zaman tüneli

“benim büyük büyük dedem yıllar önce manavlardan esmer bi gelin almış. karı beyazların içine atılmış siyah don gibi bütün sülaleyi boyadı ya”
kardeş payı..
devamını gör...

73 bin tl ile kişisel tarihimin en yüksek ekstresine bu ay ulaştığım, tüketim tuzağı. ne onunla ne onsuz olunabilen bir 'keriz sarmalı'.

''consumption bait''
devamını gör...

çelik-töre
devamını gör...

gerek yok olm buna. șu sözlükte bile "en güzel șehir antalya" yazsan sülalene küfredecek noktaya geliyor millet.

sizden götürür karșıdan değil.
devamını gör...

tarkan - ikimizin yerine.
devamını gör...

hayal kırıklığı dediğimiz şeyin önemli bir kısmını aslında biz kendimiz üretiriz. mesele çoğu zaman dış dünya değil, bizim o bitmek bilmeyen beklenti kurma alışkanlığımızdır. beynimiz resmen bir “beklenti makinesi” gibi çalışıyor; hormonlar, geçmiş deneyimler ve biraz da ego karışınca ortaya kaçınılmaz bir senaryo çıkıyor. sonra gerçeklik geliyor ve o senaryoyu sessizce yırtıp çöpe atıyor.

insan burada kendini biraz fazla merkeze koyuyor. biri geç cevap verince, bir cümleyi eksik kurunca, bir gün ilgisi azaldı diye hemen içerde mahkeme kuruluyor. saatlerce analiz, yorum, çıkarım… halbuki ortada çoğu zaman “bize yapılmış” özel bir şey yok. sadece karşımızdaki insanın kendi hali var. ama biz onu alıp kendimize yazıyoruz.

en klasik tuzak şu: “ben böyle düşündüm, o zaman bu böyle olacak.” çocukken mahallede “bu sefer ben kaleci olayım” diye tutturup olmayınca yaşanan hayal kırıklığıyla, yetişkinlikte birinin “farklı” olduğunu düşünüp sonra değiştiğini sanmak aslında aynı yerden çıkıyor. sadece oyunun adı değişiyor.

insanlara gelince iş daha da karışıyor. birkaç iyi an yaşayınca hemen içerden bir ses başlıyor: “bu sağlam”, “bu üzmez”, “bu kalıcı.” oysa kimse sana böyle bir garanti vermedi. ortada imzalanmış bir sözleşme yok. kimse “seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağım” diye taahhüt etmedi. zaten edemez de. herkes kendi iç savaşıyla meşgul.

bizim yaptığımız şey, kendi çizdiğimiz resmi gerçek sanmak. sonra o resim bozulunca “ihanet” diye isim koymak. halbuki çoğu zaman ihanet falan yok, sadece yanlış okuma var.

çözüm beklentiyi sıfırlamak değil ama biraz aşağı çekmek. “bu da insan” diyerek başlamak. çünkü neyin ne kadar gerçek olduğunu baştan bilemezsin zaten. en azından o zaman bir şeyler ters gittiğinde dünya başına yıkılmıyor. sadece “beklediğim gibi olmadı” diyorsun ve devam ediyorsun.

hayal kırıklığı yaşamak normal. anormal olan, her seferinde onu büyütüp içimizde dev bir hikâyeye çevirmek. çocukken küçük şeylerde oluyordu, şimdi daha büyük konularda oluyor. ama hissin kendisi aynı kalıyor. sadece dekor değişiyor.
devamını gör...

başka bi' evrende en güzel hâlinle
sen hayata karış, ben daha da biteceğim
devamını gör...

bütün arıtmalar ters osmosis değil, bunlara bakın da alın. +senin o mineralleri alabileceğin milyon ceṣit gıda var bu obezite devrine eksik kalmaz merak etme.

ne içerseniz için damacanadan iyidir. musluk suyunu kaynatsanız bile.
devamını gör...

bu sapa yere beni attılar. kimse de sormadı rahat mı diye...
devamını gör...

yeni çağ osmanlıcılığına takılan ''slang/argo/bitirim'' lakaptır.

jön ottocular; yeni çağın değişen paradigmaları gereği; siyasal işgal olmaksızın 'çok uluslu şirketler' eliyle ülke güçlerinin emperyalistlere devrini uygun gören siyasal islamcı politikaları desteklerler. neoliberalizmin bunun sosu olduğunu iddia ederler.

neden milli liberalizmin olamayacağını açıklayamazlar. milli duruştan bahsedenlere 'jön jön bakarlar'.
devamını gör...

devamını gör...

salonda tv izlerken çekirdek-çay aktivitesi yapıyorum. güzel bir film çıksa da izlesem diye kanalları dolaşıyorum. en son hafta içi pamuk prenses ve avcı'yı izlemiştim. yormayan, eh işte diyebileceğim böyle bir tane daha olsa hayır demem. dizi demeyin bana, kendimi uzun soluklu bir takip için yorgun hissediyorum.
devamını gör...

metallica
eş to eş, dost to dost.
edit: 4 sene önce açmıştım başlığı, vay be.
devamını gör...

en iyi arkadaşım olacaksa, birlikte dünya turu yapabileceksek, çocuk sahibi olabileceksek sebebe gerek yok aslında.
devamını gör...

talisca'nın bütün alameti farikası milletin haftanın golü ayın golü sezonun golü falan diye g*tünü yırtacağı golleri yürüyerek atması. zor golleri öyle kolay gösteriyor ki millet onu çöpleme haddini kendinde buluyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eve gelince ayak yıkayacak yemek yapacak birinin olması ve tabii ki seks.
devamını gör...

devamını gör...

hayranlarımı ne yaptığım ve nerede olduğum konusunda merakta bırakamam. üzülür ve ağlarlar. o zaman söyleyeyim. ikinci kase mercimek çorbamı içiyorum mutfakta. bir kaşık çorba, bir cümle. çorbayı yapalı sanırım 3 veya 4 gün oldu. bitmiyor, bitmiyor. ama bu akşam bitecek. gerekirse üçüncü kaseyi de içerim. biz bitecek dediysek bitecek!
devamını gör...

en güzel neden ve netice çocuk bence. onun dışında belki yüzlerce neden bulunur her biri kişiye özel olan, herkese uyan vs.. ancak anne baba olmak şu dünyada sorumluluğu en ağır ama en güzel duyguların da kaynağı bana kalırsa.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim