zaman tüneli

var ama söylemem, ayıp.s
devamını gör...

ne münasebet..! zenginlik ve refah içinde yaşayan insanlara sesleniyorum.
sizi kınıyorum.. hem de öyle içten kınıyorum ki,
dilerim bu kınama bir gün kaderin kulağına gider de
insanı yormayan bir refahın,
kalbi köreltmeyen bir zenginliğin
nasıl bir şey olduğunu bana da öğretir.
belki o zaman anlarım
bolluk sadece sahip olmak değilmiş,
hakkını verebilmekmiş.
devamını gör...

geçen hafta yolun kenarında uslu uslu sigaramı içerken yavşağın biri kafama vurup kaçtı. ense köküme öyle böyle vurmadı. baya güçlü vurdu. bir ufak sendeledim ama yıkılmadım. kolay mı lan anadolu çomarı clark babayı yıkmak heee.

ne olduğunu bile anlamadım. arkasından bütün millet yokuş aşağı koşmasını izledik. inanılmaz komik koşuyordu. büyük bir ihtimalle meczup biriydi.

ayrıca teyzelerin ve amcaların aaaa ve oooo tepkileri insanı delirtir. eğlence arıyorlar kendilerine.
devamını gör...

2 gun once geceleyin bi tane gorup dun uyuyamadigim, kulagima seslerin geldigi, kisa sureli sizofreniye bagladigim kotu ruya. 2 gun once gordugum en kotu kabuslardan birini gordum, korkunctu. ruyamdaki karakterler: ben, guldur guldur huseyin (erdem yener) ve altin cocuk. hic korkunc gibi durmuyor ruyadaki cast'tan dolayi ama cok korkunctu. oncelikle psikoloji bozan cinsten bi durum oldugunu soylemek isterim, uzun zamandir kendimi boyle korkmus hissetmemistim, yani oyle bi kabustan soz ediyoruz. seytan bile gordurmus olabilir bana bunu.

oncelikle ben ruyamda futbol takimi baskaniydim. atletico madrid ya da ac milan baskaniydim, galiba ac madrid diye bi takim vardi ve ben onun baskaniydim. guldur guldur huseyin de benim yardimcimdi. ama tum bu futbol islerinin otesinde, aslinda futbol kuluplerinin para kaynagi olan gizli bir mekan varmis. yani bizim de oyle bir mekanimiz varmis, o mekan sayesinde kulubumuz para kazaniyormus.

bu mekan maden gibi bi yerdi, magara, maden gibi bi yer. buyuk ve karanlikti, icerisi bikac kattan olusuyordu. matrix'teki zion gibiydi. ve her katta calisan isciler vardi kotu giysilerle falan. madende calisiyorlardi yani, maden iscileriydi.

yardimcim guldur guldur erdem ile mekana giris yaptik, yani madene. ardindan bir cocuk isci gordum, altin cocuk'tu kendisi. ama daha kucuk hali. gorduk, ayak ustu muhabbet ettik ardindan gitti.

bi sure orda takildiktan sonra guldur guldur erdem geldi yanima, efendim, o cocugun babasi öldü, en alt kattalar dedi. babasi da burda isciymis.

sonra bi baktim maden bombos, yani herkes ölmüs. guldur guldur erdem haric, neyse o bana bunu deyince ben de en alt kata indim. guldur guldur erdem benle gelmedi tabi.

en alt kata indim ve dehsete dustum, altin cocugun babasi rolundeki isci abi ellerinden baglanmis ve o da ölmüs. ama cok igrenc ve korkunc bi sekilde. midesi delik desik, yani yarilmis, paramparca ve kanlar icinde, ayrica kemikleri cikmis boyle.

onunde de kapi, kapi dedigim magara kapisi iste, yani delik, orda da altin cocuk duruyor. ama o da korkunc bi halde, onun da midesi falan yarilmis, kanlar icinde ve kemikleri cikmis.

ortamda ölüm sessizligi var. altin cocuk bana dedi ki 'ogrendin mi'. neyi anlamadim, guldur guldur erdem'in bana dedigi, kendisinin babasinin olmesini kastettigini dusundum, biraz kadrajda altin cocuk durdu, sessizlik, ve ardindan uyandim.

inanilmaz korkunc bi ruyaydi. anlami ne anlamadim, cehennemlik miyim diye bi dusunmedim degil. cehennem gibi bi mekandi. keske guldur guldur erdem de benle gelseydi en alt kata, daha az korkardim. evet.
devamını gör...

stresten uzak durun..
sanki farklı evrenlerde yaşıyoruz. bu dünyada stresten uzak kalmanın imkanı var mı doktor..?
devamını gör...

benim gözlemim:
meralarda otlayarak zayıflayan inek görülmemiştir ama metropollerde görülür.

aslolan en başta inek gibi semirmemektir, öküz gibi yememektir, korunmaktır.

obez olduktan sonra ot bot uğraş dur. o kiloyu canı pahasına savunacak bir metabolizmayla savaşılacaktır. sığırlık burda işte...
devamını gör...




tic tac
devamını gör...

''şahan gökbakar'ın türk halkına ayna tutarak layığını verdiği karakterdir. ''

aşağıdaki yazıyı okumaya üşenecekler için biraz sonra yazacaklarımın ana fikri budur. evet bu uzun bir yazı olacak. bende recep ivedik karakteriyle şahan gökbakar'ın kastettiği şeyin aslında ne olduğu gerçeğine uyandıran bambaşka bir film oldu. bu belgesel, abd yapımı ve üç bölümden oluşan (bkz: after porn ends) idi. 70, 80, 90'lı yıllarda ve 2000'lerin başlarında amerikan porno film sektöründe çalışan çoğu kadın, bazısı erkek yetişkin film performansçılarının hatıraları, o günlere ve yaptıkları işe dair düşüncelerini anlatan bir çalışmaydı. belgeselin bir yerinde 70'li yıllardan bir kadın oyuncu şöyle demişti. ''ben bugünlerde sektördeki bazı kadınların escortluk yaptığını duyuyorum. bizim zamanımızda bu imkansızdı. seyirci bizle sevişemez, bizi ancak hayal edebilirdi. ''

bu cümle beni hayli düşündürmüştü. zira eski dönemlerde çok bedel ödediklerini söyleyen sanatçılar, aslında yenilere göre bazı açılardan avantajlıydı. örneğin bir kemal sunal yahut şener şen, istanbul'da kendi korunaklı dünyalarında yaşarken, halk onları sinema perdesinde görebilirdi. onlar ideolojik olarak muhafazakar halka ters gelecek söylemler içeren filmlerde oynasalar da vatandaşın direkt tepkisine maruz kalmıyorlardı. ancak anadolu turnesine çıkanlar, anadolu irfanının gerçek yüzüyle karşılaşıyorlardı. bugünkü zihniyetin arkaik örnekleri, devrimci sanat yapan tiyatro kumpanyalarını taşlayan anadolulu ülkücü ve dinci kitlerinin saldırılarında görülüyordu. rahmetli gazanfer özcan'ın veya nejat uygur'un sürekli silah taşıdıkları, perran kutman ve diğer birkaç kadının bir anadolu turnesinde gündüz gözüyle dağa kaldırılıp tecavüz edilmek istendiği, onları korumaya çalışan merhum aykut oray'ın kafasının taşla yarıldığı, ajda pekkan'a alaturka okuyamıyorsan bari göbek at denildiği anadolu, çeperin merkeze gelemediği. şehre gelince kendi gecekondu mahallesinde yaşadığı bir dünya idi. bir sanatçıya şehirde rastlamak imkansıza yakın olduğu gibi kanun ve nizamın olduğu devirlerdi. yani ayak takımı ayak takımlığını bilir, ancak kendi çöplüğünde öterdi.

fakat 2000'lerin başında bir şey oldu. o ayak takımı iktidara geldi. internet ve sosyal medya uygulamalarının halka inmesiyle, herkes herkese ulaşabilir, herkes dokunulabilir hale geldi. artık tarih profesörüne tarih dersi veriliyor, beyin cerrahı dövülebiliyor, kardiyolog bıçaklanabiliyordu. idiocracy kelle sayısının çokluğuna göre yönetenin tayin edildiği bir düzenin gayrı resmi ideolojiydi. 2007'lerde cem yılmaz'ın orman yangınlarıyla ilgili attığı bir tweetten ötürü yeni doğmuş çocuğuna küfür edildiğini hatırlıyorum. netice itibariyle y kuşağı son ikazını gezi kalkışmasıyla yaptı ama bu ikaz kitlelerde yankı bulmadı. sonrasında da türkiye'nin baş aşağı gidişine şahit olduk. peki recep ivedik bunlardan azade mi ?

şahan gökbakar, aslında komedisinin doğal sınırlarını tv 8'de dikkat şahan çıkabilir programında bize göstermişti. ancak yaşananları kendince değerlendirmiş ve konformizme zorunlu olarak sürüklenmiştir. ya sosyal mesaj kaygısı güden bir komedi yaparak yahut yaptığı sanatın verdiği itibar üzerinden sosyal ve politik mesaj verip, kitlenin bir kısmınca düşmanlaştırılıp, iktidara bağlı gönüllü veya kayıt dışı trollere maruz kalacaktı. ya da 20 senedir yapmaya çalıştığı gibi nispeten güvenli bir yol seçecekti. bu yol seçiminde ona temsili bir meşruiyet kazandıracak ''şaban'' gibi fenomen bir tiplemeye ihtiyaç vardı. ayak takımının sevebileceği, apolitik, cahil, cehaletiyle ters orantılı olarak görgüsüz ve ukala bir tipleme. halkın bir kısmı bu karakteri görünce ona kendisini yakın hissetmedi. zira kimse kendisinin recep ivedik olduğunu düşünmüyordu. ancak etrafta benzer çok karakter vardı. şahan gökbakar ise izleyicisine ve türk halkının büyük kesimine bu karakter üzerinde tükürdü. hal diliyle ''işte siz busunuz. güldüğünüz adam aslında sizsiniz ve eşek gibi anırarak güldüğünüz karakterin yaptığı kaba saba espriler gibi şeylere layıksınız. mustehakınız recep ivedik'tir '' dedi. recep ivedik, şahan gökbakar'ın halktan intikamıdır. bu karakter üzerinde halkı sömürerek dolar milyoneri oldu. bence yığınlar bunu haketti mi ? tezer özlü'nün dediği gibi ''burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi. ''
devamını gör...

eşi şoka sokar. kill bill filmindeki tek gözlü sarışın kadın gibi gülerek eşe eşcinsel ilişkileri anlatmaktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kardolar birlikte. voltranı oluştursbiliriz.
devamını gör...

şehre inemez hep köylerde olurlar.
devamını gör...

o zaman iç anadolu'daki konuşulan şeye dil değil diş diyoruz sanırım. * (bkz: 32 diş güldüren şeyler) *
devamını gör...

oy tombulum tombulum, yoldan geldim yorgunum.
âlem ne derse desin yar ben sana vurgunum... *
devamını gör...

allah rahmet eylesin, çılgın adamdı. kışın karşıdaki dağlara kar yağarken denize girdiği olurdu. gece zifiri karanlıkta sokaklarda dolaşmayı severdi.
devamını gör...

koca koca insanlar
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: godot'yu beklerken)
devamını gör...

devamını gör...

önyargısız olmak.. hesapsızca sevmek..
devamını gör...

belki de söylememek daha güvenlidir. sansürsüz konuşmanın getirilerine ve götürülerine maruz kaldıkça, dili filtrelemenin önemini anladım. bırakın söyleyemedikleriniz karşınızdakinin izanına kalsın. ya da içinizde yıllansın.. sözün serbest kalması tehlikeli oluyor çoğu zaman.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim