zaman tüneli
özlemek
fiziğini, kimyasını, biyolojisini en çok merak ettiğim duygu.
aşk bünyeye hasıl olunca işte oksitosin, dopamin, serotonin artık. ne bokum varsa bünyeye zerk oluyor. eyvallah. ama özleyince bünyeye hangi hormon zerk oluyor da özlüyoruz ulan?
bunu eski sevgilileriniz için de düşününüz, kaybettiğiniz yakınlarınız için de. neden ve nasıl özlüyoruz? dün babannemi özlüyordum, şu an 10 sene önce bitmş ilişkimdeki kadını özlüyorum. yarın eski işimi özlüyor olacağım falan. daha da çoğaltılabilir bu.
o kişi ve durumları deneyimlediğim anda salgıladığım hormonlarla alakası olduğunu düşünmüyorum. öyle olsa her hormon salgıladığımda başka birini özlerdim. yokluk tetiklendiğinde başka bir hale girerdim.
bu başka bişi. babannem varken yaşadıklarımın yoksunluğu değil bu. 10-15 sene önceki sevgilimle o zamanlar yaşadığım/hissettiğim şeylerin eksikliği de değil. denişik bişi. özlemenin kimyası ve biyolojisi neyse bi şekilde çözülsün, özlem duygusu ortadan kalksın.
aşk bünyeye hasıl olunca işte oksitosin, dopamin, serotonin artık. ne bokum varsa bünyeye zerk oluyor. eyvallah. ama özleyince bünyeye hangi hormon zerk oluyor da özlüyoruz ulan?
bunu eski sevgilileriniz için de düşününüz, kaybettiğiniz yakınlarınız için de. neden ve nasıl özlüyoruz? dün babannemi özlüyordum, şu an 10 sene önce bitmş ilişkimdeki kadını özlüyorum. yarın eski işimi özlüyor olacağım falan. daha da çoğaltılabilir bu.
o kişi ve durumları deneyimlediğim anda salgıladığım hormonlarla alakası olduğunu düşünmüyorum. öyle olsa her hormon salgıladığımda başka birini özlerdim. yokluk tetiklendiğinde başka bir hale girerdim.
bu başka bişi. babannem varken yaşadıklarımın yoksunluğu değil bu. 10-15 sene önceki sevgilimle o zamanlar yaşadığım/hissettiğim şeylerin eksikliği de değil. denişik bişi. özlemenin kimyası ve biyolojisi neyse bi şekilde çözülsün, özlem duygusu ortadan kalksın.
devamını gör...
suyun hafızası var mı sorunsalı
ana akım bilim tarafından concon malzemesi yapılsa da fransız bilim adamı (bkz: jacques benveniste) tarafından kanıtlanmış teori.
jacques babaya göre su ne kadar seyrelirse seyrelsin daha önce temas ettiği her şeyden hala izler taşıyor. uzun uzun yazmak isterdim ama halim yok bebekler, belki başka bir entryde artık.
jacques babaya göre su ne kadar seyrelirse seyrelsin daha önce temas ettiği her şeyden hala izler taşıyor. uzun uzun yazmak isterdim ama halim yok bebekler, belki başka bir entryde artık.
devamını gör...
araç kokusuna trafik cezası
umarım yarın bir gün trafikte bizi indirip
"bu sıktığın parfümü beğenmedim, burnuma hitap etmiyor" diye ceza yemeyiz.
ne saçma bir ülke oldu burası. paylaşanı bilmesem yapay zeka diyeceğim o derece.
"bu sıktığın parfümü beğenmedim, burnuma hitap etmiyor" diye ceza yemeyiz.
ne saçma bir ülke oldu burası. paylaşanı bilmesem yapay zeka diyeceğim o derece.
devamını gör...
suyun hafızası var mı sorunsalı
varsa da balık hafızalıdir.
devamını gör...
iyi bayramlar sözlük
sevdiğim insanların beni yemeğe ve kahvaltıya davet ettiği bir gün oldu. gece sarma sardık, kahve içtik, muhabbet edildi. kahvaltıda çocukluk yadedildi. küçükken bayramları kuzenlerle dolu bir evde geçirdiğim bir çocukluğum olduğu için kalabalığı özlemişim. çekirdek ailemden ayrı ama akraba ailem olan sevdiğim, seçtiğim insanlarla birarada olmak bana iyi geldi. şimdi kedimle evde tek başıma the office izliyorum. umarım bayramınız güzel geçer. herkese mutlu bayramlar.
devamını gör...
suyun hafızası var mı sorunsalı
benden daha fazla olduğu kesin. ben de bu aralar hafif bir bunama hali var. ama toparlarım bir kac güne.
devamını gör...
vefa
yalnızca istanbul'da bozası ile ünlü bir semt olarak kalmamalı.vefa eksiklik, güçsüzlük olarak görülmemeli .
devamını gör...
vazgeçtiğim gün öldüğüm gündür
bir insanın ümidini, yaşama sevincini aldığınız gün, o insanı diri diri toprağa gömmüşsünüz demektir. insanlara destek olun, onlara yardım edin. bazen o gücü kendinde bulamıyorsun çünkü.
devamını gör...
suyun hafızası var mı sorunsalı
hafızası yoktur ama yolunu bulur.
devamını gör...
bulaşık yıkarken sigara içmek
mutfakta sigara içtiğine delalettir. esaslı kadınmış ya da adammış. ben yapamam açıkçası. o sigarayı bana yedirirler.
devamını gör...
neptün soyer
türkiye'nin sözde aydın kesiminden biri. izmir belediye başkanının karısı.
chp seçmenine sorsanız hüloğ çekip yine tepeden kim aday gösterilirse gösterilsin oy verir. yani bir dahaki seçimde aday gösterilse muhtemelen başkan seçilir. hele bir de kadın aday. cumhuriyet kadını, çağdaş kadın bilmem ne diye basarlar feminist propagandayı. halbuki kadın-erkek fark etmez, liyakatliyse seçelim demezler. aynı şey geçen yerel seçimde de olmuştu. türk milleti niye bu kadar şekilci bilmiyorum.
dipnot: bop eş başkanına da karşıyım, aktrol diye yaftalamadan haber vereyim.
chp seçmenine sorsanız hüloğ çekip yine tepeden kim aday gösterilirse gösterilsin oy verir. yani bir dahaki seçimde aday gösterilse muhtemelen başkan seçilir. hele bir de kadın aday. cumhuriyet kadını, çağdaş kadın bilmem ne diye basarlar feminist propagandayı. halbuki kadın-erkek fark etmez, liyakatliyse seçelim demezler. aynı şey geçen yerel seçimde de olmuştu. türk milleti niye bu kadar şekilci bilmiyorum.
dipnot: bop eş başkanına da karşıyım, aktrol diye yaftalamadan haber vereyim.
devamını gör...
bulaşık yıkarken sigara içmek
bulaşıkları makinaya atın, siz rahat rahat sigaranızı için.
devamını gör...
subkaudat traktotomi
subkaudat traktotomi, aslında tıp tarihinin en karanlık ve bir o kadar da merak uyandırıcı köşelerinden biri olan "psikoşirürji" dünyasının bir parçası.
kabaca anlatmak gerekirse; ilaçların, terapilerin, yani bildiğimiz tüm geleneksel yöntemlerin çaresiz kaldığı o çok ağır ruhsal bozukluklarda başvurulan radikal bir beyin ameliyatı.
temel prensip: insan beyninde duyguları yöneten limbik sistem ile mantıklı düşünmemizi sağlayan frontal lob arasında sürekli bir akış söz konusu. okb veya ağır depresyon gibi durumlarda bu veri akışı kilitleniyor; beyin adeta kendi içinde bozuk bir plak gibi aynı acı verici sinyalleri döndürüp duruyor. işte subkaudat traktotomi, "kaudat çekirdek" denilen bölgenin hemen altındaki o sinir yollarını cerrahi müdahaleyle keserek bu bozuk döngüyü fiziksel olarak koparmayı hedefliyor. yani beynin o takıntılı bölümlerini kullanılamaz hale getiriyor.
tabii kulağa mantıklı geldiği kadar korkutucu bir yanı da var.
