zaman tüneli

küfür derken...ben şimdi birisine ağır küfür etsem bu küfür mü oluyor. yani sizin dediğiniz anlamda küfür mü oluyor.
devamını gör...

mini etekle özgür olunmaz ayrıca karıma kızıma falan da giydirmem. böyle meselelerde yobazım bağnazım.
devamını gör...


ocak: old skool tipler. bunlar sözlüğün kurucu babalarıdır. kimse yokken onlar vardı. saygı gösterin.


dur be babacan geleli kaç ay oldu daha. *
devamını gör...

bir islam ülkesi bir kefere yurduyla savaşsa bütün kefereler üşüşür ama bir kefere bir islam ülkesine saldırsa pek karışan olmaz.
devamını gör...

bir ahmet şafak şarkısı çağrışımı yapan yazar kişisi.

şunu tavsiye ediyorum kendisine:

devamını gör...

kinik entelektüelim ama martta doğmadım.
devamını gör...

yeni ismi artık hür ve kabul edilmiş hacılar derneği olacaktır.
devamını gör...

kader resmen her seferinde muhtar emmi için yazmama uygun ortamı sağlıyor. ey bilge kişilik bu kader benden senin hakkında ne yazmamı istiyor da her seferinde muhtarı görüyorum vali falan yok mu *.
devamını gör...

hürriyet locasının 60. yıldönümü için yaptığım logo idi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

my tarikata katılberi
devamını gör...

kimse kimseyi kandırmasın, bu bölüm siyasi çıkar için açıldı ama boş kaldı. zaten yetişmiş akademik personeli nereden buldunuz da açtınız. hangi kaynaklara dayalı eğitim vereceksiniz? vs vs sorular sorduğumuz zaman ya ziko sen faşistin allahı sın zaten deyu cevap aldık hep.

neredeyse bütün türk coğrafyasında yüz yıllardır bilinen bazı türküleri alıp bunlar aslında kürt dengbeji türkçeye uydurdular deyip, binlerce yıllık ergenekonu demirci kawa yapıp, sümer tabletlerinde uzak doğudan mançuryadan geldiler denilen bazı kavimleri kendi ataları gösterip, balkanlarda tutan mikromilliyetçiliği orta doğuda da tutarım projesinin devamı olan arap ve kürtlerin milletleşmesi projesine bu kadar içten inanarak gerçekleri söyleyen herkesi faşist ilan etmek akıl, mantık ve bilim dışı şeyler.
evde ve kendi aranızda dilinizi konuşabildiğiniz, eğitim, ticaret, siyaset yapabildiğiniz bir ülkeniz varken fazla zorlamayın bence. avustralya'da yaşayan zilyon tane azınlık ve buranın yerlisi aborjinler dahil hiç kimse anadilde eğitim ya da anadilde sağlık, adalet gibi zırvaları aklından bile geçiremez. bunları fransa, abd, almanya, danimarka, isveç, japonya gibi ülkelerde de aklınıza getitmez sistem. oturup biraz düşünün...
devamını gör...

artık toplantılar şöyle olur..

-toplanmış bir locada bir meriç'in görevi nelerdir?
-herkesin meriç olup olmadığını kontrol etmektir..
-usülünce barkın'a kırgın olunuz..

eldivenler ve önlükler de pembe renkli olur.
devamını gör...

bugün cuma final günüymüş...

şimdi sonuçlar açıklanıyor. zuhal ablanın makyajı, saçı ve kıyafeti süper olmuş.
kadın yaşlanmıyor maaşallah.

bakımlı insanın hali bir başka oluyor anacım.
devamını gör...

çok güzel börek yapılıyor bununla. normal yufkayı aramazsınız bile. hem de yapması çok daha pratik.
devamını gör...

(bkz: diko)
oturur iskemlede, sağa sola sataşır durur sabaha kadar. ondan sonra çok yoruldum.*
devamını gör...

dalavereyle sağda solda gevşek işleri kovalayan tip.
devamını gör...

yemeği daha da lezzetli kılan hede hüde.
devamını gör...

absürdizm, (bkz: camus)’un “hayat saçma, ama devam et” diye özetlediği o felsefe, günlük hayatta sessizce her köşede pusuda bekliyor. mesela sabah kalkıyorsun, alarmı kapat, duş al, kahve iç, hepsi robot gibi. birden “lan ben niye uğraşıyorum ki, sonunda hepimiz toz olacağız” diye bir tokat yiyorsun. işte absürd tam burada devreye giriyor. rutinlerini sarsıyor, hayatın anlamsızlığını yüzüne vuruyor ve seni otomatik pilottan çıkarıyor.

önce motivasyonu vuruyor. işte excel tabloları dolduruyorsun, toplantılarda patrona yalakalık yapıyorsun, ama absürd kulağına fısıldıyor: “bu da kaya yuvarlamak gibi bir şey.” (bkz: sisifos) gibi ter döküyorsun ama yarın yine başa saracak.

burada iki ihtimal doğuyor, ya bu düşüncenin altında eziliyorsun ya da “madem saçma bari gülerek yapayım, en azından eğlenirim” diyorsun. camus’nün söylediği şey de tam olarak bu zaten, kayayı itmek zorundaysan, bari farkında olarak it.

benzer şekilde ilişkilerde patlıyor. sevgilinle tartışırken bir an içinden “oğlum hayat zaten anlamsız, ne fark eder?” diyorsun, ya da arkadaşın dert anlatırken “hepimiz toz olacağız, ama şu an oturmuş ciddiyetle konuşuyoruz” düşüncesi beliriyor. doğum günü pastasını üflerken bile çoğumuzun içinden “bir yıl daha geçti, ölüme yaklaştık” fikri geçmiyor mu? fazla umursamazlık yalnız bırakır seni, aman dikkat.

sonra tüketim çılgınlığına sıçrıyor. alışveriş yapıyorsun, yeni telefon alıyorsun, instagram gibi platformlarda like kasıyorsun, ama absürd yine kulağına eğilip “şşt.. bunlar boş, mutluluk getirmeyecek” diye fısıldıyor. bazen insan bu yüzden minimalizme dönüp sade yaşamaya yöneliyor, bazen de tam tersine “madem saçma, harcayayım” diye black friday kuyruğunda bekleyip eve dönünce “lan ne gerek vardı?” diye pişman oluyorsun. kaya aşağı yuvarlandı yine değil mi?

ama olumlu tarafı da var: absürdü kabul edince yaratıcılık patlıyor. çünkü artık her şeyin büyük bir anlamı olmak zorunda değil. “madem anlamsız, istediğimi yapayım” diyorsun. saçma şiirler yazıyorsun, deftere doodle çiziyorsun, ofis masana “bugün de ölmedik, hehe” notları yapıştırıyorsun.

neticesinde absürd insanı yoruyor mu? evet, ama camus’un sisifos mitinde dediği gibi, mesele kayayı bırakmak değil. kayayı itmeye devam etmek. ama bu sefer gözün açık. hayatın saçmalığını fark ederek, biraz da gülerek. o kayayı gülerek yuvarla. çünkü başka türlü bu kadar ciddiyetin içinde insan gerçekten delirir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok saçma sapan tanımlar da olan bir kaynak sitesi. anonim tanımlamaya müsaitliği ve spesifik bilgi kirliliğine izin verilmesi dolayısıyla etnik, siyasi ve sosyo kültürel konularda çok güvenilir bulmuyorum.
devamını gör...

okurken göze çarpan ilk şey, kitabın “normal roman” diye bir şeyden haberi yokmuş gibi davranması oluyor. hikaye var mı? eh, var gibi, ama sanki yarım yamalak bir puzzle. karakterler? onlar da orada burada beliriyor, ama hiçbir şey klasik roman akışında ilerlemiyor. sahneler bir anda “hop” diye kesiliyor, bambaşka bir yere zıplıyor. okuduğun şey rüya mı, gerçek mi, yoksa (bkz: burroughs)’un kahve lekeli not defterinden mi, ayırt etmek imkansız. bir süre sonra jeton düşüyor. adam sana hikaye anlatmıyor, resmen kafasının içindeki kaosu masaya boca ediyor. “buyur evladım, ye bunları” der gibi.

gerçi adamın hayatına bakınca, “e tabii” diyorsun. yıllarca eroinle dans etmiş, (bkz: beat kuşağı)’nın en karanlık figürü. (bkz: kerouac) yol maceralarında romantik pozlar keserken, (bkz: ginsberg) mistik şiirlerle coşarken, burroughs “her şey çürüyor, hadi eğlenelim” modunda. sanki grubun o “partiyi bozan” elemanı.

naked lunch da tam bu kafanın kitaba dönüşmüş hali. bağımlılık, paranoya, devlet baskısı, beden deformasyonları... hepsi absürt, garip sahnelerle birbirine dolanıyor. tuhaf yaratıklar dolaşıyor, organlar isyan ediyor, sen de “bu ne lan, uyuşturucu mu içtim ben?” diye sayfayı iki kere okuyorsun. ama kitabın amacı da o zaten. seni o rahatsız, mide bulandırıcı ama tuhafça eğlenceli girdaba çekmek. “kalk lan, rahat koltuğunda oturma, kalk biraz kıvran” diyor adeta.

kısacası, bu kitabı mantıkla okumaya kalkarsan kafan atar, ama hissederek dalarsan... eh, en azından “vay be, ne trip” diye gülersin. atmosferle ilerliyor, mantıkla değil, sanki bir acid partisi gibi.

bu tuhaf atmosferi görselleştirmek isteyenler için (bkz: david cronenberg)’in çektiği naked lunch filmi de iyi bir referans sayılır. film kitabın birebir uyarlaması olmasa da burroughs’un o halüsinatif dünyasını, paranoyasını ve absürt imgelerini oldukça iyi yakalar.

dipnot: burroughs bu kitabı yazmadan önce karısını yanlışlıkla vurup öldürüyor. cronenberg filmi bunu hikayenin merkezine koyar.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim