zaman tüneli
progresif minimal gece öyküleri
sporu yeren zargana
oldum olası kaslarımı genişletmem gerektiğini bilmeme rağmen şimdi aynaya bakıyorum da bu zargana kişiliğimi tuhaf bir biçimde seviyorum.
kaslarımla zarganalar arasında bir bağlantı olduğunu öğrenmemim üzerinden tam olarak bir sene geçti. bir kitap almıştım. okumadım ama karıştırırken gördüm zarganaları sonra kendimi spor salonunda buldum. belki de hayatımda yaptığım en iyi şeydi benim için. belki de hayatımda yaptığım en kötü şeydi benim için. belki de hayatımda yaptığım bir şeydi sadece ve anlam yüklememek gerekiyordu. spor hocası kesinlikle zargana gibi değildi ama bir levrek ya da çipura da değildi. belki geçmişte kocaman bir balinaydı. sahillere vurup insanları yutan cinsten. insanları bir kere yutmuş birinden yardım beklemek abes miydi? bunları düşünürken bacaklarımı sekiz derece açıyla kaldırıp kollarımı yüz seksen derece döndürmeyi becerebildim. tam olarak beş ay gittim. normal şartlar altında benim de bir balinaya dönüşüp insanları yutuyor olmam gerekirdi ama olmadı. ben balina olmak istedikçe bir zargana olarak evirilmeye devam ettim. spor hocası bu durumu çözemedi ve sonunda bir gün kulağıma eğilip, spor yaptıkça kişiliğin de eviriliyor, evirildikçe de vücudun başka türde bir değişim gösteriyor dedi. tamam dedim. ne yapmam lazım? bırak bu işleri dedi. o saatten sonra öyle bir zargana kişilik geliştirmiştim ki sporla açıkçası hocaya bir açılama yapmadan mekandan çıktım. direkt bankanın yolunu tuttum. sonra oradaki bütün paramı çektim, bir valize doldurdum ve spor salonuna tekrar döndüm.
sağ elimin işaret parmağını spor hocasına sallayarak senin kim olduğunu biliyorum lanet balina. sen benim gibi kıyıya vurmuş zarganaları ağzına atıp yutmak istiyorsun değil mi dedim. al sana beş yüz bin dolar. bu spor salonu artık benim. şimdi buradan uza ve başka zarganalara zarar vermeden yok ol dedim.
bir tuhaf baktı yüzüme. gözlerinin siyahı daha bir siyah oldu zemindeki kauçuk gibi. tamam dedi. aldı çantayı ve çıktı.
derin bir nefes alıp o an salona baktım.
benim gibi yutulmayı bekleyen diğer zargana spordaşlarım benden bir cümle bekledi.
dağılın lan diye bağırıp salona kilidi vurdum.
oldum olası kaslarımı genişletmem gerektiğini bilmeme rağmen şimdi aynaya bakıyorum da bu zargana kişiliğimi tuhaf bir biçimde seviyorum.
kaslarımla zarganalar arasında bir bağlantı olduğunu öğrenmemim üzerinden tam olarak bir sene geçti. bir kitap almıştım. okumadım ama karıştırırken gördüm zarganaları sonra kendimi spor salonunda buldum. belki de hayatımda yaptığım en iyi şeydi benim için. belki de hayatımda yaptığım en kötü şeydi benim için. belki de hayatımda yaptığım bir şeydi sadece ve anlam yüklememek gerekiyordu. spor hocası kesinlikle zargana gibi değildi ama bir levrek ya da çipura da değildi. belki geçmişte kocaman bir balinaydı. sahillere vurup insanları yutan cinsten. insanları bir kere yutmuş birinden yardım beklemek abes miydi? bunları düşünürken bacaklarımı sekiz derece açıyla kaldırıp kollarımı yüz seksen derece döndürmeyi becerebildim. tam olarak beş ay gittim. normal şartlar altında benim de bir balinaya dönüşüp insanları yutuyor olmam gerekirdi ama olmadı. ben balina olmak istedikçe bir zargana olarak evirilmeye devam ettim. spor hocası bu durumu çözemedi ve sonunda bir gün kulağıma eğilip, spor yaptıkça kişiliğin de eviriliyor, evirildikçe de vücudun başka türde bir değişim gösteriyor dedi. tamam dedim. ne yapmam lazım? bırak bu işleri dedi. o saatten sonra öyle bir zargana kişilik geliştirmiştim ki sporla açıkçası hocaya bir açılama yapmadan mekandan çıktım. direkt bankanın yolunu tuttum. sonra oradaki bütün paramı çektim, bir valize doldurdum ve spor salonuna tekrar döndüm.
sağ elimin işaret parmağını spor hocasına sallayarak senin kim olduğunu biliyorum lanet balina. sen benim gibi kıyıya vurmuş zarganaları ağzına atıp yutmak istiyorsun değil mi dedim. al sana beş yüz bin dolar. bu spor salonu artık benim. şimdi buradan uza ve başka zarganalara zarar vermeden yok ol dedim.
bir tuhaf baktı yüzüme. gözlerinin siyahı daha bir siyah oldu zemindeki kauçuk gibi. tamam dedi. aldı çantayı ve çıktı.
derin bir nefes alıp o an salona baktım.
benim gibi yutulmayı bekleyen diğer zargana spordaşlarım benden bir cümle bekledi.
dağılın lan diye bağırıp salona kilidi vurdum.
devamını gör...
sicim teorisi
kadınların sen belki de farkında değildin ama o gece sicim sicim sicim sicim ağladım diyerek sömürü yaptığı bir teoridir.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
kaçak ve güzel yayın için teşekkürler patagonyalı dostumuz.
harika bir 90'lar şarkı seçkisiydi. sağol.
harika bir 90'lar şarkı seçkisiydi. sağol.
devamını gör...
göndermeli başlık vs göndermeli tanım
görüldülü mesaj.
devamını gör...
6 kelimelik otobiyografi
1- ben
2- topraktan
3-bir
4-canım
5-senin
6- gibi.
2- topraktan
3-bir
4-canım
5-senin
6- gibi.
devamını gör...
çüş artık dedirten yazarlar
eski gündemi yenilemek gibi olmasın ama (bkz: dorianın bıçağı).
onun üstüne daha şaşırmadım galiba. olduysa da ben kaçırdım. iyi ki de kaçırdım yani çok da fifi.
onun üstüne daha şaşırmadım galiba. olduysa da ben kaçırdım. iyi ki de kaçırdım yani çok da fifi.
devamını gör...
keşke ben yazsaydım denilen tanımlar
#3939109
meja'nın sicim teorisini anlattığı gibi anlatabilmek isterdim. çok başarılı fizik tanımları yazıyor.
teşekkürler ve alkışlar meja'ya gelsin.
meja'nın sicim teorisini anlattığı gibi anlatabilmek isterdim. çok başarılı fizik tanımları yazıyor.
teşekkürler ve alkışlar meja'ya gelsin.
devamını gör...
keşke ben yazsaydım denilen tanımlar
sözlük yazarların beğendiği hatta keşken ben yazmış olsaydım dediği tanımlar.
benim için yakın zamanda bu tanım;
#3922588
benim için yakın zamanda bu tanım;
#3922588
devamını gör...
26 nisan 2026 galatasaray fenerbahçe maçı
süper lig maçı.
şampiyonun o maçta değil ondan daha önce belli olacağını düşünüyorum.
şampiyonun o maçta değil ondan daha önce belli olacağını düşünüyorum.
devamını gör...
yazarların psikolojik durumları
uzun zamandır bu kadar stabil olmamıştım.
duygudurum iniş çıkışları yaşamıyorum artık eskisi gibi.
hayat güzel ve her anı yaşamaya değer kafasındayım çok şükür.
duygudurum iniş çıkışları yaşamıyorum artık eskisi gibi.
hayat güzel ve her anı yaşamaya değer kafasındayım çok şükür.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
valla gurme şarkıymış bilemedim ben
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
severek takip ettiğim yazarlardan, tekrardan sözlüğe dönmüş hoş gelmiş. *
devamını gör...
yazarların psikolojik durumları
canım sıkkın ve dertli. dünyayı stagflasyon' a götürürken ani kurtarnaya çalışan mb 60 ton altını döviz karşılığında swap yapmis.
bu iran işi uzarsa yapay zeka devrimiyle beraber neler olur kestirebiliyorum ki bunu bilgisi olan herkes algılıyor veya anlıyor.
"kazanıyorum,ne için n kazanıyorum?"kısmı daha yeni geliyor
keşke dedem zamanında dogsaydim.
koşu bandı aldım. istanbul'dan gitmeye hazırlanmak lazım.
ilerisi nanay. başlığın cevabı:
pesimist ruh hali ama realist pesimist.
bu iran işi uzarsa yapay zeka devrimiyle beraber neler olur kestirebiliyorum ki bunu bilgisi olan herkes algılıyor veya anlıyor.
"kazanıyorum,ne için n kazanıyorum?"kısmı daha yeni geliyor
keşke dedem zamanında dogsaydim.
koşu bandı aldım. istanbul'dan gitmeye hazırlanmak lazım.
ilerisi nanay. başlığın cevabı:
pesimist ruh hali ama realist pesimist.
devamını gör...
sicim teorisi
hadron adlı parçacıkları tanımlamaya çalışmak için çıkılan yolda, klasik ve modern fiziği ortak paydada toplamak amacına evrilen teori.
atom altı parçacıklar, gözle görülemeyecek kadar küçük olduğundan, başlangıçta bunların noktasal yapılar olduğu kabul edilmişti çünkü bu hesaplamalar esnasında birçok açıdan kolaylık sağlıyordu bilim insanlarına. oldukça da işe yaramıştı belirli bir noktaya kadar. zamanla anlaşıldı ki bunları minik noktalar olarak kabul etmek, bazı fiziksel durumları açıklamakta yetersiz kalıyor. bunun üzerine bilim camiası şöyle bir yaklaşım düşündü; bunlar nokta değil de birazcık daha karmaşık yapılar olarak kabul edilseydi ne olurdu? vitesi artırdılar ve nokta yerine iplik benzeri yapılar olarak düşündüler parçacıkları. buna göre bu iplikçikler ya da sicimler, yeterli enerji alarak uyarıldıkları zaman, tıpkı yaylı bir çalgının yayları gibi titreşimler üretmeliydi.
yukarıdaki yaklaşım bir süre sonra meyvelerini verdi çünkü o güne dek keşfedilmiş ama "bunlar nasıl çıktı ortaya yahu!" diye kara kara düşündüren parçacıkların nasıl oluşmuş olabileceğine, bu yöntem mantıklı yanıtlar veriyordu. yani hadron konusunda da işe yarayan bu yaklaşım, daha büyük sorunları çözebilmek yolunda önemli bir adım olmuştu.
daha büyük sorunlar? evet şu sorundan bahsediyorum; genel görelilik teorisi ve kütle çekim kanunu, daha genel konuşursak kuantum alanlar teorisi birbiriyle uyuşmuyor. bunların ikisi de ayrı ayrı son derece başarılı çalıştıkları için yanlış olduklarını düşünmüyoruz ama arada köprü kuracak, boşluğu dolduracak bir bağlantı olmalı. bunu henüz bulamamış olmamız, evrene dair bazı temel sorunları çözmemizin önünde de engel teşkil ediyor. peki bu nasıl derman olacak yaraya? zira bunun da başka sorunları vardı başlangıçta. mesela ışık hızından daha yüksek hıza sahip olması gereken takyon adı verilmiş bir parçacığın varlığını zorunlu kılıyordu. üstelik bunların kütlesi ya sıfır ya da negatif olmalıydı. buna ilaveten "spin değeri 2 olmalı ama kütlesi sıfır olmalı" dediği bir parçacık daha çıkıyordu ortaya ki bu da gözlemlerimize uymuyordu.
genel olarak önemli bazı sorunları çözebildiği için, bilim insanları bu teoriden vazgeçmek istemedi ve bu kez de teorinin ortaya çıkardığı sorunlara çözüm aramaya yöneldiler. süpersicim teorisi de burada devreye girdi.
temel kuvvetler dediğimiz 4 kuvvet var. bunlardan üç tanesi (eleketromanyetik kuvvet, güçlü nükleer kuvvet, zayıf nükleer kuvvet), en başta söylediğim noktasal varsayılan parçacıklar aracılığıyla fonksiyon gösterir. noktasal parçacık yaklaşımı sorun çıkarmaz yani ama dördüncü çıkıntı mendebur, pardon kuvvet, öyle değildir. onun da taşıyıcı bir parçacığı olabileceği fikri geliyor tabii ki akla. işte süpersicim teorisi, sicim teorisinin öngördüğü 2 spinli kütlesiz parçacığın, taşıyıcı parçacık olarak öngörülen teorik graviton olabileceğini gösteren, üstelik takyonların varlığını da zorunlu kılmayan matematiksel bir yaklaşım, yani aranan kan.
***
buraya kadar her şey güzel ama sicim teorisi dediğimiz zaman biliyorsunuz ki ortaya, evrende 3 uzay ve 1 zaman dışında var olması gereken daha fazla boyut çıkıyor ortaya. bu da süpersicim teorisinin zorunlu kıldığı bir durum. diyor ki teori "doğru şekilde çalışırım ama evrende 3+1 değil 9+1 boyut olduğunda!"
olabilir mi? aslında evet. biz uzay boyutlarını deneyimliyoruz ama eğer evrende, oluşum aşamasında bunlar kadar büyümemiş olan, kuantumsal boyutlarda kıvrılıp kalmış boyutlar varsa, bizim bunları algılama şansımız yok 3 boyuta göre evrilmiş zihinlerimizle. bunun da başka sorunları vardı ama daha fazla detaya girmeyeceğim. *
***
yukarıda sorun çıkarmayan 3 kuvvetten bahsetmiştim. bu kuvvetlerle kuantum mekaniğini bağdaştıran kurama büyük birleşik kuram diyoruz. buna kütle çekimini de eklediğimizde adına her şeyin teorisi diyoruz.
atom altı parçacıklar, gözle görülemeyecek kadar küçük olduğundan, başlangıçta bunların noktasal yapılar olduğu kabul edilmişti çünkü bu hesaplamalar esnasında birçok açıdan kolaylık sağlıyordu bilim insanlarına. oldukça da işe yaramıştı belirli bir noktaya kadar. zamanla anlaşıldı ki bunları minik noktalar olarak kabul etmek, bazı fiziksel durumları açıklamakta yetersiz kalıyor. bunun üzerine bilim camiası şöyle bir yaklaşım düşündü; bunlar nokta değil de birazcık daha karmaşık yapılar olarak kabul edilseydi ne olurdu? vitesi artırdılar ve nokta yerine iplik benzeri yapılar olarak düşündüler parçacıkları. buna göre bu iplikçikler ya da sicimler, yeterli enerji alarak uyarıldıkları zaman, tıpkı yaylı bir çalgının yayları gibi titreşimler üretmeliydi.
yukarıdaki yaklaşım bir süre sonra meyvelerini verdi çünkü o güne dek keşfedilmiş ama "bunlar nasıl çıktı ortaya yahu!" diye kara kara düşündüren parçacıkların nasıl oluşmuş olabileceğine, bu yöntem mantıklı yanıtlar veriyordu. yani hadron konusunda da işe yarayan bu yaklaşım, daha büyük sorunları çözebilmek yolunda önemli bir adım olmuştu.
daha büyük sorunlar? evet şu sorundan bahsediyorum; genel görelilik teorisi ve kütle çekim kanunu, daha genel konuşursak kuantum alanlar teorisi birbiriyle uyuşmuyor. bunların ikisi de ayrı ayrı son derece başarılı çalıştıkları için yanlış olduklarını düşünmüyoruz ama arada köprü kuracak, boşluğu dolduracak bir bağlantı olmalı. bunu henüz bulamamış olmamız, evrene dair bazı temel sorunları çözmemizin önünde de engel teşkil ediyor. peki bu nasıl derman olacak yaraya? zira bunun da başka sorunları vardı başlangıçta. mesela ışık hızından daha yüksek hıza sahip olması gereken takyon adı verilmiş bir parçacığın varlığını zorunlu kılıyordu. üstelik bunların kütlesi ya sıfır ya da negatif olmalıydı. buna ilaveten "spin değeri 2 olmalı ama kütlesi sıfır olmalı" dediği bir parçacık daha çıkıyordu ortaya ki bu da gözlemlerimize uymuyordu.
genel olarak önemli bazı sorunları çözebildiği için, bilim insanları bu teoriden vazgeçmek istemedi ve bu kez de teorinin ortaya çıkardığı sorunlara çözüm aramaya yöneldiler. süpersicim teorisi de burada devreye girdi.
temel kuvvetler dediğimiz 4 kuvvet var. bunlardan üç tanesi (eleketromanyetik kuvvet, güçlü nükleer kuvvet, zayıf nükleer kuvvet), en başta söylediğim noktasal varsayılan parçacıklar aracılığıyla fonksiyon gösterir. noktasal parçacık yaklaşımı sorun çıkarmaz yani ama dördüncü çıkıntı mendebur, pardon kuvvet, öyle değildir. onun da taşıyıcı bir parçacığı olabileceği fikri geliyor tabii ki akla. işte süpersicim teorisi, sicim teorisinin öngördüğü 2 spinli kütlesiz parçacığın, taşıyıcı parçacık olarak öngörülen teorik graviton olabileceğini gösteren, üstelik takyonların varlığını da zorunlu kılmayan matematiksel bir yaklaşım, yani aranan kan.
***
buraya kadar her şey güzel ama sicim teorisi dediğimiz zaman biliyorsunuz ki ortaya, evrende 3 uzay ve 1 zaman dışında var olması gereken daha fazla boyut çıkıyor ortaya. bu da süpersicim teorisinin zorunlu kıldığı bir durum. diyor ki teori "doğru şekilde çalışırım ama evrende 3+1 değil 9+1 boyut olduğunda!"
olabilir mi? aslında evet. biz uzay boyutlarını deneyimliyoruz ama eğer evrende, oluşum aşamasında bunlar kadar büyümemiş olan, kuantumsal boyutlarda kıvrılıp kalmış boyutlar varsa, bizim bunları algılama şansımız yok 3 boyuta göre evrilmiş zihinlerimizle. bunun da başka sorunları vardı ama daha fazla detaya girmeyeceğim. *
***
yukarıda sorun çıkarmayan 3 kuvvetten bahsetmiştim. bu kuvvetlerle kuantum mekaniğini bağdaştıran kurama büyük birleşik kuram diyoruz. buna kütle çekimini de eklediğimizde adına her şeyin teorisi diyoruz.
devamını gör...
çüş artık dedirten yazarlar
şaşırtan yazarlardır. bu sözlükte az bulunurlar.
devamını gör...
26 nisan 2026 galatasaray fenerbahçe maçı
sanırım şampiyonun belli olacağı maç olur.
devamını gör...
göndermeli başlık vs göndermeli tanım
göndermeli başlık: öyle ölmem füze at ( başlıklı füze)
göndermeli tanım: aha kafası yarıldı.
göndermeli tanım: aha kafası yarıldı.
devamını gör...
pilates
on bir ay önce yazmışım başlığa. bir buçuk aydır gidiyorum. duruşumda ciddi bir iyileşme oldu. alkolü de azalttım. kiloda öyle anormal bir oynama olmadı ama gözle görülür bir düzelme var duruşta. zaten pilates kilo vermek için değil diyolla. kendime kızıyorum nasıl bunca sene bu kadar atıl bırakabilmişim kendimi diye.
devamını gör...
6 kelimelik otobiyografi
dünyaya geldim gitmeye, yola çıktım bulmaya.
devamını gör...
