zaman tüneli
giderek kendini daha az ifade eden insan
geçen gün otobüsten ineceğim kalktım duracak düğmesine bastım kapının önünde yerimi aldım, 30 saniye sonra bir hanımefendi kalktı ve bana düğmeye basar mısınız? dedi, yine bastım, yaklaşık 15-20 saniye sonrada bir amca kalkı ve o da düğmeye basar mısın evladım dedi, yine bastım. konunun düğmeyle çok bi alakası yok aslında. siz anladınız bence.
devamını gör...
giderek kendini daha az ifade eden insan
anlayışsız ve kelimelerinin altında bir mana arayan insanların varlığının çok olduğu bir ortamda bir kabulleniştir aslında. bir nevi "söylesem ne değişecek ki" anlayışı.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
90'lar gecesi fonda çalıyor kumralım
hüzünler başıma vurdu yine
sevginin çıkmaz yollarında senin dolaylarında
sana dair hasretim yüzyıllardan kalma
aklımı kaçırıyorum bu cinnet akşamlarında
hüzünler başıma vurdu yine
sevginin çıkmaz yollarında senin dolaylarında
sana dair hasretim yüzyıllardan kalma
aklımı kaçırıyorum bu cinnet akşamlarında
devamını gör...
kızlar karşısındaki erkeğin ilgisini anlar mı sorunsalı
anlarlar tabi, bizim gibi mal değiller ki arkadaş.
devamını gör...
erol köse
ya bu adamı çocukken uğur yücelle karıştırıyordum sonra uğur yüceli can yücelle can yüceli can dündarla can dündarı uğur dündarla uğur dündarı dündar kılıçla ne biçim bi 90lardı ıyyh.
devamını gör...
günah dolu gece yaşamadan önce bismillah çekmek
günahında hayırlısı vardır belki.
devamını gör...
bilinen en şaşırtıcı tarihi bilgi
sultan abdülaziz, evden “ben mısır’a gidiyorum” diye çıkıp istanbul’a kaçan fransa imparatoriçesini saraya atmıştır.
devamını gör...
günah dolu gece yaşamadan önce bismillah çekmek
gel bir dokun bana yeter, cehennemden kurtulayım mantığı ile hareket etmiş olabilir sonuçta besmele bu.
devamını gör...
günah dolu gece yaşamadan önce bismillah çekmek
deliliktir. ne güzel kısmetin ayağına gelmişken işi bozmaktır. ondan sonra '' kanka dün gece var yaa ooofffffff''. yersen*
devamını gör...
günah dolu gece yaşamadan önce bismillah çekmek
durumu dengelemek adına yapılan, zekice bir harekettir. hay aklını seveyim denir böylesine.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
yine loop'a aldık. hadi bakalım!
devamını gör...
milli maç izlemeyen erkek
futboldan hoşlanmıyorum.
devamını gör...
pogo
konserlerde topaç niteliğinde seyircilerin birbirlerine toslamaları olan şova denir.
bir de (bkz: palyaço pogo)
bir de (bkz: palyaço pogo)
devamını gör...
evvel
" bazen çalmayan bir telefondur ya dünyanın gerçeği. "
1967 doğumlu türk şair ve yazar ömer erdem imzalı 200 sayfalık eser;
şiir türünde yer alan kitabımızın ilk olarak 2010 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
şairin okuduğum ilk kitabı bu olsa da kendisini birkaç sene önce birhan keskin'i konuk ettiği bir programda tanımıştım, o programın linki de tanım sonunda verilecektir.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
son zamanlarda okuduğum en etkileyici, en çarpıcı, en dokunaklı şiirlerin yer aldığı kitaptı benim için, insan bâzı dizelerin önünde ceketini iliklemek istiyor hani.
diğer şiir kitapları gibi kolay olmayacak bu kitaptaki şiirler üzerine konuşmak, bir çırpıda anlatılamayacak kadar derin şiirlere yer alıyor zirâ.
her şeyden biraz biraz almış sanki şair, her duygudan, her fark edişten, her anımsamadan, her yolculuktan, her yürekten, belki de bu yüzdendir şiirlerin zor olması ve bunca güzel olması.
yıkılışlar, tükenişler, yolunu gözlemeler, bağ kurmalar, kopuşlar, uzaklıklar ve yakınlıklar, ölümler ve anılar, yokluklar ve hatırlamalar, evvelindekiler, iz bırakanlar ve izi bile kalmayanlar, şiirlerin benim için ifade ettiği bazı konu, duygu ve durumlardandı.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

bu çarpan hangi saatin hızıdır
her şey sen oluyorsun birdenbire.
insan kime gitmeli tükenince?
duyulmaz bir yıkılış birdenbire.
düşündüm de en büyük hayret senmişsin
yoluna başımı koymuşum birdenbire.
son bir ip kalsa elinde, boynuma geçir
yanılıp onu gül düğümü sayayım.
yürürken düşünüyor musun beni sabahleyin
üstün açılıyor mu geceleri
kayıyor mu yorganın?
hayat sökülmüş bir kaldırım.
ben gözlerimi yumdum
sen kirpiklerimi yakarak geç.
her şeyin sonuna geldiysek eğer
nedir bu yenilik şimdi nedir?
mezardan ileri yaşar insan
belli değil
oradan dönenler mi yalnızdır
kalan mı yoksa?
anne toprak
toprak anne olur.
bir kere bıraktığını bulamıyorsun dönünce sen bekliyor olacak mısın?
birden eriyiveren
meyveli dondurmalar gibi
çoktan karışmış her şey birbirine.
her şehirden
başka bir yönden kopuyor insan.
bu sona varmam için her şey hazırdı.
sonunda her şey gibi sıradan
ve tek
sustum ve yitirdim
biliyorum olmayacak
gittiğim kıyıdan izim.
sakladım onu hiç varılmamış bir suya.
hiçbir anım yok burada.
varsın mesafesi kadar inlesin rüzgar anmaktan korkulur yanların kaldı bende.
dünya ağlamakla suskunluk arasında
bir dalga
bir nefes
bir gülümseme kadar kısa.
yanlış bir rüya halinde çarpıyor
yokluğun hâtırama...
1967 doğumlu türk şair ve yazar ömer erdem imzalı 200 sayfalık eser;
şiir türünde yer alan kitabımızın ilk olarak 2010 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
şairin okuduğum ilk kitabı bu olsa da kendisini birkaç sene önce birhan keskin'i konuk ettiği bir programda tanımıştım, o programın linki de tanım sonunda verilecektir.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
son zamanlarda okuduğum en etkileyici, en çarpıcı, en dokunaklı şiirlerin yer aldığı kitaptı benim için, insan bâzı dizelerin önünde ceketini iliklemek istiyor hani.
diğer şiir kitapları gibi kolay olmayacak bu kitaptaki şiirler üzerine konuşmak, bir çırpıda anlatılamayacak kadar derin şiirlere yer alıyor zirâ.
her şeyden biraz biraz almış sanki şair, her duygudan, her fark edişten, her anımsamadan, her yolculuktan, her yürekten, belki de bu yüzdendir şiirlerin zor olması ve bunca güzel olması.
yıkılışlar, tükenişler, yolunu gözlemeler, bağ kurmalar, kopuşlar, uzaklıklar ve yakınlıklar, ölümler ve anılar, yokluklar ve hatırlamalar, evvelindekiler, iz bırakanlar ve izi bile kalmayanlar, şiirlerin benim için ifade ettiği bazı konu, duygu ve durumlardandı.
okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

bu çarpan hangi saatin hızıdır
her şey sen oluyorsun birdenbire.
insan kime gitmeli tükenince?
duyulmaz bir yıkılış birdenbire.
düşündüm de en büyük hayret senmişsin
yoluna başımı koymuşum birdenbire.
son bir ip kalsa elinde, boynuma geçir
yanılıp onu gül düğümü sayayım.
yürürken düşünüyor musun beni sabahleyin
üstün açılıyor mu geceleri
kayıyor mu yorganın?
hayat sökülmüş bir kaldırım.
ben gözlerimi yumdum
sen kirpiklerimi yakarak geç.
her şeyin sonuna geldiysek eğer
nedir bu yenilik şimdi nedir?
mezardan ileri yaşar insan
belli değil
oradan dönenler mi yalnızdır
kalan mı yoksa?
anne toprak
toprak anne olur.
bir kere bıraktığını bulamıyorsun dönünce sen bekliyor olacak mısın?
birden eriyiveren
meyveli dondurmalar gibi
çoktan karışmış her şey birbirine.
her şehirden
başka bir yönden kopuyor insan.
bu sona varmam için her şey hazırdı.
sonunda her şey gibi sıradan
ve tek
sustum ve yitirdim
biliyorum olmayacak
gittiğim kıyıdan izim.
sakladım onu hiç varılmamış bir suya.
hiçbir anım yok burada.
varsın mesafesi kadar inlesin rüzgar anmaktan korkulur yanların kaldı bende.
dünya ağlamakla suskunluk arasında
bir dalga
bir nefes
bir gülümseme kadar kısa.
yanlış bir rüya halinde çarpıyor
yokluğun hâtırama...
devamını gör...
günah dolu geceler yaşamak
- kızla yakınlaştınız mı o gece?
+ yok abi
- oralı olmadı yani
+ ney?
- ben güldüm boşver.
+ yok abi
- oralı olmadı yani
+ ney?
- ben güldüm boşver.
devamını gör...
killer clown
palyaço pogo isminde partilerde eğlence veren john wayne gacy'nin lakabı.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bir şeyler düşünüyor olmaktan uyuyamıyorum. kafam karışık.
devamını gör...
palyaço pogo
killer clown olarak da bilinen pennywise tipinde olan john wayne gacy'nin palyaço kimliği yani bir nevi alter egosu.
devamını gör...
john wayne gacy
palyaço pogo olarak da bilinen yani çocukların doğumgünülerinde eğlence amaçlı onları eğlendiren seri katildir. belgeselinde eğer onun kurbanıysanız lütfen şu numarayı arayın diye yazı çıkmaktadır yani halen bilinmeyen kurbanları düşünülür.
devamını gör...
