zaman tüneli
çim adam
93'te ilkokul 3.sınıftayken doğumgünü hediyesi olarak gelmişti kafasına su koyunca 10 gün sonra çimlenmeye başladı kel kafası 2 ay sonra falan solmuştu yani ömrü olan ot adamlardır bunlar hatta benimkinin üstünde ot adam yazıyodu.. çok hoşuma gitmişti o dönem çok popüler olmuştu zaten onun haricinde de troll denen giysili bebeler vardı popüler olan.
devamını gör...
ilk buluşmaya muleta pelerini ile gitmek
"ispanyol hastası k.zoları tavlamak için birebirdir bu evlât" demişti rahmetli muşlettin amca kahvede.
"zamaninda az boğa güleşi yapmadık" deyip gülmüştü rahmetli.
"zamaninda az boğa güleşi yapmadık" deyip gülmüştü rahmetli.
devamını gör...
bir dizi repliği bırak
- beni bu ülkede sorgulayacak kimse yok!
ellerimi, gözlerimi bağlayacak kimse yok!
hele bunları yaptıktan sonra yaşayacak kimse yok!
delikanlı olun lan! soru soracaksanız gözümün içine bakarak sorun! bizim verilmeyecek hesabımız yok!
ellerimi, gözlerimi bağlayacak kimse yok!
hele bunları yaptıktan sonra yaşayacak kimse yok!
delikanlı olun lan! soru soracaksanız gözümün içine bakarak sorun! bizim verilmeyecek hesabımız yok!
devamını gör...
andy warhol'u fiesta tabağı ile dövmek
rahmetli muşlettin amcanın hayaliydi ancak ömrü vefa etmedi.
"bu herif radyoaktif tabak hastasıydı evlât. halka düzgün rol model olmayan tiplere gıcık kaparim" derdi rahmetli.
"bu herif radyoaktif tabak hastasıydı evlât. halka düzgün rol model olmayan tiplere gıcık kaparim" derdi rahmetli.
devamını gör...
ismail arı
devamını gör...
damacana suya gelen zam
devamını gör...
muz yiyip gece yürüyüşe çıkmak
radyoaktif olduğundan rahmetli muşlettin amca bunu çok yapardı. gece yüzü ay gibi parlardı rahmetlinin yürürken sokaklarda.
devamını gör...
kızılderililer türk değildir
"kardeşim bunlar türk ise biz türk değiliz. bu yerliler hindileri yakalamaya değer görmezdi. yetenek işi değildir erkek işi değildir ayıp derlerdi. şahsen ben yemem ben bu uyuntu hayvanları"
derdi rahmetli muşlettin amca tahta kahvede.
derdi rahmetli muşlettin amca tahta kahvede.
devamını gör...
neden hindi tavuk güvercin gibi yürürken kafayı oynatmıyoruz
rahmetli muşlettin amca bunu kahvede câhil ahaliye açıklamıştı.
"onlar gözlerini yere paralel tutmak zorundadır aha bu hareket derinliği algılamaya yardımcı olur"
diye devam etmisti.
"onlar gözlerini yere paralel tutmak zorundadır aha bu hareket derinliği algılamaya yardımcı olur"
diye devam etmisti.
devamını gör...
bir dizi repliği bırak
“imam nikahını ne sanıyorsunuz siz, rezalet ruhsatı mı"
buradan
tamamını izleyemem, benim vaktim değerli diyen varsa 01.50 ye sarabilir.
buradan
tamamını izleyemem, benim vaktim değerli diyen varsa 01.50 ye sarabilir.
devamını gör...
zülal kalkandelen
devamını gör...
aynada bir o göze bir bu göze bakmak
rahmetli muşlettin amca bunu geçici körlük olarak anlatmıştı kahvede.
" buna gavurlar saccade der, seccade değil be allahin cahilleri, bi dinleyin"
diyerek devam etmisti.
" o esnada gözün oynamasını göremezsiniz. o küçük beyninizin algılayamayacağı kadar hızlıdır hep ondan bu geçici körlük " demişti.
" buna gavurlar saccade der, seccade değil be allahin cahilleri, bi dinleyin"
diyerek devam etmisti.
" o esnada gözün oynamasını göremezsiniz. o küçük beyninizin algılayamayacağı kadar hızlıdır hep ondan bu geçici körlük " demişti.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
göğe selam olsun.
devamını gör...
sam altman
devamını gör...
korku filmlerinde hayatta kalma rehberi
otobanda, başka bir araç tarafından takip edilme halinde düz gidip kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde durmak yerine geriye dönülebilir. bir de araç bakımı önemli. kritik anda marş basmama klişesinden kurtarır.
devamını gör...
milan skriniar
istanbul beykoz'daki evine hırsız giren fenerbahçeli slovak futbolcu. 40 bin dolar çalınmış.
kaynak: cumhuriyet.com
kaynak: cumhuriyet.com
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
az önce pilates matında spor yaparken bacağıma bir şey düştü. düşen şeyi çekirge sandım. çekirge nereden aklıma geldi hiçbir fikrim yok. bağlık bahçelik bir yerde de değil bizim ev, normal site yani. neyse, yerimden zıplayarak kalktım ödüm koptu. bir de "bacağıma çekirge düştü" diye bağırdım gecenin birinde. meğer mezuraymış. evet, bildiğimiz mezura. şaka değil .ne alaka bilmiyorum, onun da garip bir hissiyatı var sanırım ondan. bu aralar bende birtakım alıklıklar mevcut, hadi hayırlısı.
aniden panikle kalktığım için de şimdi belim ağrıyor, hikaye bu kadar.
aniden panikle kalktığım için de şimdi belim ağrıyor, hikaye bu kadar.
devamını gör...
primordial
irlanda’nın dublin yakınlarındaki küçük bir kasaba olan skerries’ten çıkıyor. 1993’te (bazı kaynaklara göre kökleri 1987-91’e dayanıyor) bassist pol macamhlaigh ve gitarist ciaran macuiliam tarafından kurulmuş, tam bir irlanda extreme metal grubu.
müzikleri black metal ile folk/celtic unsurların arasında duruyor ama asıl mesele tür değil. onlar irlanda’nın o gri, ıslak, ağır havasını doğrudan gitarlara ve davullara hapsetmiş gibi. dinlerken sadece riff değil, bir halkın bin yıllık yorgunluğunu, yenilgilerini, sürgünlerini ve unutulmama inadını duyuyorsun.
alan averill’in vokali ise şarkı söylemekten çok anlatmak, lanet okumak ve yas tutmak gibi. bazen boğuk bir fısıltı, bazen göğsü yırtan bir haykırış… tam bir aidiyet acısı, köklerin ağırlığı.
hissettirdiği duygu ne saf hüzün, ne kör öfke. daha çok acıklı bir gurur; geçmişi değiştiremeyeceğini kabullenmek ama o geçmişi elinden bırakmayı reddetmek. dinlerken omuzların çöküyor, sırtın dikleşiyor. gözlerin doluyor, yumrukların sıkılıyor.
bu yüzden hızlı tüketilmiyor. arkada açık bırakıp “rahatla” diye dinlenmiyor. biraz yalnızlık, biraz yağmur sesi, biraz da içerde uzun uzun dolaşacak zaman istiyor. bu herifler müzik yapmıyor; bir milletin hafızasını kanla, terle ve gözyaşıyla yeniden yazıyor. sen de o sayfaları okurken mevzunun sadece irlanda olmadığını, herkesin sırtında kendi tarihiyle gezdiğini fark ediyorsun.
müzikleri black metal ile folk/celtic unsurların arasında duruyor ama asıl mesele tür değil. onlar irlanda’nın o gri, ıslak, ağır havasını doğrudan gitarlara ve davullara hapsetmiş gibi. dinlerken sadece riff değil, bir halkın bin yıllık yorgunluğunu, yenilgilerini, sürgünlerini ve unutulmama inadını duyuyorsun.
alan averill’in vokali ise şarkı söylemekten çok anlatmak, lanet okumak ve yas tutmak gibi. bazen boğuk bir fısıltı, bazen göğsü yırtan bir haykırış… tam bir aidiyet acısı, köklerin ağırlığı.
hissettirdiği duygu ne saf hüzün, ne kör öfke. daha çok acıklı bir gurur; geçmişi değiştiremeyeceğini kabullenmek ama o geçmişi elinden bırakmayı reddetmek. dinlerken omuzların çöküyor, sırtın dikleşiyor. gözlerin doluyor, yumrukların sıkılıyor.
bu yüzden hızlı tüketilmiyor. arkada açık bırakıp “rahatla” diye dinlenmiyor. biraz yalnızlık, biraz yağmur sesi, biraz da içerde uzun uzun dolaşacak zaman istiyor. bu herifler müzik yapmıyor; bir milletin hafızasını kanla, terle ve gözyaşıyla yeniden yazıyor. sen de o sayfaları okurken mevzunun sadece irlanda olmadığını, herkesin sırtında kendi tarihiyle gezdiğini fark ediyorsun.
devamını gör...
parmakları üzüm kurusuna benzeyen hatun
"şüphesiz ki ıslanınca bunu parmakların suyu emmesi olayı büzülmüş cilt moleküler yapısını korumak nedeniyle işlevini korumak hedesiyle gereklidir. nesneyi kavramak için buruşur. dayanak noktalarını kavramak içindir evlât "
demişti rahmetli muşlettin amca kahvede.
demişti rahmetli muşlettin amca kahvede.
devamını gör...
mete gazoz
devamını gör...