20. yüzyılın ortalarında popülerleşen bu yöntem, geri dönüşü olmayan bir yol. neşter bir kez vurduğunda o sinir liflerini tekrar birleştiremiyorsunuz. evet, belki hastanın o ağır anksiyetesi diniyor ama madalyonun öteki yüzünde duygusal küntlük, hayata karşı motivasyon kaybı veya bambaşka bir kişiliğe bürünme gibi riskler var. bu yüzden de yıllarca etik tartışmaların odağında kaldı.
bugün artık "hadi bir ameliyat yapalım da şu depresyonu kesip atalım" gibi bir çözüm yok. tıp dünyası çok daha incelikli ve geri dönüşü mümkün olan derin beyin stimülasyonu (dbs) gibi yöntemlere geçti. subkaudat traktotomi ise günümüzde modern psikiyatrinin tozlu raflarında, sadece en uç ve çaresiz vakalarda tercih edilen kadim bir kitap gibi duruyor.
kabaca anlatmak gerekirse; ilaçların, terapilerin, yani bildiğimiz tüm geleneksel yöntemlerin çaresiz kaldığı o çok ağır ruhsal bozukluklarda başvurulan radikal bir beyin ameliyatı.
temel prensip: insan beyninde duyguları yöneten limbik sistem ile mantıklı düşünmemizi sağlayan frontal lob arasında sürekli bir akış söz konusu. okb veya ağır depresyon gibi durumlarda bu veri akışı kilitleniyor; beyin adeta kendi içinde bozuk bir plak gibi aynı acı verici sinyalleri döndürüp duruyor. işte subkaudat traktotomi, "kaudat çekirdek" denilen bölgenin hemen altındaki o sinir yollarını cerrahi müdahaleyle keserek bu bozuk döngüyü fiziksel olarak koparmayı hedefliyor. yani beynin o takıntılı bölümlerini kullanılamaz hale getiriyor.
tabii kulağa mantıklı geldiği kadar korkutucu bir yanı da var.
20. yüzyılın ortalarında popülerleşen bu yöntem, geri dönüşü olmayan bir yol. neşter bir kez vurduğunda o sinir liflerini tekrar birleştiremiyorsunuz. evet, belki hastanın o ağır anksiyetesi diniyor ama madalyonun öteki yüzünde duygusal küntlük, hayata karşı motivasyon kaybı veya bambaşka bir kişiliğe bürünme gibi riskler var. bu yüzden de yıllarca etik tartışmaların odağında kaldı.
bugün artık "hadi bir ameliyat yapalım da şu depresyonu kesip atalım" gibi bir çözüm yok. tıp dünyası çok daha incelikli ve geri dönüşü mümkün olan derin beyin stimülasyonu (dbs) gibi yöntemlere geçti. subkaudat traktotomi ise günümüzde modern psikiyatrinin tozlu raflarında, sadece en uç ve çaresiz vakalarda tercih edilen kadim bir kitap gibi duruyor.
devamını gör...
türbanlı bir kızla sevgili olunur mu sorunsalı
olunur olunur çok güzel olunur. saçı açık kızlarla nasıl olunuyorsa onunla da öyle olunur hiç bi fark olmaz merak etmeyin. şu başlığa yazmaya utandım sanırım şuan bana da yazıklar olsun ulan.
ekleme: türbanlıların üniversiteye girmesini de konuşalım isterseniz gericilikten hiç vazgeçmeyelim a dostlar.
ekleme: türbanlıların üniversiteye girmesini de konuşalım isterseniz gericilikten hiç vazgeçmeyelim a dostlar.
devamını gör...
iyi bayramlar sözlük
cümleten iyi bayramlar
devamını gör...
türbanlı bir kızla sevgili olunur mu sorunsalı
trabzonluysa ben olmam
açık ve trabzonluysa da olmam ajdhgf
açık ve trabzonluysa da olmam ajdhgf
devamını gör...
türbanlı bir kızla sevgili olunur mu sorunsalı
sosyal medya da çok fenaları var olur olur
devamını gör...
türbanlı bir kızla sevgili olunur mu sorunsalı
ben olamam. aslında o da olamaz. çünkü türbanlıysa müslümandır. benim gibi islama inanmayan biriyle evlenemez. hatta sevgili olmak bile günah.
kendi açımdan bakarsam dünya görüşlerimiz, ilişkiden beklentilerimiz yüksek ihtimalle farklı olacağı için yürümez. herkes kendini mutlu edecek dengi birini bulsun. zorlamasın. osuruğu bile eğer zorlarsanız pis bir sonla karşılaşabilirsiniz.
kendi açımdan bakarsam dünya görüşlerimiz, ilişkiden beklentilerimiz yüksek ihtimalle farklı olacağı için yürümez. herkes kendini mutlu edecek dengi birini bulsun. zorlamasın. osuruğu bile eğer zorlarsanız pis bir sonla karşılaşabilirsiniz.
devamını gör...
bulaşık yıkarken sigara içmek
yanlis yapan erkektir. dogrusu sigara icerken bulasik yikamaktir
devamını gör...
