zaman tüneli
acemi
tecrübesiz..
devamını gör...
ölümden neden korkulur sorusu
bu dünyayı terketmek için kendimizi hazır hissetmememiz..
devamını gör...
dinozorların en büyük hatası
küçük memelileri bunlardan ne olacak ki ya, diye ciddiye almamaları.
devamını gör...
niçin yazıyorsun sorusu
bu soruyu sait faik, "yazmasam deli olacaktım" şeklinde cevaplar.
“söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. oturdum. adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım.” (sait faik, son kuşlar, s. 51, varlık yayınları, 1956, istanbul)
yılmaz erdoğan da neden yazıyorsun sorusunu kendince "yazmak lazımdı, yazmasak olmazdı çünkü" diyerek yanıtlar;
neden yazıyorsun?
sevmek bir şey değil de
sevinmek kötü be,
kumruların
kumsalların
bulutların aşkına
mecburduk da yazdık
kirli sakallı sabahların namına
öylesine değil
savrulsun diye değil
yalandan değil
yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü
hani bazı
içinde bir dal burkulur
yeşil için
sarı için
her morun tonunda büyüyen
sağrılar için
belki kuşlardan habersiz
kanatlar için
yol yokuş
son ilk bahar
uzun eskilerden gelme
bir içim nefes için
yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünki
erguvan görüldü bir zaman
sonra çıkmaz oldu sokakların alayı
mavi çakmak
fitil falan
kalabalık oldu yokuşlar
o yokuşların baladı oldu
düğün oldu hatta
serim düğün ve çözüm için
boşanmalar oldu
her sevdanın final tezi adliyeye verildi
gerisi ilam oldu
kıyılar kumrular
göçler oldu...
buhurdanlar semaverler
ve nargile geyikleri
yavaş
yavaş
çok yavaş
hız'da yitirilenlerin aşkına
yavaş'ın içindeki ölü şövalyeler için
her işin bir raconu vardı
yaşamın ortaçağında
atılan adımlar vardı yavaş ve eski
bir düellodan alınmış
işte bu yüzden yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü...
sonra unutmak vardı
hatırlamak içindi bütün muallak resimler
hiç olmamış gibi yapmak
öküz öldüren bir hasrete
can dayanmıyordu ya
zaten bütün bunlar
yeni ve dayanıklı canlar içindi
dursun koyuyordular en son çocuklarının adını
üstü kalsın ikizler mesela
birisinin içinde civciv havalansa
diğeri kanat çırpıyordu istemsiz
oluyordu bunlar
ve yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü...
eski harfleri dağıtıyorduk komşularımıza
yepisyeniydiler
hepi topu bir kere kullanılmışlardı
sapa bir cümlenin içinde
hat sanatıydı gömdüğümüz uykuya
edebiyat avuntusuydu işimiz
uzak suretlerinden biriyle yapılan nef'inin
yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı,
aslında olurdu tabii
bir sürü yazmadığımız
bir süre yazmadığımız
ama o zamanda
bakkalda hesapüstü kalmışlık oldu
siparişi unutmuşluk bakkal çırağında
hem de ekmeğin en yumurtaya banılacağı sırada
ve kapatıyoruz manasında söndürülen ışıklar oldu
hadi gidin artık makamından
kırklık bir ampul kaldı geriye...
baktık olmuyor yazmadan
baktık mesele oluyor
dimağı eşeleyen cümleler
olmuşlar
olacaklar
yani bir fikrin hizasına konulacak ne varsa işte,
yazdık
ki yazmasak olmazdı
bütün bunlar
bütün bunlar içindi
gizli hüzün artıkları
kalmıştı ayrılık salonundaki
güvercinlerde manasız bir tango ciddiyeti
dans mı ediyorlar fırça mı yiyorlar
belli değil
öyle suçlu bir işti tango
arjantinde solcu gençler işkencedeyken
maradonaydı 82'de
kibrit kutusunun kapağı
vasati kırk çöptü ve
kırkının da tek tek
kendine göre sorunları vardı...
çözüm bekleyen ağır meseleleri de vardı
yaprakların
kuruyorlardı saatlerini kasım patlarına
hemen ve şimdi
müdahale gerekiyordu
akarsulara
ve ivedi
bir gülümser kelimeydi
yadırgayan
türkçedeki yerini
ama yinede yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı...
sonra hiç aklına gelirmiydi
örümceklerin sinirli bir iklime
ağ'yacakları kendilerini
ya da kuşak çatışması balıkların
pul pul gerinir diye düşünürken biz
meğer esnemeye bile takati kalmamış
yorgun bir akdeniz...
ucundan çeksen
new york'a kadar götürebilirsin
elektrikli vakumlu halı bile yıkayan sömürgeni
işte böyle bir durumdu
ve tedirginliğimiz
siren miren istemiyordu
telaşımızın gürültüsü yerindeydi
ve küt diye akşam oluyordu
biz ki öğle vaktiyiz daha
rakıdan filan habersiz
ve söylemeye gerek yok
uzun
çok uzun içmeler oldu
mürakabe susamış peçetelere notlar düştük
kalktık
zeytinyağı lekesinden arta kalan
şiircik kuşunu besledik
gel gör ki üç gün yaşayabildi us pas içinde
ama olsun yine de yazdık
yazmasak olmazdı...
nehirde (hiç tanımadığımız)
bir tekne için (hiç binmediğimiz)
bir şarkı (hiç duyulmamış)
bestelemeyi istersin de
hani nefesin yetmez nefsini güftelemeye
işte bu yüzden yazdık
yoksa hoşumuza mı gidiyor zannediyorsun
smokin bulutlu bir gökyüzünden söz etmek
bir kelebeğin kararsızlığını anlatmak
tırtıl kılığında...
ya da bir ateş böceğinin direnişini
yalancı aydınlıklara...
başka türlü olmuyor,
başka türlerde nasıl oluyor bilmem
ama yazmak lazımdı işte
yazmasak olmazdı çünki!
bana soracak olursanız onlara katıldığımı söylemek isterim. kendimce naçizane ifade etmem gerekirse;
çünkü susmak, içimde yankısı bitmeyen
eksik bir cümleye dönüşüyordu.
çünkü kelimeler gelmeyince,
ben yarım kalıyordum.
yazdım
dilime değil, içime sığmayanı tamamlamak için
biraz da, kendime geç kalmamak için.
“söz vermiştim kendi kendime: yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. oturdum. adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım.” (sait faik, son kuşlar, s. 51, varlık yayınları, 1956, istanbul)
yılmaz erdoğan da neden yazıyorsun sorusunu kendince "yazmak lazımdı, yazmasak olmazdı çünkü" diyerek yanıtlar;
neden yazıyorsun?
sevmek bir şey değil de
sevinmek kötü be,
kumruların
kumsalların
bulutların aşkına
mecburduk da yazdık
kirli sakallı sabahların namına
öylesine değil
savrulsun diye değil
yalandan değil
yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü
hani bazı
içinde bir dal burkulur
yeşil için
sarı için
her morun tonunda büyüyen
sağrılar için
belki kuşlardan habersiz
kanatlar için
yol yokuş
son ilk bahar
uzun eskilerden gelme
bir içim nefes için
yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünki
erguvan görüldü bir zaman
sonra çıkmaz oldu sokakların alayı
mavi çakmak
fitil falan
kalabalık oldu yokuşlar
o yokuşların baladı oldu
düğün oldu hatta
serim düğün ve çözüm için
boşanmalar oldu
her sevdanın final tezi adliyeye verildi
gerisi ilam oldu
kıyılar kumrular
göçler oldu...
buhurdanlar semaverler
ve nargile geyikleri
yavaş
yavaş
çok yavaş
hız'da yitirilenlerin aşkına
yavaş'ın içindeki ölü şövalyeler için
her işin bir raconu vardı
yaşamın ortaçağında
atılan adımlar vardı yavaş ve eski
bir düellodan alınmış
işte bu yüzden yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü...
sonra unutmak vardı
hatırlamak içindi bütün muallak resimler
hiç olmamış gibi yapmak
öküz öldüren bir hasrete
can dayanmıyordu ya
zaten bütün bunlar
yeni ve dayanıklı canlar içindi
dursun koyuyordular en son çocuklarının adını
üstü kalsın ikizler mesela
birisinin içinde civciv havalansa
diğeri kanat çırpıyordu istemsiz
oluyordu bunlar
ve yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı çünkü...
eski harfleri dağıtıyorduk komşularımıza
yepisyeniydiler
hepi topu bir kere kullanılmışlardı
sapa bir cümlenin içinde
hat sanatıydı gömdüğümüz uykuya
edebiyat avuntusuydu işimiz
uzak suretlerinden biriyle yapılan nef'inin
yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı,
aslında olurdu tabii
bir sürü yazmadığımız
bir süre yazmadığımız
ama o zamanda
bakkalda hesapüstü kalmışlık oldu
siparişi unutmuşluk bakkal çırağında
hem de ekmeğin en yumurtaya banılacağı sırada
ve kapatıyoruz manasında söndürülen ışıklar oldu
hadi gidin artık makamından
kırklık bir ampul kaldı geriye...
baktık olmuyor yazmadan
baktık mesele oluyor
dimağı eşeleyen cümleler
olmuşlar
olacaklar
yani bir fikrin hizasına konulacak ne varsa işte,
yazdık
ki yazmasak olmazdı
bütün bunlar
bütün bunlar içindi
gizli hüzün artıkları
kalmıştı ayrılık salonundaki
güvercinlerde manasız bir tango ciddiyeti
dans mı ediyorlar fırça mı yiyorlar
belli değil
öyle suçlu bir işti tango
arjantinde solcu gençler işkencedeyken
maradonaydı 82'de
kibrit kutusunun kapağı
vasati kırk çöptü ve
kırkının da tek tek
kendine göre sorunları vardı...
çözüm bekleyen ağır meseleleri de vardı
yaprakların
kuruyorlardı saatlerini kasım patlarına
hemen ve şimdi
müdahale gerekiyordu
akarsulara
ve ivedi
bir gülümser kelimeydi
yadırgayan
türkçedeki yerini
ama yinede yazmak lazımdı
yazmasak olmazdı...
sonra hiç aklına gelirmiydi
örümceklerin sinirli bir iklime
ağ'yacakları kendilerini
ya da kuşak çatışması balıkların
pul pul gerinir diye düşünürken biz
meğer esnemeye bile takati kalmamış
yorgun bir akdeniz...
ucundan çeksen
new york'a kadar götürebilirsin
elektrikli vakumlu halı bile yıkayan sömürgeni
işte böyle bir durumdu
ve tedirginliğimiz
siren miren istemiyordu
telaşımızın gürültüsü yerindeydi
ve küt diye akşam oluyordu
biz ki öğle vaktiyiz daha
rakıdan filan habersiz
ve söylemeye gerek yok
uzun
çok uzun içmeler oldu
mürakabe susamış peçetelere notlar düştük
kalktık
zeytinyağı lekesinden arta kalan
şiircik kuşunu besledik
gel gör ki üç gün yaşayabildi us pas içinde
ama olsun yine de yazdık
yazmasak olmazdı...
nehirde (hiç tanımadığımız)
bir tekne için (hiç binmediğimiz)
bir şarkı (hiç duyulmamış)
bestelemeyi istersin de
hani nefesin yetmez nefsini güftelemeye
işte bu yüzden yazdık
yoksa hoşumuza mı gidiyor zannediyorsun
smokin bulutlu bir gökyüzünden söz etmek
bir kelebeğin kararsızlığını anlatmak
tırtıl kılığında...
ya da bir ateş böceğinin direnişini
yalancı aydınlıklara...
başka türlü olmuyor,
başka türlerde nasıl oluyor bilmem
ama yazmak lazımdı işte
yazmasak olmazdı çünki!
bana soracak olursanız onlara katıldığımı söylemek isterim. kendimce naçizane ifade etmem gerekirse;
çünkü susmak, içimde yankısı bitmeyen
eksik bir cümleye dönüşüyordu.
çünkü kelimeler gelmeyince,
ben yarım kalıyordum.
yazdım
dilime değil, içime sığmayanı tamamlamak için
biraz da, kendime geç kalmamak için.
devamını gör...
acemi
iranlı olan.
devamını gör...
dinozorların en büyük hatası
eşek icad olmuşken mi acaba...
devamını gör...
dinozorların en büyük hatası
fasulye yemeyecektiniz, küresel ısıttınız dünyayı yer gök metan oldu, öldünüz b’oolm!
devamını gör...
dinozorların en büyük hatası
gök taşını görüp "abi yıldız kayıyor dilek tut" demeleri.
devamını gör...
söz vermek
"iki cihan bir araya gelse"...
devamını gör...
dinozorların en büyük hatası
kibir. "biz zaten buraların en büyüğüyüz. bize ne olabilir ki? takılın b'oolum" diye düşünmeleri. senden büyük göktaşı var dinozor. böyle alırlar paçanı aşağı.
devamını gör...
ölümden neden korkulur sorusu
insan "yok olmak" fikrini benimseyebilecek bir beyin yapısına sahip değildir. çünkü deneyimlemeden veya birisinin tecrübelerini dinlemeden herhangi bir olguyu kafamızda canlandıramayız. ölüm, deneyimin bittiği andır. bu sebepten dolayı kimse kimseye ölümü anlatamaz, ölen kişi bile bunu deneyimleyip anlayacak kadar zamana sahip değil.
biraz hayatta kalma içgüdüsü etkiler insanı. biyolojik bir reflekstir bu. risk olarak algılarız ölümü. bir insan her ne kadar ölümü içselleştirmiş olsa bile en derinlerde her zaman bir savunma mekanizması vardır.
ve bana göre en büyük sebebi, geleceği görüyor oluşumuzdur. evet çok sığ ve basit bir tespit. ama önemli olan basiti anlayabilmektir zaten.
en son noktayı görüyoruz...
biraz hayatta kalma içgüdüsü etkiler insanı. biyolojik bir reflekstir bu. risk olarak algılarız ölümü. bir insan her ne kadar ölümü içselleştirmiş olsa bile en derinlerde her zaman bir savunma mekanizması vardır.
ve bana göre en büyük sebebi, geleceği görüyor oluşumuzdur. evet çok sığ ve basit bir tespit. ama önemli olan basiti anlayabilmektir zaten.
en son noktayı görüyoruz...
devamını gör...
ikili robin hood
ingilizcesi double robin hood.
dartta seri 3 atışın da üst üste gelmesi gibi epey nadir bir spor olayıdır. yani ilk atışınızla "turnayı gözünden vurdunuz" diyelim, diğer iki atışınızda da bir önce attığınız dartı deliyorsunuz. buna üçlü/triple robin hood da dense de aslında double denmesi gerekirmiş teknik olarak. yani ilk atışta "robin hood'luk" yaptınız gibi değerlendirilmediği için diğer iki atışınız değerlendiriliyor bu minvalde. 4 atış olsa ve ilkinden sonraki 3'ü bir önceki dartı delse buna triple robin hood denebilirmiş.
şuradan bir double robin hood izleyebilirsiniz:
dartta seri 3 atışın da üst üste gelmesi gibi epey nadir bir spor olayıdır. yani ilk atışınızla "turnayı gözünden vurdunuz" diyelim, diğer iki atışınızda da bir önce attığınız dartı deliyorsunuz. buna üçlü/triple robin hood da dense de aslında double denmesi gerekirmiş teknik olarak. yani ilk atışta "robin hood'luk" yaptınız gibi değerlendirilmediği için diğer iki atışınız değerlendiriliyor bu minvalde. 4 atış olsa ve ilkinden sonraki 3'ü bir önceki dartı delse buna triple robin hood denebilirmiş.
şuradan bir double robin hood izleyebilirsiniz:
devamını gör...
niçin yazıyorsun sorusu
bilmiyorum.
sebebini bilsem yazmazdım.
açıklığa kavuşana kadar en kötü kendi kendime yazmaya devam edeceğim.
sebebini bilsem yazmazdım.
açıklığa kavuşana kadar en kötü kendi kendime yazmaya devam edeceğim.
devamını gör...
dinozorların en büyük hatası
volkan konak'a dikkat edeceklerdi.
devamını gör...
beceremedic
tanım: yaralıları iyileştiremeyen ekip.
devamını gör...
niçin yazıyorsun sorusu
ben yazmıyorum
doldum
taşıyorum.
doldum
taşıyorum.
devamını gör...

