zaman tüneli

erdoğan davasında samimi bir adamdır, siyaset neyi gerektiriyorsa onu yaparak emin adımlarla yükselmiştir, iyisiyle kötüsüyle bugünlere dek getirdi ülkeyi ama meclis danışmanları baş yaptığı için imzalar gece yarısı yürürlükte, reyis de mutfağı ve etrafındaki sürü yüzünden kör edilmektedir. bilmiyor muyuz zannediyorsunuz, sarayı koruyan surrra alayı değil diyarbakırlı siyah toros pala sedat dayı. bahçeli bunak da ula ata deyip izmirde batak oynayan rakıyla ak olan saray sülüsü, izmir’i perişan ettiniz, kadifeden kesemiz vardı beyaz kalemle çizdiniz. benim ağzım bozuk da sözlük çok medeni ya kaval çalıp kurt güdüyorsunuz, kaya yerleşitirip aaali olduk diyorsunuz da beni deli eden siz oldunuz.
devamını gör...

sedat abimiz çok meşguldür, ciddi işleri var kendisinin. sözlükte öldürecek zamanı yok.

ben geldim. kih kih kih
devamını gör...

aldık takibe belli kumaşında bir tuhaflık var. buralara farklı renkler gelsin olayını destekliyorum.
devamını gör...

arif olana din, min lazım değildir.
devamını gör...

nasıl canım çekiyor böyle yumruk yumruğa değil ama ağız dalaşı şeklinde olanını baya çekiyor. isteğe bak ya beni de delirttiniz ha
devamını gör...

sözlüke davet ettim, gelsin burada da yazsın bence herkes kafasına göre yazıyor bundan sonra normal kafayla çekilmez burası.
devamını gör...

a.b.d ve israil emperyalist ağzı ile konuşan onun bunun cocuklarının yorum yaptığı islam ülkesi.

bu arada, aynı ağzı konuşan luayikçi kemalistler, nasılmış molla rejimi? senin elinde böyle bir teknoloji ve üretim sahası var mı? bunca yıllık amborgoya rağmen. emperyalizme karşı dik duracak bir inancın var mı?

sıradaki hedef türkiye'nin esasta önündeki son sipher olan ülke.
devamını gör...

takip etmeyi çok sevdiğim yazarlar var. iyi ki varlar. ancak tek şikayetim, doya doya oylayamamak. hopp! nöruyonnnn! diye ikazları çıkıp duruyor. zincirlerimi kıramıyorum ühü. *
devamını gör...

nurdan gürbilek'in "yer değiştiren gölge" isimli deneme kitabının bir bölümünün adı. bu bölümden günümü dolduran şöyle bir kısım var:

"taşra sıkıntısı, adını verelim buna; taşra sözcüğüne yalnızca mekana ilişkin bir anlam yüklemeden, yalnızca köyü ya da kasabayı kastetmeden; onları da, ama onların ötesinde, şehirde de yaşanabilecek bir deneyimi; bir dışta kalma, bir daralma, bir evde kalma deneyimini, böyle yaşanmış hayatları ifade etmek için. evde kalmanın, yaşlı bir anneyle paylaşılmak zorunda olunan bir hayatın, hep aynı yatakta istenmeyen bir kocayla birlikte yatmanın, yük olduğunu bile bile bir ağabeyin evinde yenen yemeklerin, akşamdan akşama görülen sert bir babanın huzurunda, uzayıp giden çatal bıçak sesleri eşliğinde, hiç konuşmadan yenen akşam yemeklerinin sıkıntısı. evin içinde, dört duvar arasında, dantelli tül perdelerin ardında yaşanan bir sıkıntı. her gün aynı saatte geçen bir trenin sesinin böldüğü, tren ufukta kaybolurken yeniden bütün ağırlığıyla çöken; yolu kasabaya düşmüş bir kervanın çanlarıyla dağılan, çan sesleri sönüp gittiğinde daha da artan bir sıkıntı. ancak taşrada bulunmuşların, hayatlarının şu ya da bu aşamasında taşranın darlığını hissetmişlerin, hayatı bir taşra olarak yaşamışların, kendi içlerinde bir şeyin daraldığını, benliklerinin bir parçasının sapa ve güdük kaldığını, giderek bir taşradan ibaret kaldığını hissedenlerin anlayabileceği bir sıkıntı. ancak küçük bir pencereden günboyu sokaktan geçenleri seyretmenin, bütün gün deniz üstünde taş sektirmenin, uzayıp giden dedikoduların, bütün gün kahvede tavla oynamanın, açık saçık fıkraların, horoz güreşlerinin, gizlenmek zorunda olunan cinsel düşlerin bir an için eritebildiği, giderek daha da artırdığı bir sıkıntı. taşrada her gün yaşanan, şehirlilerinse en çok pazar öğleden sonralarından tanıyacağı bir sıkıntı: başkalık vaat eden hafta sonunun bittiği, bütün gün evde olan sinirli bir babanın gözüne batmadan katlanılmak zorunda olunan, radyoda maç nakleden spikerin sesinde uzayıp giden pazar öğleden sonralan . . .

çocukluğumdan tanıdığım bir sıkıntı bu. yalnızca çocukluğum taşrada geçtiği için değil, çocukluğun kendisi bir taşra olduğu için. tıpkı taşra gibi, uzakta yanıp sönen, parlayıp yiten ışığın vaadiyle yaşar çocuk. her gün onu bekleyen, her sabah onu yanına çağıran bir dünya! orada, dışarıda, bir anlam vaadi olduğunu fark etmiştir bir kez. yeni bir oyuncağın uyandırdığı umudun yerini birden nasıl koyu bir can sıkıntısına bıraktığını hatırlayanlar bilir: çocuğu umutlandıran da, bir şeylerin kendisinden esirgendiğini hissettiren de dışarının vaat ettiği bu anlamdır. çünkü çocuk, anlamı kendi içinde, kendi bedeninde, kendi dilinde üretemez henüz. dışarıdaki anlamı da yakalayamayacak kadar bodur, ona ulaşamayacak kadar çelimsizdir. bu yüzden anlam vaat eden dünyanın kıyısında, simgesel düzenin kenarında, cinselliğin taşrasında, annesinin eteğine yapışmış öylece kalakalır. ama anneyle birliği bozulmuştur çoktan; bu yüzden geri döner ama bu kez ona mahkum kalmanın, ondan uzaklaşamamanın, hayatı büyüklerin dünyasının taşrasında yaşamaya mahkum olmanın sıkıntısıyla."
devamını gör...

bu inanca sahip kişilerin neredeyse tamamı, dindarlara nazaran dini kurallara daha uygun, dürüst ve ahlaklı bir hayat sürerler hatta bunu yapabilmek için bir el kitabına ve yönlendirmeye bile ihtiyaç duymazlar; çünkü doğru, makul ve olması gereken temel insani şeylerin tamamı hemen burnumuzun dibindedir ve sadece birazcık düşünülerek çok basit bir şekilde bulunabilir.
devamını gör...

bir backstreet boys parçası.

çıkalı 26 sene olmuş diyorlar ama inanmayın.

daha bikaç sene önceydi klibini öğrenci evindeki 37 ekran tüplü akai marka tvden film gibi izlediğimiz zamanlar.

o yüzden en fazla 5 sene bence.

devamını gör...

hiçbir dost dediğim insan ile aram açılmadı bence siz dost ve arkadaş arasında ki farkı bilmiyorsunuz
devamını gör...

şimdi, cennette cinsellik olduğuna dair bir ayet yok " eşleştirmek" var. bununla birlikte bu eşleştirme olayı tüm cennetlikler için huri, ğılman, vildan. cennet arkadaşları ve hizmetlileri.

ha keza diyelim ki ,cennette bu eşleştirmede cinsellik var, bunun neresinde bir sıkıntı gördün gakko? dünyada insana eşini yaratan allah, ahirette de yaratmış ve onunla nikahlamış. annen, bacın, halan, teyzen gibi evlenen insanlar yani.

olayı " iki insan nikahsız da çiftleşebilir, eskort, kerhane, flörr, partner" kendi çarpık zihniyetinle yorumluyorsun.

diğer taraftan, cennetteki şarab, dünyadaki gibi sarhoş edip akıl örten bir madde değildir. ayet saffat 16 - 17.

dünyada sırf içki, zina ve eğlence için kendi varlık nedenini inkar edenlerin poh atmaya çalıştığı mevzu olmuş.
devamını gör...

altı bomboş şeylerden öyle sıkılıyorum ki anlatamam. bok gibi insanlar kendilerinin bile uymadığı öğütler veriyor. pardon da sen kimsin hacı? hayatımın hangi noktasında ve döneminde neye derman oldun? ne için sırt sırta mücadele verdik? hangi başarımla mutlu oldun? hangi travmamla ilgili bir saniye üzüldün? daha hangi rengi sevdiğimi bilmiyorsun, neye gülerim, ne beni ağlatır hiçbir fikrin yok ki senin...

ben hangi günlerden nefret ediyorum mesela ki beni geçtim sen kendini bile tanımıyorsun ki bana olmayan hangi aklını veriyorsun? hayat okuduğun o üç havalı cümle, farklı olmak için yırtındığın üç beş abuk davranış mı zannediyorsun? sen kimsin ki benim verdiğim çabayı küçük görüyorsun? şahsen sen kimsin ben hiç bilmiyorum. kaç yüzün var onu anlamıyorum. dost değildin onu biliyorum da bari bir tanıdık kadar hatır bıraksaydın. tanıdığım kısa zaman diliminde benim kafamda kurduğum derinlikte boğulduğun için çok sıkıldım ve ben hayal kırıklıklarımı kolayca söylemek yerine sessizliğe bürünürüm.

senin onayına ihtiyacım olduğunu nereden çıkardın bilmiyorum. kendini konumlandırdığın noktada saçma sapan şeyler konuşmaktan keyif alıyorsun, anlıyorum ama buna benim hayatımı dahil etme. tanımadığım esasen hiçbir şekilde uyuşmadığım halde saygı duymaya çalışıyorum ama zorluyorsun. zırvaların, umrumda olmayan çıkarımlarınla lütfen eşikten tamamen dışarı çık çünkü burada istenmiyorsun. senin bukalemun arkadaşlığınla hiç ilgilenmiyorum.
devamını gör...

dünyadaki en nadir ve en değerli elementlerdendir.
devamını gör...

leylek ve lak lak camiasından musa eroğlu, turnaların öcü başlıklı bir şiir var, sezai karakoçtan.
devamını gör...

kontrol edemediği şeyler için sevinen insanların görkemine ulaşmak ne yüce bir mertebe.
devamını gör...

ekşisözlükte epey yazdım üzerine de know how vese epey its succesfulll oldu, yani nükleere alternatif oldu falan.
devamını gör...

kahvemsi bi şey içiyorum sırf içmiş olmak için.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eski düşman olarak kalsa da tolstotoyevski beter bir mendebur lemur çıktı eee ansiklopedi bu pek safsata içermez.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim