zaman tüneli
libidosu yüksek kadın
devamını gör...
sadık kılıç
master chefler senin getir götürünü yapsın sadık. çünkü neden yapmasın.
devamını gör...
8 mart 2026 fenerbahçe samsunspor maçı
tribüne bile demiştim elveda!
devamını gör...
incel
emrin olur.
lan incelebilsek inceliriz. neyse ozempik bu sene ucuzluyor.
lan incelebilsek inceliriz. neyse ozempik bu sene ucuzluyor.
devamını gör...
8 mart 2026 fenerbahçe samsunspor maçı
boşuna deplasman demiyoruz. bunlar ne allah aşkına ya. ona yuh, buna yuh.
devamını gör...
eve girerken ayakkabıları çıkarmak
temizliktir.
devamını gör...
1.350.000.000 tl'ye satılan köşk
fiyat normal de, 30 milyon dolarlık ev sahibinden'de mi satılır ya allah ya.
devamını gör...
galatasaray'ın genel başarısının nedeni
genel konuları herkes yazmış, tekrara düşmeyelim.
ağlayarak koşan rakiplere cevap verelim.
fener kapatılacakken koşup başbakan'a ağlayıp, kulüp başkanlığı teklif edip, bu sayede kurtulmuş, şükrü saracoğlu adlı şahıs makamını kullanıp birinin de stadına çökmüştür kulübü için. gidin bakın bakalım saraçoğlu kim.
taa 100 sene önce atatürk'e suikastten de başkanı asılmıştır.
yakın tarihte de şikeden yargılanmıştır. o günkü federasyon başkanı feneri kurtarmak için çırpındığını söyler. sonra da fenere baskan adayı olur. mhp'li koç tayyip'in yanından ayrılmaz. stat devletin der, ağızlara baklavalar verilir. bugünkü başkanın şike süreci için açıklamaları orda, gidin bakın. eski başkan nihat özdemir'i de dinleyin. he bu adamda federasyon başkanı oldu.
federasyon başkalarını, kulüpler birliği başkanları senelerdir burda ağlayan kulüplerin başkanları. bu avellere sorsan yıldırım demirören, nihat özdemir, mehmet ali aydınlar, ibrahim hacıosmanoğlu hepsi kripto gsli. koltuklarda bunlar, en önemli koltukta fb kongre üyesi erdoğan varken gs kollanıyor. lan oğlum siz inanılmaz yüzsüzsünüz.
beşiktaş'ın 1 gol farkla şampiyonluğu var. adam hakem diyor. babel'in golü iptal edilmese sizden 1 şampiyonluk düşer bize 1 tane daha yazardı mesela. 4 sene üst üste şampiyonluk ta o günden gelirdi.
öyle oraya boş boş mhk falan yazıp kaçarak havalı olunmuyor. yakaladığımız yerde kucağa alıyoruz. kucaktan inip eve gidince ağlıyorsunuz.
çok ağlayacaksınız çok. galatasaray sizden değil ikinizin toplamından birkaç gömlek üstün takım.
marketlerde kağıt havluda indirim var koşun ihtiyacınız olur, gözyaşlarınızı silersiniz.
galatasaray'ın genel başarısının nedeni (bkz: havaya girdin mi galatasaray çakar sana)
ağlayarak koşan rakiplere cevap verelim.
fener kapatılacakken koşup başbakan'a ağlayıp, kulüp başkanlığı teklif edip, bu sayede kurtulmuş, şükrü saracoğlu adlı şahıs makamını kullanıp birinin de stadına çökmüştür kulübü için. gidin bakın bakalım saraçoğlu kim.
taa 100 sene önce atatürk'e suikastten de başkanı asılmıştır.
yakın tarihte de şikeden yargılanmıştır. o günkü federasyon başkanı feneri kurtarmak için çırpındığını söyler. sonra da fenere baskan adayı olur. mhp'li koç tayyip'in yanından ayrılmaz. stat devletin der, ağızlara baklavalar verilir. bugünkü başkanın şike süreci için açıklamaları orda, gidin bakın. eski başkan nihat özdemir'i de dinleyin. he bu adamda federasyon başkanı oldu.
federasyon başkalarını, kulüpler birliği başkanları senelerdir burda ağlayan kulüplerin başkanları. bu avellere sorsan yıldırım demirören, nihat özdemir, mehmet ali aydınlar, ibrahim hacıosmanoğlu hepsi kripto gsli. koltuklarda bunlar, en önemli koltukta fb kongre üyesi erdoğan varken gs kollanıyor. lan oğlum siz inanılmaz yüzsüzsünüz.
beşiktaş'ın 1 gol farkla şampiyonluğu var. adam hakem diyor. babel'in golü iptal edilmese sizden 1 şampiyonluk düşer bize 1 tane daha yazardı mesela. 4 sene üst üste şampiyonluk ta o günden gelirdi.
öyle oraya boş boş mhk falan yazıp kaçarak havalı olunmuyor. yakaladığımız yerde kucağa alıyoruz. kucaktan inip eve gidince ağlıyorsunuz.
çok ağlayacaksınız çok. galatasaray sizden değil ikinizin toplamından birkaç gömlek üstün takım.
marketlerde kağıt havluda indirim var koşun ihtiyacınız olur, gözyaşlarınızı silersiniz.
galatasaray'ın genel başarısının nedeni (bkz: havaya girdin mi galatasaray çakar sana)
devamını gör...
incel
tanım: zayıflatma emri.
ihtiyacım var bu aralar.
ihtiyacım var bu aralar.
devamını gör...
incel
hiç anlamıyorum bu yeni nesil laflardan. incelleri de incelemek istemiyorum ve inceldiği yerden kopsun diyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sana yazıyorum, ey göklerde asılı kalan vicdan...
bir çocuk uyudu bu gece, karnı tok değil, gözü yaşlı,rüyasında ekmek gördü, uyanınca öldü sessizce, sessizce.
biz ise masalar kurduk, şaraplar içtik,
"afiyet olsun" dedik, hiçbir şey duymadık.
insanlık dediğin şey, bir zamanlar neydi ki?
şimdi sadece sözlükte kalmış, tozlu bir kelime,
bir muzafferiyet ilanı gibi söylenir dudaklardan,
ama eller kanlı, eller hep kanlı.
sınır dediğin çizgi, toprağın üstünde kalemle çekilmiş,
birinin evini öbürünün cehennemine çeviren sihir.
"biz" dedikleri taraf, "öteki" dedikleri taraf,
ikisinin arasında yatan mezarlar, kimin mezarları?
bir anne çığlık attı, duyan olmadı.
belki duyuldu, ama duyan duymadı.
televizyonlar sustu, gazeteler sustu,
sustu çünkü petrol akıyordu, kan değil, petrol.
hükümetler konuşur, dilleri altın kaplama,
sözleri gümüş, yürekleri çelik, ama paslı çelik.
"barış" derler, silah satarlar.
"kardeşlik" derler, sınırları dikenli tellerle örerler.
bir mektup yazdım, adresi yoktu dünyada,
çünkü her yer posta kutusu, ama hiçbir yer ev değil.
gönderdim rüzgara, o da iade etti
"boşuna," dedi, "burada kimse okumuyor artık."
düşmanlık nedir bilir misin?
seni tanımayan birinin, seni sevmemesi değil,
seni tanıyanın, seni unutması.
komşunun komşuya yabancılaşması,
sokak lambasının insanları aydınlatması,
ama gölgelerin insanları birleştirmesi.
bir kuyu kazdık, derin, çok derin,
adını "ilerleme" koyduk.
içine attık ormanları, denizleri, kuşları,
sonra kendimizi atmaya çalıştık
ama kuyu dar geldi, çünkü büyümüştük,
büyümüştük ama büyümemiştik.
zenginlik dediğin şey, bir avuç toprak kadar,
ama biz onu gökyüzü kadar büyüttük.
yoksulluk dediğin şey, bir gözyaşı kadar,
ama biz onu deniz kadar derinleştirdik.
birileri güldü, borsa yükseldi,
birileri ağladı, borsa yine yükseldi.
ekonomi dediğin bu muydu?
insan gözyaşlarının enflasyonu mu?
savaş meydanlarında ölenler,
asker değil, insan adını taşıyanlar.
emir verenler, emir alanlar,
ikisi de ölüyor, ama farklı
biri toprağa, biri yatağına,
biri şerefle, biri utançla,
ama ikisi de ölüyor işte,
ve ikisinin de annesi aynı dili konuşuyor,
ama farklı bayraklar için ağlıyor.
bayrak dediğin kumaş,
rüzgârda dalgalanması güzel,
ama bir kefen olduğunda,
hangi renk olursa olsun, aynı gri.
duyarsızlık bir sanattır bizde,
ustalıkla işlenir, nesilden nesile aktarılır.
"ben ne yapabilirim ki?" diyen milyarlar,
bir araya gelse, bir şey yapabilirler mi?
hayır, çünkü bir araya gelmek,
en zor sanattır bu çağda.
sosyal medyada ağlarız, beğeni alırız,
sokakta yürürüz, yüz çeviririz.
dijital vicdan, analog kayıtsızlık,
bu iklimde insanlık nasıl yaşar?
bir çocuk daha uyudu bu gece,
karnı tok, gözü yaşlı ama başka bir nedenden.
gördü rüyasında dünyayı, güzel bir dünya,
uyanınca anne sordu: "ne gördün?"
"kendimi," dedi, "başka birinde."
belki o çocuk büyüyecek,
belki o çocuk unutacak,
belki o çocuk yazacak bir şiir,
şiirin sonunda soracak:
"insan olduk, ama insan mı kaldık?"
ve cevap, rüzgârda kaybolacak,
çünkü rüzgâr artık taşımıyor sesleri,
sadece tozları, sadece hatıraları,
sadece bizi, eskiden ne olduğumuzu.
şimdi sessizlik.
uzun, derin, anlamlı bir sessizlik.
belki bekleyiş, belki kabulleniş,
belki de en korkuncu
yeni bir başlangıç için gerekli olan ölüm sessizliği.
yazıldı: insanlığın henüz ölmediğine inananlara,
ve onu öldürenlere ikisi de aynı aynada bakarken.
bir çocuk uyudu bu gece, karnı tok değil, gözü yaşlı,rüyasında ekmek gördü, uyanınca öldü sessizce, sessizce.
biz ise masalar kurduk, şaraplar içtik,
"afiyet olsun" dedik, hiçbir şey duymadık.
insanlık dediğin şey, bir zamanlar neydi ki?
şimdi sadece sözlükte kalmış, tozlu bir kelime,
bir muzafferiyet ilanı gibi söylenir dudaklardan,
ama eller kanlı, eller hep kanlı.
sınır dediğin çizgi, toprağın üstünde kalemle çekilmiş,
birinin evini öbürünün cehennemine çeviren sihir.
"biz" dedikleri taraf, "öteki" dedikleri taraf,
ikisinin arasında yatan mezarlar, kimin mezarları?
bir anne çığlık attı, duyan olmadı.
belki duyuldu, ama duyan duymadı.
televizyonlar sustu, gazeteler sustu,
sustu çünkü petrol akıyordu, kan değil, petrol.
hükümetler konuşur, dilleri altın kaplama,
sözleri gümüş, yürekleri çelik, ama paslı çelik.
"barış" derler, silah satarlar.
"kardeşlik" derler, sınırları dikenli tellerle örerler.
bir mektup yazdım, adresi yoktu dünyada,
çünkü her yer posta kutusu, ama hiçbir yer ev değil.
gönderdim rüzgara, o da iade etti
"boşuna," dedi, "burada kimse okumuyor artık."
düşmanlık nedir bilir misin?
seni tanımayan birinin, seni sevmemesi değil,
seni tanıyanın, seni unutması.
komşunun komşuya yabancılaşması,
sokak lambasının insanları aydınlatması,
ama gölgelerin insanları birleştirmesi.
bir kuyu kazdık, derin, çok derin,
adını "ilerleme" koyduk.
içine attık ormanları, denizleri, kuşları,
sonra kendimizi atmaya çalıştık
ama kuyu dar geldi, çünkü büyümüştük,
büyümüştük ama büyümemiştik.
zenginlik dediğin şey, bir avuç toprak kadar,
ama biz onu gökyüzü kadar büyüttük.
yoksulluk dediğin şey, bir gözyaşı kadar,
ama biz onu deniz kadar derinleştirdik.
birileri güldü, borsa yükseldi,
birileri ağladı, borsa yine yükseldi.
ekonomi dediğin bu muydu?
insan gözyaşlarının enflasyonu mu?
savaş meydanlarında ölenler,
asker değil, insan adını taşıyanlar.
emir verenler, emir alanlar,
ikisi de ölüyor, ama farklı
biri toprağa, biri yatağına,
biri şerefle, biri utançla,
ama ikisi de ölüyor işte,
ve ikisinin de annesi aynı dili konuşuyor,
ama farklı bayraklar için ağlıyor.
bayrak dediğin kumaş,
rüzgârda dalgalanması güzel,
ama bir kefen olduğunda,
hangi renk olursa olsun, aynı gri.
duyarsızlık bir sanattır bizde,
ustalıkla işlenir, nesilden nesile aktarılır.
"ben ne yapabilirim ki?" diyen milyarlar,
bir araya gelse, bir şey yapabilirler mi?
hayır, çünkü bir araya gelmek,
en zor sanattır bu çağda.
sosyal medyada ağlarız, beğeni alırız,
sokakta yürürüz, yüz çeviririz.
dijital vicdan, analog kayıtsızlık,
bu iklimde insanlık nasıl yaşar?
bir çocuk daha uyudu bu gece,
karnı tok, gözü yaşlı ama başka bir nedenden.
gördü rüyasında dünyayı, güzel bir dünya,
uyanınca anne sordu: "ne gördün?"
"kendimi," dedi, "başka birinde."
belki o çocuk büyüyecek,
belki o çocuk unutacak,
belki o çocuk yazacak bir şiir,
şiirin sonunda soracak:
"insan olduk, ama insan mı kaldık?"
ve cevap, rüzgârda kaybolacak,
çünkü rüzgâr artık taşımıyor sesleri,
sadece tozları, sadece hatıraları,
sadece bizi, eskiden ne olduğumuzu.
şimdi sessizlik.
uzun, derin, anlamlı bir sessizlik.
belki bekleyiş, belki kabulleniş,
belki de en korkuncu
yeni bir başlangıç için gerekli olan ölüm sessizliği.
yazıldı: insanlığın henüz ölmediğine inananlara,
ve onu öldürenlere ikisi de aynı aynada bakarken.
devamını gör...
sadık kılıç
youtube üzerinden yemek tarif videoları paylaşan bir şef.
gerek dış görünüşü gerek diksiyonu gerekse esprileri ve kafiyeleri olsun adam çok başarılı.
ben şahsen bu adamı tariften ziyade konuşmaları için izliyorum.
bir vakit tariflerini deneyeceğim.
www.youtube.com/@chefsadikk...
gerek dış görünüşü gerek diksiyonu gerekse esprileri ve kafiyeleri olsun adam çok başarılı.
ben şahsen bu adamı tariften ziyade konuşmaları için izliyorum.
bir vakit tariflerini deneyeceğim.
www.youtube.com/@chefsadikk...
devamını gör...
libidosu yüksek kadın
pm meeee
devamını gör...
8 mart 2026 fenerbahçe samsunspor maçı
langırt savunması gibi savunma yapıyor takım .
devamını gör...
libidosu yüksek kadın
(bkz: gulmekicinyaratilmis (yazar))
devamını gör...
libidosu yüksek kadın
banane kadının libidosundan. sanki bana yükseliyor.
devamını gör...
8 mart 2026 fenerbahçe samsunspor maçı
guendouzi bir şeyler deniyor .
devamını gör...
mini etek giymiş şişman kadın
bu konuda biz erkeklere söz hakkı verileceğini düşünmüyorum. ama şunu da eklemeliyim mini etek giyen bir kadının bacaklarına ben de bakarım. harika bir görüntü çünkü. sanat eseri adeta.
devamını gör...

