zaman tüneli
yedi denizler
salonda eşimle koltukları bölüşmüş oturuyoruz. o pc'den fantastik film izliyor ben de tvyi.. bir ara izlediği filme kulak kabarttım, o arada bu ifadeyi duydum. yedi denizler.. daha önce karaip korsanları filmlerinde de duymuştum diye hatırlıyorum. merak ettim neresidir buralar diye. sizinle de paylaşayım istedim sözlük.
1. “yedi deniz” aslında neresi..?
antik çağ (mezopotamya):
“yedi deniz” kavramı ilk olarak mezopotamya’da ortaya çıkar.
burada “7” sayısı kutsal kabul edildiği için “yedi deniz”, dünyanın tamamını simgeleyen bir ifadeydi.
bu dönemde belirli denizler değil, “bilinen tüm sular” kastediliyordu.
antik yunan ve roma:
antik yunan ve roma’da “yedi deniz” daha somut hale gelir.
genellikle şu sular kastedilirdi:
-akdeniz
-ege denizi
-karadeniz
-kızıldeniz
-adriyatik denizi
-hazar denizi
-basra körfezi
orta çağ (islam coğrafyası):
islam dünyasında “yedi deniz” daha sistematik anlatılır.
örneğin coğrafyacı el-idrisi farklı “denizler” tanımlar.
ancak yine kesin liste yoktur; hint okyanusu çevresi ağırlıklıdır.
modern kullanım (bugün):
bugün “yedi denizler” genellikle şu şekilde yorumlanır:
-atlas okyanusu
-pasifik okyanusu
-hint okyanusu
-arktik okyanusu
-güney okyanusu
-bazı yorumlarda akdeniz ve karadeniz
ama bilimsel olarak “yedi deniz” diye resmi bir sınıflandırma yoktur.
2. efsaneler ve mitolojik anlam:
“yedi deniz” çoğu kültürde:
-dünyanın tamamını gezmek
-sonsuz yolculuk
- bilinmeyene açılmak
anlamına gelir.
mitolojik bağlantılar:
-poseidon (denizlerin tanrısı) ile ilişkilendirilir
-varuna (okyanus tanrısı)
-doğu masalları
3. edebiyatta ve popüler kültürde
kitaplar:
-binbir gece masalları
-gulliver’in gezileri
-define adası
bu eserlerde “yedi deniz”:
macera ve keşif metaforudur.
modern kullanım:
korsan hikayelerinde (örneğin karayip korsanları)
denizciler için:
“tüm dünyayı dolaşmak”
1. “yedi deniz” aslında neresi..?
antik çağ (mezopotamya):
“yedi deniz” kavramı ilk olarak mezopotamya’da ortaya çıkar.
burada “7” sayısı kutsal kabul edildiği için “yedi deniz”, dünyanın tamamını simgeleyen bir ifadeydi.
bu dönemde belirli denizler değil, “bilinen tüm sular” kastediliyordu.
antik yunan ve roma:
antik yunan ve roma’da “yedi deniz” daha somut hale gelir.
genellikle şu sular kastedilirdi:
-akdeniz
-ege denizi
-karadeniz
-kızıldeniz
-adriyatik denizi
-hazar denizi
-basra körfezi
orta çağ (islam coğrafyası):
islam dünyasında “yedi deniz” daha sistematik anlatılır.
örneğin coğrafyacı el-idrisi farklı “denizler” tanımlar.
ancak yine kesin liste yoktur; hint okyanusu çevresi ağırlıklıdır.
modern kullanım (bugün):
bugün “yedi denizler” genellikle şu şekilde yorumlanır:
-atlas okyanusu
-pasifik okyanusu
-hint okyanusu
-arktik okyanusu
-güney okyanusu
-bazı yorumlarda akdeniz ve karadeniz
ama bilimsel olarak “yedi deniz” diye resmi bir sınıflandırma yoktur.
2. efsaneler ve mitolojik anlam:
“yedi deniz” çoğu kültürde:
-dünyanın tamamını gezmek
-sonsuz yolculuk
- bilinmeyene açılmak
anlamına gelir.
mitolojik bağlantılar:
-poseidon (denizlerin tanrısı) ile ilişkilendirilir
-varuna (okyanus tanrısı)
-doğu masalları
3. edebiyatta ve popüler kültürde
kitaplar:
-binbir gece masalları
-gulliver’in gezileri
-define adası
bu eserlerde “yedi deniz”:
macera ve keşif metaforudur.
modern kullanım:
korsan hikayelerinde (örneğin karayip korsanları)
denizciler için:
“tüm dünyayı dolaşmak”
devamını gör...
istanbul
her ziynetin her kumaşın yaraştığı o cömert yaratılışlı güzel.
devamını gör...
tipiyle sözlükte gündem olmaya çalışan insan
benim, sözlükte içeriğinde zerre bilgi barındıran başlıklara yapılan muameleyi gördükten sonra buranın bir vitrin insanlarında ürün seçen musteriler olduğunu fark ettiğim için ve kimsenin içinde ki o sözde pırlanta gibi insanla ilgilenmediğim için vitrine elimde ki en özel ürünü koyup işime bakıyorum.
ha bu durumdan şikayetçi değilim text base tinder işte burası o kadar büyütmeye gerek yok.
ha bu durumdan şikayetçi değilim text base tinder işte burası o kadar büyütmeye gerek yok.
devamını gör...
sözlüğün son hali
tövbe estağfurullah bir ortama döndü iyice.
devamını gör...
iyi geceler mesajı atacağın bir kişinin bile olmaması
iyi geceler mesajına ihtiyacı olan hanımefendiler dm.
bana da lazım evet.
bana da lazım evet.
devamını gör...
iyi geceler mesajı atacağın bir kişinin bile olmaması
bizi manyak ettiler, acı çekmek yüzünden sevgi fobisi başladı ve selam vermek bile zul geliyor. iyi geceler mesajı atmak falan geçen yüzyılda kaldı ama ben atarım size rahat olun, boyum kayı, sembolüm iyı zaten. boy beyiyim biliyorsunuz ama aldım ölçüsünü boyumun, 183:)
devamını gör...
hayatın gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçmesi
gavurunki 70mm şerit geçerken bizimki anca 35’le geçiyor. ses payı ve delikleri de düşünce kalır sana 20… hayat harbiden yoruyosun.
devamını gör...
cehennemden kovulmak
başıma gelen mistik olay, her köyden kovulan benim gidecek yerim kalmadı, burası da anormal sözlük olduğuna göre sanırım evimizi bulduk hayırlı uğurlu olsun…
devamını gör...
sözlüğün son hali
pazar yeri gibi.
devamını gör...
sözlüğün son hali
benim anladığım şu birileri birileri ile gönül cimasi eyliyor sonra taraflardan biri gidiyor bambaşka biri olarak geliyor tekrar gönül cimasi eyleniyor galiba.
o zaman biraz kişiler bahane cima eylemek şahane gibi bir motto var *
o zaman biraz kişiler bahane cima eylemek şahane gibi bir motto var *
devamını gör...
normal sözlük
hazall güzel özetlemiş bence biz tımarhane açsak çok eğleniriz, bu kadar manyak bakırköy’de yok çünkü, bir de görsel medyanın ön planda olduğu şu yüzeysel dönemlerde derin derin saçmalayan insan bulmak vallahi çok zor, ne yaşıyoruz abi biz, neden böyleyiz ajasjjdjdj. güzel şeyler öğreniyoruz en azından, ekşi denen lağım çukurundan bin kat daha iyi, beni kovdular oradan:) neymiş faşistlere sövmüşüm…
devamını gör...
normal sözlük'ün en yakışıklı yazarı
lennie cok yakisikli.
devamını gör...
normal sözlük'ün en yakışıklı yazarı
benim, başka sorunuz yoksa gidip başka yerlere yakışacağım
devamını gör...
don vito corleone
cok overrated bi karakterdir. godfather'da bence cok da buyuk bi etki payi yoktur. film onun zayifladigi donemi konu aldigindan, zaten filmin onemli bi kisminda da hastanededir. herhalde film tarihinin en buyuk balonlarindan biridir bu karakter. sirf marlon brando'nun oyunculugu ve karakterin imaji hatrina tutmustur. hatta ve hatta robert de niro'nun oynadigi vito'nun genclik donemi daha cok sarmaktadir. evet.
devamını gör...
28 şubat 2026 abd ile israil'in iran'a saldırması
genel olarak körfez ülkelerine saldırılarda kullanılan füzelerin depolandığı bir yol boyu yer altı sığınağının iaf tarafından bombalanması: video
tsahal genelkurmay başkanı korgeneral eyal zamir'in mevkidaşları suudi arabistan, bae ve bahreyn generalleriyle görüntülü görüşerek kendilerini bilgilendirmesi orta doğu'da bir ilk ve yenilikti. kendisi, en başta bu savaşın nedenlerini aktarmış, sonra olan bitene geçip olabilecekleri ve yaşanabilecekleri açıklamış.
savunma bakanı katz, yarın başlayacak yeni haftada* iran hedeflerinin daha ağır şekilde vurulacağından söz etmiş. abd-israel ittifakı son üç günde epeyce bir füze depolama tesisini vurmuştu. ayrıca iran devrim muhafızı ordusu karargahları vurulmaya devam ediyor.
önümüzdeki günlerde körfez ülkelerinin talepleri daha çok dikkate alınacak gibi görünüyor.
iran'daki rejim yıkılacak. bedeli ne olursa olsun.
tsahal genelkurmay başkanı korgeneral eyal zamir'in mevkidaşları suudi arabistan, bae ve bahreyn generalleriyle görüntülü görüşerek kendilerini bilgilendirmesi orta doğu'da bir ilk ve yenilikti. kendisi, en başta bu savaşın nedenlerini aktarmış, sonra olan bitene geçip olabilecekleri ve yaşanabilecekleri açıklamış.
savunma bakanı katz, yarın başlayacak yeni haftada* iran hedeflerinin daha ağır şekilde vurulacağından söz etmiş. abd-israel ittifakı son üç günde epeyce bir füze depolama tesisini vurmuştu. ayrıca iran devrim muhafızı ordusu karargahları vurulmaya devam ediyor.
önümüzdeki günlerde körfez ülkelerinin talepleri daha çok dikkate alınacak gibi görünüyor.
iran'daki rejim yıkılacak. bedeli ne olursa olsun.
devamını gör...
birine kitap hediye etmek
çok güzel bir şey , hele ki verilenin sevdiği bir türse ekstra güzel…
devamını gör...
büyük orta doğu projesi
bitmiştir, fiilen bitti, resmen de bitecek az kaldı. öyle harita başında beş koldan girip insanları piyon gibi sürükleyenler bir gün sokaklarda sürünse keşke. yazık yemin ederim, elde var 0. ne götürdün 0. ne götürebilirsin 0. şimdi siz bu naneyi yediniz, bu su durulunca ne diyeceksiniz onu merak ediyorum…
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sana çok kırgınım, liseli bir çocuk iken aklıma soktuklarından, gece yarısı parkta oturup anlattıklarından dolayı kırgınım. hayatı bir savaş meydanı kendimizi birer asker olarak tanımladığın o bok gibi kokan şarabından yudumlarken liseli bir çocuğun kulağına fısıldadığın "ben" bilinci ile kendin olmak gerekliliği ile ve hayatın istemediğin şekillerde yaşamak yerine maceralara atılıp, savaşmak gerektiğini zihnime sokuşuna kırgınım.
ölmüş bu dünyadan göçmüşsün bir parkta. bana ulasmamana kırgınım. ilk dostum, en büyük nefretim, tanıdığım en bilge ama en ahlaksız herif sana çok kırgınım.
öğrettiklerini anımsıyorum ve öyle yaşıyorum belki normal bir yaşamım olabilirdi ama ilk tanıştığımız gün söylediğin gibi "hiçbir şey tesadüf değildir sadece ne zaman gitmen gerektiğini bilmen gerekir"
kader bizi bir araya getirdiğinde sen takıntı yaptığın diyojen olmak için beni thebesli krates yaptın.
sana çok kırgınım kadim dostum, ebedi düşmanım
ölmüş bu dünyadan göçmüşsün bir parkta. bana ulasmamana kırgınım. ilk dostum, en büyük nefretim, tanıdığım en bilge ama en ahlaksız herif sana çok kırgınım.
öğrettiklerini anımsıyorum ve öyle yaşıyorum belki normal bir yaşamım olabilirdi ama ilk tanıştığımız gün söylediğin gibi "hiçbir şey tesadüf değildir sadece ne zaman gitmen gerektiğini bilmen gerekir"
kader bizi bir araya getirdiğinde sen takıntı yaptığın diyojen olmak için beni thebesli krates yaptın.
sana çok kırgınım kadim dostum, ebedi düşmanım
devamını gör...
hayatın gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçmesi
sayılar geçiyor ki biz buna ömür deriz.
sayı doğrusunun eksi tarafı ebeveynlerimin yaşamı, biz artıya doğru yol alalım.
dokuz elinde en yakın arkadaşından çaldığı tek bacağı olmayan oyuncak atı ile masanın altında oyun oynuyor. büyüdükçe öğrenecek atların sakat kaldığı zaman vurulduğunu. zihnimin içindeki sayı doğrusunda en mutlu olduğum anlar küçük bir hırsız olduğum dokuz sayısına denk geliyor.
yirmi'nin yaşadığı gurur, aileye karşı verilmiş bir savaşın kazanılmasından ibaret. zihnimin bir köşesinde hala o gururu yaşıyor eline aldığı üniversite yerleştirme belgesi ile. henüz farkında değil ama bir savaşı kazandığını zannederken aslından sadece bir cephede başarı elde etmişti.
ilk kez kalbi çarpan on bir ceren'i görmek için hızla yürüdüğü okul yolunda gülümsüyor. hayatına daha pek çok ceren girecek ve kalbi defalarca çarpacak bir çift güzel göz için ama o an yaşadığı o duygu hem kalbi hem de beyni için ilk.
on altıyı hatırlamayı pek sevmiyorum ama zihnimde her zaman hüznü ile büyük bir yer kaplıyor, üniformasını giyip okul yolu tutmak için evden çıkmış anneannesinin evinin önünden geçerken gördüğü kalabalık karşısında okul çantasını sımsıkı tutarken. bu an hayatında hep bir yer tutacak.
yirmi yedi hayatının yorgunluğunu ve öfkesini üzerinden atmanın yolunu miligramlarda bulmuş. bir kanepede bedeni yorgun zihni sakin bir şekilde derin bir duman çekerken içine işte hayat böyle yaşanmalı diyor. daha sonra kendi ile gireceği savaş bu huzuru bir daha yaşamamasına neden olacak.
dünyanın en uzun nehrine göğsünü yataklık etmiş yirmi beş sevdiğine ve sevildiğine çok emin. tüm hayatını bir nehrin üzerindeki salda geçireceğini düşünüyor henüz kırmızı botlardan ve yeşil gözlerden habersiz.
ayna karşısında durup saçlarında dolan beyazlara bakan otuz altı sayı doğrusunun solunda kalan onlarca sayının yaptığı hataların bedelini kendisi ödediği için öfkeli. kendine karşı öfke nöbetleri ile heba ettiği bir sayının kendisi olduğu farkında bile değil.
tam bir salak olan yirmi üç ölümün kendini yücelteceği düşüncesi ile sartre okuyor. okuduklarının başkalarının sayı doğrusunun yansıması olduğunu fark etmesine daha çok var okumadığı kitapları okumuş gibi anlatmasını bırakmasına daha uzun yıllar var, gerçekten okumaya başladığı zaman ölümün yüce bir şey olmadığını anlayacak.
tuhaftır ki tüm bu sayı doğrusu içinde en huzurlu olduğu an on dörtün abdest almak için şadırvanın soğuk suyunu yüzüne çarptığı zamanlar. önce abdest almayı sonra namaz kılmayı sonra ise inancını bırakacak. gerçeği huzura tercih edecek.
fabrikadan içeri giriyor otuz yedi. yirminin elde ettiği zaferi otuzda çoktan kaybetmiş. içerisi yağ ve pas kokuyor. hayatının geri kalanını makine gürültüleri ile geçireceği uzun yıllar var. aklında tek bir şey dönüyor bu şartlar altında çalışmayı hak etmiyorum ben. yirmilerin sahip olduğu sınıf ahlaklını ne çok çabuk kaybetmiş ve diğerinin yerinin orası olduğuna emin.
kendini çok değersiz hissedip düşüncelerini buraya aktaran kırk bir kendinden önce gelen hiçbir sayıya kırgın ya da üzgün değil. mutsuzluğun sebebini bilmiyor, geri dönüp baktığı her sayı diğerinin üzerine bir ekleyerek buraya kadar geldi. tek merak ettiği hayatımın en güzel anı dediği anın dokuz'da bir masanın altında çalıntı bir at ile oynadığı an olarak kalıp kalmayacağı.
şimdilik kırk bir...
sayı doğrusunun eksi tarafı ebeveynlerimin yaşamı, biz artıya doğru yol alalım.
dokuz elinde en yakın arkadaşından çaldığı tek bacağı olmayan oyuncak atı ile masanın altında oyun oynuyor. büyüdükçe öğrenecek atların sakat kaldığı zaman vurulduğunu. zihnimin içindeki sayı doğrusunda en mutlu olduğum anlar küçük bir hırsız olduğum dokuz sayısına denk geliyor.
yirmi'nin yaşadığı gurur, aileye karşı verilmiş bir savaşın kazanılmasından ibaret. zihnimin bir köşesinde hala o gururu yaşıyor eline aldığı üniversite yerleştirme belgesi ile. henüz farkında değil ama bir savaşı kazandığını zannederken aslından sadece bir cephede başarı elde etmişti.
ilk kez kalbi çarpan on bir ceren'i görmek için hızla yürüdüğü okul yolunda gülümsüyor. hayatına daha pek çok ceren girecek ve kalbi defalarca çarpacak bir çift güzel göz için ama o an yaşadığı o duygu hem kalbi hem de beyni için ilk.
on altıyı hatırlamayı pek sevmiyorum ama zihnimde her zaman hüznü ile büyük bir yer kaplıyor, üniformasını giyip okul yolu tutmak için evden çıkmış anneannesinin evinin önünden geçerken gördüğü kalabalık karşısında okul çantasını sımsıkı tutarken. bu an hayatında hep bir yer tutacak.
yirmi yedi hayatının yorgunluğunu ve öfkesini üzerinden atmanın yolunu miligramlarda bulmuş. bir kanepede bedeni yorgun zihni sakin bir şekilde derin bir duman çekerken içine işte hayat böyle yaşanmalı diyor. daha sonra kendi ile gireceği savaş bu huzuru bir daha yaşamamasına neden olacak.
dünyanın en uzun nehrine göğsünü yataklık etmiş yirmi beş sevdiğine ve sevildiğine çok emin. tüm hayatını bir nehrin üzerindeki salda geçireceğini düşünüyor henüz kırmızı botlardan ve yeşil gözlerden habersiz.
ayna karşısında durup saçlarında dolan beyazlara bakan otuz altı sayı doğrusunun solunda kalan onlarca sayının yaptığı hataların bedelini kendisi ödediği için öfkeli. kendine karşı öfke nöbetleri ile heba ettiği bir sayının kendisi olduğu farkında bile değil.
tam bir salak olan yirmi üç ölümün kendini yücelteceği düşüncesi ile sartre okuyor. okuduklarının başkalarının sayı doğrusunun yansıması olduğunu fark etmesine daha çok var okumadığı kitapları okumuş gibi anlatmasını bırakmasına daha uzun yıllar var, gerçekten okumaya başladığı zaman ölümün yüce bir şey olmadığını anlayacak.
tuhaftır ki tüm bu sayı doğrusu içinde en huzurlu olduğu an on dörtün abdest almak için şadırvanın soğuk suyunu yüzüne çarptığı zamanlar. önce abdest almayı sonra namaz kılmayı sonra ise inancını bırakacak. gerçeği huzura tercih edecek.
fabrikadan içeri giriyor otuz yedi. yirminin elde ettiği zaferi otuzda çoktan kaybetmiş. içerisi yağ ve pas kokuyor. hayatının geri kalanını makine gürültüleri ile geçireceği uzun yıllar var. aklında tek bir şey dönüyor bu şartlar altında çalışmayı hak etmiyorum ben. yirmilerin sahip olduğu sınıf ahlaklını ne çok çabuk kaybetmiş ve diğerinin yerinin orası olduğuna emin.
kendini çok değersiz hissedip düşüncelerini buraya aktaran kırk bir kendinden önce gelen hiçbir sayıya kırgın ya da üzgün değil. mutsuzluğun sebebini bilmiyor, geri dönüp baktığı her sayı diğerinin üzerine bir ekleyerek buraya kadar geldi. tek merak ettiği hayatımın en güzel anı dediği anın dokuz'da bir masanın altında çalıntı bir at ile oynadığı an olarak kalıp kalmayacağı.
şimdilik kırk bir...
devamını gör...
