zaman tüneli
nereye gittiğini bilmemenin özgürlüğü
genelde yurtdışında bilmediğin bir şehirde öyle başıboş gezmektir.
devamını gör...
cadillacs and dinosaurs
tüfeği sen al uzaktan şişkolara ateş et, eti bana bırak lan, kasap gelicek şimdi* diyaloglarına sebep olan oyun.
devamını gör...
nereye gittiğini bilmemenin özgürlüğü
feyyaz yiğitten mütevellit izlediğim, uyarlama film olan soyut dışavurumcu bir dostluğun anatomisi veyahut yan yana filminde geçen harikulade cümle.
bir (bkz: elzem (yazar)) ukdesidir.*
bir (bkz: elzem (yazar)) ukdesidir.*
devamını gör...
tek jetonla oyun bitirebilen yazarlar
ne oyun salonlarında, ne evde ataride ne de ilk dönem bilgisayar oyunlarında oyun bitirmeyi ya da multiplayer oyunları öğrenebilmeyi başarabildim. çoğunu bilinçsizce oynuyordum öylesine, aklımı veremeyip dikkatimi toparlayamadığımdan taktik oluştur, ilerle tadında hikayeyi bitir oyuncusu olmadım. öylesine deneyimliyordum.
devamını gör...
quake 3 arena
yiğidin harman olduğu oyundur.
devamını gör...
tek jetonla oyun bitirebilen yazarlar
beni bilenler bilir sefaköy, kanarya, halkalı şeytan üçgeninde art of fighting’de robert garcia ile yenildiğimi tarih yazmadı.
devamını gör...
var olmanın gereksizliğiyle iyice ötekileşmek
kişinin kendi benliğini, farkındalığını gereksiz bulması ve bu durumla birlikte yaşadığı kimlik karmaşası ile ötekileşme durumudur.
ve bu aralar yaşadığım durumdur.
bazen varlığa, vâr olmaya ve hayatta olmaya çok anlam yüklediğimi, ciddiye aldığımı fark ediyorum.
böyle durumlarda da terazideki dengeyi tam tutturamamamdan kaynaklıdır ki vâr olmanın gereksizliği bünyeme zuhur ederken iyice ötekileşmiş hissediyorum.
ve bu aralar yaşadığım durumdur.
bazen varlığa, vâr olmaya ve hayatta olmaya çok anlam yüklediğimi, ciddiye aldığımı fark ediyorum.
böyle durumlarda da terazideki dengeyi tam tutturamamamdan kaynaklıdır ki vâr olmanın gereksizliği bünyeme zuhur ederken iyice ötekileşmiş hissediyorum.
devamını gör...
eskisi daha iyiydi dediğimiz şeyler
hayat ya.
yetişkin olmanın, daha doğrusu üniversiteli falan değil de, gerçekten bir yetişkin olmanın getirdiği tüm o yüklerden ve sorumluluklardan nefret ediyorum.
oysaki tüm hayatım bu dönemleri bekleyerek geçmişti, hayatın şakası da biraz bundan ibaret işte.
yani bir anda kafama esip şehir değiştirememek, tüm düzenimi yıkıp yeniden yapamamak ya da ne bileyim işte ertesi gün iş var diye gece 12'de dışarı çıkamamak gibi. yetişkin olmak, her şeyin fazla ciddileşmesi ve tüm bunların üniversite bitiminden sonra iki üç sene içinde olması. ne bileyim çok garip geliyor bana.
ben sadece ilişki sorunlarını ve dersleri düşünen bir üniversiteli kızdım, hayat ne ara bu kadar resmi oldu bazen anlayamıyorum. özellikle de haftada üç ya da dört kez duruşmaya girdiğim günlerde.
yetişkin olmanın, daha doğrusu üniversiteli falan değil de, gerçekten bir yetişkin olmanın getirdiği tüm o yüklerden ve sorumluluklardan nefret ediyorum.
oysaki tüm hayatım bu dönemleri bekleyerek geçmişti, hayatın şakası da biraz bundan ibaret işte.
yani bir anda kafama esip şehir değiştirememek, tüm düzenimi yıkıp yeniden yapamamak ya da ne bileyim işte ertesi gün iş var diye gece 12'de dışarı çıkamamak gibi. yetişkin olmak, her şeyin fazla ciddileşmesi ve tüm bunların üniversite bitiminden sonra iki üç sene içinde olması. ne bileyim çok garip geliyor bana.
ben sadece ilişki sorunlarını ve dersleri düşünen bir üniversiteli kızdım, hayat ne ara bu kadar resmi oldu bazen anlayamıyorum. özellikle de haftada üç ya da dört kez duruşmaya girdiğim günlerde.
devamını gör...
eskisi daha iyiydi dediğimiz şeyler
açıkçası her şey diyebilirim. toplumun bilinçli şekilde maruz bırakıldığı ekonomik sıkıntılar insan başta olmak üzere neyimiz varsa bozdu. gıdalar zehir, eğitim kötü, sigaraların eski tadı yok, insan ilişkileri bile para temeline kurulu, insanlar kısa yoldan para elde etmek için dolandırılıyor ya da sanal kumara esir oluyorlar. toplumun çoğunluğu servet edinmeye çalışan şanslı (?) bir kesim zengin olsun diye sürekli yoksullaşıyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
eskisi daha iyiydi dediğimiz şeyler
tüp kuyrukları ve ekmek karneleri
devamını gör...
camel soft
eskiden winston soft içerdim, bulamazsam da camel soft alırdım, ikisinin de tütün miktarı yüksek olurdu sıkı sarım zımba gibi sigaralardı. winston soft üretimden kalktı, camel soft'un da tütün miktarı azaldı box ile farkı yok. zaten tatları da kötü tüm sigaraların, toplumca gıdayı geçtik zehirin bile kötüsüne mahkum edildik.
devamını gör...
eskisi daha iyiydi dediğimiz şeyler
abur cuburlar ve kola.
ben 2000'ler dönemini çok iyi biliyorum ve o zaman da tüketmişliğim var. şu ankiler direk kağıt yiyiyormuşsun gibi hissettiriyor. özellikle ülker, sakın almayın aldırmayın.
ben 2000'ler dönemini çok iyi biliyorum ve o zaman da tüketmişliğim var. şu ankiler direk kağıt yiyiyormuşsun gibi hissettiriyor. özellikle ülker, sakın almayın aldırmayın.
devamını gör...
mesai (kısa film)
senaryosu elif parlak tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen kısa film; pınar akyol, gökhan civan, nurullah çilesiz ve şahin kapkın gibi isimler rol almış iken film ise 2019 yılında yayınlanmıştır.

mesaisi bitmiş ve evinin yolunu tutmuş olan genç bir kadının yaşadığı hayal kırıklığını konu ediniyor.
filmimiz bence hayal kırıklığının vazgeçmekle ilgisi üzerine duruyordu, hayal kırıklığına uğradığı için sessizliğe gömülen, karşısındaki insandan sessizce vazgeçen bir insanın yüreğini yansıtmayı amaçlamış gibiydi.
genç kadının yorgun bir iş mesaisinin ardından taksiye binmek üzere yürüdüğü görülüyor, o sırada sevgilisi ya da eşi olan kişiyle telefonda konuşuyor, karşıdakinin öfkeli olduğu anlaşılıyor, daha sonra genç kadın taksiye biniyor ve birazdan kalbinin kırılacağını bilmiyor asla.
taksici ile istikâmete doğru ilerlerken sevgilisi ya da eşi olan kişi ona kalp kırıcı sözlerin yer aldığı mesajlar atıyor, işte kırgınlık ve vazgeçiş de burada başlıyor,
hayal kırıklığı herkesi değiştiriyor...
vazgeçiyor ondan, onu sevmekten, ona dünyanın en güzel haberini vermekten, onunla yaşamaktan ve onunla ölmekten...
bu film bana şunu düşündürüyor;
hayal kırıklığına uğrattığın insanı bir daha geriye döndüremezsin, eskisi gibi olmayacaktır, değişmiş, o hâli ölmüştür artık, keza; hayal kırıklığına uğrayan sen isen sen de değişmişsindir, geriye alınamaz şekilde hem de.
kalbini kırdığın insanın sana söyleyecekleri bazen ölene kadar onun kalbinde kalır, temel nedeni ise belki de sadece hayal kırıklığıdır...
hayal kırıklığı, inandığının yanılsama olması mıdır, kim bilir?

mesaisi bitmiş ve evinin yolunu tutmuş olan genç bir kadının yaşadığı hayal kırıklığını konu ediniyor.
filmimiz bence hayal kırıklığının vazgeçmekle ilgisi üzerine duruyordu, hayal kırıklığına uğradığı için sessizliğe gömülen, karşısındaki insandan sessizce vazgeçen bir insanın yüreğini yansıtmayı amaçlamış gibiydi.
genç kadının yorgun bir iş mesaisinin ardından taksiye binmek üzere yürüdüğü görülüyor, o sırada sevgilisi ya da eşi olan kişiyle telefonda konuşuyor, karşıdakinin öfkeli olduğu anlaşılıyor, daha sonra genç kadın taksiye biniyor ve birazdan kalbinin kırılacağını bilmiyor asla.
taksici ile istikâmete doğru ilerlerken sevgilisi ya da eşi olan kişi ona kalp kırıcı sözlerin yer aldığı mesajlar atıyor, işte kırgınlık ve vazgeçiş de burada başlıyor,
hayal kırıklığı herkesi değiştiriyor...
vazgeçiyor ondan, onu sevmekten, ona dünyanın en güzel haberini vermekten, onunla yaşamaktan ve onunla ölmekten...
bu film bana şunu düşündürüyor;
hayal kırıklığına uğrattığın insanı bir daha geriye döndüremezsin, eskisi gibi olmayacaktır, değişmiş, o hâli ölmüştür artık, keza; hayal kırıklığına uğrayan sen isen sen de değişmişsindir, geriye alınamaz şekilde hem de.
kalbini kırdığın insanın sana söyleyecekleri bazen ölene kadar onun kalbinde kalır, temel nedeni ise belki de sadece hayal kırıklığıdır...
hayal kırıklığı, inandığının yanılsama olması mıdır, kim bilir?
devamını gör...
sevginin bittiğini anlama yöntemleri
eskisi kadar özlememek;
gözlerini, sesini, mimiklerini, onunla vakit geçirmeyi ve sohbet etmeyi bir nebze dahi özlememeye başladıysanız geçmiş olsun efendim.
merhametin azalması;
başının ağrıması, zamansız öksürüğü, bugün az su içmesi gibi bilimum durumlara karşı duyarsızlaştığınızı fark ettiyseniz yine geçmiş olsun efendim.
heyecanlanmamak;
insan pek tabii sürekli heyecan durumunda değildir ama belli başlı bazı durumlarda sevinci ve sevgisi onun kalp atışları ile piyano çalar. bu durumlarda adeta bir üflenmeyen çalgı gibiyseniz tekrardan geçmiş olsun efendim.
umarım, hiçbirimiz; sevdiğimiz kişiye karşı bu sevginin ilmek ilmek sökülerek yok olduğuna şahit olmayız.*
gözlerini, sesini, mimiklerini, onunla vakit geçirmeyi ve sohbet etmeyi bir nebze dahi özlememeye başladıysanız geçmiş olsun efendim.
merhametin azalması;
başının ağrıması, zamansız öksürüğü, bugün az su içmesi gibi bilimum durumlara karşı duyarsızlaştığınızı fark ettiyseniz yine geçmiş olsun efendim.
heyecanlanmamak;
insan pek tabii sürekli heyecan durumunda değildir ama belli başlı bazı durumlarda sevinci ve sevgisi onun kalp atışları ile piyano çalar. bu durumlarda adeta bir üflenmeyen çalgı gibiyseniz tekrardan geçmiş olsun efendim.
umarım, hiçbirimiz; sevdiğimiz kişiye karşı bu sevginin ilmek ilmek sökülerek yok olduğuna şahit olmayız.*
devamını gör...
camel soft
arkadaş bu sigaranın tadı hiç bir sigarada olmadı
devamını gör...
var ya
o zamanlar merak ederdi insanlar acaba alişan çağla şikele pompiş yaptı mı diye nerden geldiyse aklıma gece gece.
devamını gör...
var ya
sana girsin diye devam eden söz öbeği
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
kum - iki yabancı
böyle hafif bayık şarkıları çok seviyorum, bu da mükemmel.
böyle hafif bayık şarkıları çok seviyorum, bu da mükemmel.
devamını gör...
