zaman tüneli

bu işe absürd yerlerinizi çekerek başlamamışsınızdır umarım.
devamını gör...

(bkz: hayallerde yaşıyor bazı bebeler)
devamını gör...

var mı?
dayak isteyene itinayla atılır.
devamını gör...

(bkz: makro fotoğrafçılık)
devamını gör...

bence de öyle ama herkes aynı zihniyette değil… geçenlerde esra erol’da bi adam karısına “bugün senin eşinim yarın potansiyel düşmanınım” diyordu. baya ilginç gelmişti ama işte böylesi de çok.
devamını gör...

bu adam gerçektir ama galata kulesini ve köprüleri satan bir şebekenin de başıdır, öfkeli göründüğüne bakmayın kafası köpüktür, sevinci oradan gelir, serinkanlıdır, opera bale sever, ırmak keser, kazan kaldırır, enginlerden korkmaz, öksüz yetim farketmez, derya da balık, okyanus ötesinde özcanlıdır, karga tutmaz korkuluktur ve gözü korkutur ama biz de korku da koltukta haktan. f.kt.an veya b…tan değil. bizim bebeler komple beliktaştan eee teşkilat mahsus beyazlar ağa gibi delleniyordu, şimdi semirmek zamanı, ben sadat kepenkoğlu, sözlükümüzü bir dürüme soktum, central perk friends 8. sezon.
devamını gör...

siyonist ve haçlı emperyalizmi tarafından manen ve madden işgal edilmiş olan ülke.
devamını gör...

nickini sevdim, bu nick güzel
devamını gör...

en son, yardıma ihtiyacı olan yaşlı bir hastaya, manuel bir sandalye gonderdigini okuduğum, instagram adresine girdiğimde, bu tür binlerce farklı dallarda yardımda bulunduğunu görüp şaşırdığım, bence kalbi güzel kişi. yardımlaşma guzeldir...
devamını gör...

e gitmeden önce burada hayatımızla oynadık ya, kaybetsek cehennemde olurduk diye cevaplardım, inansaydım...

ayrıca cinsellik olmayan bir match olayı bana gelmez...
fifa mı oynayacağım eşleştiğimle cennette...
sarhoş etmeyen şaraptan falan da bahsedilmiş.
e oğlum hani cennetteydik?
bu nasıl cennet?
konya lan burası...
bayburt...
devamını gör...

erdoğan davasında samimi bir adamdır, siyaset neyi gerektiriyorsa onu yaparak emin adımlarla yükselmiştir, iyisiyle kötüsüyle bugünlere dek getirdi ülkeyi ama meclis danışmanları baş yaptığı için imzalar gece yarısı yürürlükte, reyis de mutfağı ve etrafındaki sürü yüzünden kör edilmektedir. bilmiyor muyuz zannediyorsunuz, sarayı koruyan surrra alayı değil diyarbakırlı siyah toros pala sedat dayı. bahçeli bunak da ula ata deyip izmirde batak oynayan rakıyla ak olan saray sülüsü, izmir’i perişan ettiniz, kadifeden kesemiz vardı beyaz kalemle çizdiniz. benim ağzım bozuk da sözlük çok medeni ya kaval çalıp kurt güdüyorsunuz, kaya yerleşitirip aaali olduk diyorsunuz da beni deli eden siz oldunuz.
devamını gör...

sedat abimiz çok meşguldür, ciddi işleri var kendisinin. sözlükte öldürecek zamanı yok.

ben geldim. kih kih kih
devamını gör...

aldık takibe belli kumaşında bir tuhaflık var. buralara farklı renkler gelsin olayını destekliyorum.
devamını gör...

arif olana din, min lazım değildir.
devamını gör...

nasıl canım çekiyor böyle yumruk yumruğa değil ama ağız dalaşı şeklinde olanını baya çekiyor. isteğe bak ya beni de delirttiniz ha
devamını gör...

sözlüke davet ettim, gelsin burada da yazsın bence herkes kafasına göre yazıyor bundan sonra normal kafayla çekilmez burası.
devamını gör...

a.b.d ve israil emperyalist ağzı ile konuşan onun bunun cocuklarının yorum yaptığı islam ülkesi.

bu arada, aynı ağzı konuşan luayikçi kemalistler, nasılmış molla rejimi? senin elinde böyle bir teknoloji ve üretim sahası var mı? bunca yıllık amborgoya rağmen. emperyalizme karşı dik duracak bir inancın var mı?

sıradaki hedef türkiye'nin esasta önündeki son sipher olan ülke.
devamını gör...

takip etmeyi çok sevdiğim yazarlar var. iyi ki varlar. ancak tek şikayetim, doya doya oylayamamak. hopp! nöruyonnnn! diye ikazları çıkıp duruyor. zincirlerimi kıramıyorum ühü. *
devamını gör...

nurdan gürbilek'in "yer değiştiren gölge" isimli deneme kitabının bir bölümünün adı. bu bölümden günümü dolduran şöyle bir kısım var:

"taşra sıkıntısı, adını verelim buna; taşra sözcüğüne yalnızca mekana ilişkin bir anlam yüklemeden, yalnızca köyü ya da kasabayı kastetmeden; onları da, ama onların ötesinde, şehirde de yaşanabilecek bir deneyimi; bir dışta kalma, bir daralma, bir evde kalma deneyimini, böyle yaşanmış hayatları ifade etmek için. evde kalmanın, yaşlı bir anneyle paylaşılmak zorunda olunan bir hayatın, hep aynı yatakta istenmeyen bir kocayla birlikte yatmanın, yük olduğunu bile bile bir ağabeyin evinde yenen yemeklerin, akşamdan akşama görülen sert bir babanın huzurunda, uzayıp giden çatal bıçak sesleri eşliğinde, hiç konuşmadan yenen akşam yemeklerinin sıkıntısı. evin içinde, dört duvar arasında, dantelli tül perdelerin ardında yaşanan bir sıkıntı. her gün aynı saatte geçen bir trenin sesinin böldüğü, tren ufukta kaybolurken yeniden bütün ağırlığıyla çöken; yolu kasabaya düşmüş bir kervanın çanlarıyla dağılan, çan sesleri sönüp gittiğinde daha da artan bir sıkıntı. ancak taşrada bulunmuşların, hayatlarının şu ya da bu aşamasında taşranın darlığını hissetmişlerin, hayatı bir taşra olarak yaşamışların, kendi içlerinde bir şeyin daraldığını, benliklerinin bir parçasının sapa ve güdük kaldığını, giderek bir taşradan ibaret kaldığını hissedenlerin anlayabileceği bir sıkıntı. ancak küçük bir pencereden günboyu sokaktan geçenleri seyretmenin, bütün gün deniz üstünde taş sektirmenin, uzayıp giden dedikoduların, bütün gün kahvede tavla oynamanın, açık saçık fıkraların, horoz güreşlerinin, gizlenmek zorunda olunan cinsel düşlerin bir an için eritebildiği, giderek daha da artırdığı bir sıkıntı. taşrada her gün yaşanan, şehirlilerinse en çok pazar öğleden sonralarından tanıyacağı bir sıkıntı: başkalık vaat eden hafta sonunun bittiği, bütün gün evde olan sinirli bir babanın gözüne batmadan katlanılmak zorunda olunan, radyoda maç nakleden spikerin sesinde uzayıp giden pazar öğleden sonralan . . .

çocukluğumdan tanıdığım bir sıkıntı bu. yalnızca çocukluğum taşrada geçtiği için değil, çocukluğun kendisi bir taşra olduğu için. tıpkı taşra gibi, uzakta yanıp sönen, parlayıp yiten ışığın vaadiyle yaşar çocuk. her gün onu bekleyen, her sabah onu yanına çağıran bir dünya! orada, dışarıda, bir anlam vaadi olduğunu fark etmiştir bir kez. yeni bir oyuncağın uyandırdığı umudun yerini birden nasıl koyu bir can sıkıntısına bıraktığını hatırlayanlar bilir: çocuğu umutlandıran da, bir şeylerin kendisinden esirgendiğini hissettiren de dışarının vaat ettiği bu anlamdır. çünkü çocuk, anlamı kendi içinde, kendi bedeninde, kendi dilinde üretemez henüz. dışarıdaki anlamı da yakalayamayacak kadar bodur, ona ulaşamayacak kadar çelimsizdir. bu yüzden anlam vaat eden dünyanın kıyısında, simgesel düzenin kenarında, cinselliğin taşrasında, annesinin eteğine yapışmış öylece kalakalır. ama anneyle birliği bozulmuştur çoktan; bu yüzden geri döner ama bu kez ona mahkum kalmanın, ondan uzaklaşamamanın, hayatı büyüklerin dünyasının taşrasında yaşamaya mahkum olmanın sıkıntısıyla."
devamını gör...

bu inanca sahip kişilerin neredeyse tamamı, dindarlara nazaran dini kurallara daha uygun, dürüst ve ahlaklı bir hayat sürerler hatta bunu yapabilmek için bir el kitabına ve yönlendirmeye bile ihtiyaç duymazlar; çünkü doğru, makul ve olması gereken temel insani şeylerin tamamı hemen burnumuzun dibindedir ve sadece birazcık düşünülerek çok basit bir şekilde bulunabilir.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim