zaman tüneli

hayatımın albümü for the love of art and the making çıkalı tam 20 sene oldu bugün. bu yıl dönümünü ıskalayamazdım.

sözlükte çeşitli başlıklarda bin kez dediğim gibi, binlerce kez dinlediğim ve hala dinlemeye devam ettiğim, beni hiçbir zaman baymayan tek albümdür.

bu aralar haftada birkaç kez dinliyorum ortalama ama uzun dönemler hemen her gün, günde birkaç defa dinlediğim de oldu. gene olabilir. toplamda 10.000'den fazla kere dinlemiş bile olabilirim. yani saymadım da en az 5.000'dir bence, 10.000'i de geçebilir diye düşünüyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

muazzam bir avantaj sağlamıyorsa ya da aşık değilseniz mantıklı bir eylem sayılmaz. bir japon ile evlenmek yerine bir rumen ile evlenmek daha mantıklı olabilir. rumenya yakın bir ülke, aile ziyaretleri masrafsız olur. sirkeci'den trenle bile gidilebilir. ayrıca orta vadede ab vatandaşlığı konusunda da avantaj sağlayabilir.
devamını gör...

bahardandır efendiler bahardandır. bahar havasını yiyen çarpılıyor.

allaaaah, allaaaah,

şimdi ajdar'ı daha iyi anlıyorum. of be.
ahahaha. bırakalım ruhlarımız özgür kalsın.
dans dans dans.
devamını gör...

(bkz: çakal)
tam çakal.
devamını gör...

fc barcelona'nın menajeriyle iletişime geçtiğine ilişkin bilgiler basına yansıyan gelişmeler arasında. katalan ekibin polonyayı golcü robert lewandowski ile yolları ayıracağına kesin gözüyle bakılıyorken muriqi iddiası yabana atılacak türden değil. 2026 yılı itibarıyla avrupa'da ve dünyada fizikli, golcü bir pivot bulmak epey zor. fenerbahçe, muriqi trenini kaçırmış olabilir.
devamını gör...

biraderle kitap muhabbeti yaparken yerli yazarlarımızdan bazılarının da aslında özgün üsluba sahip olup edebî kabiliyetlerini gayet usturuplu kullanabildiğini anlatıyordum. o esnada murathan mungan’ın 995 km adlı romanı kitaplıkta gözüme ilişince kitabın yazarını verdiğim örnekler arasına almış bulundum. “birader, edebî izleklerde esinlenmeler kaçınılmaz olsa dahi adam özgün üsluba sahip bir kere! temayı derinlemesine, bağlam dahilinde sıçıp sıvamadan işleyebiliyor. olay örgüsü merak uyandırıcı. hikâye unsurları yerli yerinde. karakterlerle özdeşim kurulabiliyor. işlenen zamanın ruhu ve atmosfer seni içine çekiyor, karakterlerle kendini neredeyse hemhâl buluyorsun cart curt!” derken “adam ‘gey’ değil miydi?” sorusu apansız geldi. “geyliğine gey amma tam bir kalemşor!” dedim. neden anlattım bilmiyorum. kitap fuarında elimizde satıştaki son eseri upuzun kuyrukta sıramızı bekliyorduk. görevli oğlan post-it dağıtıyor. adımızı yazalım ki sıra geldiğinde yazar kişi zaman kaybetmeksizin oradan kopya çekip hemen kitabı ismi anarak imzalasın deyü. adımı lisân-ı âlî osmânî ile yazdım. maksat hasıl oldu. kitabı imzalarken sohbeti aradan çıkardık. fotoğrafta konu mankenliği yaptırdık. tam bir centilmen. işin erbabı.
devamını gör...

arapça'dan çok, eski zamanlarda konuşulan bir dil olan fenikece'ye benzer. yanlış bilgiler yine hatay döneri tarafından aktarılmış fakat maltaca dilindeki fenike etkisi arap etkisinden daha fazladır. tarihte fenike kolonilerini bilmeyip, bilgisizce sallayan arkadaşların doğru bir fikre sahip olmasını beklemiyoruz zaten. günümüzde tunus gibi ülkeler bile kartaca mirasına sahip çıkmaktadır, fas, cezayir gibi ülkeler berberi mirasına sahip çıkarlar ki bu kültürler roma ile iç içe geçmiştir. romalılar iz bırakmadı diyenlere duyurulur. her sami dili konuşanı arap yapmayınız lütfen, nasıl ki her fin - ugor kavmini türk yaptığınız gibi.
devamını gör...

bir k harfinin çenenizi kırabileceğinin en iyi göstergesi olan versus başlığıdır. k harfine boşuna "sert sessiz" denmiyor. burada yumuşamaz da, çenenizi koruyun. ben de amma geveledim. çenemi tutsam iyi olacak. haha.
devamını gör...


ne kadar silik, önemsiz de olsa
zamanın geçtiğini bize hatırlatan
her şey
hatıra sızısı
anlara değerini veren sonsuzluk
ve hayat kadar sıradan...
devamını gör...

sonra aynaya bakıp dedim ki, emine sen salak mısın? şu güzelliğe, şu tatlılığa bak. bugün sakın ağlama dedim. emine de bana tamam dikkat edeceğim abla sakin ol dedi. yaa, öyle işte. kurabiye ister misin? ayrıca geçen gün bana dedi ki *******************. ben de tamam dedim. söyle bakalım şimdi kim haklı? kardeşim, haklının ne önemi var? sen de bir boktan anlamıyorsun? dur yav, nereye? konuşuyorduk şurada.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gel bizim eve götüreyim seni. akşama sofraya misafir ol. sevmez misin hiç pilavın üzerine uzanmayı falan? hı? kaçma.
devamını gör...

her şey ticari olursa.
devamını gör...

az önce hayatımı ya da hayatsızlığımı sorgularkene tanımadığım bir adam tarafından söylenmiş söz.

o an 'silerim senin dalağını' bakışımı* atmış olsam da kendisine buradan teşekkürlerimi sunuyorum.
çünkü kendisine inanmayı ve kanmayı tercih ediyorum.
devamını gör...

"vurulan benim yerdeniz
sen boşuna ölüyo'sun."
devamını gör...

fransızca'da da toplantı, buluşma anlamlarına gelen kelime. ayrıca madagaskar yakınlarındaki fransız sömürgesi ada için:

(bkz: réunion adası)
devamını gör...

1986'da kurulan ve halen aktif olan meksikalı (bkz: pop rock) grubu. 4 (bkz: grammy) ödülü, 9 (bkz: latin grammy) ödülü vardır. toplamda 11 albümle dünya çapında 45 milyondan fazla satmışlardır. (bkz: hollywood şöhret kaldırımı)'nda bir de yıldızları vardır.

¿donde jugaran los niños?
labios compartidos
en el muelle de san blas
devamını gör...

ben artık günlük yazmıyorum ama günlük çiziyorum.
devamını gör...

dünya'nın en kolay şeylerinden birisidir ama çoğunlukla atladığımızdır. minicik bir hediyeyle bile bir çocuk kalbi kendini cennetteymiş gibi hissedebilir. nereden mi biliyorum? çünkü içimdeki o minik çocuğu halen canlı tutmaya çalışıyorum ve bütün yaşam enerjimi de halen ona borçluyum. elbette bunun bazen çok güzel yanları olduğu gibi üzüldüğünüzde de aşırı can yakıcı tarafları olabiliyor.

çocukları sevindirmek/mutlu etmek konusu her geçtiğinde, beni hayatım boyunca en çok etkileyen karelerden birisi olaraktan şu fotoğraf aklıma gelir:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

fotoğraf: life, 30 dec 1946, vol. 21, no. 27, s. 22 / gerald waller

bu fotoğraf, 1946’da savaş sonrası avusturya/viyana’daki am himmel yetimhanesi'nde çekilmiştir. çeken kişi de; gerald waller’dır. bu mutluluktan göklere uçak ufaklık ise kaynaklarda çoğunlukla: “werfel” diye geçer. internette bu kare sık sık “ikinci dünya savaşı sırasında” diye paylaşılıyor ama bu doğru değildir. erişilebilen en doğru yayınlar araştırıldığında, bunun savaş bittikten sonra, yani 1946 noel dönemi civarında basıldığı görülüyor.

fotoğrafın “tam hikayesi” ise benim için tek bir çocuğun sevinç anından daha büyük bir anlam taşıyor. bu fotoğraf, life dergisinin 30 aralık 1946 tarihli sayısının, “europe’s children” başlıklı bir bölümünde 22. sayfada yayınlanmıştır. daha sonradan fotoğrafla ilgili yapılan açıklamalara göre: amerikan kızılhaçı’ndan gelen büyük bir yardım kutusu am himmel yetimhanesine ulaşıyor ve içinden; ayakkabılar, paltolar ve elbiseler çıkıyor. savaş boyunca yeni giysi görmemiş olan öksüz ve yetim çocuklar da, bu yardımla birlikte çok büyük bir sevinç yaşıyorlar. yani kare, yalnızca “güzel bir çocuk fotoğrafı” olsun diye değil, savaş sonrası avrupa çocuklarının; hem yoksunluğunu hem de yapılan yardımların onları nasıl mutlu ettiğini göstermek için çekilmiş ya da en azından bu amaçla seçilip yayımlanmıştır.

aynı fotoğraf, yaklaşık beş yıl sonra, 24 eylül 1951 tarihinde yine life dergisinin başka bir sayısında tekrardan kullanılmıştır. bu ikinci yayında fotoğraf artık yalnızca savaş sonrası yardımın bir belgesi olarak değil, bir okurun sakladığı ve başkalarına gösterdiği ahlaki/duygusal bir hatırlatıcı olarak sunulmuştur. ilgili kaynaklara göre bir life okuru olan mrs. richard henry wehmeyer, dergideki bu fotoğrafı ilk gördüğünde çok etkilenerek kesip almış ve yıllarca yanında taşımıştır ve kendisi ne zaman bir ortamda insanların olmadık minik şeylerden dert yandığını görse, hemen o kişiye bu fotoğrafı gösterdiğini yazmıştır. dergi yönetimi de bu anlamlı ve güzel paylaşıma istinaden, bu fotoğrafı yeniden yayımlamaya karar vermiştir; yani bu fotoğraf artık haber olma değerini aşmış, hafızalarda yaşayan bir simgeye dönüşmüştür.

bu arada fotoğraftaki çocuğun adı internette bazen “hans werfel” olarak geçiyor, bazen yalnızca “werfel” deniyor. aynı şekilde, yardımı yapan kurum da; bazı kaynaklarda american red cross, bazılarında ise junior red cross in america diye geçiyor.

özetle: bu kare, savaşın ardından 1946’da, viyana am himmel yetimhanesi'nde, gerald waller tarafından çekilmiştir. amacı da savaş sonrasında yaşanan yoksulluğu ve insani yardımın etkisini görünür kılmaktır. ilk kez 30 aralık 1946 tarihli life dergisinde yayımlanmıştır. 24 eylül 1951’de yeniden basılmıştır ve insanlar üzerinde ne gibi derin etkiler bıraktığı da bizzat derginin yeniden basım gerekçesinde de ortaya konmuştur.

özetle; bence nerede karşımıza çıkarsa çıksın tüm çocukları her daim sevip mutlu edelim ki bizim çocuklarımız da onlarla birlikte gülebilsinler.
devamını gör...

geçenlerde günlüğümü okudum ay dedim yazık kimin çocuğuysa
takım tutun günlük tutmayın
devamını gör...

sadece satın aldığımız süt, yoğurt ya da ilacın değil; heveslerin, ilişkilerin, fikirlerin, gençliğin, öfkelerin, hatta bazı hayallerin bile bir son kullanma tarihinin olması durumudur.
devamını gör...

evdeki çamaşır makinesi uçmaya çalıştığı için ben seyretmekten ziyade sakinleştirmeye çalışıyor ve özellikle son sıkma anında makinenin omuzlarından tutup tm olum bi şey yok ya amma büyüttün diyorum ve o beni seyrediyor
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim