlığımız, ikisini de doyamadan kaybettik. mekanları cennet olsun.
devamını gör...

tam bir deniz insanı, tıpkı benim gibi. bu hayaline de sahip çıkıyor, yaşatıyor. teknesiyle ege'ye açılıyor, yüzüyor, dalıyor. ayrıca bozcaada'da kendisine ait bir çiftliği var. bir insan hayattan daha ne ister. çoğu insanın emeklilik hayalini yaşıyor. ama emek de vermiş aynı zamanda. çiftliğinde bulunan ağaçların ekimi, bakımı ve diğer birçok şey için uzun yıllar çalışmış ve sabretmiş. gerçekten takdir edilesi bir insan.
devamını gör...

satırlarıma sosyal medyada gördüğüm bir alıntı yazı ile başlamak istiyorum;

“hayatımın en güzel anılarını, artık hiç konuşmadığım, konuşmayacağım insanlarla yaşadım. hayatın garip tarafı bazı bölümler kahkalarla, aşkla sabaha kadar süren sohbetlerle doludur. ama yine de yarım kalır, bir kapanışı olmaz. her zaman bir veda yaşanmaz; bazı insanlar sesssizce geri çekilir. bir zamanlar her şey olan anılar ise içimizde yankı olarak kalır. can yakan şey, o anıların gerçek olmaması değil; bağın kalıcı olmaması. birbirimize sırlarımızı açtık, tutulmayacak sözler verdik, hiç gerçekleşmeyecek gelecekler kurduk. ama yine de onları silmek istemezdim. çünkü o anlarda, geçici bile olsa, birbirimizin hayatında olmamız gereken kişilerdik. şunu öğrendim; herkes hikayende sonsuza dek kalmak için gelmiyor. bazıları ders, bazıları mucize, bazıları ise ikisi birden oluyor. artık konuşmuyor olmamız onları unuttuğum anlamına gelmiyor. içimde bir öfke veya kırgınlıkta yok. sadece bazı anıların geçmişte ait olduğu ânda kalmasına izin verdim. bu yazıyı okuduğumda kendimle çok özdeşleştirmemin haricinde şunu diyebilirim ki hayatın paradigması asla aynı kalmaz.

hayatın paradigması asla aynı kalmaz. özetle nelerin geçebileceğini, nelerinde değişebileceğini bazen biz bazen de akış belirliyor. geçtiğimiz pazartesi derslerim başladı. ilk haftanın ders yükünün hafif olmasından kaynaklı 1 haftada fiziksel dinlenme kafa tatili vermemin sonucunda 3sezon dizi izledim, 2 kitap okudum,bol bol uyudum, köpeğimle ilgilendim, ailemle zaman geçirdim. içinde bulunduğum stk ile evsizlere çorba yapıp dağıttık, ben 3 yetim 5. sınıf kız öğrencilerine gönüllü türkçe dersi vermeye başladım bana edilen bir teşekkürün bir allah razı olsun denmesinin kalbimi ne kadar ısıttığını ve yaşadığım manevi tatmini anlatmam mümkün değil. sonrasında mekanda çocukluk arkadaşımın 23. yaş gününü kutladık aynı zamanda arkadaşlığımızın da 17.senesiymiş birbirimizin tüm kişisel gelişimine fiziken veya iletişim yoluyla hakim olmamızın yanı sıra birbirimize karşı hem saygı, sevgi çerçevemizin yüksek olmasının haricinde birbirimize emeğimiz, özverimiz ve toleransımızda bu arkadaşlığı uzun süre devam ettirebilmeyi ve birbirimize karşı olan görünürlüğün artmasıyla devamlılığını kıldı. arkadaşlıkların önemli olduğunu vurgulamamızın haricinde birbirinin iyi veya kötü gününde yanında yer alabilmek hem bir ayrıcalık hemde kendi kişisel gelişiminizin karakterinizin yansıması. akışta gelen güzelliklerdeyse tramvayda yaşlı, bastonlu bir teyzeye yer vermek ve bir amcadan aferin kızım lafını duyabilmenin verdiği derin hissiyatla gün güneşli, manzara şahane ve sağlığım el verdikçe duyarlı olmaya devam edicem. tüm bunlar ihtiyaç veya bir gereklilik değil manevi tatmin ve karakterinizin yansımasıdır. bazen sevdiğiniz insanlar için geri durabilmek ne kadar kıymetliyse, bir adım atabilmekte o kadar o kadar kıymetli…
ben her tekme yediğimde kalkıp gülümsemeye devam edemeseydim işlerim ras gitmezdi buna inanıyorum.
şimdi arkada hafif plağım çalıyor, yanımda köpeğim uyuyor bense bu notlarımı, yaşadıklarımı buraya dökerken her şey olacağına varıyor bilinciyle yaşadıklarımızdan daimi olarak notlarımız ve öğrenilerimiz olsun. şimdiyse sabah uyandığımda yoğun bir haftaya giriş yapacağımın bilinciyle üretmeye ve ilerlemeye devam. bir sonraki yazımda görüşmek üzere kendinize nazik davranın.
devamını gör...

çok eskiden sevdiğim birine yazardım. adını geçirmedim hiçbir yerde, ilk aşkımdı. elini tutmadım ama elini tutmuşçasına şiirler yazardım, kimse bilmedi. bir mektup gibi sakladım sonra. hatta bir tanesini, eskiden beni terk etmesin diye o’na göndermek istemiştim ama kabul etmemişti. o gün ölmüştüm sanki. hâla aklıma gelince buruk hissederim, kalbim acır. hatırası kalıyor zamanla.

esasen ne bir fotoğraf ne de güzel birkaç söz… hiçbir anımız yok. ancak benim karaladığım habersiz birkaç mektup, sözler kaldı. hayat işte. yazmak güzeldir, şifalı hissettiriyorsa elbette.
devamını gör...

selam tanısanız seversiniz aslında hayırlı geceler
devamını gör...

bana ne aliminyum
devamını gör...

küçük bir çocukken ne zaman bir lunaparkın önünden geçsek, binmeyi en çok istediğim yegane oyuncak buydu. fakat o yaşlarda bir türlü bu zevki tadamadım. büyüdüğümde ise artık her şey için çok geçti. çocukluk hayalimi gerçekleştirebilecek imkâna sahip olsam da, nedendir bilinmez, artık binmek istemiyordum. oysaki çocukken benim için ne büyük bir hayaldi; o oyuncakta, gerçekten ata biniyormuş hissiyle oturacağımı düşünürdüm hep. zaman gösterdi ki her şey vaktinde güzelmiş. o an olmayınca, insan sonrasında 'artık olmasa da olur' diyor.
devamını gör...

kedi bence.

temizliğini yapıyor, tuvalet eğitimi doğuştan var, bi de otomatik mama ve su kabı ile otomatik kedi kumu temizleyici alınca başka pek bir problem kalmıyor.

evden dışarı çıkmıyorsa aşı ıvır zıvıra da pek gerek yok
devamını gör...

şarkı değil ama kabe'de hacıları huu çeker:)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

halkın fakirlik karşısında çaresiz bırakıldığı; zenginin sonsuz zengin, fakirin korkunç çaresiz olduğu; yöneticilerin tek ideolojisinin vatandaşının boğazını sıkarak din propagandası yapmak ve yandaş cebi doldurmak olduğu bir ülkede hiçbir bilim insanının -hükümeti doğrudan hedef alan bir konuşma yapmıyorsa- çıkıp sadece deprem çığırtkanlığı yaparak konuşmasına saygı duymuyorum.

artık bu ülkede her şey siyasidir, her şey siyasidir, her şey siyasidir. ve bu ülkede tuzu kuru hiçbir bilim insanının, hiçbir sanatçının, hiçbir önemli kanaat önderinin susma hakkı yoktur. susuyorsa da kendilerine yönelecek nefretin ve öfkenin tadını çıkarmayı öğrensinler.

deprem politiktir. insanların depremde can vermesi, hayatlarının enkaz altında kalması politiktir.
"istanbul'da 7 şiddetinde deprem bekleniyor"
eeee?
ben 50 yaşından büyük, yapılacak herhangi bir testte asla o testi geçebilecek mukavemete sahip olmayan bir evde kiracı olarak yaşıyorum.
ve bilin bakalım neden oturuyorum?
hayır, hayır, deprem olsun da enkaz altında 4 kedimle can vereyim ve arkamda kalacak aileme bu trajediyi yaşatayım diye değil.
hayır, hayır, ekmek elden su göden yaşayıp da az kira vereyim diye de değil. bilakis, maaşımın 3'te birinden fazlasını kirama veriyorum zaten.

şartlar buyken en azından kimse konuşup vatandaşın canını sıkmasın. "ha öldük ha ölüyoruz" diye kendimizi iyice delirtmeyelim. bakın "delirmeyelim" demedim, iyice delirmeyelim dedim. aradaki farkı vurgulamak istiyorum. bu ülke artık midemi bulandırıyor ve elimden bir şey gelmeden bekliyorum.
çaresizliği bilmeyen götü ılıklar hükümete hesap sormayacaklarsa ne olur bir sussun artık.

edit: bugün insanlara vaaz veren bilim insanlarından bazıları şişlinin kalbine hukuksuzca dikilen gökdelenlerin neredeyse reklam yüzü oldu.

sırf bu kepazelikler yaşanabilsin, şişli’deki rantın dibi sıyrılabilsin diye “deprem toplanma alanında (!)” 72 katlı olarak planlanan inşaatı mühürleyen resul emrah şahan türlü akıl dışı iftiralarla terörden hapse atılmışken yaptılar bunu üstelik.
sabah akşam “deprem dirençli kent” diye sızlananlar şehirciliğin bitirilmesine sessiz kaldı, bununla da yetinmeyip çanak tuttu.
bilim insanı dediğin korkusuz olur derken bizimkiler yandaş çıktı.
devamını gör...

çok da fifi.
devamını gör...

hepsi rütbeliydi maalesef:(
devamını gör...

ev arkadaşı
devamını gör...

soğuğa bir şekilde çözüm var ama sıcağa ve kurağa yok. ayrıca soba başında anılar daha güzel oluyor:)
devamını gör...

telefon. ekran kırılıyor vs.
devamını gör...

cat ve audio kabloları. sürekli olarak kaybettiğim ve bir yerlerde unuttuğum için de ses kartı*
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim