zaman tüneli

nedir şimdi son durum, birisi özetlese. yetkililer açıklama yapsa. biz de çekirdeklerimizle eşlik etsek.
devamını gör...

afganistana saldırırken uzmanlar "aman ha afganistan vietnama benzemez" diyorlardı. hali ortada.

irak işgal edilirken uzmanlar "ırak oğlum bu saddam boru mu? afganistana benzemez ırak" diyorlardı. kaç parçaya bolündü hâlâ belini doğrultacak.

suriye karışırken uzmanlar " yav siz suriyeyi ırak'mı zannediyorsunuz. saplanıp kalırsınız" diyorlardı.

şimdi iran'a saldırırken uzmanlar " yav siz bin yıllık persleri ne zannediyorsunuz? vallaha sizi süründürürler hiçbir mikim de yapamazsınız. hele bir kara harekatı yapın bakalım da görün" diyorlar.

uzmanlardan ricam lütfen türkiyenin olası bir savaşı hakkında yorum yapmasınlar rica ediyorum.
devamını gör...

iyi geceler.
devamını gör...

doğulu soyadının nereden geldiği benim için muammadır. çünkü bir taraf anteplidir ki orası güneydoğu anadolu bölgesindedir. diğerleri mersinli olup orası da akdeniz bölgesindedir.

kenan doğulu, 31 mayıs 1974 tarihinde istanbul'da doğmuş olup aslen gazianteplidir.
kadir doğulu ve ağabeyi kemal doğulu aslen mersinlidir. her iki isim de mersin'de doğup büyümüş, daha sonra kariyerleri için istanbul'a yerleşmiştir.
devamını gör...

(bkz: yazık la kimin çocuğuysa)
devamını gör...

'ben de bir başlık açayım da doğulu ailesi görsün' diye düşünmüş olan yazar entry'i.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sonuç doğru olmasa bile ''gidiş yolundan'' puan alacak insandır.
devamını gör...

birçok teknik detay dışında mekan, zaman ve mesafeyi de uygun şartlarda birleştirerek harekete geçen nevi şahsına münhasır kişidir. emek ister, sabır ve tecrübe ister, politik ileri görüşlülük ister. herkes sırtlanamaz.
devamını gör...

doğulu paradoksuna hoş geldiniz.

ozan ile kenan kardeşler ikisi de müzisyen.

kemal ile kadir kardeşler ikisinin de ne halt oldukları belli değil.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her güzelin bir kusuru vardı. fatih terim karizmasının tek noksanıysa saçtı.

şuna bak ya. holivud artistleri halt etmiş, karizmanın hasosu burada.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uzun uğraşlar sonucu yıllar sonra buldum diyebileceğim adamdır
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


23 ekim 1958, perşembe: sevinç ve gurur

pasternak, nobel edebiyat ödülü’ne layık görüldü. ödül, resmen “çağdaş lirik şiirdeki önemli başarısı ve büyük rus epik geleneği alanındaki katkıları” nedeniyle verildi. ama herkes biliyordu ki asıl neden doktor jivago’ydu.

pasternak, isveç akademisi’ne gönderdiği ilk telgrafta şunları yazdı:

“minnettarım, mutluyum, gururluyum, şaşkınım.”

gazetecilere verdiği röportajda ödülü stockholm’de bizzat almayı umduğunu söyledi. çok sevinçliydi. moskova dışındaki villasında, “hayatımın en güzel günlerinden biri” diyordu.

ancak o anda farkında olmadığı bir şey vardı: bu sevinç, sovyet yönetimi için bir provokasyondu.

---

24-26 ekim: fırtına kopuyor

nobel komitesi’nin kararından hemen sonra kremlin’de bir toplantı yapıldı. kararın arkasında aslında mikhail suslov vardı, “gri kardinal” denen adam. cpsu merkez komitesi başkanlığı, “b. pasternak’ın iftiraya dayalı romanı üzerine” başlıklı özel bir karar aldı.

sovyet basını topyekün saldırıya geçti:

· edebiyat gazetesi’nde pasternak, “batı’nın sovyet karşıtı propagandasında yem rolü oynayan hain” olarak nitelendirildi
· pravda’da bir editör onu “kötü niyetli bir filistin” ve “iftiracı” diye tanımladı, romanı da “düşük seviyeli gerici zırvalık” ilan edildi

yazarlar birliği’nde durum daha da vahimdi:

25 ekim’de moskova edebiyat enstitüsü tüm öğrencilerini pasternak’ı ve romanını kınayan dilekçeler yazmaya çağırdı. aynı gün sscb yazarlar birliği yönetim kurulu toplandı. ünlü çocuk şairi sergey mihalkov (sovyet marşının da yazarı) pasternak’ın vatandaşlıktan çıkarılmasını ve sürgün edilmesini talep etti.

26 ekim’de yazarlar birliği’nin genel kurulunda pasternak oy birliğiyle sendikadan ihraç edildi.

---

27-29 ekim: kıskaç daralıyor

kgb, pasternak’a seçenekleri sundu: ödülü reddetmezsen, ülkeden çıkarılırsın. bir daha da geri dönemezsin. üstelik ailen de seni takip edemez.

pasternak 68 yaşındaydı. sağlığı iyi değildi. sırt ve bacak ağrılarından şikayet ediyordu. anavatanından ayrılırsa bir daha geri dönemeyeceğini biliyordu. sürgün onun için ölüm demekti.

batı’dan da sesler yükseliyordu ama işe yaramıyordu. albert camus, hatta hindistan başbakanı jawaharlal nehru bile devreye girdi. nehru’nun kruşçev’le iyi ilişkileri vardı ama bu bile pasternak’ı kurtaramadı.

---

29 ekim 1958, çarşamba: “gönüllü” red

pasternak, kalemle kısa bir telgraf yazdı. kendi elleriyle köy postanesine götürdü ve dünyaya duyurdu. telgraf şöyleydi:

“bu ödülün mensubu olduğum toplumda kazandığı anlamı dikkate alarak, bana takdim edilen bu hak edilmemiş ödülü reddetmek zorundayım. gönüllü reddimi hoşnutsuzlukla karşılamamanızı rica ediyorum.”

gazetecilere verdiği röportajda şunu söyledi:

“bu kararı tamamen yalnız başıma verdim. kimseye danışmadım. yakın arkadaşlarıma bile söylemedim.”

aynı akşam oğlu yevgeny onu gördüğünde durumu şöyle anlatıyor:

“o akşam babamı gördüğümde tanıyamadım. solgun, ifadesiz bir yüz, yorgun ve acı dolu gözler. sürekli aynı şeyi söylüyordu: ‘artık hiçbir şeyin önemi yok, ödül’ü reddettim.’”

---

sonrası: ölüm ve iade

pasternak ödülü reddetti ama isveç akademisi onu hâlâ nobel ödüllü olarak kabul etti. tören onun yokluğunda yapıldı ve ödül “bir gün kabul edebilirse” diye emanete kondu.

sovyet basınındaki kınamalar reddinden sonra da devam etti. 6 kasım’da pravda’da yayınlanan bir mektupla kamuoyundan özür dilemeye zorlandı. yazarlar birliği’ne geri alınmadı. romanı öldüğünde bile rusça basılmamıştı.

mayıs 1960’ta, iki yıl sonra, akciğer kanserinden öldü.

doktor jivago sscb’de ancak 1988’de yayınlanabildi. ertesi yıl, 1989’da oğlu yevgeny, babasının 31 yıl önce reddetmek zorunda kaldığı nobel madalyasını oslo’ya gidip teslim aldı
devamını gör...

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


şöyle takılıyor; *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

erkekler ağlamaz, sadece tozun kaçacağı en uygun anı kollar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birleşmiş milletlerin toplanıp iranı kınaması da insanları çıldırtmıyorsa bu dünya bitmiş zaten. adamlar "sen niye efendi gibi işgal edilmiyorsun da karşılık veriyorsun" diye kınıyor. şaka desen şaka değil.
devamını gör...

bu deyim, kötülükle yaşayan insanlara söylenir genelde. mecaz anlam taşımasına karşın ilginç olaylar sonucunda, toprak kabul etmiyor da deniliyor. dün dinlediğim bir olayda yaşanan bazı şeyler bana bu deyimi hatırlattı. bir cesedi mezara götürüyorlar gömmek için. bu sırada kazdıkları yerden su çıkmış galiba... üç mezar kazmışlar ve üçünden de su çıkmış. bir de ceset ağır olurmuş yani bir şey olmaz diye umarak çok su çıkmayan bir yere gömmüşler adamı ve biraz sonra ceset yoğun bir suyla beraber toprağın üzerine çıkmış. o bedeni gömene kadar da akşam olmuş, yani sadece aksaklıklar olmuştur kazarken falan eminim ki ama bana bu deyimi hatırlattı... ruhu huzur bulur umarım.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim