zaman tüneli
ben fero
zamanında "bu ne anlatıyor amunyim" diyip hor gördüğüm rap sanatçısı, şimdi ise her parçasını dinliyorum, affet fero.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
nice 18 martlara.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
ölsene lan drej.
devamını gör...
bir kızdan alınan en güzel iltifat
birkaç tane var:
"insan seninle yaşlanmaz hatta ömrü uzar neşenle, eşin çok şanslı olacak kız elzem"
"kolpaçino kadın versiyon gibi kızsın"
"bazen senden tırsıyorum, sağın solun belli olmuyor"
"insan seninle yaşlanmaz hatta ömrü uzar neşenle, eşin çok şanslı olacak kız elzem"
"kolpaçino kadın versiyon gibi kızsın"
"bazen senden tırsıyorum, sağın solun belli olmuyor"
devamını gör...
trafikte en çok küfredilen hareket
uçan kuşa bile söverim trafikte.
edit: #3927137
hayır kıymetli dostum. yeni değilim.
değerli önerin için teşekkür ederim, artık uçmayan kuşlara söverim.
edit: #3927137
hayır kıymetli dostum. yeni değilim.
değerli önerin için teşekkür ederim, artık uçmayan kuşlara söverim.
devamını gör...
trafikte en çok küfredilen hareket
sinyal vermemek.
devamını gör...
marana
marana: varlığın inhitat senfonisi
marana, kelime haznesinin sığ sularında yalnızca "ölüm" olarak karşılık bulur; oysa hakikatte, nihai bir sondan ziyade, varoluşun ilk nefesiyle birlikte insanın içine düştüğü o amansız çözülüşün adıdır. sanskritçe köklerinde biyolojik bir duraksamayı işaret etse de, budist doktrinin karanlık dehlizlerinde bu kavram çok daha tekinsiz bir mahiyet kazanır. marana; hayatın bir gün sona ereceğini bildiren basit bir uyarı değil, yaşamın her anında sessizce icra edilen bir imha sürecinin farkına varma dehşetidir.
budist kozmolojide marana, jara-marana yani "ihtiyarlık ve zeval" döngüsünün kopmaz bir halkasıdır. samsara’nın bitmek bilmeyen çarkında doğum, oluş ve yok oluş; kurtuluş vaat etmeyen bir devridaim içinde birbirini takip eder. bu bakış açısının en sarsıcı ve insan kibrini ezen yönü ise, bu trajedinin merkezinde savunulabilecek sabit bir "ben" olgusunun bulunmayışıdır. kalıcı bir ruh ya da değişmez bir öz yoktur; yalnızca sürekli çözülüp dağılan ve yeniden biçimlenen geçici süreçler vardır.
bu noktada marana, bir bitiş olmaktan çıkar ve bir yıkım farkındalığına dönüşür. insanın kendisini yekpare ve kalıcı sanma yanılsamasının parçalanmasıdır bu. dışarıdan bütün gibi görünen hayat, aslında her an mikroskobik düzeyde çözülmektedir. hücreler yok olur, irade aşınır, anılar zihnin karanlığında silinir. "insan" dediğimiz yapı, doğduğu andan itibaren kesintisiz bir çürüme halindedir.
bu farkındalık, maranasati pratiğiyle bilinçli biçimde diri tutulur. kişi, ölümün kaçınılmazlığını zihninde bir hançer gibi taşıyarak varlığın hiçliğiyle yüzleşir. her ne kadar bu yüzleşme aydınlanmaya açılan bir kapı olarak sunulsa da, insanın en ilkel güvenlik duygusunu kökünden sarsacak kadar serttir. çünkü bu bilinç, sığınılan her yapının, sevilen her suretin ve "ben" diye adlandırılan o kurgunun, aslında yokluğa mahkum birer gölge olduğunu açığa çıkarır.
sonuç olarak marana, yalnızca son nefesin verildiği anlık bir olay değildir. o, biyolojik başlangıçla birlikte işleyen kademeli bir yok oluş sürecidir. insan, hayata gözlerini açtığı andan itibaren kendi sonunu inşa etmeye başlar. ölüm, gelecekte karşılaşılacak yabancı bir son değil; en başından beri içimizde büyüyen, varlığımıza eşlik eden bir karanlıktır.
ve belki de marana’nın en sarsıcı gerçeği şudur:
insan, bir gün öleceği için değil; her an biraz daha eksildiği, her an parça parça silindiği için yaşamaktadır.
marana, kelime haznesinin sığ sularında yalnızca "ölüm" olarak karşılık bulur; oysa hakikatte, nihai bir sondan ziyade, varoluşun ilk nefesiyle birlikte insanın içine düştüğü o amansız çözülüşün adıdır. sanskritçe köklerinde biyolojik bir duraksamayı işaret etse de, budist doktrinin karanlık dehlizlerinde bu kavram çok daha tekinsiz bir mahiyet kazanır. marana; hayatın bir gün sona ereceğini bildiren basit bir uyarı değil, yaşamın her anında sessizce icra edilen bir imha sürecinin farkına varma dehşetidir.
budist kozmolojide marana, jara-marana yani "ihtiyarlık ve zeval" döngüsünün kopmaz bir halkasıdır. samsara’nın bitmek bilmeyen çarkında doğum, oluş ve yok oluş; kurtuluş vaat etmeyen bir devridaim içinde birbirini takip eder. bu bakış açısının en sarsıcı ve insan kibrini ezen yönü ise, bu trajedinin merkezinde savunulabilecek sabit bir "ben" olgusunun bulunmayışıdır. kalıcı bir ruh ya da değişmez bir öz yoktur; yalnızca sürekli çözülüp dağılan ve yeniden biçimlenen geçici süreçler vardır.
bu noktada marana, bir bitiş olmaktan çıkar ve bir yıkım farkındalığına dönüşür. insanın kendisini yekpare ve kalıcı sanma yanılsamasının parçalanmasıdır bu. dışarıdan bütün gibi görünen hayat, aslında her an mikroskobik düzeyde çözülmektedir. hücreler yok olur, irade aşınır, anılar zihnin karanlığında silinir. "insan" dediğimiz yapı, doğduğu andan itibaren kesintisiz bir çürüme halindedir.
bu farkındalık, maranasati pratiğiyle bilinçli biçimde diri tutulur. kişi, ölümün kaçınılmazlığını zihninde bir hançer gibi taşıyarak varlığın hiçliğiyle yüzleşir. her ne kadar bu yüzleşme aydınlanmaya açılan bir kapı olarak sunulsa da, insanın en ilkel güvenlik duygusunu kökünden sarsacak kadar serttir. çünkü bu bilinç, sığınılan her yapının, sevilen her suretin ve "ben" diye adlandırılan o kurgunun, aslında yokluğa mahkum birer gölge olduğunu açığa çıkarır.
sonuç olarak marana, yalnızca son nefesin verildiği anlık bir olay değildir. o, biyolojik başlangıçla birlikte işleyen kademeli bir yok oluş sürecidir. insan, hayata gözlerini açtığı andan itibaren kendi sonunu inşa etmeye başlar. ölüm, gelecekte karşılaşılacak yabancı bir son değil; en başından beri içimizde büyüyen, varlığımıza eşlik eden bir karanlıktır.
ve belki de marana’nın en sarsıcı gerçeği şudur:
insan, bir gün öleceği için değil; her an biraz daha eksildiği, her an parça parça silindiği için yaşamaktadır.
devamını gör...
kuru fasulye etli mi olur etsiz mi sorusu
her ikisi de olur. ama ennn güzeli pastırmalı olur.
öncesi soğanlar doğranır alacalı alacalı.
sonrasında kavrulur az yağda bu fingirdek.
salçası bol olur ekmek banır suyuna
dana eti varken bakmayacaksın koyuna.
acısı bol yağı az bereketi tavan olacak fasulyenin.
horoz fasulyesi olacak. öyle dermason ispir falan değil.
yanına soğan kır ve önünde saygıyla eğil.
memedali microphone.
öncesi soğanlar doğranır alacalı alacalı.
sonrasında kavrulur az yağda bu fingirdek.
salçası bol olur ekmek banır suyuna
dana eti varken bakmayacaksın koyuna.
acısı bol yağı az bereketi tavan olacak fasulyenin.
horoz fasulyesi olacak. öyle dermason ispir falan değil.
yanına soğan kır ve önünde saygıyla eğil.
memedali microphone.
devamını gör...
sevişme başlatan diyaloglar
(bkz: sevişek mi)
devamını gör...
sevişme başlatan diyaloglar
bu tip başlıklarda ikizler burcu kadını mizahını kullanmak isterdim. fakat artık evimin hanımı, çocuklarımın anası ve her şey üzerine espri yapmayı bırakmış bir ikizler kadını olma yoluna gitmem gerekiyor...
- 56 ile biten kredi kartınızın son ödeme tarihi .....
+ başım ağrıyor
- 56 ile biten kredi kartınızın son ödeme tarihi .....
+ başım ağrıyor
devamını gör...
aslolan aşktır
ama birilerinin taklitleriyle...
hatta çalıntı fikirler ve espirilerle...
hatta çalıntı fikirler ve espirilerle...
devamını gör...
kuru fasulye etli mi olur etsiz mi sorusu
kaburga kemiği eklenmiş fasulye lezzetli olur veya tek parça kemikli etin eklenmesi tat vermesi açısından lezzetli olur.
devamını gör...
masmavi aydınlığa değen martı kanadı
martı uçar,
kezban bakar.
kezban bakar.
devamını gör...
bir kızdan alınan en güzel iltifat
“sen benim kahramanımsın.”
bundan daha iyisi de olmaz muhtemelen. biz erkekler yaradılış olarak hep kahraman olmak isteriz.
bundan daha iyisi de olmaz muhtemelen. biz erkekler yaradılış olarak hep kahraman olmak isteriz.
devamını gör...
ölmeden önce okunması gereken kitaplar
öbür tarafta genel kültür mülakatına mı sokacaklar?
geberip gideceksin bence yenilen nanelerin verilecek hesabını düşünmeli.
geberip gideceksin bence yenilen nanelerin verilecek hesabını düşünmeli.
devamını gör...
kuru fasulye etli mi olur etsiz mi sorusu
her ikisi de olur.
etsiz ise suyu bol. etli ise suyu az olmalı.
etsiz ise suyu bol. etli ise suyu az olmalı.
devamını gör...
sevişme başlatan diyaloglar
-buradan sonra bana mı gitseks?
devamını gör...
atatürk çanakkale zaferi başkomutanı mı sorusu
bizim akrabamız olur cevat çobanlı paşa. kendisiyle gurur duyuyoruz.
devamını gör...
kuşkonmaz
pahalı olandır.
devamını gör...
evde kalmak
taklitlerim evlendiler.
birilerinin taklitleri de evlendiler...
imiyasyonlar ucuza gidiyor sanırsam.
alıcılarına da bakmak lazım... dengi dengine.
ya da özenle uzak tutuluyoruz ki aslı sanılsınlar..
ya da bu işler sadece bazı şeylerin orijinalliği esas belki de...
birilerinin taklitleri de evlendiler...
imiyasyonlar ucuza gidiyor sanırsam.
alıcılarına da bakmak lazım... dengi dengine.
ya da özenle uzak tutuluyoruz ki aslı sanılsınlar..
ya da bu işler sadece bazı şeylerin orijinalliği esas belki de...
devamını gör...